BUGÜNÜ ANLAMAK VE AYNI TUZAKLARA DÜŞMEMEK ADINA: KNUT HAMSUN’DAN ELİF ŞAFAK’A İŞBİRLİKÇİLER

Ana Sayfa » GÜNCEL » BUGÜNÜ ANLAMAK VE AYNI TUZAKLARA DÜŞMEMEK ADINA: KNUT HAMSUN’DAN ELİF ŞAFAK’A İŞBİRLİKÇİLER

08.12.2019 - 12:08

Ferhan Şaylıman

Ferhan Şaylıman

yazarın tüm yazıları
BUGÜNÜ ANLAMAK VE AYNI TUZAKLARA DÜŞMEMEK ADINA: KNUT HAMSUN’DAN ELİF ŞAFAK’A İŞBİRLİKÇİLER

 

Aydın sorumluluğu nedir?

Aydınların ülkelerine ve topluma karşı bir yükümlülükleri var mıdır?

Aydınlar yanlış tercihlerinin vahim sonuçları ortaya çıktıktan sonra ”Pardon yanılmışım deme lüksüne sahipler midir?”

Bu soruları belli bir kesimi suçlamak, yargılamak adına sormuyoruz. Bugün yaşadığımız acıların, ülkenin içine itildiği karanlık tablonun daha iyi anlaşılabilmesi için bir düşünce fırtınası yaratmak istiyoruz; ki yarın ve daha ötesinde aynı açmazlarla karşılaşmayalım.

Arşivler asla yalan söylemez.

Bakın Fethullah’ın Amerikan destekli darbe girişimi öncesi kimler, kimlerle, neleri konuşmuşlar:

 

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………….

 

”Tarih 18 Haziran 2008. Radikal Gazetesi’nde Taha Akyol, sosyolog Nilüfer Göle ile beş gün süren bir söyleşi yapıyor. Bunun dördüncü bölümünde Göle şöyle diyor:

‘Muhafazakâr dediğimiz kesim bugün dünyaya daha açık. Dünyaya daha açık derken, AKP’nin Avrupa politikası bizi hakikaten şaşırttı. Örneğin Avrupa ile çok kolay müzakereye oturdu. İş dünyasına baktığınızda, yine ‘Anadolu Aslanları’ diye çıkan kesimin bir şekilde dünyaya daha kolay açıldığını,  Türk insanını belki de 1980’li yıllardan itibaren değiştiren liberal ekonomiyi kabul ettiğini görüyoruz. Burada Özal’ın çok önemli katkısı (!) olduğunu düşünüyorum. İnsanlara sınırları zorlamayı öğretti. Liberalizmden çok özgürlükçülüğü böyle anlıyorum. Bir şekilde sınır tanımazlık, dünyadan kopmamak, aslında mahallenin dışına çıkmak.’

Nilüfer Göle’nin özgürlükler kapsamında yaptığı değerlendirmeyi, Taha Akyol şu soruyla şaha kaldırıyor.

‘’Yurtdışındaki Türk okulları hareketini bu çerçevede değerlendirebilir misiniz?’’

Soru böylesine şahlanınca, Göle’nin yanıtı da yüksek perdeden oluyor.

‘Buradaki en ilginç hareketlerden biri, -adını Fethullah Hoca gönüllüleri mi, talebeleri mi koyacağız?- bu harekete baktığımızda, en muhafazakâr, en dindar hareketin, dünyaya en açık bir hareket oluşturmaya başladığını görüyoruz. Ben de gördüm o okulları, örneğin Bakü’deki bir okula gittiğimde. Üstelik çok farklı milletlerden gelenlere iyi bir İngilizce eğitimi veriyor, eğitime çok önem veriyor. Bir de buradan giden hocalar, hayatlarını korkusuz biçimde değiştirebiliyor, eğitim hizmeti verebiliyor. Bu korkusuzluğa alışık değildik.’

Taha Akyol, Göle’nin yanıtı karşısında coşuyor.

‘’Türkiye anlattıklarınızla insana heyecan veren bir laboratuar hakikaten. Ben bu gelişmeleri iyi olarak görüyorum. Siz Paris’te üniversite düzeyinde ders veriyorsunuz. Oradan bakınca Türkiye bu kadar ümit vaat eden, bu kadar büyük bir işi başaran, büyük bir sentezi yoğuran verimli bir laboratuar olarak mı görülüyor?’’

Paris’te yaşayan hocamızın yanıtı en az soru kadar çarpıcı:

‘’Hayır bu kadar verimli görünmüyor. Çünkü Türkiye çok katmanlı, çok zengin. İnsanlar uzaktan bakınca kolaylaştırmaya çalışıyor, örneğin ‘laiklik sadece tepeden inme bir şeydir, asker olmadan olmaz.’ gibi bir söylem hâlâ ezberlerinde. Halbuki sekülerlik adına, laiklik adına bir dizi protesto hareketi oldu. Bu da gösterdi ki, aslında bu kadar yukarıdan aşağıya bir hareket değil. Onlar da vatandaş hareketi olarak sokağa çıktılar.’’ (1)

………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

 

Tarih 7.3. 2010. Zaman Gazetesi’nden Nuriye Akman, Milliyet’in Ankara Temsilcisi Fikret Bila ile çok kapsamlı bir söyleşi yapıyor. Burada Bila’nın yanıtlarından çok Akman’ın sorularına dikkat çekmek istiyorum.

‘’Orduyu kışkırtan ulusalcılara karşı yeterince eleştirel mi davranıyorsunuz, yoksa onları içten içe destekliyor musunuz?’’

‘’Mesela bir iç düşman kavramı var askerin. Bununla hemfikir misiniz? Eğer iç düşman algısı varsa sadece solcular değil, hepimiz eziliriz. Siz bu kavramı doğru buluyor musunuz?’’

‘’Daha geçen yıl yapılan darbe planları, masum insanlara tuzak kurmalar, bütün bunların düşünülebilmesi, bu hafifliğin, bu vahşiliğin ortaya çıkabilmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeniden yapılandırılmasını gerektiğini bize söylüyor mu, söylemiyor mu?’’

‘’Yetiştirilme biçimleri, endokrine edilme biçimleri, gencecik öğrencilere iç düşman algısının yerleştirilmesi, yükselme biçimleri, hiyerarşik merdiven; en tepedeki acaba duruma vaziyet edemiyor mu?’’

‘’Islak imza benim değil dedi Dursun Çiçek, jandarma laboratuarında bile ıslak çıktı?’’

‘’Balyoz’a dönmek istiyorum. Balyoz planında kimin ne yapacağı sicil numarasına kadar belirtilmiş. Camiyi şu kişi bombalayacak vs. gibi. Bu kadar net. Sizin buna rağmen bunları siviller uydurdu gibi bir kanaatiniz var mı?’’ (2)

 

………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

 

Tarih 12 Aralık 2005. Milliyet’ten Derya Sazak, Zaman Gazetesi yazarı, romancı Elif Şafak ile tam sayfa söyleşi yapıyor. Şafak’ın verdiği yanıtlar da, Nuriye Akman’ın saptamalarına yakın bir mesafede.

‘’Bizim kuşak ‘Türkiye’nin 3 tarafı sularla, 4 tarafı düşmanlarla kaplı diye büyütüldü. İşte ‘İslamcılar gelecek boğazımızı kesecek, iyi ki ordumuz var bizi koruyacak.’’..Bilinçaltımız sürekli iç düşmanlar diye herkese mal ettiğimiz bir tehditten oluştu. Bu da statükonun işine gelen bir şey. Sonuçta benim yadırgadığım ‘İslamcılara karşı iyi ki ordu var.’ düşüncesi. Orduya demokrasinin garantörü diye bakılıyor. Ve maalesef Türkiye’de sol ve ilerici olması gereken kesimler de seçimle iktidara gelmek yerine orduya güveniyorlar. Oysa üç defa askeri darbe gören bu ülkenin demokrasisi çok ciddi yara aldı. Ordunun siyasetten çekilmesi gerekiyor.’’

Fethullah’ın sözcüsü konumundaki Zaman Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan Elif Şafak ‘’Ordunun siyasetten çekilmesi gerekiyor.’’ dediği günlerde, Cemaat TSK’daki örgütlenmesini çoktan tamamlamış, olası bir darbe için hazırlık yaparken tarih kolluyordu. (3)

 

(1)-(2)-(3)- http://ferhansayliman.com/sehirlere-bombalar-yagarken/

 

Ve son söz:

Knut Hamsun yalnız Norveç’in değil dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri.. Nazi ve Hitler hayranı.. Ülkesi Alman’ lar tarafından işgal edildiğinde bile tavrını değiştirmedi.. Norveçliler onu kitaplarını evinin önüne atarak protesto ettiler.. Elif Şafak yıllarca Fethullah’ın Zaman Gazetesi’inde iyi paralarla köşe yazarlığı yapmış bir edebiyatçı.. Hamsun la nasıl da benzetiyorlar..

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :