DR. ALİ TİGREL YAZDI- TÜİK’E GÖRE ENFLASYON(!)

Ana Sayfa » EKONOMİ » DR. ALİ TİGREL YAZDI- TÜİK’E GÖRE ENFLASYON(!)

11.10.2019 - 9:00

DR. ALİ TİGREL YAZDI- TÜİK’E GÖRE ENFLASYON(!)

 

 

Kuruluşundaki adıyla Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) Demokrat Parti döneminde zamanın başbakanı merhum Adnan Menderes’in talimatıyla kuruldu. Kurucusu ve ilk genel müdürü Maliye eski bakanlarından merhum Şefik İnan’dır. Kaderin bir cilvesi olsa gerek Şefik bey aynı zamanda kayınpederimdir. Ülkemizin yetiştirdiği parlak beyinlerden biridir. Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdikten sonra Paris’e gitmiş, Paris Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuş, doktorasını Paris’te almış, Paris Üniversitesi İstatistik Enstitüsü’nü bitirmiştir. Yıllarca Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde istatistik dersleri vermiştir. CHP’li olmasına rağmen Başbakan Adnan Menderes’in kendisini DİE’yi kurmakla görevlendirmesi Demokrat Parti çevrelerinde eleştiri konusu olmuş, Adnan Menderes bu eleştirilere cevap verirken Şefik beyin konuyu çok iyi bilen bir bilim adamı olduğunu, konuya siyaset karıştırmanın bir anlamı olmadığını ifade etmiştir.

Nereden bakılırsa bakılsın DİE, bir zamanların uzmanlığı, rakamlara saygısı ve dürüstlüğü ile ün yapmış bir devlet kurumuydu.

1960 yılında kurulan ve AKP iktidarı döneminde alınan talihsiz bir kararla kaldırılan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ise kaynaklarımızın optimal kullanımı yoluyla ülkemizin planlı, programlı ve dengeli kalkınması yolunda önemli hizmetler vermiş saygın bir kurumdu.

Söz konusu iki kurumumuz etkin bir koordinasyon içinde çalışır, yerli ve yabancı yatırımcılara adeta rehberlik hizmeti verir, kamu yatırımlarının en yararlı şekilde gerçekleştirilmesini sağlayarak siyasi iktidarlara yol gösterirdi.

DPT ve DİE yanı sıra Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası, Dış İşleri Bakanlığı, üniversiteler ve bağımsız Yargımız ile birlikte ülkemizi çağdaş uygarlık seviyesine taşıyacak kuruluşlar olarak görülürdü. Bu kuruluşlara girmek gerçekten zordu. Torpil pek işe yaramazdı. Zor sınavları geçmek gerekirdi. Nitelikli olmak şarttı.

Şimdi bugüne dönelim.

DPT hakkında konuşmayalım. Çünkü Türkiye’ye büyük hizmetler vermiş bu güzide kurum sekiz yıl önce kaldırıldı ve nitelikli ve liyakat sahibi insan kaynakları sorumsuzca dağıtıldı.

Maliye ve Hazine ile Dış İşleri Bakanlıklarına gelince buralarda da kurumsal geleneklerden uzaklaşıldığını, liyakatın ikinci plana itildiğini gözlemliyoruz.

Yargıya gelince, hiç yorum yapmayayım daha iyi.

Merkez Bankası bağlamında ise endişeliyim. Çünkü bu çok önemli kurumun artık kararlarını sadece ekonomik verilere dayanarak bağımsız şekilde alabildiğini düşünmüyorum.

Şimdiki adıyla TÜİK olan DİE’ye gelince insan devlet adına üzülüyor. Bir zamanların uzmanlığı ve rakamlara saygısı ile ün yapmış Devlet Kurumunun yerinde sanki yeller esiyor.

TÜİK’in açıkladığı son enflasyon rakamlarına bakın. Buna kargalar güler. Son on iki ayda doğal gaza yüzde 56, elektriğe yüzde 60, akaryakıta yüzde 30 zam yapacaksın, benim yakından izlediğim süt ürünleri fiyatları en az yüzde 50, giyim fiyatları en az 40 artacak ve sen enflasyonun yüzde 9.26’ya düştüğünü ilan edeceksin. Ondan sonra da faizler üzerindeki baskıyı Merkez Bankasını da kullanarak daha da arttıracaksın. TÜİK’i yönetenler bu işi nasıl beceriyorlar, kimden ne talimatlar alıyorlar bilmiyorum ama gördüğüm bir şey var. O da bunun adı halkla alay etmektir. Bu sürdürülebilir bir yaklaşım değildir.

TÜİK’in yayınladığı fiyat listelerini inceledim. Bu listelerdeki fiyatlar nerede geçerli bilmiyorum. En azından benim bildiğim market ve alışveriş zincirlerinde geçerli olmadıklarını söyleyebilirim. Acaba TÜİK’in sayın yöneticileri evlerindeki mutfak harcamalarını ne kadar takip ediyorlar diye merak ediyorum.

İnsan hayatını en çok etkileyen mal ve hizmetlerde fiyatlar ciddi oranlarda artarken enflasyonun nasıl düştüğünü birileri bana anlatsa memnun olacağım doğrusu. Baz etkisi argümanlarını pek tutarlı bulmuyorum, çünkü yayımlanan listede yer alan spot fiyatlar konusunda ciddi kuşkularım var.

Gerçek olmayan fiyat artışlarına dayalı bir para ve maliye politikası ne kadar sürdürülebilir göreceğiz.

Son olarak bazı hatırlatmalar yapmakta fayda görüyorum. Yararlanmak isteyen çıkarsa sadece mutlu olurum.

  • Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı ülkenin toplam dış borcunun yüksekliğidir. Kırılganlıkların büyük kısmı dış borçtan kaynaklanmaktadır.
  • Son uygulamalarla Türkiye’nin kurumsal bağımsızlık ve serbest piyasa kurallarından giderek uzaklaştığı algısı güçlenmektedir. Bu algının ortadan kaldırılması bana göre bir zorunluluktur.
  • Enflasyonla mücadele aspirin tedavisinden ötesine gidemeyen irili ufaklı fakat birbirinden kopuk ve çelişkili tedbirlerle olmaz. Merkez Bankası’nın siyasi otoriteden bağımsız bir kararlılıkla istikrarlı adımlar atması, maliye politikasının temkinli adımlarla para politikasına destek vermesi esastır.
  • Ekonomi ile ilgili veriler saptırılarak veya manipüle edilerek hiçbir yere varılamaz. Bilakis inandırıcılık biter. Ondan sonra da doğru adımlar bile işe yaramaz.

 

Bizden söylemesi..

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :