DR. ALİ TİGREL YAZDI- BÜYÜME ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Ana Sayfa » GÜNCEL » DR. ALİ TİGREL YAZDI- BÜYÜME ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

10.06.2020 - 18:09

Dr. Ali Tigrel

Dr. Ali Tigrel

yazarın tüm yazıları
DR. ALİ TİGREL YAZDI- BÜYÜME ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

 

 

BÜYÜME ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Dr. Ali Tigrel

Geçtiğimiz hafta içinde Sn. Cumhurbaşkanı ekonominin çarkının tüm gücüyle dönmeye başladığını söylemiş. Bunun üzerine acaba bilmediğimiz veya atladığımız bir şey var mı diyerek elimde bulunan son birkaç yılın büyüme verilerini inceledim.

Tespitlerimi şöyle özetleyebilirim:

  • GSYH büyümesi 2018 yılı ikinci çeyreğinden itibaren azalış eğilimine girmiştir.
  • Takvim ve mevsim etkisinden arındırılmamış GSYH serisinde arka arkaya üç çeyrekte yaşanan daralmadan sonra, zayıf da olsa, 2019 yılının üçüncü çeyreğinde yeniden büyüme çizgisine dönülmüştür.
  • GSYH, 2019 yılının son çeyreğinde yüzde 6, 2020 yılının ilk çeyreğinde ise yüzde 4.5 artış göstermiştir.
  • 2017 yılı sonrasında sanayi ve hizmetler kesimiyle GSYH büyüme çizgisi paralel bir eğilim göstermişken inşaat sektöründeki küçülme trendinin daha derin olduğu ve halen devam ettiği gözlenmektedir.
  • Büyüme açısından büyük önemi olan gayrisafi sabit sermaye oluşumunda 2018 yılını üçüncü çeyreğinde başlayan ve 2019 yılının ikinci çeyreğinde dip yapan gerileme trendi devam etmektedir. İnşaat sektöründe durum daha da kötüdür. Bu sektördeki sabit sermaye oluşumundaki gerileme serisi YEDİ çeyrektir kesintisiz devam etmektedir.
  • Makine-teçhizat yatırımlarında kesintisiz beş çeyrek süren bir gerileme serisinden sonra 2019 yılının son çeyreğinde yeniden pozitif alana geçilmiş ve artış 2020 yılının ilk çeyreğinde devam etmiştir. Ancak bu artışlarda baz etkisini göz ardı etmemek gerekir.
  • İhracata gelince, kur artışı avantajı ile 2018 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 15’e yaklaşan artış hızı 2019’da yavaşlamaya başlamış, 2019 yılının son çeyreğinde yüzde 4 gerilemiştir. 2020 yılının ilk çeyreğinde de gerileme devam etmiştir. Bu gelişmeleri kur artışının sağladığı rekabet avantajının aşınmaya başlaması yanı sıra daha çok salgın nedeniyle ihracat pazarlarımızda yaşanmakta olan olumsuz gelişmelere bağlamak gerçekçi olur.
  • İthalat, 2019 yılının ilk çeyreğinde ekonominin küçülmesine bağlı olarak yüzde 30 civarında gerilemiş, ancak yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 7.9, son çeyreğinde ise yüzde 29.3 artmıştır. 2020 yılını ilk çeyreğinde ithalat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10.3 artış göstermiştir. Ancak bunu biraz da baz etkisi ile ilişkilendirmek gerekir.
  • GSYH’yı harcamalar yönünden değerlendirdiğimizde, hanehalkı tüketiminin 2019 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren GSYH büyümesine en büyük katkıyı sağladığı görülmektedir. Hanehalkı tüketimi yaklaşık olarak GSYH’nın yüzde 60’ına eşittir ve son bir iki yılda Türkiye ekonomisindeki büyümenin temel belirleyicisi olmuştur. Ancak unutmamak gerekir ki hanehalkı borçluluğu son yıllarda çok hızlı artmış, 2020 yılı Mart ayı sonu itibariyle 710 milyar TL’ye ulaşmıştır. Dolayısıyla hanehalkı tüketiminin en önemli belirleyici olduğu bir büyüme modelinin sürdürülebilir olmadığı sonucuna varılabilir.
  • İlginç olan bir başka tespitimiz ise kamu harcamalarının GSYH gerilemesi yaşanan dönemlerde bile artması ve bütçe açıklarının yükselmesi pahasına büyümeye katkı vermesidir. Bir başka deyişle, ekonominin resesyona girdiği bir dönemde kamu harcamaları siyasi saiklerle ekonomiyi canlandırma amacı ile kullanılmıştır.
  • 2020 yılının ilk çeyreğinde yüzde 4.5 olarak açıklanan GSYH büyümesini değerlendirirken baz etkisinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir. Nitekim, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış GSYH ilk çeyrekte sadece yüzde 0.6 büyümüştür.
  • 2020 yılının ilk çeyreğinde görülen nominal büyümeye katkıların hangi kalemlerden geldiğine bakacak olursak bulgularımız şöyle olmaktadır:
  • Yüzde 5.1 artan özel tüketim harcamaları: 3 puan
  • Yüzde 6.2 artan kamu tüketim harcamaları: 0.9 puan
  • Yüzde 1.4 gerileyen sabit sermaye yatırımları: -0.4 puan
  • Yüzde 5 artan stoklar: 5.3 puan
  • Net ihracat: -4.3 puan
  • Tamamıyla stok artışları ve tüketime dayalı bir büyümenin sağlıklı olmadığı ve ciddi istihdam kayıplarının olduğu bir dönemde sürdürülemeyeceği ortadadır.
  • Yılın ilk çeyreğinin başlarından itibaren ihracatın ithalattan oldukça daha hızlı daralmaya başlaması, daha çok salgın nedeniyle ihracat pazarlarımızda meydana gelen sıkıntılarla bağlantılıdır. Bu durumun kısa vadede fazla değişmesini beklememek gerekir. Ayrıca, 2019 yılında ödemeler dengesine 43 milyar dolar net katkı sağlayan turizm ve hizmet gelirleri kaleminde 2020 yılında ciddi bir gerileme söz konusudur. Bunun bir kısmı petrol fiyatlarındaki düşüşlere ve enerji tüketimindeki daralmaya bağlı olarak telafi edilebilecektir. Fakat yine de bir ödemeler dengesi riskinin ortaya çıkabileceği göz ardı edilmemelidir.

 

Yukarıda özetlemeye çalıştığım veri bazındaki tespitler ışığında 2020 yılının ikinci çeyreğinde GSYH’nın en az yüzde 20 gerileyeceğini, ikinci ve üçüncü çeyrekte az bile olsa bir toparlanma olabileceğini ama ekonomimizin 2020 yılı tümü üzerinden bir önceki yıla göre yüzde 5-6 aralığında daralacağını düşünüyorum.

 

Bu noktada daha uzun vadeli tahminlerde bulunmak istemiyorum. Çünkü salgının daha ne kadar etkili olacağı, 2021 yılına sarkıp sarkmayacağı, ekonomide gerekli tedbirlerin ne ölçüde alınabileceği, siyasi ortamın nasıl gelişeceği ve nihayet, küresel dinamiklerin nasıl şekilleneceği hususlarında o kadar çok belirsizlik var ki sağlıklı bir değerlendirme yapmanın zor olduğu bir dönemden geçiyoruz.

 

Gerek dünyada gerekse de Türkiye’de 2020 yılının ikinci çeyreği kayıp bir dönemdir. Bundan sonra önemli olan üçüncü ve dördüncü çeyreğin gerçekleşmeleri olacaktır. Bu gerçekleşmeleri etkileyecek en önemli faktör ise salgının izleyeceği trend olacaktır.

 

Göz önünde bulundurulması gereken bir başka önemli husus da küresel ölçekte rekabet koşullarının sertleşeceğidir. Çin, Japonya ve Güney Kore gibi salgını nispeten az hasarla atlatan büyük üretici ve ihracatçılar Amerikan pazarı daralırsa kayıplarını azaltmak için rekabet koşullarını zorlayacaklardır. Böylesine bir durum ihracatçılarımızı olumsuz yönde etkileyebilir.

 

Yeri gelmişken belirtelim.

 

Bugün Türkiye ekonomisinin en büyük sıkıntılarından bir tanesi güven bunalımı ve itibar kaybıdır. Egemen siyasetin esas kafa yorması gereken mesele budur.

 

Son olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki ekonominin genel durumu ve bunun en azından kısa vadede olumluya dönüşme olasılığı bazı siyasi söylemlerle yansıtılmaya çalışılan manzaradan çok farklıdır.

 

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :