EMPERYALİZMİN EN KİRLİ ELİ ABD BOLİVYA’YI DA RAHAT BIRAKMADI

Ana Sayfa » GÜNCEL » EMPERYALİZMİN EN KİRLİ ELİ ABD BOLİVYA’YI DA RAHAT BIRAKMADI

16.11.2019 - 8:37

EMPERYALİZMİN EN KİRLİ ELİ ABD BOLİVYA’YI DA RAHAT BIRAKMADI

 

* ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aylin TOPAL Cumhuriyet’e yaptığı değerlendirmede şunları anlattı:

Bolivya’da 20 Ekim seçimlerinde oyların yüzde 84’ü sayılmış ve seçimin ikinci tura kalması kesin görünürken sayımın 23 saat durmasının ardından Devlet Başkanı Evo Morales’in 10 puan önde  kazandığının ilan edilmesiyle birlikte muhalefet hile iddiasıyla sokağa indi. Seçimlerin yenilenme kararı alınmasına rağmen, eylemler sona ermedi. Ordu komutanının istifası için muhtıra verdiği Morales 10 Kasım günü görevi bıraktığını açıkladı. Son olarak, meclisteki sağ muhalefetin lideri Jeanine Anez, İncil önünde yemin ederek kendini geçiş dönemi başkanı ilan etti.

Morales’in dördüncü kez başkanlığa adaylığını koyması, 2016’da yapılan referandumda yüzde 51’le kabul edilmemişti. Bu kez, Anayasa Mahkemesi kararıyla seçimlere girmenin yolunu açması seçimlerin meşruiyetini baştan gölgeledi. Sayım şaibesiyle birlikte, Morales’in yaşanan olaylarda sorumluluğu olduğu kabul edilmeli.

ABD BAĞLANTISI

Bu yazıda ABD’nin bu olayların arkasında olduğu iddialarına dair somut, uzun erimli bağlantıları göstermeye çalışacağım. ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) Morales’in iktidara geldiği 2005 seçimleri sürecinde ülkeye hızla yerleşti. USAID bünyesinde kurulan Geçiş İnisiyatifleri Ofisi (OTI) tarafından 2004’te Demokrasi Programı adlı etkinlikler düzenlendi. Stratejik ülkelerdeki siyasete yön vermek için kurulan OTI’ler büyük parasal kaynakları, işbirliği yapılan aktörlere aktarmakla görevli birimlerdir. Morales karşıtı partilere eğitim ve mali destek verdiği bilinen OTİ, daha sonra doğudaki “Media Luna” ayrılıkçı hareketini destekledi. USAID’ın bu dönemde yerelleşme, bölgesel özerklik projelerine parasal desteği 2009’da belgelendi.

O yıllarda Morales’in toplumsal desteğinin çok güçlü olduğunun farkında olan muhalefet, Bolivya’yı ikiye bölmeyi denedi: biri Aymara ve Quechua yerlilerinin iktidarındaki tarımsal üretimin hakim olduğu Antiplano; diğeri ise Avrupa’dan göçenlerin ve kökenleri yüzyıllar içinde karışmış (mestizo) nüfusun yaşadığı zengin Media Luna.

Gelişmiş bölge ayrılıkçılığı Latin Amerika’da sol iktidarlara karşı geliştirilen bir stratejiydi. Böylece yerli halklara karşı yükselen ırkçı ve faşizan tavrın söylemsel zemini kurulmuş oldu: “Gelişmiş bölgeler üretiyor, vergi veriyor, popülist iktidarlar bu vergileri tembel yerlilere sosyal yardım olarak veriyor.”

 

DİRENİŞİN EKSENİ

Referandumda iki Bolivya arasındaki mücadelede bir tarafın sesi sistematik olarak daha çok duyulmuştu. Morales uyguladığı politikalarla çokuluslu şirketlerin kârlarını kamulaştırırken, sağ muhalefet işçilerin ve çiftçilerin gelirlerinin düştüğüne, işsizliğin arttığına dair sayısız propaganda materyali üretti. Belli ki, USAİD yardımlarının bir kısmı bu iş için kullanılmış.

Darbe kavramını geniş anlamıyla anlamak lazım. Morales’in ve yerlilerin iktidarına karşı ABD doları ve ordu zoruyla birlikte sermaye kesimlerinin yaptığı bir darbedir. Ve tabii ki, bu aktörlerin propaganda gücü sayesinde halkın önemli bir kısmını yanlarına aldığı göz ardı edilemez.

Morales’in Başkanlık sarayını terk etmesinin ardından muhalefet liderlerinden -Media Luna’nın en zengin şehri- Santa Cruz’lu milyarder Luis Fernando Camacho, saraya bir elinde İncil diğerinde Bolivya bayrağıyla girerek, “Pachamama bir daha bu saraya giremeyecek, bu saray İsa’nındır” dedi.

Muhalefetin işi hiç kolay değil. Morales 12 Kasım günü Meksika’ya indiğinde yaptığı açıklamada, mücadeleden vazgeçmeyeceğini ifade etti.

EVANJELİST KİLİSESİ DEVREDE

11 milyonluk Bolivya’nın Antiplano bölgesinde yaşayan 3.5 milyon yerliyi sindirme politikaları yeni direniş dalgalarıyla karşılaşacak. Yerlilerin tüm yaşamsallıklarının bağlı olduğu doğaya karşı büyük bir saldırı olacak. Ancak, İnka medeniyetinin Tanrıçası Pachamama’yı (Toprak Ana), o inanıştan gelen doğa ile ilişkilenme biçimini yok etmek kolay olmayacak. Metalaşma ve piyasalaşma yeni direnişlerle karşılaşacak. Son tahlilde, yerliler 2003 yılında su ve doğal gaz kaynaklarının özelleştirmesine karşı verdikleri mücadele sonucu Morales’i iktidara taşıdıklarının farkındalar. Bu yazının gazeteye gönderildiği dakikalarda yüzbinlerce yerli Kongre’ye doğru yürüyordu. Siz bu yazıyı okurken, Bolivya tarihinde yeni bir sayfa çevrilmiş olabilir.

Jeanine Anez’ de “İncil Kongre’ye geri döndü!” dedi. Son yıllarda Evanjelist kilisesi sağ iktidarların yaslandığı önemli bir kurum oldu. Örneğin, Trump yönetiminin iki kilit ismi Mike Pence ve Mike Pompeo, Brezilya başkanı Jair Bolsonaro bu kiliseye derinden bağlılar. Aile, kadın, LGBTİ konularında ultra-muhafazakâr bir siyaset çerçevesinin uygulamaya konacağı kesin. Yani bu konular da önümüzdeki dönemin direniş eksenleri olacak.

İki Bolivya arasındaki eşitsiz siyasi rekabette Antiplano Bolivya’sının gerçeklerini seslendirmek önemli. Bolivya yerlilerinin sesine ses katabilmek umuduyla…

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :