CHP’Lİ HAMZAÇEBİ’NİN ADAYLIK AÇIKLAMASI VE İSTANBUL GERÇEĞİ

Ana Sayfa » GÜNCEL » CHP’Lİ HAMZAÇEBİ’NİN ADAYLIK AÇIKLAMASI VE İSTANBUL GERÇEĞİ

01.11.2018 - 10:50

CHP’Lİ HAMZAÇEBİ’NİN ADAYLIK AÇIKLAMASI VE İSTANBUL GERÇEĞİ

 

CHP’den Akif Hamzaçebi’nin ”İstanbul’dan adayım.” açıklaması bugün gündeme düşen gelişmelerden biri.

Peki bu ne ifade ediyor?

Hamzaçebi’nin istanbul gibi kritik bir noktada aday olmak istemesi CHP’ye şans getirir mi?

Bu soruların yanıtlarını vermeden önce yaptığı açıklamaya bakmak gerekiyor.

Hamzaçebi, partisinin aday göstermesi halinde seçimi yüzde 50’yi aşan bir oy oranıyla kazanacaklarını belirtti ve son iki yıldır İstanbul’u karış karış gezdiğini, vatandaşla temas halinde olduğunu söyledi.

Sözcü’den Hande Zeyrek ’in haberine göre,  CHP‘nin Maliye alanında etkin isimlerinden olan İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, İstanbul Defterdarı olarak görev yaptığı dönemi hatırlattı ve şöyle konuştu:

“İstanbul üzerinde çalıştığım sorunlarına çözüm aradığım bir şehir. Daha o yıllarda şehrin pek çok sorununa eğildim. Partimin uzun yıllardır milletvekiliyim ve yaptığım değerlendirme sonucunda bu yola çıktım. Bunu bir parti sorumluluğu olarak aldım.”

Çalışmalarına 2 yıl önce başladığını anlatan Hamzaçebi İstanbul’un yaşam kalitesi açısından dünya şehirleri sıralamasında giderek gerilediğini şöyle anlattı:

“İstanbul da dahil olmak üzere dünyanın 231 kentini yaşam kalitesi açısından değerlendiren sıralayan bir endeks var. İstanbul giderek irtifa kaybediyor. 2011’de 92. sıradayken 2018’de 134’üncü sıraya gerilemiş durumda. Yaşam kalitesi sürekli olarak gerileyen bu yüzden de içinde yaşayan insanların mutlu olmadığı, yaşama pozitif bakamadığı sürekli olarak sorunlarla boğuştuğu bir yer. İstanbul’u hakettiği yere taşımak zorundayız.”

Hamzaçebi’nin açıklamaları böyle.

Peki bunun tabandaki karşılığı ne olabilir?

Bilindiği gibi bu yerel seçimler AKP’nin 24 Haziran’dan sonra giderek köşeye sıkıştığı bir aşamada büyük önem taşıyor. Özellikle İstanbul ve Ankara gibi ülkenin kaderini etkileyen kentlerin yönetimindeki siyasi düşünce dengeleri altüst edecek kadar önemli. Erdoğan’ın İstanbul’dan başlayan siyasi yaşamını Cumhurbaşkanlığı’na kadar taşıması seçmen gözünde daha kuvvetli bir algıya da neden oluyor:

İstanbul’u Türkiye’ti alır.

O halde hangi partiden olursa olsun buraya ben adayım diyen bir ismin nasıl bir profil sergilemesi gerektiği sorusu yanıtlanmaya muhtaç görünüyor.

Aday öncelikle siyasi yaşamında verdiği mücadele ile bilinmeli, tanınmalı. Bu mücadele beraberinde tabanla kuvvetli ilişkiler kurulmasına kadar devam etmeli. Taban, o kişi ağzını açtığın ne diyecek acaba noktasında durup kulak vermeli. Şimdi aday böyle bir mücadeleden gelmiyorsa, siyasi platformdaki yükselişini hep genel merkezin verdiği desteğe borçluysa, hatta milletvekili listelerine hep tepeden inme bir yöntemle girmişse tabanla nasıl bağlantı içinde olabilir? Daha da önemlisi bütün bu mücadeleyi birilerine anlatmak, tabanı etkilemek, düşüncelerini yüksek sesle ifade etmek için hitabet denilen bir şeye ihtiyaç var. Etkili, vurucu konuşmanın kitleleri sürüklediğini geride kalan deneyimler defalarca göstermedi mi?

Bu yerel seçim Türkiye’nin kaderini belirleyecek bir özellik taşıyor.

Cumhur İttifakı’nda meydana gelen çatlama AKP ve MHP’nin yerel seçime ittifaksız gireceklerini gösteriyor. Tabii Bahçeli’nin Gökçek ve Dalan çıkışı AKP’yi köşeye sıkıştırarak koşullarını kabul ettirme manevrası gibi algılansa da şimdilik durum yerelde ayrılık noktasında duruyor. Yani iki partinin kurmayları bu sorunu gidermek için kapalı kapılar arkasında görüşmelerini sürdürseler de şimdilik durum böyle. AKP’nin MHP olmadan gireceği bir seçim de başarı şansı ne olabilir? Erdoğan’ın sıkıntısı bu. Kendisini Cumhurbaşkanlığı makamına taşıyan kitleler onun içinden çıktığı partiye aynı desteği artık vermiyorlar. Bu gerçek Erdoğan’ı köşeye sıkıştırmışa benziyor. Ama tüm bunlara karşın şimdilik AKP ve MHP kendi adayları ile seçime gidiyorlar.

O halde CHP’nin bu durumu avantaja çevirmek için kendi adayını tabandan gelen seslere, beklentilere kulak vererek belirlemesi daha doğru değil mi? Ön seçim yapılmadan, tepeden inme isimlerle aday belirlemenin yaratacağı tehlikeler görülmüyor mu?

Şimdilik bu sorular doğru yanıtları bulmuş değil.

Bakalım süreç nasıl ilerleyecek.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :