CANİP SEVİNÇ YAZDI- BİLGİ TEKNOLOJİLERİ EĞİTİMİNDE DÖRT DÖRTLÜK YERİNE ,DÖRT BAŞLI EĞİTİM

Ana Sayfa » EĞİTİM KADIN GENÇLİK » CANİP SEVİNÇ YAZDI- BİLGİ TEKNOLOJİLERİ EĞİTİMİNDE DÖRT DÖRTLÜK YERİNE ,DÖRT BAŞLI EĞİTİM

03.05.2020 - 17:22

CANİP SEVİNÇ YAZDI- BİLGİ TEKNOLOJİLERİ EĞİTİMİNDE DÖRT DÖRTLÜK YERİNE ,DÖRT BAŞLI EĞİTİM

 

 

 

 

 

Canip SEVİNÇ

Mak.ve End.Yük.Müh.-Ekonomist

OAP-YET Gurubu Başkanı

 

Ülkemizde uzaktan eğitimin tarihi çok eskidir. Ülkemizde Çifteler Köy Enstitüsü ile eğitimde  bir ilke imza atan Eskişehir , 1982 yılında da Anadolu Üniversitesi’nin Açık Öğretim Fakültesi’ne bağlı 3 Uzaktan Eğitim yapan Fakültesinin açılması   ve burada okuyan 2 milyon civarında öğrenci ile dünyadaki en büyük uzaktan öğretim kurumu örneklerden birisidir.Bu alanda çok büyük birikim ve  deneyime de sahiptir.

     Corona virüs salgını nedeni ile okullar eğitimi eve taşıyınca   eğitimin uzaktan eğitim yöntemleri ile devam etmesi hızla  yeniden  gündeme geldi. MEB  bir taraftan TV ile eğitimi gündemine alırken diğer taraftan dersler  MEB’in dijital eğitim platformu Eğitim Bilişim Ağı’nda (EBA)’ da  izlene biliyor.

Yalnız bu  tek yöntem  değildir. Özel okullar  ise  öğrencileri ile   online ya da videolu ders anlatımları ile derslerini  işliyorlar. Çokta başarılı uygulamalar yapıyorlar. Sebit Raund Uzaktan Eğitim Sistemini öğretim dönemi başında temel araç olarak  seçen  okullar  krize  daha hazır ve donanımlı yakalandı.

MEB’nın İlk derslerde  verilen derslerin içerik ve öğretim teknolojisi açısından  niteliği çok düşük kalmış, eğitimciler çok sıradan seçilerek öğrencilerin ilgi odağı olamamıştır. Daha sonra bir hızlı toparlanma başlamış ve  halen devam etmektedir.

Ancak her okulda bütün öğrencilerin Bilişim Teknolojilerindeki eğitim alt yapısı aynı değildir. Bu nedenle bilgisayar kullanımında çok iyi olan  okullarda var çok eksikleri olan kurumlarda. Halbuki temelde “Medya Okur Yazarlığı ve Bilgisayar Eğitimi” bazı kolejlerde dışarıdan hizmet  satın alınarak ( PEARSON gibi kuruluşlardan, örneğin  TED gibi  okullar )  orta okuldan itibaren eğitim sistemine İngilizce olarak   uyarlanmıştır. Ve bu okullar uzaktan eğitimi de hatta sınavları da gelişmiş öğrenci yetkinliği ile büyük bir  başarı güvenlik içinde  yapabilmektedirler ( TED ve Yeditepe Üniversitesi gibi).

Üniversitelere gelince durum biraz farklıdır . Türkiye’deki 207 üniversitenin 123’ünde Uzaktan Öğretim Uygulama ve Araştırma Merkezleri var. Bu üniversiteler  uzaktan eğitime başladılar. Bu kapasiteye sahip olmayan üniversitelerin öğrencileri içinse açık ders malzemeleri havuzu açarak eğitimi sürdürüyorlar. Bu havuzdan bütün üniversite öğrencileri de  yararlanabiliyor.

Esas mesele gerek  ortaöğretim kurumlarında ve gerekse  üniversitelerde  bilişim teknolojilerine, bilgisayar programlama dillerine  ICT  teknolojilerine ,Siber Güvenliğe  yetkinlikte , piyasadaki kamu ve özel sektörün gereksinimlerine yetecek kadar personelin uzmanın ve eğitici ile öğretmenin  yetiştirilememesi. Halen   bu sektörde  BT  Teknolojilerinin bütün sektörlerde yarattığı  büyük dönüşüm nedeni ile  yurt içinde de yurt dışında da  bu alanda yetişmiş binlerce elemana  ihtiyaç bulunduğunu da biliyoruz.

Gerekli nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi  çabalarının   devlette çeşitli birimlerde yoğun şekilde sürdürüldüğünü de farkındayız.

Örgün  eğitim kurumların  programlarının bir  şekilde zenginleştirilmesinin yanında geçen yıl “ Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının” girişimi ile   11  ilde ortaöğretim kurumlarından sınavla TÜBİTAK-DENEYAP   Programına öğrenci alındı.Bu program ve seçme sınavı  yeni başka iller için bu yılda uygulandı. Ve halen 3 yıl sürecek bu eğitimde öğrenciler hafta sonu kurs ve eğitimleri ile yetiştiriliyor. Öğrencilere baştan vaat edilmiş bir başarı armağanı da yok. Çok az sayıdaki bu  yüksek  başarılı öğrenci gurubu  şimdi  zorunlu olan  uzaktan eğitime  aldıkları  eğitim dolayısı ile  çok daha  iyi adapte olmuş   olabilirler.

Diğer taraftan corona salgını ile öğrenciler eve kapanınca MEB öğrencilere müjde diye geçen ay başında  bir demeç verdi gazetelere. İsteyen bütün öğrenciler  MEB’ca  CİSCO ile yapılan bir antlaşma uyarınca  uzaktan eğitim  yolu ile    ücretsiz olarak ve müracaat ederek Bilgisayar Eğitimleri alabileceklerdi. Üstelik Bakanlık bu eğitimleri başarı ile tamamlayanlara  MEB’ğı  onaylı uluslararası geçerliliği olan bir sertifika vermeyi de taahhüt   ediyordu.

Durum meydanda idi.Birçok öğrenci bilgisayar kullanımındaki eksikliği nedeni ile okulların internet üzerinden yaptığı eğitimlere verimli şekilde veya hiç iştirak edemiyordu. Bilhassa kırsal kesimdeki devlet okulları bu alanda  geri kalmışlardı. Halbuki ortam öğle bir hale gelmişti ki öğrencilerin hem Hardware ve hem de Software olarak bilgisayara  tam hakimiyetleri gerkiyordu.Çünkü  corona  yasaklamaları  nedeni ile hizmette ,yardımda alamama yoksunluğu ortaya çıkmıştı. Dışarı çıkılamıyordu,evlere girilemiyordu.Hizmet  noktalarıda kapalıydı.

Tam bu ortamda MEB’nın demeci gelecek içinde olsa yaraya merhem gibi geldi. Bir veli olarak takip ettiğimde gördüm ki;  Bakanın demecinde böyle bir ifade olmamasına rağmen özel öğretim kurumlarında okuyan öğrencilere bu fırsat  sağlanmamıştı.Devlet okullarından da  bütün istekli öğrenciler kabul edilmeyecekti. Orta Öğretim Genel Müdürlüğü imzalı olarak  İl MEM’lerine gönderilen yazıda “Genel Müdürlüğümüze bağlı Fen ve Anadolu Liselerinin 9.cu ve 10.cu sınıflarında öğrenim gören internet erişimi bulunan ve eğitime katılması öngörülen 1500 öğrencinin  ( her ilden ekte belirtilen sayıda belirlererek,ad,soyad,okulve e-mail) ekte gönderilen tabloya işlenerek gönderilmesi isteniyordu.”

Halbuki  eğitime katılması istenilen 9.ve 10.cu sınıf öğrencisi olup  Anadolu ve Fen oruLiselerinde okuyan  ve internet erişimi bulunan bu öğrencilerin  bilgisayar ve internet kullanım   becerileri  daha da iyi durumda olmak gerekirdi. Esas sorun diğer öğrencilerdeydi.

Yani Bakanın müjdesi çokta abartılacak bir müjde olmadığı gibi   2020’de Ortaöğretimde  okuyan  5 milyon 649 bin 594 öğrencinin ; Ankara gibi  her kentte 1500  kontenjan verilmesi  halinde toplamda Türkiyede  150 000  öğrenciye sağlanan bu fırsat   mevcut öğrencilerin  yaklaşık 40’ta birine sağlanmış devede kulak bir  müjdeden ibaretti.

Yani online bir eğitim için bu sayı sınırlaması  pekte anlaşılır bir durumda değidir.Corona problemi daha ne kadar devam edecek belli değil ve uzaktan eğitim öğrencilere  Bilgi Teknolojileri alanında iyi bir eğitim almayı ve alt yapı oluşturmayı   dahada zorunlu kılıyorken sadece orta öğretimde ve liselerdeki 5,6 milyon öğrencinin yani  bir şekilde nitelikli okullardaki  150 000’ne  yakın öğrenciye  böyle bir fırsat tanımak değerlerini unutmak  nasıl mümkün olmuştur? Sanırım sayın Bakanı dinledim ve gazetelerde demecini okudum. Dediği asla böyle bir şey değildi.

Şimdi  MEB’ nının bu açıklamasından hemen birkaç gün sonra bu kez Hazine ve Maliye Bakanlığından bir  açıklama geldi. Ve hemende uygulama başlatıldı.Müracaatlar alındı.

Hazine ve Maliye Bakanlığından yapılan açıklamada ,“Kamuda ve özel sektörde veya işsiz  Bilgi Teknolojileri alanında kariyer sahibi olmak isteyen vatandaşlarımızın  (yaş sınırı yok,öğrencide olabilir) özgeçmişlerinin oluşturulması kapsamında  “1 Milyon İstihdam” uygulaması geliştirilmiştir. Uygulama, sektörün yazılımcı ihtiyacına büyük oranda karşılık verecek bir proje olarak önümüzde durmaktadır”.

Yayınlanan klavuza göre yapılan  bir işe  alma ve kabul  müracaatı değil. Takriben uzaktan eğitimle 2 yıl sürecek  kapsamlı  bir Bilgi Teknolojileri Eğitim Programı.1 Mayıs itibarı ile müracaat sayısı 500 000’i geçmiş olabilir.

Bu müracaatta  MEB’nın  uygulamasında olduğu gibi özel  okul  kamu ayrımı yapılmıyor.İsteyen hemen herkesin müracaatına açık. Kamunun ve özel sektörün bilgi teknolojilerinde ve daha çok dünyada hızla sorun haline gelen siber güvenlik alanındaki  nitelikli personel  açığını gidermeye  yönelik bir  ücretsiz uzaktan  eğitim uygulaması.

Tabi bu işin Hazine ve Maliye Bakanlığı ile ne ilgisi olduğunu da anlayabilmiş değilim. Bu bir uzaktan Eğitim Programı ise MEB’nın  sorumluluk ve kapsamı içinde olmak gerekmez mi? MEB’nında bu konuda  çok  ciddi bir alt yapısı var. Bu uzaktan eğitimin MEB’nin CİSCO aracılığı ile uygulayacağı bir çok işlevsel  Bilgi Teknolojisi Programı olan Phyton Programlama’dan ne farkı var? Burada yalnızca programlama çeşitlendirmesi çok daha fazla arttırılmış ve eğitim daha uzun bir süreye yayılmış. Tek farklılık bu.

Diğer taraftan örgün olarak uzaktan veya yüzyüze  Bilgi Teknolojileri alanında  ücretli ve özel eğitim veren ve Üniversitelerin içlerine kadar girip burada  dahi kurslar düzenleyen ve çoğunluğuda MEB ‘ğı Özel Öğretim Kurumları  izinli  ve eğitimler sonucunda  MEB’dan  onaylı Sertifikalar veren  özel eğitim kurum ve  merkezleri  bu uygulamadan  ticari olarak büyük oranda etkilenecek ve müşteri kayıp edeceklerdir.

Diğer taraftan esasen Hazine ve Maliye Bakanlığının bu  yeni online ve takriben  2 yıl süreli eğitimi ve sonuçta sertifika  verecek  kurum olarak ta   BTK (Bilgi Teknolojileri Kurumu)’nu işaret etmiştir. Bu kurum ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlıdır.

Şimdi  sormak lazım gelmez mi   son dönemdeki  hükümetten gelen yoğun açıklamalara göre mademki “ devlet demek  vatandaşın  bireysel yardımlarını bile tek elden yönetmenin daha  doğru yapılacağı bir  organizasyon   demektir de” ,  O halde gençlere vatandaşlara verilecek  Bilgi Teknolojileri  Eğitimini  , yani  aynı kapsamda  eğitimleri , 4 ayrı Bakanlığın kendi arasında  bu şekilde  paylaştırarak   ortaya çıkmasının, yapmasının manası nedir?

Her bakanlık niçin kendi uzmanlık alanında yoğunlaşmıyor?

 Cumhuriyetle birlikte  gelen  büyük “Tevhid-i Tedrisat”  fikri bu kadarda  öldü mü?

Yapılan tam da ihtiyaç zirve yapmışken dört dörtlük bir eğitim olması gerekirken maalesef dört  başlı bir eğitim gibi görünüyor.

Bravo muhalefete ağzını açıpta daha   bu konuda tek kelime etmiş değil.

Dört başlı işlerden şimdiye kadar tarihte ne zaman sonuç alınmış ki?

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :