22 Nisan 2021 - Hoş geldiniz

DR. ALİ TİGREL YAZDI- TÜRKİYE’NİN KATAR İLE YAPTIĞI ”SU YÖNETİMİ ANLAŞMASI” NIN PERDE ARKASINDA HANGİ HESAPLAR VAR?

Ana Sayfa » GÜNCEL » DR. ALİ TİGREL YAZDI- TÜRKİYE’NİN KATAR İLE YAPTIĞI ”SU YÖNETİMİ ANLAŞMASI” NIN PERDE ARKASINDA HANGİ HESAPLAR VAR?

Eklenme : 28.03.2021 - 20:40

DR. ALİ TİGREL YAZDI- TÜRKİYE’NİN KATAR İLE YAPTIĞI ”SU YÖNETİMİ ANLAŞMASI” NIN PERDE ARKASINDA HANGİ HESAPLAR VAR?

 

 Son haftalarda karşı karşıya kaldığımız bazı gelişmeler ülkemizin çok ciddi bir durumla yüzleşmekte olduğunu gösteriyor. 

Egemen siyasetin İstanbul Sözleşmesi’nin iptali ve Katar ile Su Yönetimi Anlaşması yapmasının dayanağı olarak kullandığı 9 numaralı CB Kararnamesi’nin 3. maddesinde aşağıdaki ifadeler yer alıyor: 

 “…Milletlerarası Anlaşmaların uygulama alanının değiştiğini tespit etme, bunların hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme, Cumhurbaşkanı kararı ile olur.”

 “…Türkiye Cumhuriyetini bağlayan bir milletlerarası anlaşmanın belli hükümlerinin Türkiye Cumhuriyeti bakımından yürürlüğe girdiği, bir milletlerarası anlaşmanın  uygulama alanının değiştiği, uygulanmasının durdurulduğu ve sona erdiği tarihler; Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunarak Resmi Gazetede yayımlanır.”

 Açıkça görülebileceği gibi söz konusu Kararname’nin 3. maddesi, TBMM’nin yasama yetkisini Cumhurbaşkanı’na devretse de, bunun Anayasaya aykırı olduğu açık ve nettir.

Bu noktada düşünmekte yarar var.

Özetlemeye çalıştığımız gelişmeler, ekonominin Türkiye Cumhuriyeti için bir beka sorunu haline getirildiği bir dönemde oluşuyor.

Merkez Bankası itibarının ayaklar altına alındığı, toplam brüt dış borcumuzun  GSMH’nın neredeyse yüzde 60’ına ulaştığı, Merkez Bankası brüt rezervlerinin bile güvenlik sınırının çok altına düştüğü, net rezervlerin -48 milyar dolar seviyesine gerilediği , 126 milyar dolar rezervin adeta buharlaştığı bir zaman diliminden bahsediyoruz.

Bu son derece vahim koşullar altında, hesaplarıma göre toplam maliyeti 60 milyar doların altında olmayacak uçuk bir projenin gerçekleştirilmesi için neden bu kadar ısrarcı bir tavır sergileniyor?

Neden Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası bağlamında yaşamsal önemi olan milletlerarası bir sözleşmenin feshine kadar gidebilecek bir süreç tetiklenmek isteniyor?

Neden Türkiye Cumhuriyeti Devleti altından kalkması mümkün olmayan bir borç yükünün altına sokulmaya çalışılıyor?

Kanal İstanbul’un finansmanına hazine garantisi verilmesinin yolu, Merkez Bankası başkanının değiştirildiği gece açıldı.

İki gün sonra da Katar’la Su Yönetimi İş Birliği anlaşmasının kararnamesi Resmi Gazete’de yayımlandı.

Türkiye ve Katar’ın iş birliği alanları “entegre su kaynakları yönetimi, su tesisleri yönetimi, kıyı ve geçiş suları yönetimi” olarak sayıldı.

İyi de Katar’la hangi alanda su yönetimi yapacağız?

Katar nerede, Türkiye nerede?

Ve şimdi sıkı durun: Kıyı ve geçiş suları yönetimi ne anlama geliyor?

Herkesin malumu o ki, Türkiye’nin İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı olmak üzere iki tane geçiş suyu var. Bunlardan geçiş rejimini belirleyen anlaşma ise Montrö Sözleşmesi.

Şimdi hem üçüncü bir geçiş suyu olarak Kanal İstanbul öne çıkarılmaya çalışılıyor, hem de Türkiye’nin Cumhurbaşkanı kararı ile Montrö Sözleşmesi’nden çekilmesi yolunun altyapısının hazırlanmasına çalışılıyor.

Önce cahilce Kanal İstanbul’un, Montrö Sözleşmesi kapsamında olmadığını söylüyorlardı. Ama Montrö Sözleşmesi’nin ne anlama geldiği kendilerine anlatılmış olacak ki, şimdi de Sözleşmeden Cumhurbaşkanı kararı ile çekilebileceği ifadesi dolaştırılmaya başlandı.

Muhalefetin Türkiye’nin bekasını tehdit eden hazine garantilerinin tanınmaması adına bir girişimde bulunmasını şart görüyorum. Bu garantiler köprüler, otoyollar ve şehir hastaneleri ile giderek genişletildi.

Şimdi de sıra Kanal İstanbul’a geldi.

Kanal İstanbul’un yaratacağı ekolojik, toplumsal, hukuki, lojistik ve askeri sorunları geçmiş yazılarımda defalarca vurgulamıştım. Tekrar etmeme gerek yok.

Şunu da unutmayalım: Türkiye’nin zaten Kanal İstanbul’u finanse etmesi mümkün değildir. Ama arkada Katar parası ile jeopolitik ve stratejik hedefli ABD desteği olursa durum çok değişir. Burada yaşamsal olan konu Türkiye’nin ne gibi siyasi tavizleri vereceği ve bu yüzden de zaman içinde ne tür sorunlarla karşı karşıya kalabileceğidir.

Muhalefet tarihi bir sorumluluk altında.

Umarım gereğini yaparlar.

 

 

Benzer Haberler

Facebook'ta Biz

Çanakkale Rent a Car Banka Kredisi diş rehberi Bozcaada Otelleri Bozcaada Otelleri Bozcaada Pansiyonları