ÇARPIK KENTLEŞMENİN VAHŞİLEŞTİRDİĞİ İSTANBUL’A VURULACAK SON TEKME: KANAL İSTANBUL

Ana Sayfa » GÜNCEL » ÇARPIK KENTLEŞMENİN VAHŞİLEŞTİRDİĞİ İSTANBUL’A VURULACAK SON TEKME: KANAL İSTANBUL

03.12.2019 - 7:49

ÇARPIK KENTLEŞMENİN VAHŞİLEŞTİRDİĞİ İSTANBUL’A VURULACAK SON TEKME: KANAL İSTANBUL

 

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul’un yalnızca bir ulaşım projesi olmadığını, projenin kentin hem karadaki hem de denizdeki ekolojik denge sistemini değiştirebilecek riskler içerdiğine vurgu yaptı. İmamoğlu, “Resmen bir cinayet projesidir. İstanbul için gereksiz bir felaket projesidir. Bu proje bittiğinde İstanbul bitmiş olacak” dedi.

FAY ÜSTÜNE KURULU

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Deprem Çalıştayı” dün İstanbul Kongre Merkezi’nde başladı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan İBB Başkanı İmamoğlu, İstanbul’un, etkilediği yerleşimler nedeniyle dünyanın en fazla risk oluşturan deprem fay hatlarından birinin üzerinde kurulmuş olduğunu söyledi. Çalıştayda, kentin net bir yol haritası çıkarmak için bir araya geldiklerini kaydeden İmamoğlu, “İstanbul’u afetlere ve depremlere dayanıklı bir şehir haline getirmek bizim öncelikli hedefimiz” diye konuştu.

‘MARMARA DENİZİ KİRLENECEK’

Olumsuzlukların İstanbul’la sınırlı kalmayacağını ifade eden İmamoğlu, Marmara Denizi ve bölgesinin de ciddi tehlike altında olduğunu belirtti. İmamoğlu, “Proje, Karadeniz’den Marmara’ya oluşacak tek yanlı akıntı dolayısıyla Marmara Denizi’ni aşırı kirletecek. Bu durum Marmara’daki canlı yaşamını tehlikeye attığı gibi balıkçılığı ve bu işle geçinen insanları da zor duruma sokacaktır. Kanal, aynı zamanda iklim değişikliklerine de yol açacak. Yok edilen arazi ile birlikte oradaki yaban hayatı da yok edilmiş olacaktır” dedi.

‘İHANET DEĞİL, CİNAYET’

Kanal İstanbul’a harcanacak para ile ülkede birçok cazibe merkezi şehir, fabrika, okul ve iş imkânları yaratılabileceğine dikkat çeken İmamoğlu, “Açlık sınırındaki milyonlarca yurttaşımızın kendi yaşadıkları kent ve köylerinde istihdam edilebileceği bir diğer konudur. Özetle bu proje, İstanbul’a bir ihanet projesi bile değildir. Resmen bir cinayet projesidir. İstanbul için gereksiz bir felaket projesidir. Bu proje bittiğinde İstanbul bitmiş olacak” ifadelerini kullandı.

AFETZEDE OLACAKLAR

İmamoğlu’nun konuşmasının ardından sunum yapan Prof. Dr. Marco Bohnhoff, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Marmara Bölümü’nde yakın gelecekte 7.4 büyüklüğüne kadar bir deprem olabileceğini söyledi.

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ise büyük bir afet anında, yardımcı olmasını beklediğimiz polis, ambulans, itfaiye çalışanlarının da afetzede olacağına dikkat çekti. Kadıoğlu, “Afette ilk 72 saat önemli. İşte burada ilk yardımı kendimiz yapacağız. Afet yönetimi, arama kurtarma değil riskleri azaltmaktır. 34 bin hasarlı bina olasılığını 34’e düşürmektir. Risk azaltılırsa müdahalede o zaman başarılı olunur” dedi.

DENİZ SUYU MU İÇECEĞİZ?

İmamoğlu, Kanal İstanbul projesinin kentin hem karadaki hem de denizdeki ekolojik denge sistemini değiştirebilecek riskler içerdiğine dikkat çekti. İmamoğlu, bu riskleri şöyle sıraladı: “Göller, havzalar, tarım alanları, yaşam alanları, yeraltı suyu sistemi ve şehrin tüm ulaşım sistemi projeden kritik şekilde etkileniyor. Proje, Sazlıbosna ve Terkos havza alanlarını yok ediyor. İstanbul’un içme suyu ihtiyacı için müthiş bir tehdit oluşturduğu net olarak anlaşılıyor. Tek başına bu bile, bu projenin yapılmaması için yeterli bir gerekçedir. İstanbul halkı deniz suyu mu içecek? İstanbul trafiği en az yüzde 10 artacak. 23 milyon metrekare orman alanı yok olacak. Sazlıdere Barajı kalmayacak. DSİ raporuna göre su ihtiyacını karşılayan havzaların yüzde 29’u yok olacak. İstanbul trafiğine günlük 10 bin hafriyat kamyonu katılacak. Çıkan hafriyat, örneğin; Güngören-Esenler-Bağcılar ilçelerinin üzerine dökülse bu ilçeler yaklaşık 30 metre yükselecek.”

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :