BU MAKALEYİ OKUMADAN KORONAYI VE ÇİN’İ ANLAYAMAZSINIZ..SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- KORONA’NIN ÇIKTIĞI ÇİN’DE SON DURUM

Ana Sayfa » GÜNCEL » BU MAKALEYİ OKUMADAN KORONAYI VE ÇİN’İ ANLAYAMAZSINIZ..SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- KORONA’NIN ÇIKTIĞI ÇİN’DE SON DURUM

19.03.2020 - 20:34

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
BU MAKALEYİ OKUMADAN KORONAYI VE ÇİN’İ ANLAYAMAZSINIZ..SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- KORONA’NIN ÇIKTIĞI ÇİN’DE SON DURUM

 

 

Dünkü “ Korona’dan Önce/ Korono’dan Sonra “ yazımın ardından süreci yakından  izlemeye çalışıyorum. Çünkü bütün dünyayı şaşkına çeviren bu sürecin, yaşamın birçok alanında küresel çapta çok önemli yansımaları olacağını çoğu yazar-okuyucu gibi ben de düşünüyorum.

 

Bu yazımda sizlere aktaracağım görüşler The New York Times gazetesinin bugünkü sayısında Javier Hernandez tarafından yazılan haber yorumda ele alındı.

 

Korona sonrası Çin’ine dair çok ilginç ipuçlarının yer aldığı Hernandez’in bu yazısının ilginç bazı  pasajlarını yorumsuz olarak size sunmak istiyorum.

 

Önümüzdeki günlerde, sürecin gelecekte nelere gebe olduğuna dair farklı görüşlere  ulaştıkça değerlendirmenize sunmayı planlıyorum. Böylece yakın geleceğin dünyasını hep birlikte tahmin etmeye çalışarak aydınlanabiliriz diye düşünüyorum. O yüzden bu yazıdaki görüşlere, izninizle şimdilik bir yorum yapmak yerine dikkatlerinize sunmakla yetineyim.

 

Yeni bir enfeksiyon vakası yok

 

Söz konusu yazıda yaklaşık üç ay önce başlayan korona  krizinden bu yana ilk kez yeni bir enfeksiyon vakasına rastlanmadığı bilgisi yer aldı. Bu ölümcül salgında gelinen son aşama Çin’in korona ile mücadelesinin en önemli kilometre taşı olduğunu gösteriyor.

 

İtalya, ABD ve diğer birçok ülke korona pandemisi ile boğuşurken Çin’in bu başarısını, hiçbir aykırı davranışa izin vermeden tek hedefe kilitlenen  “ otokratik yönetim “ başarısının sonucu olarak köpürterek selamlaması çok ilginç.

 

Eğer basına verilen sayılarda istatistiksel bir çarpıtma yoksa bu sonuç, krizin başında Çin Hükümetine diğer ülkeler tarafından yöneltilen “ gerçekleri gizleme ve sorunu kötü yönetme “ gibi ağır suçlamaları boşa düşürecek ve aksine kayda değer bir başarı anlamı taşıyacaktır.

 

Hatırlanacaktır! Virüsün Çin’de ortaya çıkıp kontrolsuz yaygınlaşma emareleri gösterdiği ilk haftalarda, Çin Hükümeti, gerekli ve yeterli önlemleri almadığı için batı basınında acımasız biçimde eleştirilmişti.

 

Ardından, Pekin’in aldığı sert önlemleri süratle uygulamaya sokması,  yine batı basını tarafından bu defa acımasızca ve insan haklarına aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirilmişti. Ancak bu son verilen bilgiler, Çin Hükümetinin aldığı önlemlerin, enfekte olan insan sayısını düşürmesi yanında insani travma ve ekonomik kayıpların büyümesini engelleme  açısından bir hayli başarılı olduğunu gösteriyor.

 

Şu ana kadarki bilgilere göre, Çin’de hayatını kaybeden 3245 kişi, bu salgında bütün dünyada hayatını kaybedenlerin üçte birini oluşturuyor. Çin’deki bu kayıpların büyük bölümü salgının başladığı Hubei eyaletinin başkenti Wuhan şehrinde meydana geldi.

 

Salgının en çok vurduğu Hubei eyaletinde yaşayan yaklaşık 50 milyon kişi, geçen ocak  ayından bu yana adeta kilit altına alınmıştı. Çünkü bu eyalette virüse yakalananların % 4.6 dolayına yükselen ölüm oranı, ülkenin diğer bölgelerindeki oranların birkaç kat üzerindeydi.

 

Bu son bilgilere karşın Çin’in salgının tekrar yayılma tehdidinden tam olarak kurtulduğu söylenemez. Aslında dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin’de Komünist yönetimin aldığı bir hayli sert, hatta şiddetle cezalandırıcı önlemler nedeniyle büyük yığınların tepkili olduğu görülüyor.

 

Hong Kong Üniversitesi Halk Sağlığı Epidemiyoloji ve Biyoistatik Bölümü Başkanı Ben Cowling’e göre, Çin’de alınan önlemlerle salgının ilk dalgasının sonuna gelindiği anlaşılıyor. Ancak Dr. Cowling’e göre; ikinci dalga salgının ortaya çıkması durumunda Çin Hükümeti’nin ilk salgında uyguladığı önlemlerin ne kadar yeterli olacağı hala soru işareti!

 

Bu soru geçerliliğini korusa da, Çin’in lideri Xi Jinping son durumun oluşturduğu bu olumlu görüntüyü siyasi propaganda unsuru olarak kullanma fırsatını kaçırmayarak, bu başarının “ halkın savaşı “ olduğunu söyledi. Bununla da yetinmedi. Çin Komünist Partisi’nin bu büyük başarısını diğer ülkelere  “ model “ olarak sundu.

 

Ancak bazı yorumcular, Komünist Parti’nin bu sonucu elde etmekte kullandığı yöntemin insan hakları ve ekonomiye maliyetinin çok büyük boyutlara ulaştığını ifade ettiler. Ayrıca böyle bir yöntemin, kişisel özgürlüklerin başat olduğu açık toplumlarda uygulanmasının imkansız değilse bile son derece güç olacağını da eklediler.

 

Diğer taraftan son günlerde, salgına karşı daha güçlü önlemlerin alınmasını talep eden halkların baskısıyla İtalya, İspanya ve Fransa’nın demokratik hükümetleri kentleri kontrol  altına alacak sıkı uygulamalara başladı.

 

Bu tür önlemlerin, hastaneleri büyük zorluklarla karşı karşıya bırakması yanında, sağlık personelinin öncelikle kendilerini korumak için gereksinim duydukları ekipmanın teminindeki güçlükler, halkın temel gıda maddelerine erişimi gibi uzun dönemli ciddi sorunlara neden olduğu, kritik durumdaki bazı hastaların tedaviye erişememeleri nedeniyle yaşamlarını kaybettiği gibi sahneler  Çin’de açıkça görülmüştü.

 

Hatta salgının ilk aşamasında yapılan hatalar virüsün aile içinde yayılmasına neden olmuştu. Çünkü Wuhan’daki hastanelerin yetersizliği karşısında birçok hastanın evlerine geri gönderilmesi yüzünden evlerdeki diğer bireyler de enfekte olmaktan kurtulamamıştı.

 

Hatırlanacaktır!

 

Yine en başlarda, enfeksiyonu ilk belirleyenler arasında olan Wuhan’lı doktor Li Wenglian, gelen tehlikeyi haber verdiği için  “ yasa dışı dedikodu yaratıp halkı galeyana getirme “ suçlamasıyla ocak ayında polis tarafından göz altına alınmıştı. Çalıştığı hastanede virüsü kaptığı için hayatını kaybedince, halk hükümete duyduğu öfke ve tepkinin sembolü olarak Dr. Li’yi “ şehit “ mertebesine yükseltmişti.

 

Öte yandan Başkan Xi’ye göre,  virüs ile mücadele,  Çin Yönetim Sistemi için “ test “ niteliğindeydi. Çünkü 1.4 milyar dolayındaki nüfusu virüse karşı bilinçlendirip korumak için verilen  büyük mücadele Xi tarafından, Mao’dan bu yana onlarca yıldır ülkede rastlanmayan büyük bir başarı olarak nitelendirildi.

 

Bu arada virüsün ilk büyük tehdidinin atlatıldığı Çin’de hükümet sert önlemlerden vazgeçmedi. Yani,  hükümeti eleştiren yerli gazetecilerin tutuklanmasına, haberlere ve sosyal medyaya sansür yanında yabancı gazetecilerin sınır dışı edilmesine aynı sertlikle devam ediliyor.

 

Mesela, ülkenin büyük emlak krallarından Ren Zhiqiang, geçen ay, Komünist Parti’nin ifade özgürlüğü üzerindeki sert baskısının ülkedeki epidemiyi körükleyeceğini ifade ettiği yazısından sonra ortadan kayboldu.

 

Lan Bo adlı bir film yapımcısı da, virüsün çıkış noktası Hubei eyaletinde çekim yaparlarken, rejim polisinin kontrolsüz bir sertlik içinde halk üzerinde yarattığı bir çok karanlık görüntüden söz ederek insan dayanıklılığının müthiş sahnelerine tanık olduklarından söz etti.

 

Ülkeyi birçok alanda neredeyse durma noktasına sürükleyen kriz ertesinde rejim artık işe, ekonomiyi canlandırmakla başlamış durumda. Çünkü yılın ilk ayında yatırım, üretim ve perakende satışlarda rekor düşüşler yaşandı. Bu durumun sadece Çin ekonomisi için değil, küresel ekonomi için de büyük bir durgunluğa neden olma olasılığı en büyük risk olarak değerlendiriliyor.

 

Çin ekonomisinin son yılların ilk büyük daralma sürecine girmiş olmasının küresel ekonomiyi de vurarak küresel bir resesyon yaşanması en ciddi tehdit olarak görülüyor. Bu nedenle son birkaç haftadır, epidemiye karşı ülke çapında alınan sert önlemlerin biraz yumuşatılarak ekonominin tekrar canlanması için önlemler alınmaya başladı.

 

Pekin ve Şanghay gibi büyük kentlerde restoran ve dükkanların yeniden açılmasına izin verildi. Maske takmak, uzak fiziki aralıklarla iletişim, sık el yıkama gibi önlemler devam ederken, binalara girenlerin ateşlerinin ölçülmesi gibi günlük önlemlere devam ediliyor.

Okulların çoğu hala kapalı olduğu için öğrenciler online çalışma düzenine geçirildi. Hatta bayrak çekme törenleri bile sanal ortamda sürdürülüyor.

 

Kırsal kesimdeki önlemler de yavaş yavaş gevşetilmeye başladı. Orta Çin’in Shaanxi eyaletindeki bir köyde kurulmuş olan geçici barakalar kaldırıldı.

 

Hubei eyaletinde de, Başkan Xi’nin bu ayki bölge  ziyareti sırasında  kısıtlamalar hafifletildi. Fabrikalara yeniden üretime başlama talimatları verildi. Bölgede yaşayan her kişiye, karşı karşıya kalacakları risk düzeyine göre farklı renklerle kodlanmış sağlık karneleri dağıtılarak bunları mutlaka yanlarında bulundurarak dışarı çıkmaları istendi. Enfekte olanların toplu halde bulundurulduğu karantina merkezlerinin, hafif semptomluları barındıranları kapatıldı.

 

Hubei eyaletinin Xingshan kentine yakın bir köyde hoparlör ile yapılan ilanlarla çalışmaya başlayabileceklerinin bildirilmesi verimli topraklarda çiftçilik yapanları sevince boğdu. Çiftçiler bu haberi havai fişeklerle kutladılar.

 

Çin Yeni Yıl kutlamaları için geçen Ocak ayında  Çinli karısının köyüne giden ve  son iki aydır orada ikamet zorunda kalan Stefan Kirby adlı bir  Amerikalı, köydeki son sevinçli durumu, “ sanki bir savaşın “ bitişinin kutlanmasına benzeterek; “ henüz Hubei’yi terketmemize izin verilmiyor ama, insanların yerelde de olsa özgürlüklerini geri kazanmalarının sevincine tanık olmak muhteşemdi “ dedi.

 

Süreci yakından izleyen uzmanlara göre savaş koşullarına benzer kısıtlamaları bir hayli geride bırakan Çin’de bundan sonra önceliğin insanların sağlık testlerine ve ülkeye gelenlerin yakından izlenmesine verileceği bildiriliyor.

 

Hava alanlarında kontrollar arttırıldı, başta Pekin olmak üzere birçok kente yeni gelenler için 14 günlük zorunlu karantina uygulamasına geçildi.

 

Baltimore’daki Johns Hopkins Üniversitesi Sağlık Merkezi epidemioliojisti Dr. Caitlin Rivers’a göre, Çin’de bundan sonraki en önemli iş, yeni vakaların izlenmesi yolundaki hareketliliği korumak olacak.

 

Çin’de normale dönüş görüntülerinin ortaya çıkması üzerine insanlar günlük yaşama dönmeye başladılar. Hatta salgının yayılmaya başladığı ABD ve Avrupa ülkelerini yöneten siyasetçilerin son zamanlardaki beceriksizliklerini duyan, gören Çin’liler  salgının başlarında hükümetin aldığı sert tedbirlere karşı gösterdikleri aşırı tepkileri için özürlerini ifade etmeye başladılar.

 

Salgının uç verdiği Wuhan’a gelince;   kentte kilitlenmek durumunda kaldıkları uzun süre boyunca, gıda ve ilaç yetersizliği, borç ödemelerinde temerrüde düşmeleri yanında, bu dayanılmaz halin ne zaman sonuçlanacağı konusundaki belirsizlikler belli ki birçoğunun yaşamlarını cehenneme çevirmiş.

 

Wuhan’da karşılaştığı herkesin hısımı, akrabası veya komşusunun virüsü kaptığını söyleyen film yapımcısı Lan’ göre; bu öyle bir savaştı ki herkesi adeta uyuşturdu.

 

Diğer yandan Wuhan’daki bazılarına göre, en kötüsü geride kaldı. Ancak pek açık söylenmese de, 11 milyon civarında insanın yaşadığı kentlerinin, ülkenin kurtarılması için feda edildiğini fısıldayanların sayısı da az değil. Çünkü Çin’de virüsün bulaştığı toplam kişi sayısının üçte ikisi ve hayatını kaybedenlerin dörtte üçü  Wuhan’da yaşayanlar.

 

Otuz yıldır kentte yaşayan Deng Chao ise,  “salgın boyunca kentte oluşan terk edilmişlik duygusunun hepsinin ortak düşüncesi olmaya yıllarca devam edeceğini “ söyledi.

 

11 milyonluk kentin kilitlenme sürecinde otellerdeki karantina nedeniyle mahsur kalanlardan Deng adında bir Çin’li şöyle dedi:  “ Uzun süre odamda yalnız kaldığım için giderek hastalandığım sırada bir hafta boyunca hiçbir yardım alamadım. O günleri yaşamımın en karanlık günleri olarak hatırlayacağım.”

 

İşte Çin’in anlamak için ne kadar yeterli olur bu makale bilmiyorum ama şu kadarını söylemek istiyorum: Çeviriyi yaparken bile tüylerim diken diken oldu.

Bu yazımda sizlere, “ büyük ölçüde kontrol altına alındığı için artık yeni vakaların görülmediği “ haberlerinin geldiği Çin’deki durumu özetleyen New York Times’dan bir haber yorumu aktardım.

Yazının girişinde söz ettiğim gibi Çin ve diğer ülkelerdeki korona ile ilgili haber ve yorumları izleyip değerlendirmelerinize sunmaya bir süre daha devam edeceğim.

 

 

 

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :