AZİZ NESİN SABAHATTİN ALİ’Yİ ANLATIYOR

Ana Sayfa » HAYATIN İÇİNDEN » AZİZ NESİN SABAHATTİN ALİ’Yİ ANLATIYOR

11.01.2020 - 10:03

AZİZ NESİN SABAHATTİN ALİ’Yİ ANLATIYOR

 

 

Aziz Nesin , Sabahattin Ali’ nin ölümü sonrası sorguda yaşadıklarını anlatıyor:

“Savcılık odasına önce beni çağırdılar. Aklımda kaldığına göre , savcının adı ya Davas ya da Davaslı’ydı. Savcının masasının karşısındaydım. Savcı,

– Sizi tanıklık için çağırdık, dedi, bazı eşya göstereceğim, kimin olduğunu bilirseniz, söyleyin!
Masanın altında duran ak bezden bir torbadan bir pantolon çıkardı.İlk bakışta SABAHATTİN’in pantolonu olduğunu tanıdım.Yünlü kumaş, boz renkli , kahverengi damalı…

Savcı sordu:
– Kimin olduğunu biliyor musunuz ?

O zamanlar öyle zor koşullarda , bunalımlı , baskılı bir dönemde yaşıyorduk ki, öyle haksızlıklarla karşılaşıyor , öyle uydurma nedenlerle cezaevlerine atılıyorduk ki , herşeyden kuşkulu , çekinir olmuştuk.Savcı, elinde, bir arkadaşınızın pantolonunu tutuyor ve size , “Bu kimin?” diye soruyor.Altından ne çıkacağı hiç belli değil. SUÇSUZ OLMAKLA DA İNSAN CEZADAN KURTULAMIYOR.Suçsuzluğumuz mahkemede anlaşılana dek beş altı ay cezaevinde yatırıldığımız çok olmuştu.

Savcıya ,
– Hayır bilmiyorum… dedim.

Savcı, dinginlik içinde pantolonunu koyduğu torbadan kırılıp iki parça olmuş pipo çıkardı.
– Bunu biliyor musunuz kimindir?

Sabahattin davranışlarıyla , yüzüyle konuşmasıyla olduğu denli , giyinişiyle de özgün bir kişiydi.Eşyası hemen tanınırdı.Sabahattin ‘in iki parça olmuş piposunu tanıdım. Bir ürküntü duydum.
– Bilmiyorum, dedim.

Savcı bu kez torbadan bir not defteri çıkardı.Sayfalarını açıp gösterdi.Yazıların çoğu eski yazıydı.Sabahattin’in el yazısını elbet tanımıştım.Herşeyi özgün demiştim ya , SABAHATTİN YEŞİL MÜREKKEPLE YAZARDI.
– Bu yazıların kimin olduğunu biliyor musunuz ?

Açıkçası başıma gelen onca olaydan sonra , UYGULANAN ADALETE HİÇ GÜVENİM KALMAMIŞTI. Onun için doğruyu söylemenin mi , söylememenin mi uygun olacağını kestiremiyordum. Ama YEŞİL MÜREKKEPLE yazılmış Sabahattin’in yazılarını görünce , kimin olduğunu söylememezlik edemezdim. İşin içinde bir kötü şey olduğunu sezinleyip ürperdim.

Savcı cevabımı beklemeden , torbadan kırık gözlük camları çıkardı.Sabahattin ‘in çerçevesiz gümüş saplı gözlüğünün camları , kırık camları…

Ne denli sarsılıp bozulduğumu savcıda anlamış olmalı ki, bu kez sormadı açıkladı:
– Bulgaristan sınırında çalılar arasında bir yerde bir ceset bulunmuş. Cesedin üstünden bu eşya çıkmış.Eşyanın Sabahattin Ali’ nin olduğu sanılıyor.

Savcının elindeki kırık gözlük camlarına baktım, gözlerim doldu.

Savcı , torbadan Sabahattin Ali’nin pantolonun kumaşından spor ceketini çıkardı.

– Evet Sabahattin’ in… dedim.,

Sesim titriyordu.

Ceketin üzerinde kurumuş kan lekeleri vardı.

Savcının yazılı ifademi alıp almadığını şimdi anımsayamıyorum.

Savcı,
– Bir cinayetin üzerinde duruyoruz . Kovuşturmanın güvence altında yürütülebilmesi için , Sabahattin Ali’ nin eşyasını gördüğünüzü , buradaki konuşmamızı hiç kimseye söylemeyin… dedi.

Kendimi tutup ağlamamak için sesimi çıkarmadım.Dışarı çıktım…

***

Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim, Aziz Nesin (Sayfa 334 – Nesin Yayınevi – 10. baskı (2015)

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :