21 Nisan 2021 - Hoş geldiniz

DR. KÜRŞAD TOSUN YAZDI- İNSANİ İLİŞKİLERİN TEMELİ ”GÜVEN” DUYGUSUNU, DİJİTALLEŞEN ÇAĞDA SÜRDÜRMEK MÜMKÜN MÜ?

Ana Sayfa » GÜNCEL » DR. KÜRŞAD TOSUN YAZDI- İNSANİ İLİŞKİLERİN TEMELİ ”GÜVEN” DUYGUSUNU, DİJİTALLEŞEN ÇAĞDA SÜRDÜRMEK MÜMKÜN MÜ?

Eklenme : 01.03.2021 - 14:55

DR. KÜRŞAD TOSUN YAZDI- İNSANİ İLİŞKİLERİN TEMELİ ”GÜVEN” DUYGUSUNU, DİJİTALLEŞEN ÇAĞDA SÜRDÜRMEK MÜMKÜN MÜ?

 

Beni bugünlerde yazmaya iten asıl neden, oldukça önemli zamanlardan geçiyor olmamız.

‘Büyük Değişim’ gündemde.

Yeterince farkında değiliz, bir çoğumuz farkında olmayacak da.

Bunun en önemli nedeni ise değişimin bizzat içinde olmamız. Selçuk Erdem’in çok sevdiğim karikatürlerinden birinde, içinde bulunulan ve farkında olunmakta zorlanılan değişim süreci şöyle karikatürize edilir.: Padişah kale surlarında ve düşünceli, veziri yanına geliyor ve diyor ki:

  • Sultanım bi sıkıntınız mı var?
  • Bilmem, böyle sanki bi duraklama dönemine girmişiz gibi bir his var içimde.

Dediğim gibi bu dönüşümü, değişim sürecinin içinde olduğumuzdan pek fark edemiyoruz. Ama bana sorarsanız, günümüzde, feodal düzenden kapitalizme geçişe benzeyen önemli bir paradigma değişimi yaşanmakta.

Bunu biraz daha açalım: 9 Eylül 1975 doğumluyum. Doğduğum eve, -Akşehir ilçesinin Sorkun köyü- elektrik 1960’lı yılların sonunda bağlanmış. Babam Almanya’da çalıştığı için 1974 yılında siyah beyaz bir TV alıp gelmiş evimize. 1980’li yılların başından bu yana olup biteni hatırlıyorum, yani 5-6 yaşımdan bu yana. Annemin köyüne giderdik çocukken, orada elektrik yoktu, gaz lambası ile otururduk. Teyzemler akşamları o lambanın ışığında halı dokurlardı, gelenek böyle idi, akşamları da çalışılırdı. (Gündüzleri kadınlar için çocuklara, hayvanlara bakım ve ev işleri vardı!) 1980’lerin ilk yarısında elektrik geldi Yunak İlçesi’nin Sıram Köyü’ne. Siyah beyaz televizyonumuz 1980’lerin başında renkli oldu. Dallas, Flamingo Yolu ve Şahin Tepesi artık renkli idi. Hatta daha renkli olsun diye televizyonların kırmızı rengi biraz fazla açılırdı. O arada ilkokulu yeni bitirmiştim, 1986 yılı idi, başarılı bir öğrenci olmam ve abimin ileri görüşlülüğü sayesinde, o yaz Bursa’da bilgisayar ve İngilizce kurslarına gittim, çok faydalı oldu. BASIC programlama dilini öğrendim ve İngilizce ’de ise Ortaokul 2. sınıfta seçmeli dersim İngilizce olabilecek şekilde ilerleme kaydettim.

Sonra ikinci kanal açıldı 1987 yılında, kanal değiştirme kavramı hayatımıza girdi. Bu işlem, eğer varsa, kablosu olan uzaktan kumandalar ile yapılırdı. Sonra bu kumandalar kablosuz, kızılötesi ile çalışır oldu. Ardından özel TV dönemi başladı 1990’da. Onu da yeni TV kanalları izledi.

1993 yılında üniversiteyi kazandım, şanslıydım zira okuduğum üniversite, ülkemizde internet alt yapısını yönetmekle sorumlu olan kurum idi: ODTÜ. Bu sayede 1990 yılların ilk yarısında, fare (mouse) ki 1980’lerde yoktu, elektronik posta, Windows, MS Office gibi kavramlarla tanıştım. Bunlar, kişisel bilgisayar alanında bir devrimdi.

1994’te Türkiye, cep telefonu dediğimiz taşınabilir telefonlar ile tanıştı, onlar da ilk TV’ler gibi renksizdi. Sonradan renklendi, ardından da dokunmatik oldular. Şimdi ise internet ve uygulamalar ile bambaşka alanlara doğru ilerledi teknoloji, bilişim ve iletişim. Şimdilerde telefonlar, sosyal medya ile oldukça şöhret sahibi.

Bunları neden mi yazdım?

30-40 yıl gibi insanlık tarihi açısında oldukça kısa sayılabilecek bir zaman diliminde inanılmaz gelişmeler yaşandı.

Yani şöyle, 1982’deki elektriksiz köydeki hayat ile 1000 yıl önce o köydeki hayat pek farklı değildi. Traktör ve birkaç demir tarım aletinden başka fark yaratacak neredeyse hiçbir şey yok. 1950’lere giderseniz, traktör ve tarım makineleri olmadığı için, o köyde 1000-5000 yıl önceki hayat ile 1950’lerdeki hayat hemen hemen aynı idi, kalan her şeyse aynı. Ama 1980 ile günümüz arasında o köyde, ülkemizde ve dünyada yukarıda saydığım değişiklikler oldu.

Düşünün günümüzde canlı yayın yapmak o kadar kolay ve sıradan ki. Bunu on yıllar öncesinde dile getirseydiniz, deseydiniz ki, ben buradan bakınca canlı olarak, 10.000 km uzakta olan kişi ve/veya olayları göreceğim, karşımızdaki muhtemelen bizimle alay ederdi.

Rönesans’la başlayıp, Reform ile devam eden, Aydınlanma Dönemi ile güçlenen, Sanayi Devrimi ile hızlanan ve İkinci Dünya Savaşı sonrası ise çok daha hızlanan, bu süreç günümüzde hayallerimizin önüne geçti.

2004 yılından kalma, kulaktan duyma bir bilgiyi paylaşayım: İnsanlık tarihinin en başından 1950 yılına kadar üretilen bilgi ‘1’ birim ise, 2004 yılı itibari ile bir günde ‘10’ birimlik bilgi üretilmekteymiş. Günümüzde bu rakamın çok daha yüksek olduğu muhakkak. İvmeli olarak bilgi üretimimiz artmakta. Önceki yazımda bahsettiğim gibi hızlanıyoruz. Bu hızlanma olumlu ve olumsuz gelişmelerin frekansını artırıyor.

Diğer yandan, bu inanılmaz değişim karşısında ne yapabiliriz, ne yapmalıyız?

İlk olarak değişime karşı koyamayız istesek de.

Özellikle günümüzde, böyle bir karşı duruş sizi çok yakın bir zamanda nakavt eder.

Yapmamız gereken değişime yani zamanın ruhuna uyum sağlamak.

Malum güçlüler değil, uyum sağlayanlar ayakta kalırlar.

Yani değişim sürecini anlamak, özümsemek, adapte olmak ve mümkünse de üzerine koyarak yola devam etmek gerekir.

Paradigma değişimini yakalayan, yöneten ve geliştiren yeni düzenin kurucusu ve etkin gücü olur.

Bir zamanlar insanlar, günümüz ile karşılaştırıldığında, oldukça kısıtlı diyebileceğimiz bir hayat sürüyorlardı. Sadece askerlik için köyünden ayrılan, İstanbul’da yaşayıp hiç deniz görmeden ölen insanlar gibi örnekler mevcut. Nüfusun azlığının da etkisiyle, herkes birbirini tanırdı. Köylerde ya da mahallelerde, sosyal ilişkiler, evlilikler ve ticaret bu tanışıklık üzerinden ilerlerdi. ‘Güven’ böyle tesis edilirdi. Güven vermeyen insanlar toplumsal yaptırıma uğrardı, dışlanırlardı.

Peki günümüzdeki asıl sorun nedir?

Bunca bilgi (kirliliği!) arasında nasıl yol alacağız?

Geçmiş dönemle şimdi arasındaki farklar ne ve yeni hayata nasıl uyum sağlamalıyız?

Bana sorarsanız cevap çok basit: Karşılıklı güven eksikliği ve dürüstlük.

Yukarıda bahsettiğim gibi evlilik, ticaret ve sosyal ilişkiler önceleri güven ilişkisi üzerine kurulurdu. Dediğim gibi herkes herkesi tanır, ona göre aileler kurulur, ticaret yapılır ve ziyaretler yapılırdı. Güven -her zaman öyledir- en önemli öncelikti ve her şey onun üzerine kurulurdu. Bu açıdan baktığımızda, günümüzden çok daha başarılı diyebileceğimiz bir yapılanma vardı.

Şimdi soru şu:

O dönemde, bir insana gerekçeli ya da gerekçesiz kötü söz edilir miydi? Belki çok nadiren. Oysa bugün sosyal mecralarda, mesela Twitter’da, bunu istediğiniz herkese ve her zaman yapabilirsiniz. (Bu arada yapılan araştırmalara göre Twitter mutsuzluğun ve diğer olumsuzlukların daha çok dile getirildiği bir mecra). Ya da o dönemde, yolda geçen birine yemek dolu tabağınızı gösterip bununla hava atmazdınız ama Instagram’da bunu kolaylıkla yaparsınız. Zaten “bir zamanlar” yediğin yemeği bir başkasının görmesi kültürümüzde uygunsuz ve ayıp kaçardı. (Bu arada, Instagram ilginç bir şekilde daha çok, insanların mutlu oldukları anları paylaştığı bir mecra, Twitter gibi değil)

Yani, sanal dünya yeterince güven vermiyor ve dürüst değil.

Yoksa bu denli bilgi kirliliğini nasıl açıklayabiliriz.

Bizi görmesi, bulması mümkün olmayan, yaptırımın neredeyse imkânsız olduğu veya çok uzun sürdüğü bir sanal dünyada insanlar yalan söylemek, iftira atmak, kötü söz söylemek gibi genel ahlak kurallarına uymayan pek çok olumsuzluğu sergileyebiliyorlar.

Ne yapmalıyız?

Güven ve dürüstlüğü yeniden tesis etmek için çaba harcamalıyız.

Sanal dünya bunu bize yeterince veremiyor.

Yani ikili ilişkilerde, ticarette ve hayatımız için gerekli diğer tüm alanlarda güvenli, ‘sürdürülebilir’, sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir hayatı hepimiz hak ediyoruz.

İnsanları tanımak ve kendimizi tanıtmak için ‘güvenli dijitalleşme’ teknolojisinin bu konuda bize destek olacağını düşünüyorum.

Kendimize ait ilgili ya da ticarete konu olacak bilgilerimizi gerekli kişi ve kurumlarla paylaşmaya izin vererek güven ortamının oluşmasını sağlayabiliriz.

Blok zincir teknolojisi her alana uygulanarak, bu konuda ilerleme sağlanabilir. Blok zincirin efektif uygulama alanı olaraksa, politik konuların ve gündelik hayat konularının ön plana çıkacağını düşünmekteyim. Hatta bu teknoloji ile eski Yunan’da olduğu gibi doğrudan demokrasiye bile geçebiliriz, temsili demokrasiden.

Hem Y hem de Z kuşaklarının deneyimlerini yaşayan ve gözlemleyen kuşak olarak, X kuşağına, önceki kuşakların birikim ve deneyimleri ile kuşaklar arası iletişim ve uzlaşı için önemli görevler düşmekte.

Yazımda aktarmaya çalıştığım değişim sürecini bizzat yaşayan (yaşamak zorunda kalan) tek kuşak X kuşağı ve bu uyumu gerçekleştirebilecek olan tek kuşak.

Sonuç olarak,

  • Önceden insanlar günümüze göre daha az kalabalık gruplar halinde yaşarlardı ve birbirlerini tanımaları kolaydı. Şimdi ise özellikle büyük şehirlerde bu olası değil, tanışık olmamak sorunlar getirmekte ve güven tesisini güçleştirmekte,
  • Zaman, gün geçtikçe daha hızlı akıyor, ya da tersten söylersek birim zamanda gelişen olayların sayısı daha da artıyor.
  • Dijital dünyadaki bilgi ve kirliliği de gelişmelere paralel olarak artmakta.
  • Krizler sistemi olan kapitalizmin sonuna yaklaşmaktayız, eskiden krizler daha uzun zaman aralıklarında ve daha düşük şiddette olurken (1929 krizi istisna olarak), günümüz kapitalist krizleri daha sık ve daha şiddetli olmaktadır. Üretilen bilgi yanında üretilen krizler de artacaktır. Para odaklı bir sistemin ayakta kalması zaten pek mümkün değil.
  • Diğer yandan, kapitalist dünya eğer çözüm bulamaz ise, ki çok zor görünüyor, çevresel sorunlar kapitalizmi zayıflatacak ve sonlandıracak önemli etkenlerden biri olacaktır, özellikle iklim değişikliği.
  • Bu nedenle de en sürdürülebilir yaklaşım olarak ‘insan’ ve ‘doğa’ odaklı bir yaşam sistemine doğru güven, dürüstlük, saygı ve sevgi gibi temel manevi kavramları tesis ederek, sürdürülebilir, sağlıklı, mutlu ve huzurlu yaşam biçimine geçmeliyiz. Bunu da dijital dönüşüm ile sağlayabiliriz diye düşünüyorum.  Konu çok uzun ve başka pek çok konu ile ilintili, detaylar başka yazıların konusu olsun.

 

 

 

Benzer Haberler

Facebook'ta Biz

Çanakkale Rent a Car Banka Kredisi diş rehberi Bozcaada Otelleri Bozcaada Otelleri Bozcaada Pansiyonları