4 YIL ÖNCE SOMA’DA DİRİ DİRİ TOPRAĞA GÖMÜLEN MADENCİLERİN ACILI ANNELERİNDEN ÇAĞRI: ”HESAP SORULMAYACAK MI?”

Ana Sayfa » GÜNCEL » 4 YIL ÖNCE SOMA’DA DİRİ DİRİ TOPRAĞA GÖMÜLEN MADENCİLERİN ACILI ANNELERİNDEN ÇAĞRI: ”HESAP SORULMAYACAK MI?”

13.05.2018 - 8:57

4 YIL ÖNCE SOMA’DA DİRİ DİRİ TOPRAĞA GÖMÜLEN MADENCİLERİN ACILI ANNELERİNDEN ÇAĞRI: ”HESAP SORULMAYACAK MI?”

Bugün anneler günü.

Kimi anneler için acıların tazelendiği, yüreklerin yeniden, yeniden yandığı gün.

Soma katliamının üzerinden 4 yıl geçti.

O katliamda sendikasızlaşmaya, teşeronlaşmaya, adam sendeciliğe, yurttaşlıktan kul zihniyetine çekilmeye kurban verdiğimiz 301 madecinin acılı anneleri için zor bir gün daha.

Evlatlarını orada yitiren anneler yaşadıklarını anlattılar.

 

Gülsüm Çolak

Oğlumu bir daha büyütüyorum

Oğlu Uğur, 1988 doğumluydu. Babası gibi o da madende çalışmayı seçmişti. Babası İsmail, diğer ailelerle birlikte Ekim 2017’de Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği’ni kurdu. Madenciler anısına kütüphane kuruyor, dayanışma-bilgilendirme toplantıları düzenliyor, çocuklara burs buluyorlar.

“Hiçbirimiz mayısın gelmesini istemiyoruz. İçim hâlâ yanıyor, daha çok yanıyor. Çocukları büyüyor… Büyük oğlu İsmail Ayaz’ı okula başladığında ilk gün kim götürecek kavgası yapardık. İsmail Ayaz bu yıl ilkokula başladı, yaşı benzemesin aynı babası. Oğlumu bir daha büyütüyorum. Pedagoglar, baba disiplinini dededen görmesi gerektiğini söylüyor.

 

 

Sokağa çıkıp adalet dediğimizde, bize ‘Gideni geri getirebilecek misiniz?’ diye soruyorlar. Gidenler gelmeyecek ama siz de ölmeyin diye bize sahip çıkın. Türkiye bir hukuk devleti diyebilmek için… Çocuklar en azından gelecekte güvenceli çalışsınlar.

Artık akrabalarımla değil, kader arkadaşlarımla daha iyi anlaşıyorum. Katliamdan evvel birbirimizi tanımazdık. Sokağa çıktığımda kalabalığın içinde kendimi yalnız hissediyorum. Bazen kafam dağılsın diye elime örgü alıyorum, sonra bir sıkıntı basıyor hepsini sobaya atıyorum.

Annelere bakıyorum, çoğu hayata küstü. Birinin de adaleti araması lazım. Kazadan önce böyle biri değildim. Karşımda bir büyüğüm varsa, saygıda kusur etmeyeyim derdim. Ovalarda çalışıyordum. Acı beni güçlü kıldı.”

Elmas Kaya

Her cuma yanına gidiyorum

 

Tek oğlu Kader Yıldırım, 13 Mayıs 2014’te 33 yaşındaydı. O günden beri ilaçlarla ayakta duruyor. Elmas annenin iki kızı var. “Dün akşam acile gittim. Buralar hep dar geldi, bastırmaya çalıştım, bastıramadım. Aklı başında ölmek de ne zor bir şey. Kafamı duvarlarda parçalayasım geliyor. Nöroloğa gittim. ‘Abla senin bu halin ne olacak, daha yeni geldin’ dedi. Sevdalıktan kızım dedim.

Faciadan sonra karşıma 20 yaşında bir psikolog kız oturdu. ‘Anlat bakalım Elmas Abla, oğlunla nasıl zaman geçirdin’ dedi. Ben sana bir ömrü nasıl anlatayım? Anlatsam anlayabilir misin sadece kelimelerimden? Ancak ‘Vah vah’ dersin, içimdeki yangını görmezsin. İçim öyle yanıyor ki, dört yıldır çorap giyemiyorum. ‘Kalk git, bir daha gelme’ dedim kıza.

Bugün bu Soma’ya biraz daha kızdım. 13 Mayıs mitingi için dağıtılan broşürler pazarda hep yerlerdeydi. Mahkûm gibiyim, çıkıp gidemiyorum da buradan. Sinopluyum ama oğlum burada yatıyor. Kar yağsın, fırtına çıksın, benim her cuma o mezarlığı bulmam lazım. Cuma selasında orada olmalıyım. ‘Sela ile ezan arasında oğlun seni görebilir’ dediler. O yüzden ne önce giderim ne sonra. Evde hiç fotoğrafı yok, bakamıyorum. Oğlumla evde bitmez tükenmez bir sohbetimiz vardı. Evliydi, iki torunum var. Altı yaşındaki kız torunum, 16 yaşında gibi. Hep gözleri buğulu, hep sesi titrek, her kelimesi 14’lüden çıkan kurşun gibi. Erkek torunum ise çok az konuşur. Onlar Sinop’a döndü, ömürler hasretle geçiyor.

Kader, Anneler Günümü kutlamayı hiç aksatmazdı. Askerdeyken bile kutlamak için firar etmeyi denemiş de tel örgülerin üzerinde yakalamışlar. Ceza diye tüm koğuşu boyatmışlar. Her şeyinde çok inceydi.

Mahkemelere gidiyorum ve uygun bir ceza almalarını çok isterim. Sadece bizim için değil, bizden sonrakiler için. Öyle bir ceza olsun ki, işverenlerin aklında kalsın. Ermenek madenini açan kişi Soma’dan gitti. Burada iki sefer yangın çıktı. O zaman o yangınlarda bir kişi öldü diye adama ceza vermediler, gitti Ermenek madenini açtı, 18 kişi öldü. Buradayken caydırıcı bir ceza verselerdi, Ermenek kazası olmazdı. Şimdi bizim davaya çok ünlü bir hâkim getirdiler. ‘Tatar Ramazan’ gibi nâmı kendinden evvel geldi: 11 madencinin öldüğü Maraş’taki Çöllolar Kömür İşletmesi’nde beraat veren hâkim. Benim kimseye güvenim yok artık. Güvenirsen işin bitik demektir.

Önce PKK’lılar yaptı dediler, şimdi FETÖ’cüler çıktı. Gönüllü avukatlar olmasa, bu davalar buraya kadar da gelmezdi. Allah hepsinden razı olsun. Bizim avukatlar, Somalılarla işbirliği yapmış, örgüt kurmuş diyorlar. Duruşma salonuna gel de bak, gülersin bunlar mı örgüt kurdu diye. Bazı anneler ‘Benim oğlum şehit oldu, ilahi dinliyorum, zaman geçiyor’ diyor. Benim oğlum şehit olsaydı, askerde olurdu. Bizi bastırmak için şehit kelimesini kullanıyorlar. Cenabı Allah, katında ne kabul ederse odur. Hepimiz doğduk, öleceğiz elbette. Ama birilerinin para hırsı için değil, çaresizlikten değil… Benim oğlum yatakta olsaydı, hasta olsaydı, suyunu verseydim, doktor umut kesildi deseydi razı olurdum. Ama derilerini yüzdüler, kanlarını emdiler sonra da canlarını aldılar. Benim oğlumun ayağına bir zincir takılmadığı kaldı. Son zamanlarda terden eve dört kirli tişört getirmeye başladı. Pantolonlarının dizden aşağısı hep ıslaktı. İşten gelince evin merdivenlerinde uyuya kalırdı yorgunluktan. Ha bu ölüm fıtrat… Ben bu öfkeyi nasıl bastırayım? Ağlamamak için dişlerimi sıkmaktan çenemin ağrısı kalbime vuruyor.

kaynak: Hürriyet Gazetesi

 

 

 

 

 

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :