AB’NİN NATO’SU: PESCO

Ana Sayfa » İÇ ve DIŞ SİYASET » AB’NİN NATO’SU: PESCO

24.05.2019 - 10:38

AB’NİN NATO’SU: PESCO

AB’NİN NATO’SU: PESCO

 

Ünsal Öztürk

Kısa adı PESCO (Permanent Structured Cooperation on Security and Defence) olan
“Güvenlik ve Savunma Konusunda Daimi Yapısal İşbirliği”olup, adından da anlaşılacağı
üzere AB üyesi ülkelerin ortak savunma ve güvenlik politikaları hususunda uzlaşmaya
varması üzerine 14 Kasım 2017 tarihinde taraf devletlerin imzalamasıyla ortaya çıkan yeni bir
yapılanmadır.

Bu yasal çerçeve bağlamında, PESCO esas olarak iki temel unsurdan oluşacaktır. Taraf
devletler tarafından verilen bağlayıcı taahhütler ve bazı özel projeler.
AB’yi PESCO tarzı bir yapılanmaya iten başlıca etkenler ise şunlardır.
1) Donald Trump’ın ABD Başkanı olarak seçilmesi ve onun izlediği politikaların bir sonucu
olarak AB’nin geleneksel ve alışılagelmiş ABD koruma şemsiyesini büyük ölçüde kaybetmesi
2) Kırım örneğinde olduğu gibi Rusya’nın AB açısından bir tehdit olarak görülmesi
3) AB üyesi ülkeler içinde en güçlü ordulardan birisine sahip olan İngiltere’nin AB’den
ayrılmasına yönelik Brexit süreci
4) AB üyesi ülkelerdeki terör faaliyetlerindeki yoğunluk
5) Yıllardır düşen savunma harcamalarının AB üyesi ülkelerin savunmasını zayıflatması

Bu PESCO yapılanmasında 28 AB üyesi ülkeden 23 tanesi yer almaktadır.

PESCO yapılanmasında yer alan 23 ülke şunlardır.

Almanya, Lüksemburg, Avusturya, Yunanistan, Fransa, Polonya, Bulgaristan, Letonya, Hollanda,
Finlandiya, Çekya, Romanya, Belçika, Slovakya, Hırvatistan, Slovenya, İtalya, İsveç, GKRY,
Litvanya, İspanya, Macaristan ve Estonya.

PESCO yapılanmasında yer almayan 5 ülke ise şunlardır.
İngiltere, Portekiz, Malta, Danimarka ve İrlanda.

Daimi bir savunma işbirliği çerçevesi dâhilinde kurulan ve kapsamlı bir savunma paketi
niteliğinde olan PESCO, bu açıdan çeşitli çevrelerce de “AB’nin NATO’su” olarak
adlandırılmaktadır.

PESCO’ya katılan ülkelerin taahhütleri arasında
1) Savunma harcamalarını artırmak
2) Ortak tatbikat ve eğitim projeleri düzenlemek
3) Savunma kapasitesini geliştirmek
gibi bazı önemli hedefler bulunmaktadır.
PESCO’nun uluslararası alandaki dinamikleri anlamlı bir şekilde değiştirebilmesi için,
oldukça esnek şekilde koordine edilen yüzeysel bir güvenlik şemsiyesi olarak kalmaması ve
sağlam bir iç birlikteliğin sağlanması gereklidir.
Avro örneğinde olduğu gibi eğer bu PESCO yapılanmasına AB tarafından yeterli seviyede
etkinlik ve işlevsellik kazandırılabilirse, PESCO sayesinde AB'nin uluslararası alanda elinin
güçleneceği, dolayısıyla AB'nin güvenlik ve savunma alanındaki NATO ve ABD’ye olan
bağımlılığının büyük ölçüde ortadan kalkacağı şimdiden söylenebilir. Zaten AB ile NATO ve

ABD arasında yaşanan bazı krizlerin temelinde de ABD’nin NATO vasıtasıyla AB üzerinde
üstünlük kurma çabasına gösterilen tepkiler zaman zaman su yüzüne çıktığı bilinmektedir.
PESCO ile birlikte AB üyeleri başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin, güvenlik ve savunma
alanında daha yakın bir işbirliğine gitmesi öngörülmektedir. Daimi bir savunma işbirliği
çerçevesi dâhilinde böyle bir girişimin yapılması ise tüm taraf devletlerin, ortak savunma ve
güvenlik projelerine yatırım yapmaya ve operasyonel kapasitelerini zenginleştirmeye olan
istek ve kabiliyetlerini arttıracak bir hamle olarak görülebilir.
Diğer taraftan PESCO’nun da ötesinde AB bünyesinde savunmaya yönelik başka bazı
oluşumlar da bulunmaktadır. Örneğin, Avrupa Savunma Ajansı (EDA), Askeri Plânlama ve
Yönetim Kapasitesi (MPCC), Avrupa Savunma Fonu (EDF), Avrupa Savunma Endüstrisi
Gelişim Programı ve bu çerçevede gelişen ve yeni bir program olan Koordineli Yıllık
Savunma Değerlendirmesi Programı (CARD) vb. dolayısıyla farklı yasal zeminlerdeki tüm bu
farklı oluşum ve yapılanmaların ileriki tarihlerde büyük bir ihtimalle PESCO yapısı altında
toplanacağı öngörülebilir.
PESCO’NUN YAPISI ve MEVZUAT ALTYAPISI
PESCO’da Avrupa Konseyi ve PESCO üyesi ülkeler tarafından 2 aşamalı bir yönetim ve
denetim uygulanması söz konusu.
AB’nin en üst düzey karar alma organı olan Avrupa Konseyi, PESCO’ya taraf devletlerin
taahhütlerini yerine getirip getirmediğini denetleyecek, ayrıca PESCO mekanizmasının genel
politikaları ile değerlendirilmesini yapacaktır.
Birinci düzeye göre nispeten daha alt seviyede, yani ikinci düzey olan proje düzeyinde ise,
PESCO’nun geliştirdiği projelerin spesifik olarak yönetimi ve değerlendirilmesi yapılacaktır.
Bu düzeyde sorumlu olan devletler, sözkonusu projeye katkıda bulunan devletler olacaktır.
Üyeliğin askıya alınması ve yeni üyelerin kabulü dışındaki kararlar, PESCO üyelerinin oy
birliği ile alınacaktır. Sözkonusu kararlar ise nitelikli çoğunlukla alınacaktır. Ortaya çıkan
projelere dışarıdan devletlerin katılımı konusunda ise şu an bir esneklik sergilense de karar
alma mekanizması sadece taraf devletlerin yetki alanına münhasır kılınmaktadır. Yani
PESCO'daki savunma projelerine AB üyesi olmayan ülkeler de katılabilecek ancak karar alma
mekanizması içinde bulunamayacaklardır.
TÜRKİYE DÂHİL OLUR MU?
AB üyesi olmayan devletlerin PESCO’ya katıldığı ya da ortaklık kurduğu modeller şu
aşamada şekillenmemiş durumda. AB'ye dâhil olmayan ancak NATO üyelikleri dolayısıyla
Avrupa’nın savunmasında etkin bir rol oynayan Türkiye ve Norveç gibi devletlerin PESCO
çerçevesine nasıl katılacağının ise sonraki aşamalarda gündeme gelmesi bekleniyor.
SONUÇ ve DEĞERLENDİRMELER
Burada dikkat edilmesi gereken husus Trump’ın “ÖNCE ABD” ilkesi çerçevesinde
NATO’nun bütçesine en fazla pay ayıran devletin kendileri olduğunu ve Avrupa’nın kendisini
savunması için daha fazla çaba göstermesi gerektiğini ifade etmişti.
İşte AB de ABD’nin bu söylemine bir anlamda karşılık olarak bu PESCO yapılanmasıyla
“ÖNCE AB” ilkesini ortaya koymaya çalışmaktadır.

TÜRKİYE’MİZİN içinde bulunduğu koşullar dikkate alındığında, o zaman bizim de “ÖNCE
TÜRKİYE” ilkesini ön plana koymamız gerekmez mi?

Ünsal ÖZTÜRK

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :