CANİP SEVİNÇ YAZDI- NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ VE TORYUM ZENGİNLİĞİMİZİ NASIL FARK ETTİK ?

Ana Sayfa » EKONOMİ » CANİP SEVİNÇ YAZDI- NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ VE TORYUM ZENGİNLİĞİMİZİ NASIL FARK ETTİK ?

20.06.2019 - 20:30

CANİP SEVİNÇ YAZDI- NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ VE TORYUM ZENGİNLİĞİMİZİ NASIL FARK ETTİK ?

 

Canip SEVİNÇ

Yurtseverlik Enerji Topluluğu Başkanı

 

 

 

Maden Mühendisleri odasının Madencilik Raporu  çizgisinden  genel olarak bakıldığında;“Ülkemiz madencilik sektörünün istenilen düzeyde gelişmemiş olmasının nedeni, yalnızca yürürlükte olan maden mevzuatı değildir.  Diğer pek çok alanda olduğu gibi, madencilik alanında da yol alamayışımızın belirgin nedenleri arasında; stratejik öngörüyle insan kaynakları planlamasını da göz önüne alan ulusal kalkınma modellerinin bir türlü geliştirilememesi, uluslararası finans kuruluşlarının güdümünde ekonomik ve sosyal politikaların uygulanması, özellikle son otuz yılda planlama düşüncesinin tamamen bir kenara bırakılması, ekonominin sanayileşme ve yatırım artışlarına dayalı dengeli bir yapıya kavuşturulamaması, sanayileşmenin olmazsa olmaz koşulu olan teknoloji üretimini sağlamak amacıyla geliştirilmesi ve uygulanmasıgereken ulusal bilim ve teknoloji politikalarımızın olmayışı, yönetsel yapılardaki verimsizlik, yolsuzluk ve yozlaşma bulunmaktadır.

2018 verilerine göre ,Gelişmiş ülkelerde, Gayrı Safi Milli Hasıla (GSMH) ’da madenciliğin payı; ABD’de % 5, Almanya’da % 4.0, Kanada’da % 3.7, Avustralya’da % 6.5, Rusya’da % 22, Şili’de % 8.5, G.Afrika’da % 6.5, Brezilya’da % 3 ve Türkiye’de ise % 1.2 düzeyindedir.Cumhuriyetin kuruluş yıllarında  ülkemiz de bu değer % 10’lara kadar ulaşmıştır. Çeşitli madenlerin bugün bilinen rezervlerinin, bugünkü tüketim hızıyla tükenme ömürleri; kömür için, 400 yıl; alüminyum, 1027 yıl; antimuan, 30 yıl; krom, 143 yıl; bakır, 75 yıl; altın, 45 yıl; indiyum, 13 yıl; kurşun, 42 yıl; nikel, 90 yıl; fosfor, 345 yıl; platin, 360 yıl; gümüş, 29 yıl; tantalyum, 116 yıl; kalay, 40 yıl; uranyum, 59 yıl; çinko için 46 yıl olarak hesaplanmaktadır.

Ülkemiz, doğal kaynaklar açısından önemli bir potansiyel taşımaktadır. Ancak ülke ekonomisinde madenciliğin önemli bir yeri olduğu söylenemez. Türkiye, üretilen madensel kaynak çeşitliliği açısından, 152 ülke arasında, 29 maden türünde yapılan üretim baz alındığında, 10. sırada yer almaktadır; ancak üretici ülkelerin dünya pazarı içi payları sıralamasında % 0.16 oranı ile 52. sıradadır. 50 dolayında madensel kaynak üretimi yapılmakta ve bu üretimin yarattığı katma değer niceliği  3,5-4milyar dolara ulaşmaktadır. Bunun GSMH içindeki payı ise % 1.5 dolayındadır. Madencilik ve madene dayalı sanayi birlikte düşünüldüğünde oluşan katma değerin GSMH içindeki payı % 12’yi bulmaktadır. Dünya maden potansiyeli içinde, ülkemizin payına bakıldığında, bor, toryum, linyit, mermer, manyezit, nadir toprak elementleri, zeolit, trona, barit, feldspat ve sodyum sülfat gibi madenlerde önemli miktarda rezerve sahip olduğumuz ve rekabet gücümüzün yüksek olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla, bu kaynakların işlenmesi, bunlardan, önce yarı mamul, daha sonra mamul ürünlerin üretilmesi ve bu ürünlerin ilgili sanayi dallarında kullanımının desteklenmesi gibi, uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü artıracak yapılanmaların uygulanması gerekmektedir.”

Ülkemiz büyük ölçüde maden hammaddesi ihraç eden bir ülkedir.Yanlızca BOR dolayısı ile artı bir getirisi vardır.Diğer tüm maden ihracatları ile oluşan gelir 2018’lerde  yılda 5 milyar dolayına ulaşan kömür ithalatımızı bile karşılamamaktadır.Burada  ülkemizin bir çeşit açık bir sömürüye muhatap olduğu  söylenebilir.

ABD ile ÇİN arasında  NTE konusunda Çin’in  hakim olduğu ve dünya üretiminin %85’ini karşıladığı  ve bu hakimiyetini silah olarak kullanarak ileri ve uç ileri teknolojilerin geliştirilmesinde yeni malzemeler üretilmesinde anahtar konumda olan NTE’ne ihracatına kota koyma insiyatifinin ortaya çıkmasıyla,  ülke olarak bizde NTE’leri zenginliğimizi fark ederek bir dizi bürokratik ve teknolojik gelişmeye yönelik kararlar aldık.

ETKB-NATEN  bu aşamada kuruldu,Cumhurbaşkanlığı SSB bu arada NTE’lerinide kapsayan bir iç yapılanmaya gitti.Ve ETİMADEN Beylikovada bir NTE İşletme Müdürlüğü kurduğunu açıkladı.”Yani kötü komşular bizi mal sahibi yapacak.”Yoksa  madencilik ve  metalurji  sektöründeki   geri kalmışlığımızın geldiği boyutun kimseyi pekte rahatsız etmişliği yoktu. Bu sayede NTE’leri zenginliğimizi fark etmiş olduk.

Ancak yıllardan beri ilgili tüm meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları ısrarla ve çok sağlam gerekçelerle talep etmesine  rağmen  madencilik sektörü  elektrik sektörünün tahakkümünden çıkarılarak bir Madencilik Bakanlığı kurulmamıştır.Dünyadaki ileri ve uç ileri teknolojilerin yönetilmesi modeli olan Bilim Kentleri oluşturulması modeli  ülkemizde henüz yoktur.Çeşitli   kamusal kuruluşlara benzer görevleri vererek burada koordinasyon oluşturabilmek ,hızlı ve etkili sonuç alabilmek  kolay değildir.Bu nedenle  mevcut uygulamaların  bize göre   yine bürokrasi içinde başarısızlığa uğrama riski oldukça yüksektir.

Aşağıdaki cümleler 11 – 12 Haziran 2019 tarihleri arasında Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü Kırka Bor İşletme Müdürlüğünde gerçekleştirilen 1.Nadir Toprak Elementleri ve Toryum Çalıştayı’nın çağrı  duyurusundan alınmıştır.

“Nadir Toprak Elementleri (NTE) Periyodik Tabloda Lantanitler  grubunda yer alan 15 metal (La, Ce, Pr, Nd, Pm, Sm, Eu, Gd, Tb, Dy, Ho, Er, Tm, Yb, Lu) ile Sc ve Y’yi içermektedir. Dünya NTE üretiminin yaklaşık 85 %’i Çin tarafından karşılanmaktadır. Pazardaki hakim konumundan dolayı Çin bu elementleri stratejik silah olarak kullanabilmekte ve arzını kesebilmektedir.”Toryum  Sivrihisar  NTE   yatağında kompleks mineralin bünyesinde yer almasına karşın lantanitler değil aktinitler gurubu içinde olan bir radyoaktif  metalik mineraldir.

Dr.ReşatUzmen’in değerlendirmelerine göre ;Eskişehir-Beylikova’da şu 6 mineral  “Y;Pr;Nd;Eu;Tb;Dy;” ve Burdur –Çataklıda; yine şu 6 mineral “Y;Pr;Nd;Eu;Tb;Dy;” NTE cevherleri içinde dünyadadakritik seviyede  olan minerallerdir.

Ancak BTYK ‘tarafından “Toryum Mükemmelliyet Merkezi”  kurulmasına ilişkin karar 2007 yılında alınmış ve bu projenin 2015 yılındada tamamlanmış olması gerekiyordu.

Prof.Dr.Engin ARIK  ve arkadaşlarınca Toryumun Yeşil Çekirdek olarak adlandırılarak Toryuma  dayalı nükleer enerji üretimi için ilk ulusal  toryum çalıştayı yine bu çalıştay gibi  2003 yılında Eskişehir’de  yapılmıştı. Aradan tam 16 yıl geçmiştir. Bu 16 Yılda ilgili kurumlardan ETKB’na bağlı kurumlardan  MTA –TAEK ve ETİMADEN   gerek NTE ve gerekse Toryuma yönelik olarak 2004  yılında bazı analizler gerçekleştirmiş kavurma işleminden sonra HCl ile çözme,Oksalatçöktürme,Metatesiz,Th+NTE Hidroksitleri HCl ile çözme ,Th Çöktürme ayırma ve Th saflaştırması gerçekleştirilmiştir.2017-2019 arasında MTA ve ETİMADEN  tarafından solventekstraksiyonu ile NTE kazanılması ve Th –Parisitkenetlilik durumu tespiti gibi bazı çalışmalar yapılmışsada  daha çok 1983’lere kadar yapılmış  temel sondaj,arama,analiz ve rezervlerle ilgili çalışmaların  tekrarının ötesine geçilmemiş daha  önemli  bir çalışmada  yapılmamıştır.Türkiyenin  bu alanda 30 yıl hatta 50 yıl öncesindeki mevcut  insan kaynağı ,bilgi ve potansiyeli  bugün mevcut değildir.İlgili kurumlar küçültülmüş ve içerikleride  anlaşılmaz bir şekilde boşaltılmıştır.

İRAN’nın bugün övünerek başardığını ifade ettiği uranyumdam sarı pasta üretimi  DPT’nin“DPT Kod No. 91K120160” nolu Radyoaktif yakıt Projesi ile  Ocak 1978 – Aralık 1991 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.

MTA açısından  Eskişehir Sivrihisar madeni bir NTE havzası olarak değil bir toryum  yatağı olarak tanıtılmıştır.Buradaki mineralde  önceleri monazit ve sonradan basnezit olarak isimlendirilmiştir.Esasen ülkemizde NTE sahası olarak adlandırılmış bir saha son yıllara kadar yoktu.Ülkemizde ruhsatı özel sektörün elinde bulunan önemli NTE havzalarıda vardır.Burdur-Çanaklı ve Isparta-Aksu  ve MİGEM’de kayıtları mevcut diğer  havzalardaki rezervler hakkında ETKB’ğına bağlı olarak yeni kurulan NATEN’nin (Nadir Toprak Elementleri Enstitüsü) detaylı değerlendirmeler yapması ve kamuoyu ile  bilgi  paylaşması önemli gözükmektedir.Diğer taraftan ISPARTA’dafaaliyet gösteren ve Uranyum üreten ve TAEK’den  uranyum için depolama izni de aldığını bildiğimiz  yabancı memşeyli AMR gibi  madencilik firmaları ile bu havzalardaki NTE  ile ilgili olaraktaNATEN’in işbirliği geliştirmesi  önem kazanmaktadır.

Sonraki yıllarda ETİMADEN havzada yeni sondajlar ve yeni analizlerle havzadaki kompleks  cevher yapısını tamamı ile analiz etmiş  ve havza tüm sınırları rezerv miktarı,mineral çeşitliliği ve oranları ile ortaya konulmuştur.Bugün Sivrihisar-Beylikova-Kızılcaören sahası 1959 yılında keşfedilmiş Florit,Barit ,diğer NTE’leri ve Toryum sahası olarak 1758 hektar alanda 7 sektörde  55 milyon ton NTE’nin yer aldığı ve 384 000 ton %0,212 tenörlü Toryum ihtiva eden bir maden havzası  olarak tanımlanmaktadır.

Dünyada bazı  NTE’leri kritik seviyede  olduğu ve bazılarının da  rezerv olarak bittiğine yönelik elimizde makale ve bilgiler vardır.Bu durum dünyada NTE’lerine ayrı bir önem kazandırmaktadır..NTE’nin dünya pazarına çıkabilmesi için ,NTE’lerin içerisindeki Th,U gibi  radyoaktif elementleri bu ürünlerden ayırmak gerekiyor ve bu mümkündür. Gerek MTA gerekse TAEK ve ETİMADEN  bu çalışmaları labaratuvar ölçeğinde gerçekleştirme kabiliyetine sahip kuruluşlardır.Th  konsantresiSülfirik asit veya  Nirtik asit ile çözme ve  peroksit ile çöktürme suretiyle  NTE’rinden  ayrıştırılmaktadır.

A.Ü.Nükleer Enerji Enstitüsü tarafından Beylikova –Devebağırtan  bölgesi ve havzadaki 7 sektörden 2018 yılında 35 adet galeri içi ve 24 adet galeri dışı  olmak üzere 60 adet örnekler alınarak yeraltı veya açık işletme üretim koşullarına göre madenin Raryoaktiflik içeriğinin Gamma Spektrometrik yöntemle  ve EDXRF Spektroskopisi yöntemi ilebelirlenmesi sağlanmıştır.Böylece üretim öncesi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği konusunda alınacak tedbirler için ön tespitlerde yapılmıştır.

ETİMADEN Raporlarına göre  Sivrihisar  NTE havzası   kabaca % 70’i Seryum ve Lantan’dan oluşan ve %30’luk kısmıda ,Neodinyum ve Seryum ihtiva eden bir havzadır.Burada önem arz eden % 30’luk dilimim teknoloji kullanarak ayrılmasıdır.Dr.ReşatUZMEN’in değerlendirmelerine  göre;Elimizdeki bilgilerle Seryum ve Lantanın saf olarak ayrılması ve geriye kalan Nd&Pr+Ağır NTE Konsantresi elde etmek mümkündür. Neodniyum, İtriyumla birlikte  özellikle elektronik sanayinde mıknatıs üretiminde kullanılıyor.Mıknatıs üretimi elektrik motorlarının temel elemanlarından birisidir. Lityum ise elektrikli otomobillerin temel girdisi olan  iyon hücrelerin üretiminde kullanılmaktadır. Gelişmiş bir otomobilde çeşitli amaçlar için irili ufaklı 120 adet elektrik motoru kullanıldığını belirtmek gerekir.Mesela Lantan gurubu NTE’leriAliminyum alaşımlarının mekanik özelliklerinin arttırılmasında kullanıldığını biliyoruz.

NTE’leri; Askeri amaçlı olarak füze kontrol sistemlerinde, ,Enerji depolanmasında ,Laserteknolojisinde,Hedefleme ve silah sistemlerinde  kullanılan bu nedenlede kritik önemde madenlerdir.

NTE’ler ayrıca   ETİMADEN’nin  açıkladığı üzere ayrıca  ;Yenilenebilir enerji, dijital teknoloji, aydınlatma, savunma sanayi, endüstri, tıbbi uygulamalarda yüksek sıcaklığa, aşınmaya, korozyona karşı dirençli olmaları, ileri teknoloji ürün üretiminde kullanılmaları gibi nedenlerle yüzyılımızın stratejik öneme sahip vazgeçilmez elementleridir. Japonlar NTE’leri teknolojinin tohumu olarak adlandırmaktadır. İleri malzemeler ve teknolojilerde kullanılmak üzere son yıllarda NTE’lere olan talep hızla artmaktadır.

NTE ‘leri sektörün liderlerinden ÇİN’de  kırma ve övütme sonrasında Mixser-Setter denilen 1000 civarında setin arka arkaya yer aldığı Karıştırma-Durultma Sistemi ile ayrılarak tasnif etmektedirler.Fransız’ların ise Kolonlarda Solvent Emdirilmiş Reçine ile NTE’lerini ayırma yöntemi gibi bir teknolojileri vardır.Teknolojiyi transfer etmiyor fakat  kendi ülkelerinde ücret karşılığı NTE ayıklanması yapıyorlar.Güney Afrika’nın da  Mintek  isimli bir NTE pilot üretim tesisi vardır.ETİMADEN bu çalıştayda Beylikova NTE İşletme Müdürlüğünü oluşturduğunu ve 2019 yılı içinde bir pilot ölçekli üretim tesisi kurarak üretime başlayacağını açıklamıştır. Pilot tesis aşamasından sonra sahada 570 bin ton cevher işlenerek nadir toprak elementleri ve toryum üretecek bir tesis kurulacaktır. Projenin maliyeti ise yaklaşık 550 milyon TL iken bin kişinin de istihdam edilmesi bekleniyor.

Geçte olsa bu kararın ülkemiz adına çok önemli olduğunu ve bunu takdirle karşıladığımızı belirtmek isterim.TAEK –ÇNAEM   15 yıl önce NİSAN-2004’te NTE’lerindenlabratuvar ölçeğinde  toryumu ayırarak  nükleer yakıt peleti  yapabilme kabiliyetinde olan kuruluşlardır.Bu havzadan üretilecek NTE’nin ülkemizde geliştirilecek ileri sanayi kuruluşlarında uç ürün olarak kullanılabilmesi ve ayrılacak toryumunda  ülkemiz  sanayinin en  büyük dışa bağımlılığı olan elektrik enerjisi üretiminde  kullanılabilmesi için 2007 yılında alınan ve uygulanmayan Toryuma yönelik  BTYK  kararlarının  mutlaka hayata geçirilmesi  gerekmektedir.

Ergimiş Tuz Reaktörü Teknolojisi  1970 yıllında ABD’de ORNL’de başlatılan çok başalı olan ve denenen  bir teknolojidir.Teknolojinin arkasındaki isim çok ünlü bir nükleer fizikçi olan AlwinWEİNBERG’dir.Sn.ReşatUZMEN’e göre de birçok araştırmacı ve bilim insanına görede bu teknolojinin  terkedilmesinin sebebi tamamen siyasidir.ABD askeri çevreleri plütonyum  çıktısı yeterli olmayan bir nükleer reaktörü istememiş olabilirler.Diğer taraftan bir parados olarak gelişmiş ülkelerde daha çok Uranyum ve Azgelişmiş Ülkelerdede daha çok Toryum rezervleri yer alırken gelişmiş ülkelerin toryumu öne çıkarmalarının ticari nedenlerle ve kaynak açısından dışarı bağlı olmamak gibi bir tercihlerinin bulunmuş olabileceği düşünülmektedir.Bir başka önemli sebepte dünyadaki nerede ise 450 civarındaki büyük ve bir o kadarda yüzer ve küçük nükleer reaktörlere  2015 yılı itibarı ile  yılda 66 700 tSW/yıl (zenginleştirilmiş uranyum üreten tesislerin kapasitesi tSW/ yıl olarak ölçülür)zenginleştirilmiş  uranyum yakıt çubukları sağlayan ABD’deki ;Urenco ,Fransız ;Areva, Georges Besse I & II, ve Rus ;Tenex: Angarsk, Novouralsk, Zelenogorsk ile ,Almanya -Hollanda  gurubundan Gronau, (Almanya)- Almelo (Hollanda) firmaları   milyar dolarlarla ifade edilen yatırımları ile bu  tüketimin  2015 yılı itibarı ile 58 600 tSW/yıl  gibi bir bölümünü sağlayan büyük tekeller olarak Uranyum ekonomisinin  kaynak bazında sonlanmasına kadar Toryuma yönelik daha ucuz ve bol bir nükleer  yakıt için çalışmalara  IAEA bağlamında  karşı bir duruş sergilemiş olabilirler.Ancak AB’nin önce EVOL ve şimdide devamındaki   SAMOFAR Projesi ile bu kontrol sürecini aşmaya kararlı olduğunu göstermiş  ve bu projenin içerisinde bir Türk özel sektörü firması FİGES  ve birde TÜBİTAK  kamu kuruluşunun proje bazında yer almış olması ülkemiz adına önemli bir adım olduğu gibi rahmetli şehit Prof.Dr.ENGİNARIK’ın vefatı ile TAEK’te  tamamen askıya alınan Toryum Projesini;ETKB’de görev yaptığım dönemde  kişisel gayretlerim  ve o günkü yönetimden başdanışmanı olduğum  EİGM Genel Müdürü Dr.ZaferDEMİRCAN’ın  destekleri ile bugünkü noktaya kadar ulaştırabilmiş olmaktaki ve bugünde devam eden çalışmalarımdan dolayı  gurur duyduğumu da ifade etmek istiyorum.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :