19 Ağustos 2022 - Hoş geldiniz

CENGİZ ÖKSÜZ YAZDI- YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLÜLER VE DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİNİN İŞLEVİ, İŞLEYİŞİ

Ana Sayfa » EĞİTİM » CENGİZ ÖKSÜZ YAZDI- YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLÜLER VE DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİNİN İŞLEVİ, İŞLEYİŞİ

Eklenme : 15.04.2022 - 8:26

CENGİZ ÖKSÜZ YAZDI- YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLÜLER VE DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİNİN İŞLEVİ, İŞLEYİŞİ

 

Temsil ettiği kitlenin ekonomik, demokratik, özlük, sosyal sorunlarını genel demokrasi savaşımı içinde koruyup geliştirmeye çalışan yığın örgütlerine Demokratik Kitle Örgütleri deniyor. Sendikalar, dernekler, odalar, vakıflar, kooperatifler, birlikler demokratik kitle örgütü tanımı içine giriyor.

Bir örgütlenmenin demokratik kitle örgütü olabilmesi için önce işleyişinin demokratik olması gerekir. İç işleyişinde demokrasiyi uygulamayan örgütler, demokratik kitle örgütü değildir. Demokratik kitle örgütünün kitle örgütü olabilme niteliğine kavuşabilmesi için gerçekten bir kitlenin temsilcisi olunması zorunludur. Tabela örgütleri yani bir kitleyi temsil etmeyen örgütlere demokratik kitle örgütü denmez. Siyasi partilerden ve hükümetlerden bağımsız olarak kurulan bu tür örgütlenmeler bağımsızlıklarını koruyamazlarsa demokratik kitle örgütü olma özeliklerini yitirirler. Demokrasi ve bağımsızlık savaşımında yeri olmayan örgütlenmelere demokratik kitle örgütü denmez. Son yıllarda tarikat ve cemaat örgütlenmelerini de “sivil toplum örgütleri” adı altında demokratik kitle örgütlerinin yanında sayılması akıl tutulmasıdır. Bu tutum, demokratik kitle örgütlerinin işlevini sulandırmaktan başka bir şey değildir. Demokrasi karşıtlarının yeri demokrasi yanlılarının yanı değildir.

Demokrasi yönetimini yalnız sandıkla ve siyasi partilerle özdeşleştirmek yanlıştır. Sandığın ve siyasi partilerin varlığı önemlidir ancak gerçek demokrasi için yetersizdir. Burada İsmail Tonguç’tan bir alıntı yapalım:

“ Demokrasinin iki çeşidi vardır: Biri zor ve gerçek olanı, öbürü de kolayı, oyun olanı…Topraksız topraklandırılmadan, işçinin durumunu sağlama bağlamadan, halkı esaslı bir eğitimden geçirmeden olmaz. Birincisi köklü değişiklikler ister. Bu, zor demokrasidir ama gerçek demokrasidir.

İkincisi kağıt ve sandık demokrasisidir. Okuma yazma bilsin, bilmesin, toprağı, işi olsun, olmasın, demagojiyle serseme çevrilen halk, bir sandığa elindeki kağıdı atar. Böylece kendi kendini yönetmiş sayılır. Bu oyundur, kolaydır. Amerika bu demokrasiyi yayıyor işte. Biz demokrasinin kolayını seçtik, çok şeyler göreceğiz daha…”

Demokrasilerde bireyin söz, yazı, örgütlenme ve haber alma özgürlüğü olmalıdır. Birey ekonomik olarak başkasına bağımlı olmamalıdır; bunun için de örgütlü olmalıdır. Siyasi partiler dışında kurulan ekonomik, demokratik örgütlenmeler kişinin haklarını, çıkarlarını korumak ve geliştirmek içindir.

Demokratik kitle örgütleri, yurttaşların ülke siyasetine katılmalarına da olanak sağlar. Yurttaş yalnız oy kullanarak değil, üye olduğu örgüt aracılığıyla da ülke siyasetine ağırlığını koyar. Böylece demokrasinin kitle tabanı genişler.

Demokrasilerde demokratik kitle örgütleri baskı öğesidir. Sendikalar dernekler, kooperatifler, birlikler… temsil ettikleri kitlelerin çıkarlarını savunurken, ülkenin genel çıkarlarını da savunurlar; yani siyasetin dışında değildirler. Bilindiği gibi dar anlamda siyaset bir partiyi desteklemektir. Geniş anlamda siyaset ise ülkenin çıkarlarını savunmaktır. Demokratik kitle örgütleri dar anlamda siyaset yapmaz ama ülke sorunlarına da kayıtsız kalmaz. Örneklersek: Türkiye’nin siyasi, ekonomik, askeri bağımsızlığını savunmak her yurttaşın ve kitle örgütünün hakkı ve görevidir. NATO’ya,” İkili Anlaşmalar”a, IMF’ye, Dünya Bankası’na, bağımsızlığımızı zedeleyen her türlü dış ilişkiye ve yurtdışına asker göndermeye karşı çıkmak, yurttaş olmanın gereğidir. Demokrasilerde kitle örgütlerine geniş anlamda siyaset yasak edilemez; edilirse o yönetimin adı demokrasi olmaz.

Atatürk, “ Savaş yurt savunması değilse, cinayettir.” “Yurtta barış, dünyada barış.” “ Tam bağımsızlık demek, ekonomide, maliyede, savunmada, siyasette tam bağımsızlık demektir; bunlardan birinde tam bağımsızlık yoksa tam bağımsızlıktan söz edilemez.” demiştir. Ne yazık ki bugün Türkiye Atatürk’ün ilkelerinden ve uygulamalarından çok uzaktır. Ülkemizin tam bağımsızlığını istemek bizim hem hakkımız hem de görevimizdir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerini savunmak; söz, yazı, örgütlenme özgürlüğü istemek; basının, yargının bağımsızlığını savunmak; eğitimde eşitlik istemek; laik, demokratik eğitimden sapmalara karşı savaşım vermek; YÖK’ün kaldırılmasını istemek; gelir adaletsizliğine karşı olmak; ülkemizin ekonomik kaynaklarının ve işletmelerinin peşkeş çekilmesine karşı çıkmak… her türlü antidemokratik uygulamalara karşı savaşım vererek demokrasiyi savunmak dar anlamda siyaset değildir. Ülkenin ve ulusun çıkarlarını savunmak demokratik kitle örgütlerinin çıkarınadır; çünkü ülkenin kalkınması, gelişmesi yurttaşların rahat bir yaşama kavuşmaları uygulanan genel siyasetle doğrudan ilgilidir.

Fakir Baykurt’un sekiz cilt yayımlanan anılarından beşinci kitap “BİR TÖS VARDI” başlığını taşıyor. Bu ciltte tümüyle TÖS’ü anlatıyor. TÖS’ün kuruluş aşamasında, sendika nasıl olmalı tartışmaları sürerken Fakir Baykurt öğretmenlerin ekonomik, demokratik, özlük sorunları yanında sürekli ulusal ve siyasi sorunları da işliyor. Şöyle diyor:

“ …Politik işlevini nasıl yerine getirecek peki? Yasa, “ Hiçbir türlü politika yapamaz!”diyor. Ne biçim yasa? “ Politika” sözcüğü de nereye çeksen oraya gider. Bu yasa ciddiye alınırsa bundan sonra öğretmenler ders bile yapamaz. Yurt sorunlarından hiç söz açamaz. Başka ülkelerde öğretmenler partilere giriyor, seçiliyor, görevinden gene ayrılmıyor. Bizde “ yurt sorunlarıyla ilgilenmek” anlamına gelen politika bile yasak; çılgınlık bu: Okur, yazar bile olmayanlar politika yapacak, öğretmenler yapmayacak!

Şu sorunlar üstüne öğretmenler o yıllarda çok duyarlı:

  • Toprak Reformu.
  • Ulusal petrol ve maden sorunu. Yeraltı, yerüstü servetlerimizin ulusal yarara uygun olarak korunması, işletilmesi.
  • Okullardaki ABD çıkışlı projelerin kaldırılması. (….)
  • Yurdumuzdan yabancı üslerin, tesislerin söktürülmesi. Savunmaya gerçekten ulusal nitelik kazandırılması. Yurtta barış, dünyada barış ilkesinin yeniden canlandırılması.” (…)

( Fakir Baykurt, Özyaşam/ BİR TÖS VERDI. Papirüs Yayınları, s.51)

 

“BİR TÖS VARDI”yı okuyunca 1965’ten bu yana bir arpa boyu yol gidemediğimizi hatta demokrasi konusunda daha da gerilediğimizi görüyoruz. Bilindiği gibi 12 Mart Askeri Yönetimi TÖS’ü yargıladı. Yargılamanın esasını “Siyaset yapmak” oluşturuyordu. Fakir Baykurt ve TÖS bu yargılamadan aklanarak çıktı; ama kamu çalışanlarına sendika kurma hakkı anayasadan kaldırıldı. Aynı yargılama bugün yapılsa Fakir Baykurt ve TÖS aklanır mı, bilmiyorum.

 

Demokratik Kitle Örgütlerinin İşleyişi

Sendikalara, derneklere, kooperatiflere, birliklere… doğal olarak her siyasi görüşten insan üye olabilir. Üyeler değişik partilerin üyeleri ya da seçmenleri de olabilir. Bu, doğaldır. Burada sorun demokratik kitle örgütünün bağımsızlığına zarar vermeden her siyasi görüşten üyeyi bir arada tutabilmektir. Kitle örgütü bir siyasi görüşün uzantısı görünümü verirse üye kazanamaz ve kitle örgütü olma işlevini yitirir. Yeterli üyesi olmayan bir örgütlenme “baskı öğesi” olma özelliğini yitirir; temsilcisi olduğu kitleyi kazanamayan bir örgütü de kimse dinlemez.

Adı üstünde demokratik kitle örgütü her şeyden önce kendi içinde demokrasiyi uygulayacak. Yani örgütün üyelerinin sözleri ve oyları işleyişe yön verecek. Üyenin özgür iradesi tüzüğe, programa, harcamaya, yönetime yansıyacak. Tüm kararlar oylamayla alınacak. Bunun için özgür tartışma, söz söyleme, oy verme ortamları yaratılacak. Eleştiriler polemik yaratma, üstün gelme anlayışından uzak, yapıcı ve yaratıcı olacak. Üye de sorumluluğunun bilincinde olacak.

 

Demokratik Merkeziyetçilik

Demokratik kitle örgütlerinin işleyişinde uygulanan demokratik yöntem “demokratik merkeziyetçiliktir.” Bu yöntemle üyelerin istemi, eleştirileri, önerileri, oyları demokratik bir şekilde aşağıdan yukarıya gider. Oylamayla- ikna yöntemi de olabilir- alınan kararlar merkezi bir şekilde yukarıdan aşağıya uygulanır. Bu, demokrasidir. Bu yöntemle üyeler işleyişte söz ve karar sahibi olurlar. Alınan kararlara, örgütün tüm birimleri ve üyeleri uymak zorundadır. Azınlıkta kalanların merkezde oluşan kararı eleştirme hakları vardır; ancak karar değişinceye dek, bu kararın yaşama geçmesini engelleme hakları yoktur. Demokratik kitle örgütlerinde “çoğunluğun aldığı karar beni bağlamaz, ben bildiğimi okurum.” Tavrı yanlıştır. Bu tavır ve davranış örgütü işlemez duruma getirir; örgütün bütünlüğünü bozar. Örgüt etkinliğini ve gücünü yitirir.

Örnekleyelim: 12 Eylül öncesinde özellikle TÖB-DER’de ve diğer meslek örgütlenmelerinde hatta kooperatiflerde demokratik merkeziyetçilik felç olmuştu. Aşağıdan yukarıya demokratik işleyişin önü tıkanmıştı. Seçimler demokratik değildi. Yönetimi “ele geçiren” siyasi görüşler örgütün olanaklarını kendi siyasi örgütlenmeleri için kullanıyorlardı. Demokratik kitle örgütleri, siyasi partilerden bağımsız olması gerekirken, bazı siyasi oluşumların “ fideliği” görevini de üstlenmişlerdi. Kitle örgütünden siyasi örgüte eleman aktarılıyordu. Her siyasi oluşum “ele geçirdiği” birimi kendi görüşünün hizmetine sunuyordu. Bu durumda örgütün bağımsızlığı sağlanamazdı; öyle de oldu. Kitle örgütleri zamanla var olan kitlelerini yitirdiler ve kitle örgütü olma niteliklerinden uzaklaştılar. 12 Eylül faşist yönetimi onları bir direnişle karşılaşmadan kolayca kapattı. Örnekler daha da çoğaltılabilir. Bildiğimiz kadarıyla demokratik merkeziyetçilik anlayışını en iyi uygulayan örgüt TÖS olmuştu, 1977-1978 yıllarına dek birçok ilerici örgütlenme bu işleyişe iyi- kötü uydu; ancak anılan tarihlerden sonra örgütlerde ne demokratiklik ne de merkeziyetçilik kaldı.

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği de demokratik kitle örgütüdür. Biz, ağırlıklı olarak eğitim alanında etkinlik yapan bir örgütüz. Bir amacımız var: Köy Enstitülerinde uygulanan iş aracılığıyla öğrenme ilkesini topluma yaymak ve bu konuda baskı öğesi olmak. Ayrıca diğer kitle örgütleri gibi demokrasi ve bağımsızlık savaşımı veriyoruz. Ülkemiz bağımsız olmadan gerçek demokrasi hayaldir, bunun bilincindeyiz. Özellikle eğitim alanında yaşanan olumsuz gelişmeler bizi ilgilendiriyor. Laik ve kamucu eğitimi savunuyoruz. Demokrasi dışı tüm uygulamalara karşıyız. Ülkemizde demokrasinin tüm kurallarıyla yerleşmesi için çalışıyoruz…

2001’de kurulan Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği bugüne dek 66 sayı dergi çıkardı, 70 kitap bastı, onlarca sempozyum, panel, çalıştay düzenledi. Köy Enstitülerin toplumumuzda yaygın olarak bilinmesinde çok emeği var. Bu süre içinde Köy Enstitülerinin eğitim anlayışını yaşama geçirebilme konusunda eksik kaldık. Bu eksikliğin bizden kaynaklanan yanları olabilir; ancak genel siyasetten kaynaklanan olumsuzlukları da görmezden gelemeyiz.

Kitle örgütü olabilmek için ilk gerekli olan nicelik, yani sayıdır. Üye sayımızın yeterli olmadığını biliyoruz. Baskı öğesi olmanın ilk koşulu kitlesel olmaktır. Nitelik de nicelikten doğar. Üye sayısı arttıkça nitelik de artacaktır. Öyleyse üye sayımızı artırmak için var gücümüzle çalışacağız. Var olan üyelerimizin niteliğini artırabilmek için dernek içi eğitime ağırlık vermeliyiz. Köy Enstitülerinin çalışma anlayışı – İMECE- bizim de öncelikli ilkemiz olmalıdır. Köy Enstitü kültürünü içselleştirmeliyiz. Bunun için yardımlaşmalıyız, kurumsallaşmalıyız; İnternetten daha çok yararlanmalıyız. Basın ve yayın organlarından daha çok yararlanmaya çalışmalıyız. Yerel yönetimlerle ilişkilerimizi geliştirmeliyiz. Kısa ve uzun vadeli hedeflerimiz olmalı. Dergimizin ve yayınlarımızın geniş kitlelerle buluşması için gayret göstermeliyiz.” İş insanın hem miyarı hem de mimarıdır.” anlayışını kılavuz edinmeliyiz. Köy Enstitülerinin çalışma anlayışını iyi bilmeyen üyenin derneğimize yararı sınırlıdır, bunu akıldan çıkarmayalım.

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği sıradan bir dernek değil; geçmişte uygulanan özgün bir eğitim uygulamasının kalıtını onurla ve gururla taşıyan bir örgüt. Onurlu geçmişimize saldırıları göğüslemek de bizim görevimiz. 1940’lı yıllarda İsmail Hakkı Tonguç’a, Hasan Ali Yücel’e ve Köy Enstitülerine saldıranların manevi torunları bugün açıktan ya da sinsi sinsi onlara gene saldırıyor. Uyanık olup saldırıları boşa çıkarmalıyız.

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği’nin örgütsel bağımsızlığını gözümüz gibi koruyalım. Bu derneğin sıradan bir üyesi bile olmak en büyük onurdur, bunu usumuzdan çıkarmayalım.

Nice yıllara…

Cengiz Öksüz

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği İstanbul Şubesi Başkanı

 

 

 

 

 

Benzer Haberler

Facebook'ta Biz

Çanakkale Rent a Car Banka Kredisi diş rehberi Bozcaada Otelleri Bozcaada Otelleri Bozcaada Pansiyonları