ENİS TÜTÜNCÜ YAZDI- ATATÜRK VE CUMHURİYET’İN KURULUŞ FELSEFESİ ÜZERİNE-2

Ana Sayfa » GÜNCEL » ENİS TÜTÜNCÜ YAZDI- ATATÜRK VE CUMHURİYET’İN KURULUŞ FELSEFESİ ÜZERİNE-2

18.08.2018 - 9:31

Enis Tütüncü

Enis Tütüncü

yazarın tüm yazıları
ENİS TÜTÜNCÜ YAZDI- ATATÜRK VE CUMHURİYET’İN KURULUŞ FELSEFESİ ÜZERİNE-2

 

Enis Tütüncü’nün, Atatürk’ün söylemlerini ‘’Altı Ok İlkeleri’’ üzerine kurguladığı ve altı bölüm olarak yayınlamayı planladığı yazı dizisinin ilkini Yurtseverlik.Com’da okuyucularla paylaşmıştık. Cumhuriyetçiliğin, Cumhuriyet düşüncesinin  Atatürk’ün sözleriyle kurgulandığı bu bölümün ardından sırada Milliyetçilik ilkesi var.

 

Türkiye’yi adeta kamplara bölen AKP’nin yönetim anlayışı, Milliyetçilik üzerinde çeşitli kafa karışıklıkları yaratarak toplumda düzeltilmesi oldukça zor ayrıştırmalar yarattı.

 

Oysa Milliyetçiliğin ne olduğunu Cumhuriyet’e gönül vermiş her yurttaş çok iyi biliyor.

 

Milliyetçilik ayrıştıran, bölen, parçalayan bir düşüncenin ürünü olamaz.

 

Peki bir ülkeyi yoktan var eden Atatürk’ün Milliyetçilik anlayışı ne?

 

Şimdi söz sırası Enis Tütüncü’de:

 

ATATÜRK VE CUMHURİYETİN KURULUŞ FELSEFESİ -2

 

Atatürk’ün, Cumhuriyet Devrimine ve Kuruluş Felsefesine ışık tutan  kimi görüşlerinin, genç kuşaklara yeterince aktarılamadığını görmekte ve bunun üzüntüsünü gerçek yurtseverler olarak, sanıyorum ki, hep birlikte yaşamaktayız.

Söz konusu eksikliğin giderilmesi için, hepimize önemli sorumlulukların  düştüğüne inanmaktayım. Bu bağlamda şahsen ben, üzerime düşeni, karınca kararınca, yapma kararlılığındayım. Bu amaçla şimdilik, Cumhuriyetin Kuruluş Felsefesinin alt yapısını oluşturan Atatürk’ün kimisöylemlerini,“Altı Ok İlkeleri” üzerine kurguladığım 6 bölümlük bir araştırma dizisi şeklinde, Türkiye’nin gündemine yeniden getiriyorum. Her bir bölümün başlangıcında, bana ait çok kısa bir yorum dışında, metinler tamamiyle, Atatürk’ün orijinal düşünce ve söylemelerinden, olabildiğince kronolojik,oluşmaktadır.

Ne derseniz ki, umutsuz insan yaşayamıyor. Benim umudum ise, 20’nci yüzyılın biricik dahisi olan Atatürk’ün düşüncelerine, Milletçe yeniden sahip çıkılmasında yatıyor.

  1. MİLLİYETÇİLİK

 

Osmanlı coğrafyasındaki farklı din, etnik, mezhep ve kültür yapılarının, emperyalist güç odakları tarafından nasıl istismar edildiğini çok iyi gören ve yaşayan Atatürk, Türk Milleti tanımlamasını, kendine özgü bir ileri görüşlülükle, iki temel taşına oturtmuştur. Bunlardan birincisi insanın yüceliği, ikincisi ise yurtseverlik anlayışıdır.

 

Bu bağlamda kendi el yazısı ile, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye Halkına, Türk Milleti denir” demiştir.

 

Atatürk’ün bu tanımlaması; hiçbir dinsel, mezhepsel ya da etnik farklılık gözetmeksizin, Türkiye Cumhuriyetinin tüm yurttaşlarını ayrımsız kucaklayan, “İnsan Odaklı Bir Yurtseverliktir”.

 

Bu itibarla, Atatürk‘ün “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” sözünün, aynı zamanda “Ne Mutlu İnsanı Bilene ve Yurdunu Sevene” anlamına geldiğini de biliyoruz. Bu ibareyi, bu toprağın insanı olarak, sevinç ve övünç kaynağımız olarak görüyoruz.

 

Atatürk’ün Türk Milleti tanımlamasının değerinin, daha iyi anlaşılabilmesi açısından, O’nun “İnsan Odaklı Yurtseverlik Anlayışını”şekillendiren;Millet, İnsan, Sevgi, Yurtseverlik,Özgürlük, Barış, Eşitlik ve Dayanışma ile ilgili kimi söylemleriniele almak gerekiyor.

 

Atatürk;belirtilen konularda, kronolojik olarak, şunları söylemiş:

 

2.1. Türkiye halkı soy veya din ve kültür yönünden birleşmiş, bir birine karşı, karşılıklı saygı ve fedakarlık duygularıyla dolu ve kaderleri ve menfaatleri ortak olan bir sosyal toplumdur. Bu toplumda soy haklarına, sosyal haklara ve çevre şartlarına saygı, iç siyasetimizin temel noktalarındandır. (1 Mart 1922).

2.2. Böyle mi olmalıydı?… Ne gerek vardı buna?… Zavallı insanlık!… (Dumlupınar savaş alanını gezerken gördüğü feci manzara karşısındagözlerinden yaşlarladudaklarından dökülen sözler. Dumlupınar: 31 Ağustos 1922)

2.3. Memleket dayanışma içinde bir birliğe muhtaçtır. Bayağı politikacılıkla milleti parçalamak hainliktir. (Akhisar: 10 Ekim 1925)

2.3. Türk milletinin her bir kişisi birtakım farklarla ve fakat genel olarak birbirine benzer. Bazı yapılış farklarını ise doğal bulmak gerekir. Çünkü… başka başka iklimlerin etkisi altında, başka başka cinsten yerlilerle binlerce yıl yaşamış, kaynaşmış bu kadar eski ve bu kadar büyük bir insan toplumunun bugünkü çocuklarının tamamı tamamına birbirine benzemeleri mümkün müdür?… Türk milletini yalnız bir bölgede, iklimi aynı dar bir alanda meydana gelmiş sanmak doğru değildir… (Ankara: 1929, Afetinan)

2.4. Büyük önder ne benim; ne şudur, ne budur. Büyük önder, hepimizin mensup olmakla kıvanç duyduğumuz o büyük Türk milletidir. Biz onun yüksek egemenliği altında; onun amaçlarına hizmet etmekle ancak görevimizi yapabiliriz. (Çambel, Hasan Cemil)

2.5. Bugünkü Türk milleti, siyasi ve sosyal toplum içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri, hatta Lazlık ve Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve milletdaşlarımız vardır. Fakat geçmişin bu keyfi yönetim devirleri ürünü olan bu yanlış adlandırmalar – birkaç düşman aleti, gerici beyinsizden başka – hiçbir millet ferdi üzerinde kederlenmekten başka bir etki doğurmamıştır. Çünkü bu millet fertleri de, bütün Türk milli toplumu gibi aynı ortak geçmişe, tarihe, ahlaka, haklara sahip bulunuyorlar. Bugün içimizde bulunan Hıristiyan, Musevi vatandaşlar, kaderlerini ve talihlerini Türk milliyetine vicdani istekleriyle bağladıktan sonra kendilerine yan gözle, yabancı gözüyle bakılmak, medeni Türk milletinin asil ahlakından beklenebilir mi? (Ankara, 1929)

2.6. En iyi fert, kendinden çok mensup olduğu sosyal toplumu düşünen, onun varlığını korumaya ve mutluluğuna kendini adayan insandır. (Edirne, 24 Aralık 1930)

2.7. Türk siyasetinin esaslı ilkeleri, barış ve insan severliktir. Biz, bunlar için çalışıyoruz ve çalışmakta devam edeceğiz. (Ankara, 5 Kasım 1931, Milliyet)

2.8. İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak, insanlıktan uzak ve son derece üzüntü duyulacak bir yoldur. İnsanları mutlu edecek tek vasıta, onları birbirine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını sağlamaya yarayan hareket ve enerjidir. (Ankara: 26 Ekim 1931)

2.9. Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı, hep bir soyun evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır. Bizim yeni işimiz budur: Bu damarlar, birbirini duysun ve birbirini tanısın… Bu dediğim şey gerçek olacak; çünkü gerçektir. Bu dediğim şey olduğu zaman, başka bir alem görülecek ve bu alem, dünyaya hayret verecek, ışığı ve feyzi insanlığa saçacaktır…” (26 Eylül 1932, Diyarbekir Gazetesi)

2.10. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerini, milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk ayrıcalığı gözetmeyen yeni bir uyum ve işbirliği çağı alacaktır. (Ankara, 27 Mart 1933)

2.11. Bu inkılabın hararetli ve inançlı bir yapıcısı sıfatıyla dünyaya açık yürekle, gönül temizliğiyle ve dostlukla bakıyorum. (Ankara, 29 Ekim 1933, Hakimiyeti Milliye)

2.12. İnsanlar arasında, kin ve hırs denilen olumsuz duyguları boğmak, öldürmek gerekir. Onun yerine insan denilen varlığın büyüklüğü fikri ve bu büyüklüğü sevmek esası konulmalıdır. (İstanbul, 27 Mayıs1935)

2.13. Türk Cumhuriyeti toplumu, kendisine hedef olarak insanlığı ve kültürü almıştır. Türk’ün yeni gittiği yol ve varmak istediği nokta kültür hayatında yükselmek, insanlık yolunda ilerlemek ve elinden geldiği kadar barışa ve insanlığa hizmet etmektir. Bütün bu kutsal hedeflere yürürken yurdumuzda barış ve huzur, dünyada barış ve huzurdur. (İstanbul, 27 Mayıs 1935)

2.14. Medeniyet demek, af ve hoşgörü demektir. İlkel toplumlardır ki, kan davası güderler. (Ankara, 6 Aralık 1936, Soyak Hasan Rıza)

2.15. İnsanlıkta mutluluk, insan oğullarının birbirine yaklaşması, insanların birbirini sevmesi, hepsinin temiz duygu ve düşüncelerini birleştirmesiyle olacaktır. (İstanbul: 2/3 Eylül 1936)

2.16. Ben bu toprakları seviyorum, yurdumun topraklarını, dağlarını, taşlarını… Göğünü havasını seviyorum memleketimin… Köylüsünü, çiftçisini, ırgatını, işçisini, balıkçısını, çobanını, sanatçısını, askerini, gencini, ihtiyarını, bütün insanlarını seviyorum memleketimin… (Ankara,1937; Gökçen, Sabiha)

2.17. En uzakta sandığımız olayın bize bir gün etki etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için insanlığın hepsini bir vücut ve bir milleti bunun organı saymak gerekir. Bir vücudun parmağının ucundaki bir acıdan, diğer bütün organlar etkilenir… İşte bu huzurluluk içinde bütün dünyayı düşünmek fırsatı bizdedir. Dünyanın filan yerinde bir rahatsızlık varsa, bana ne? dememeliyiz. Böyle bir rahatsızlık varsa, tıpkı kendi aramızda olmuş gibi, onunla ilgilenmeliyiz. (Ankara, 17 Mart 1937, Yalman Ahmet Emin)

2.18. Dünyada şimdiye kadar, başka başka milletlerin birlik kurdukları ve yüzyıllarca beraber yaşadıkları görülmüştür. Bizim kurmak istediğimiz birliğin tarihte geçmiş olan birliklerin çok üstünde olmasını isteriz… (Ankara, 27 Şubat 1938)

 

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :