CANİP SEVİNÇ YAZDI- TMMOB  AKKUYU NÜKLEER GÜÇ SANTRALİ GÜNCEL DURUM RAPORU VE NÜKLEER ENERJİDE DÜNYADAKİ SON  GELİŞMELER

Ana Sayfa » EKONOMİ » CANİP SEVİNÇ YAZDI- TMMOB  AKKUYU NÜKLEER GÜÇ SANTRALİ GÜNCEL DURUM RAPORU VE NÜKLEER ENERJİDE DÜNYADAKİ SON  GELİŞMELER

11.09.2019 - 10:23

CANİP SEVİNÇ YAZDI- TMMOB  AKKUYU NÜKLEER GÜÇ SANTRALİ GÜNCEL DURUM RAPORU VE NÜKLEER ENERJİDE DÜNYADAKİ SON  GELİŞMELER

 

 

Canip SEVİNÇ

Mak.-End.Yük.Müh.-Ekonomist

YET( Yurtseverlik Enerji Topluluğu) Başkanı

 

 

TMMOB  Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile ilgili Güncel Durum Raporunu  4.Temmuz 2019’da açıkladı.

Raporda TMMOB, Mersin’nin güneyindeki bir Rus kamu kuruluşu olan Rosatom tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Santrali hakkında  132 sayfalık detaylı  bir rapor yayınladı.

Raporda tesisin, Türkiye’nin elektrik üretimindeki dış bağımlılığını “kesinlikle” artıracağı, çünkü tesisin ürettiği elektriğin, ülkedeki ortalama fiyatlara kıyasla yüzde 275’e kadar daha pahalı fiyatlara satılacağını belirtti.

Akkuyu tesisinin  elektrik fiyatlarının yükselmesine neden olacağı belirtildi. Kasım 2018’de ortalama elektrik fiyatının 5.56 sent / kWh olduğunu, Türkiye’nin ise fabrikadan satın alacağı elektriğin fiyatının, Rusya ile yapılan anlaşmadan 15 yıl boyunca ortalama 12.35 sent / kWh olacağını belirtti.

Raporda yenilenebilir enerji kaynaklarının, özellikle güneş ve rüzgar enerjisinin dünyada giderek yaygınlaştığına dikkat çekildi. Ayrıca NPP’lere sahip olan ülkeler, yeni NPP’leri inşa etme veya yeni NPP’lerin sayısını sınırlama planlarını askıya alıyorlar, bunun yanında eski lisans sahiplerini hala lisanslarına sahipken kapatıyorlar. Almanya ve ABD bu uygulamada lider ülkeler. ” görüşüne yer verildi.

Buna rağmen Türkiye’nin nükleerde ısrar etmesi  ayrıca yeni  2 nükleer santral inşa etme konusunda  arayışta  olması  rapora göre anlaşılabilir görülmemektedir.

Şimdi raporun buraya kadar olan değerlendirmesinin son derece yerinde olduğunu belirtmek gerekir.Özellikle elektrik fiyatlarının ilk 15 yıl süre içindeki durumu projenin başından itibaren en tartışmalı olan konusu olarak gündemde hep baş köşede yer almıştır.

Ancak nükleer enerjiden dünyada kaçış yönündeki  temel bir varsayım olduğu ve bununda yenilenebilir enerji kaynaklarından özellikle Güneş ve Rüzgar enerjilerindeki gelişmelerden kaynaklanmış olduğuna ve dünyada bu yönde bir yöneliş olduğuna yönelik değerlendirmelerin gerçeği kesinlikle yansıtmadığını belirtmek isterim. Çünkü halen rüzgar ve güneş enerji üretim maliyetlerinde de  nükleerle de ,fosil yakıtlarla kıyaslandığında durum çokta  fiyat  etkin  görülmemektedir.

Bazı endüstrileşmiş ülkeler  ileri  teknoloji esaslı birer enerji üretim yöntemi olan güneş ve rüzgar enerjisi  teknolojilerine  pazar yaratabilmek için bu alanda önemli  manipülasyonlar yapmakta bu enerji üretim şekillerini  saf ve temiz çevreci tanıtmakta  ve anti nükleer propaganda için bir araç olarak kullanmaktadırlar.

Mesele fiyat meselesi ise yağmurdan kaçarken  doluya tutulmamak için bardağın dolu tarafını olduğu gibi, boş tarafını da ortaya koymakta fayda vardır.Raporda belirtildiği  gibi güneş ve rüzgar enerji maliyetlerindeki cazibe nedeni ile dünyada iptal edilmiş nükleer santral projesi olduğunu tahmin etmiyorum.Eğer varsa bunu fiyat ve maliyetleri ile ve örnek ülke olarak açıklamak gerekirdi.

Dünyada enerji verimliliğinde sağlanan gelişmeler nedeni ile bazı büyük endüstri ülkelerinin önemli enerji tasarrufu sağlayarak yeni bazı enerji yatırımlarından vazgeçmiş oldukları gerçek olmakla birlikte  komple sistem bazında tam bir enerji tasarrufu planlanmasının az gelişmiş ülkeler için çokta basit bir yatırım tutarı olduğunu söylemekte mümkün değildir, bu amaçla bazı yeni yatırımlardan vazgeçmekte enerji doygun olmayan ülkeler için olası bir karar gibi de görünmemektedir.Türkiye bu konuda ABD veya Almanya ile kıyaslanabilecek bir model değildir.

Nükleer Santrallerin söküm maliyetleri, nükleer kazalardan oluşan risklerin maliyetleri, nükleer kaza korkusu meselesi sadece ülkemizde kurulacak nükleer santrallerle  ilgili bir meselede değildir.Ülkemizin çevresindeki  en yakın komşu ülkelerden Ukrayna’da  bir kaza halinde ülkemizi en az ülkemizdeki bir nükleer santralin kazası kadar   yakından etkileyecek tam 16 adet nükleer santral bulunduğunu bu ülkenin Fransa’dan sonra Elektrik üretimini nükleerden karşılayan  ikinci ülke olduğunu, dünyanın en eski teknolojiye sahip ve en riskli nükleer santralinin doğuda sınırımıza sadece 16 km. mesafede  Ermenistan’da olan Metsamor Nes olduğunu da unutmamak gerekir.

Dünyada konvansiyonel nükleer santrallerden kaçışın esas nedeni güvenilirlik eksikliğidir.  Yeni nesil nükleer santraller tamamen güvenli denebilecek santraller olup bu nedenle  kuruluş maliyetleri de çok büyük oranda düşecektir. Nükleer kaza risklerinin sıfıra yaklaştığı, nükleer  bomba üretimi için sürecin  uygun olmadığı ve
nükleer yakıt üretim maliyetleri ve yakıt maliyetlerinin oldukça düşük düzeyde oluşacağı tahmin edilen 4.Nesil Nükleer Enerji Santraller veya Nükleer Rönesans Santrallerinde tüm dünyadaki çalışmalarda sağlanan olumlu gelişmeler ve çok kısa sürede bu santrallerin ticari olarak üretilebileceğine yönelik olarak  beklentilerin artması 2.  ve 3. Nesil  salt uranyum bazlı nükleer reaktörleri gözden düşürmüştür.Dünyada vazgeçilen nükleer projeler çoğunlukla bunlardır. Türkiyede Akkuyu’dan yukarıdaki fiyat ,maliyet gerekçeleri ile birlikte nükleere alternatif , Yeni Nükleer Rönesans seçeneğini iyi düşünüp analiz ederek  vazgeçilebilir.

TMMOB Raporu tıpkı TAEK  görüşü gibi  kanımca bu gerçeğin  ve dünyada gelişmekte olan bu olgunun yeterince farkında  değildir.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :