EĞİTİM BİRLİĞİNE SON İHANET Prof.Dr. Nur SERTER

Ana Sayfa » GÜNCEL » EĞİTİM BİRLİĞİNE SON İHANET Prof.Dr. Nur SERTER

11.04.2018 - 6:47

EĞİTİM BİRLİĞİNE SON İHANET   Prof.Dr. Nur SERTER

3 Mart 1924 de kabul edilen ve Anayasamızın 174. Maddesi ile koruma altına alınan Eğitim Birliği Yasasına yönelik ihlallere bir yenisi daha eklendi. Ankara, İstanbul gibi büyük illerimiz başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında laik bilimsel eğitim zorunluluğunu, eğitim bilimlerinin temel ilkelerini ve çocuk pedagojisini ayaklar altına alan Sıbyan (Sübyan) Mektepleri açılmaya başladı.

Sıbyan Mektepleri, Osmanlı döneminde, dini vakıflar tarafından mahallelerde açılan, dini eğitim veren, başlama yaşı 4 yaş, 4 ay, 4 gün olan ve 3 Mart 1924’de Eğitim Birliği Yasasının kabulü ile kapatılan sözde okul türlerinden birisi idi.

Cumhuriyetle hesaplaşmayı temel hedefleri kabul edenler, Osmanlı’ya özlemlerini bu çağ dışı okulları açarak tatmin etmek uğruna çocuklarımızın yaşamlarını karartmakta sakınca görmemekteler.

3-6 yaş arasındaki çocukların kabul edildiği, çoğu eğitime elverişsiz mekanlarda açılan ve öğretmen niteliği taşımayan, sertifikasız kişilerce eğitim yaptırılan bu okulların hangi kurumun bünyesinde faaliyetlerini sürdürdükleri tam olarak belirgin değildir.

Okul öncesi eğitim kurumu kategorisine dahil olan bu okulların birçoğu tarikat ve cemaatlerin, bir bölümü “kuran kursu” statüsünü kullanarak Diyanet İşleri Başkanlığının sorumluluk alanı içindedir.

Milli Eğitim Bakanlığı ise internet sitelerinde tüm etkinlikleri görsel olarak da yayınlanan bu sözde okulları denetlemekten bile kaçınan bir hoşgörü ile karşılamaktadır.

Bazı AKP Belediyeleri ise kendilerine okul öncesi eğitim konusunda yapılan başvuruları, bu okullara yönlendirmektedir.

Osmanlı döneminde bile kabul yaşı 4 olan okullar, 3 yaşındaki çocukları kabul ederek onlara Kur’an ve namaz öğretmekte ve bu konudaki faaliyetlerini yıl sonu etkinliklerinde “toplu namaz” ve “Kur’an okuma” becerisi olarak ailelerle paylaşmaktadır.

Küçük yaştaki çocuklara “soyut kavramları” algılatmanın imkansız olduğu bilinmesine rağmen; ahiret, haram, günah, cin, melek, şeytan gibi kavramlarla yoğrulan bir eğitimin yarattığı olumsuzluklar göz ardı edilmektedir.

Bu okullara devam eden çocuklarda gözlemlenen içe kapanıklık, saldırgan davranışlar, aile bireyleri ile uyumsuzluk, altını ıslatma, annelerini kapanmaya zorlama, onların çalışmasını ve elde ettiği geliri haram kabul etme, korku gibi davranışlar yaşam boyu sürecek travmalara kapı açmaktadır.

3-6 yaşındaki kız çocuklarının başlarının kapatıldığı, erkek çocuklara fes, sarık, cüppe giydirildiği, kız-erkek çocukların ayrı sınıflarda okutulduğu bu kurumların Ulusal Eğitim Sistemi içinde yer alması mümkün değildir.

Çocuğun zihinsel ve ruhsal yapısını tahrip eden ve onu düşünen, sorgulayan birey olmak yerine, dogmaları kabullenen biat anlayışına teslim eden bu süreç, hem onların hem de ülkenin geleceği için bir tehdit niteliği taşımaktadır.

Din eğitimini ibadet ve Kur’an’ı Arapça ezberlemekten ibaret gören, korkuyu dinle özdeş sayan, cinsiyet ayırımını yaşam biçimine dönüştüren ve dinin güzellikleri yerine yasaklarını ezberleten bir öğretim yönteminden çağdaş, demokrat bireylerin yetişmesi ve ulusal birlik ve bütünlüğün sağlanması asla mümkün olamaz.

“Millet” yerine “Ümmet” olmayı, ulusalcı bir gençlik yerine “dininin ve kininin davacısı” bir gençlik yetiştirmeyi amaçlayanlar, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı millet olma sürecinin en önemli yapıtaşı olan ‘’Eğitim Birliği’’ni yok ederek ülkeyi karanlık ve dipsiz kuyunun derinliklerine çekmek için çocukları kurban olarak seçmeyi sürdürmektedirler.

Körpe zihinleri süngerleştirerek ebedi iktidarı elde etme gayretlerinin nasıl boşa çıktığını, dünya tarihi bizlere göstermiştir.

Aydınlık, her zaman karanlıkları yener…

Yeter ki doğru, çağdaş, bilimsel ve ulusal olana sahip çıkmak kararlılığında olanlar mücadele azimlerini, birlik olarak sürdürmekten vazgeçmesinler.

 

Prof. Dr. NUR SERTER- önceki dönem milletvekili

 

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :