DÜNYADA OLANLAR HİÇBİR YERDE BULAMAYACAĞINIZ AYRINTILARLA YALNIZCA YURTSEVERLİK.COM’DA. SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- KUZEY KORE’DEKİ YENİ BÜYÜK KITLIK

Ana Sayfa » GÜNCEL » DÜNYADA OLANLAR HİÇBİR YERDE BULAMAYACAĞINIZ AYRINTILARLA YALNIZCA YURTSEVERLİK.COM’DA. SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- KUZEY KORE’DEKİ YENİ BÜYÜK KITLIK

20.05.2019 - 22:22

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
DÜNYADA OLANLAR HİÇBİR YERDE BULAMAYACAĞINIZ AYRINTILARLA YALNIZCA YURTSEVERLİK.COM’DA. SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- KUZEY KORE’DEKİ YENİ BÜYÜK KITLIK

 

Her akşam izlemeye çalıştığım Aljazeera International kanalının ‘Inside Story’ adındaki günlük tartışma programının geçen cumartesi akşamki konusu anons edilince şaşırdım. Programda, Kuzey Kore’de kitle ölümlerine neden olabilecek boyutta bir ‘kıtlık/açlık sorunu’ tartışılacaktı!

” Yine mi?” dedim kendi kendime; ” hâlâ mı?” 

Çünkü geçmiş yıllarda, zaman zaman K.Kore’den bu tür haberleri gazetelerde okurduk. Ancak 21.yy’ın ilk çeyreğinin bitmek üzere olduğu şu zamanda, üstelik son derece kaynak tüketici “nükleer yarış” için ABD ile pazarlık gücüne sahip olduğu izlenimini bütün dünyaya yayan bir ülkede!

 

 

Eğer gerçekten hala bir kıtlık varsa bu ‘yeni bir kıtlık’ olmalıydı. Google’a baktım. Bu ülkeden en son gelen kıtlık haberi, 1993-99 yılları arasında yaklaşık iki milyon insanın ölümüne yol açmış ve Kore’nin yöneticilerince gerçekleri gizlemek için, Zorlu Mart (Arduous March) veya Acı Çekilen Mart ( The March of Suffering) olarak adlandırılan büyük  kıtlık dönemi olduğunu öğrendim.

K.Kore resmi haber ajansına göre şimdiki kıtlık, ülkenin son 37 yılının en kötü kuraklığı nedeniyle oluşmuş.

Bu büyük tehdit üzerine ülke yönetimi, ürünleri korumak için yeni su kaynakları bulmak üzere halkı doğa ile savaşa çağırmış. 

 

 

Diğer taraftan Birleşmiş Milletler raporlarına göre, bu yılki hasadın son birkaç on yılın en düşüğü olması nedeniyle etkilenecek insan sayısının, nüfusun yaklaşık % 40’ı dolayındaki 10 milyonu bulabileceği tahmin ediliyormuş.

Bu durum nedeniyle, K.Kore’nin balistik füze programından vazgeçip, ABD ile nükleer füzeler konusunu gündeme alıp almayacağının tartışıldığı ve Nick Clark’ın yönettiği Inside Story programına, ABD’nin Georgia Eyaleti’nden Küresel Sorunlar Merkezi kurucu Başkanı Han Park, Çin’in başkenti Pekin’den Kızılhaç ve Kızılay Örgütleri Uluslararası Ülke Kümeleri Destek Ekibi’nden Gitte Rabol, İngiltere Leeds Üniversitesi Modern Kore Sosyolojisi Kıdemli Araştırmacısı Aidan Foster-Carter katıldılar.

Üç katılımcının mutabık kaldığı hususları başlıklar halinde şöyle özetlemek mümkün.

 

 

Bu son kuraklığın, birbiri ardına gelen birkaç kurak yılın en kötüsü olduğu anlaşılıyor. Çünkü olağan koşullarda 170 mm yağış alan ülkede, bu yıl sadece 54.4 mm düzeyinde yağış olmuş. Bu nedenle, tarımsal su ihtiyacı bir yana, günlük içme ve kullanma suyunun yetersizliğinden ötürü ishal vb hastalıklar yoğunlaşmış. Kötü ve yetersiz beslenme yüzünden çocuklar ve hamile anneler en korunmasız durumda olan grubu oluşturmaktaymış.

G.Kore uluslararası yardım kuruluşlarınca kullanılmak üzere acil yardım olarak 8 milyon $’lık nakit yardım gönderme kararı almış. Ancak şu ana kadar bölgenin en büyük ülkesi Çin’den henüz bir yardım vaadi gelmemiş.

 

 

Katılımcılardan Han Park, uzunca bir süredir ABD’nin, K.Kore’yi nükleer programından geri adım attırmak için uyguladığı bilinen ambargoların, bu insani kriz sürecinde silah olarak kullanılmasından kaygı duyduğunu vurguladı.

Bu arada İngiltere’den katılan Foster Carter’e göre, aslında K.Kore’nin önündeki bu sorunu çözmek için parası var, ancak para genellikle silah ve propaganda amaçlı gösterişli yapı ve organizasyonlar için kullanılıyor.

Carter, ülkenin bu durumdan kurtulmasının yegane yolunun, Çin vb gibi akılcı komünist ülkelerin yıllar önce yaptığına benzer, özel nitelikte işletmelere sınırlı da olsa, izin vermek gibi yaşamsal önemdeki kararların, K.Kore tarafından da bir an önce ele alınması gerektiğini söyledi.

 

 

Çünkü soğuk savaş döneminde başta gıda ürünleri olmak üzere birçok malın yokluğunu, büyük ölçüde, SSCB ve Çin’in yardımlarıyla gideren Kore’nin, soğuk savaşın sona ermesiyle bu olanaktan uzunca bir süredir mahrum kaldığını da ekledi.

Katılımcı Han Park de, bazı ülkeler güvenlik ihtiyacı ile gıda ihtiyacı arasında kaldığında, siyaseten bazen  gıda tarafına ağırlık verebilirler. Ancak şu ana kadarki tecrübeler ışığında, K.Kore’nin gıda için komünist rejimden vazgeçmesini beklemek doğru olmaz. 

70’ler ve 90’lardaki benzer durumlarda da sistemini değiştirmeyen K.Kore’nin bu defa da açlığın giderilmesi için yardım karşılığında sistemini değiştirmesi beklenmemelidir. Çünkü K.Kore’liler rejimlerini değiştirmektense, önceki yıllarda olduğu gibi bu defa da, bir süreliğine aç kalmayı tercih edeceklerdir. Dünyanın bu gerçekliği anlaması gerekir.

 

 

Program sunucusu Nick Clark’ın, K.Kore’nin bu durumu, ambargonun etkilerini azaltmak için bir siyasi oyun olarak kullanıp kullanmayacağı biçiminde yönelttiği soruya Carter;

” K.Kore hükümetinin böyle bir yol izlemesi ihtimal dahilindedir” şeklinde yanıt verdi. Ayrıca, 2018’de Trump ve Kim arasında yapılan çok sayıda görüşmenin, sonradan fasit daireden öteye geçmemesi umut kırıcı oldu, diyerek; bu durumda kuzey komşusu ile birleşme umutlarını koruyan G.Kore’nin etkin bir şekilde yardımcı olmasının beklenebileceğine işaret etti.

 

Aslında galiba hayli paradoksal bir durum ile karşı karşıyayız. Çünkü, bir taraftan K.Kore’nin ürettiği nükleer başlık taşıyan füzelerin menzilinin, bırakın komşu ülkeleri, ABD’nin batı kıyılarını vuracak denli güçlü olduğu uzun zamandır ekranlara yansıyor; diğer taraftan aynı ülkeden, nüfusunun % 40’ının açlıktan ölüme sürüklenmekte olduğuna dair kıtlık haberleri geliyor.

Afrika’da hala kabileler düzeninden kurtulup devlet düzenine geçememiş bazı ülkeler yanında, yıllardır süren iç savaşlar nedeniyle ortaya çıkan kıtlık nedeniyle açlık tehlikesi haberlerini duyup, genellikle pek yadsımayız.

 

 

Ancak K.Kore gibi, nükleer güç tartışması bir yana, bazen ekranlara yansıyan ülke başkenti Pyongyang’ın modern görüntüleri ile söz konusu kıtlık ve açlık tehlikesini yadsımamak pek mümkün olmuyor. Fakat ne kadar tuhaf görünürse görünsün, ülkede milyonlarca insanın yaşamı tehdit altında ve bununla baş edemeyen komünist bir dikta rejimi var.

Şimdi soru şu; 1989 Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla dağılan Varşova Paktı üyeleri o tarihten bu yana zaman içinde komünist dikta rejimlerinden birer birer kurtulurken, K.Kore’deki eski rejim hala neden ve nasıl ayakta kalabildi?

Sanırım bu sorunun yanıtı, hala K.Kore denilen bu ülkenin bir taraftan, başta bölge ülkeleri olmak üzere ABD’yi nükleer saldırı ile tehdit edebilirken, diğer yandan halkını kıtlık ve açlığa mahkum etmek durumunda kalmasının nedenleri hakkında belki bir ipucu verebilir diye düşünüyorum.

Şimdi gelin bu iki ayrı Kore ne zaman ve nasıl ortaya çıkmış, bir bakalım. Bilindiği gibi, 2.Dünya savaşından yenik çıkan Japonya, işgali altındaki Kore topraklarını ABD ve Rusya’ya bırakmak zorunda kalmıştı. 1945 Potsdam Konferansı sonrasında Kore toprakları ikiye bölünmüş, kuzeyde SSCB yanlısı, güneyde de ABD yanlısı hükümetler kurulmuştu. 

Ancak ilginçtir ki, 1989 Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından SSCB ülkeleri darmadağın olup, her biri kendine yeni yerler bulmaya çalışırken, K.Kore’nin katı dikta rejimi bugüne kadar ayakta kalabilmiş. Üstelik büyük komşusu ve destekçisi Çin “komünist” yönetim altında kapitalist üretim ilişkileriyle, her açıdan ABD’ye bile meydan okuyacak aşamaya gelmiş.

Güney Kore ise başlarda ABD’nin finans ve siyasi desteği ile, 60 yıl içinde fert başına gayrisafi ulusal gelirini yaklaşık 35 bin $’a yükselterek, en gelişmiş ülkeler arasında 7.sıraya kadar yükselmiş.

K.Kore’nin ise, ikinci savaşın ardından 1989’a kadar süren yaklaşık 35 yılda SSCB ve Çin’in etki alanında kalıp, katı rejimden kurtulamamış olması bir ölçüde anlaşılabilir bir durumdur. Ancak 1989’dan sonraki son 30 yılda, önceki komünist rejimle yönetilen ülkelerin tamamı üretim ilişkilerinde kapitalist modeli benimseyip büyüme sürecine girerken, K.Kore’nin sert komünist dikta rejimini koruyabilmiş olmasının nedenlerini anlamak pek kolay olmasa gerek!

Komplo teorilerine hiç itibar etmem. Ancak soğuk savaşın ana güçlerinden biri olan SSCB dağılır, Çin piyasa ekonomisi içinde yükselirken, bu ülkeler ve ABD’nin içinde olduğu etkili küresel güçlerin, K.Kore’yi mevcut katı rejimi ile başbaşa bırakmış olmaları, öyle sanıyorum ki, ihtiyaç halinde kullanıp şeytanlaştırabilecekleri bir küçük ülkeyi dünyanın o köşesinde tutma stratejisi olsa gerek!

Halkın büyük bölümü hapishane gibi bir ülkede yaşasa da ve genellikle kıtlık gibi nedenlerle yıllardır açlıktan kırılsa da ne yazık ki gerçek bu.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :