EDEBİYAT MI KİRLİ TİCARET Mİ? BİR KİTABIN ÇEVRESİNDE KOPAN FIRTINANIN PERDE ARKASI

Ana Sayfa » GÜNCEL » EDEBİYAT MI KİRLİ TİCARET Mİ? BİR KİTABIN ÇEVRESİNDE KOPAN FIRTINANIN PERDE ARKASI

29.05.2019 - 18:51

EDEBİYAT MI KİRLİ TİCARET Mİ? BİR KİTABIN ÇEVRESİNDE KOPAN FIRTINANIN PERDE ARKASI

Yazar ve yayınevi, kitabı ‘sanat’ olarak tarif ediyor. Söz konusu öykü; edebiyatçı, hekim ve çocuk hakları savunucularının gözünden nasıl görülüyor?

Abdullah Şevki’nin bir kitabında* yer alan ve çocuk istismarını içeren anlatımların yer aldığı öykü kamuoyunda infiale yol açtı.

Kurgu Kültür Merkezi Yayınları’ndan çıkan kitapla ilgili soruşturma başlatılırken, yazar Şevki dün akşam, yayınevi sahibi Alaattin Topçu da bugün gözaltına alındı.

Yazar ve yayınevi, kitabı “sanat” olarak tarif ediyor, övme amacı değil aksine tiksindirme amacı taşıdığını savunuyor. Peki söz konusu öykü edebiyatçı, hekim ve çocuk hakları savunucularının gözünden nasıl görülüyor? Yayınevi sahibi Alaattin Topçu’nun Artı Gerçek’e yaptığı açıklamaları, Mine Söğüt, Prof. Figen Şahin Dağlı ve Ezgi Koman ile konuştuk.

TOPÇU: KİRLİ GERÇEKÇİLİK AKIMININ AMACI BU; GÖSTERMEK

Artı Gerçek’ten Derya Okatan’ın haberine göre yayınevi sahibi Alaattin Topçu, öyküyü “Kirli Gerçekçilik” akımı olarak nitelendiriyor.

Bugün gözaltına alınan Topçu ile dün akşam, yazar Abdullah Şevki’nin gözaltına alınmasından kısa süre önce Kurgu Kültür Merkezi’nde görüştük. Topçu, öykünün tamamının okunmayıp bir bölümü üzerinden hüküm verilmesinden şikayetçi. “Kimse okumadı zaten, bütünü okumak gerekiyor daha da önemlisi sunuşu okumanız gerekiyor” diyor. Sunuşta ne yazıldığı sorusuna ise alaycı bir dil ile yanıt veriyor: “Sizce ne denebilir, pedofili güzel bir şeydir, kadına şiddet güzel bir şeydir, cinayetler güzel bir şeydir mi diyecek. Sanatın işlevi göstermektir. Siz bakarsınız görmezsiniz. Parklarda bir sürü sapkın insanlar vardır, siz görmezsiniz. Burada da öyle bir öykü var. Görün diyor. Çevrenizdeki hastalıklı insanları görün. Siz bakıyorsunuz ama görmüyorsunuz, onların dünyalarını bilmiyorsunuz. Kirli Gerçekçilik edebiyat akımının amacı da bu; göstermek. Yani sizi nefret noktasına, tiksinti noktasına getirmek. Burada özendirici bir şey yoktur, tiksinirsiniz, öyküyü tamamlayamazsınız.”

 ‘12 EYLÜL’DE 11 YIL HAPİS YATTIM’

“Cinselliği içeren ya da şiddeti içeren her şeyi yok mu sayacaksınız?” diye soran Topçu, “Çocuk istismarını cinsellik olarak mı tanımlıyorsunuz” sorumuza ise şöyle yanıt verdi: “Güç karşısında, iktidar karşısında hepimiz bebeğiz. Ben işkence gördüm 12 Eylül’de, 11 yıl hapishanede yattım. İşkencedeyken hiçbir şey yapabilecek durumda değildim, elim kolum bağlı o bebekten bile daha savunmasızdım. Olaya geniş perspektiften bakın.”

Öyküde pornografi olmadığını savunarak, “Pornografi özendirir, burada özendirme yoktur” diyen Topçu, şöyle devam etti: “Bir ruh hastasının ruh dünyasını anlatıyor. O öykü sanat eseri. Siz sanat eserine karşı mısınız değil misiniz bana onu söyleyin. Yazar bir ruh hastasının iç dünyasını anlatabilmelidir, bir caninin, bir Kenan Evren’in, Raci Tetik’in (Mamak Cezaevi Müdürü) iç dünyasını, çelişkilerini, iç çatışmalarını, o adam niye sapık oldu, bunları anlatabilmelidir.”

Kitabın 6 yıl önce yayımlandığını ve kitabını basmadığı bir kişi tarafından bu linç kampanyasının başlatıldığını söyleyen Topçu, söz konusu kişi ve birkaç kişi hakkında suç duyurusunda bulunduklarını sözlerine ekledi.

MİNE SÖĞÜT: EDEBİYAT DEĞİL KİRLİ TİCARET

 

Edebiyatçı Mine Söğüt, Alaattin Topçu’ya katılmıyor.

“Bu ülkede edebiyattan anlayan okurlar, neyin ne anlama geldiğini çok net görebilecek düzeydeler. Tepki verenler, ne olduğu konusunda fikir yürütenler tutucu dar bir yerden bakan insanlar değildir. Bu, tartışılacak bir şey bile değil, kirli bir ekonominin parçası. Edebi bir sorun olarak tartışılacak bir noktada değil. Sanatla, edebiyatla ilgisi yok. Sanatta müstehcenlik, pornografi, cinselliğin sınırlarını tartışabiliriz. Bu önemli bir tartışmadır, hele ki bizim gibi muhafazakar ülkelerde. Ama bu mesele o kategoriye girmiyor, öyle bir seviyede değil. Kirli bir ekonominin ürünü bence, bir şey satılmaya çalışılıyor ve temiz bir ekonomi meselesi değil. Edebi değerini değil ticari değerini tartışırız. Ahlaki değerini bile değil bence, bunun ahlakla bile ilgisi yok. Çok çirkin ve çok tehlikeli bir ticaretin parçası.”

PROF. DAĞLI: YÖNELİMİ OLANLARI YÖNELTEBİLİR

Twitter’da dünden bu yana gündemden düşmeyen öykü, yeniden yeniden paylaşılarak aslında şiddet de yeniden üretildi. Peki, hem öykü hem de sosyal medyadaki tartışmalar nasıl sonuçlara yol açabilir?

 

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Figen Şahin Dağlı, öykünün çocuk istismarını övmese bile birilerinin aklına getirebileceğini söylüyor.

Öykünün sosyal medyada yaygınlaşmasını “çok korkunç” olarak tanımlayan Şahin, şu değerlendirmelerde bulundu: “Konu bir pedofili öyküsü olabilir ama özendirici bir şekilde ise çok zararlı. Böyle bir fanteziyi kullanmalarına yol açabilir. Cinsel istismar çocuklara çok ciddi zararlar verebiliyor. O bebek, ne olduğunu anlamıyor, diye düşünülebilir ama öyle değil. Ergenlik öncesi dönemde istismar, çocuğun çok anlam veremediği bir şey oluyor ama yine de psikolojik olarak etkileniyor. Ergenlik yaşına geldiğinde, yani ne olup bittiğini anladığında ise daha da ağır oluyor, bütün hayatını etkileyebilecek büyük bir travma yaşıyor. Bu öyküde olduğu gibi fiziksel zararlar da verebiliyor. Çocuk istismarını önlemek için neler yapmamız gerektiğini konuşmamız gerekirken özendirecek bir şeylerin ortalıkta dolaşıyor olması gerçekten çok acı.”
Yazarın övme amaçlı değil tiksindirme amaçlı bu öyküyü yazdığı açıklamasını hatırlatmamız üzerine ise Şahin, şunları söyledi: “Övmüyor bile olsa birilerinin aklına getirebilir. Nasıl ki uyuşturucuya karşı bir kampanyada ya da bir eğitim verirken hiç kullanmamış bir kişinin aklına getirme riski varsa, burada da bir sürü insanı tiksindirmiş olabilir ama çocuk istismarı eğilimi olabilecek birini buna yöneltebilir. İki yönü keskin bir bıçaktır.”

KOMAN: ŞİDDETİ YENİDEN ÜRETİYOR, OLAĞANLAŞTIRIYOR

KHK ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’den Ezgi Koman, yazarın niyetinin sorgulanamayacağını ancak bu öykünün bir takım etkileri olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Koman, “Çocuk pornografisi çok net şiddettir, bırakın tiksinti oluşturmayı şiddeti yeniden üretir. Kabul edilmez buluyorum. Amaç toplumda itici bir şey yaratmaksa bunun o kadar çok yolu var ki… Bu kadar çok ayrıntılarıyla görmek/göstermek meseleyi olağanlaştırmaya da yol açabilir. En çok korktuğumuz şeylerden bir tanesi bu. Olaylar yaşanıyor, büyük infialler yaratıyor, insanlar öfkeleniyor ama bir süre sonra körlük yaratıyor” diye konuştu.

Sosyal medyada Kültür Bakanlığı’nın kitapları denetlemesi çağrıları gördüğünü de söyleyen Koman, bu fikre katılmadığını ifade etti. Koman, çocuk pornografisi bahane edilerek sansürün yoğunlaşacağını savundu: “Şüphesiz cinsel şiddetin ortadan kaldırılması için hükümetin yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekir ama ifade, basın özgürlüğünü kısıtlayacak taleplere bulunmamalıyız. Devlet çocukları koruyacak ama aynı zamanda hak ve özgürlükleri de koruyacak. Burada editörün sorumluluğu da var, yazar yazmıştır ama yayınevi kamusal bir iş yapıyor, çocuk hakkını korumak zorunda” dedi.

*Kitabın ismi yaygınlaştırmamak için haberde kullanılmamıştır.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :