DR. HAKAN AKBULUT YAZDI- “COVID-19” TÜRK DIŞ POLİTİKASI İÇİN BİR FIRSAT OLABİLİR Mİ ?

Ana Sayfa » GÜNCEL » DR. HAKAN AKBULUT YAZDI- “COVID-19” TÜRK DIŞ POLİTİKASI İÇİN BİR FIRSAT OLABİLİR Mİ ?

30.03.2020 - 12:20

DR. HAKAN AKBULUT YAZDI- “COVID-19” TÜRK DIŞ POLİTİKASI İÇİN BİR FIRSAT OLABİLİR Mİ ?

 

 

 

Bir çoğumuz, günümüz koşullarında “Covid-19” ve Türk Dış Politikasını yan yana getirmeyi aslında “abesle iştigal” olarak görebilir.

Geleneksel rotasını ve “Kurucu Ayarları”nı kaybeden Türk Dış Politikası için “Covid-19” sonrası uluslararası gelişmeler ve koşullar, dış politikamızda  yeni yönelişlere ve yeni yaklaşımlara doğru bir fırsat olabilecek mi ?

Mevcut siyasi irade bu yeni ortamda yeni yöneliş ve yeni yaklaşımları gerçekleştirebilecek mi ?

Muhtemelen burada kaleme alınanlar da, bundan önce Türk Dış Politikası için yazılan, yol gösterici ve uyarıcı binlerce metinden biri olarak kalacak,uygulanmayacaktır. Ancak bizler, “her ahval ve şartta” düşündüklerimizi ve inandıklarımızı söylemeye ve yazmaya devam etmeliyiz.

“Covid-19”un Türk Dış Politikası için neden ve nasıl yeni fırsatlar ve yeni yönelişler ortaya çıkarabileceği hususunu gündeme getirirken, iki temel hareket noktasının bulunduğunun altını çizmek gerekir.

Bunlardan birincisi “Covid-19” salgını ile başlayan ve daha sonra da devam etmesi beklenilen uluslar arası Dayanışma Ruhu.

İkincisi ise uluslararası çıkar kavgalarının ve mücadelelerin kazananı olsanız bile, “Covid-19” örneğinde olduğu gibi, bir anda her şeyin altüst olup değişebileceği ve artık uluslar arası alanda Ortak Çıkarların öneminin eskisinden çok daha arttığı gerçeği…

“Covid-19” ulusal devletlere herkesin aynı gemide olduğunu hatırlatması açısından çarpıcıdır.

 

Çin’in ve Rusya’nın İtalya ve Fransa’ya tıbbi malzeme yardımı, Küba’nın Avrupa’ya doktor göndermesi, ABD’nin Güney Kore’den yardım talep etmesi, Fransız ve İtalya hastaların Alman hastanelerinde tedavilerine başlanması bulaşıcı hastalığa karşı sembolik dayanışma ve ortak çıkar girişimi gibi görünebilir.

Ancak “Covid-19” sonrası ortaya çıkan dayanışma ve ortak çıkar ruhunun bundan sonra yeniden şekillenecek uluslararası ilişkiler ve ülkelerin dış politikaları açısından da belirleyici olacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

Uluslararası ilişkilerde ve dünya politikasındaki mevcut gelişmeler, ülkemizde de mevcut siyasi otoritenin hızlı davranıp, şapkayı önüne koyarak ülkemizin dış politikasına ve uluslararası ilişkilerimize yönelik yeni kararlar alıp bu doğrultuda öncelikler belirlemesini elzem kılmaktadır.

Bu çerçevede mevcut temel dış politika konularımıza bakarak ‘“Covid-19”in yarattığı yeni ortamda nasıl bir dış politikaya ve uluslar arası ilişkilere yönelmeliyiz ‘ sorusunu sorabiliriz.

“Covid-19” sonrası Suriye politikamız da artık Esad rejimi ile iletişim kanallarını açık tutmak, kademeli bir diyalog geliştirmek Türk Dış Politikası için hayati önem arz etmektedir. Bu gerçeği görmeyip geçmiş yaklaşımları sürdürmenin ülkemize gelecekte yeni yüksek maliyetleri olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir.

Avrupa Birliği ile yeni bir ruhla işbirliği ve dayanışma arzumuzun sergilenmesi, bu doğrultuda yeni adımlar atılması da, Avrupa ülkelerinde ve uluslar arası çevrelerde yankı bulacaktır.

Zaman Libya’da tarafların yakınlaşmasına yönelik adımlar atma zamanıdır. Geçmişte taraf olmamızın verdiği tüm olumsuzluklara  rağmen,Libya halkı nezdinde yüksek olan itibarımız;  Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Temsilciler meclis/Hafter Güçleri arasında bir yakınlaşmaya öncülük etmeye imkan yaratabilir. Yeter ki bu konu Türk Dış politikasının bir önceliği olsun.

 

Rusya ve ABD ile ilişkilerimizde ise, bu ülkelerle olan ilişkileri dayanışma ve ortak çıkar çerçevesinde sürdürmenin ötesinde her ikisinin de dahil olduğu ve bizim de oyuncu olduğumuz konularda bu iki ülkeyi yakınlaştırmaya ve ortak çıkarlarını oluşturmaya yönelik Türkiye’nin bir misyon üstlenmesi Türkiye’nin uluslar arası alanda ağırlığını büyük ölçüde artıracağı ortadadır.

Burada dile getirmediğimiz birçok dış politika konularında da yukarıda ki iki temel olguyu ön plana çıkararak, geleceği görmek ve dış politika değişikliklere yönelmek; Türkiye’nin uluslar arası alanda ve dış politikasında önünün açılması anlamına gelecektir.

Dış politikada geleceği okumak bir ülkenin sahip olabileceği en büyük zenginliklerden biridir.

Biz Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında bu zenginliği Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yaşadık. 1934’te kurulan Balkan Antantı ve 1937’de kurulan Saadabad Paktı dış politikada geleceği okuyan ve Cumhuriyeti kuran kadroların büyük öngörüsü ve başarısıdır.

Bugün dış politikada da “Kurucu Ayarlar “diyorsak, boşuna demiyoruz…

Dr. Hakan Akbulut

 

 

Ziyaretçi Yorumları

Cevdet Gökyer30 Mart 2020

Saygı Değer Hemşehrim Hakan Bey Ülkemizin içinde bulunduğu sorunları ve çözüm yollarını çok güzel yazmışsınız Sizi Tebrik ederim. Yazmaya devam ve mücadele dileklerimle. Cevdet Gökyer

arzu aşan02 Nisan 2020

Hakan Bey çok güzel ifade etmişsiniz kaleminize elinize sağlık. Başarılarınız daim olsun

Kerim civil09 Nisan 2020

Hakan bey çok güzel anlatmıssın düşüncelerine katılıyorum eline sağlık Başarılar dilerim Taşelinden doslara slm olsun Kendine iyi bak bizleri üzme hoşca kal

İlgili Terimler :