ENİS TÜTÜNCÜ YAZDI- ATATÜRK VE CUMHURİYET’İN KURULUŞ FELSEFESİ ÜZERİNE -6

Ana Sayfa » GÜNCEL » ENİS TÜTÜNCÜ YAZDI- ATATÜRK VE CUMHURİYET’İN KURULUŞ FELSEFESİ ÜZERİNE -6

03.09.2018 - 12:11

Enis Tütüncü

Enis Tütüncü

yazarın tüm yazıları
ENİS TÜTÜNCÜ YAZDI- ATATÜRK VE CUMHURİYET’İN KURULUŞ FELSEFESİ ÜZERİNE -6

 

Enis Tütüncü’nün, Atatürk’ün söylemlerini ”Altı Ok İlkeleri” üzerine kurguladığı ve altı bölüm olarak yayımlamayı planladığı yazı dizisini Yurtseverlik.Com’da okuyucularla paylaşmaya devam ediyoruz. Birinci bölümde Cumhuriyetçilik, ikinci bölümde Milliyetçilik, üçüncü bölümde Halkçılık, dördüncü bölümde Devletçililik, beşinci bölümde Laiklik ilkesini yayımlamıştık. Tütüncü’nün yazı dizisinin altıncı ve son bölümünde sırada Devrimcilik ilkesi var.

Atatürk’ü ve düşüncelerini derinlemesine irdeleyen Enis Tütüncü’nün, onun Devrimcilik ilkesinin temeline gençleri yerleştirdiği gerçeğini, yaptığı alıntılarda hemen fark edeceksiniz. Dünya kurulalı beri toplumların birikimlerini, beklentilerini ve umutları geleceğe taşıyanlar hep gençler olmuş. Devrimcilik hiç bitmeyen bir değişim ve gelişim süreciyse bunu öncelikle hep gençler üslenmiş ve götürmüş. Çağdaş, refah düzeyi yüksek, ilerlemiş ülkelerin temel özellikleri gençlerine sahip çıkmalarıdır.

Peki bizde durum ne?

İşsizliğin yüzde yirmilere dayandığı Türkiye’de, gençler ne yazık ki en büyük oranı temsil ediyor.

Genç işsizliği ülkenin ilerlemesinde önündeki en büyük engel.

Onlar gelecekten umutlarını kestikçe Türkiye içine kapanıyor, enerjisini tüketiyor.

Oysa Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında bu gerçeği en somut haliyle gören Atatürk gelişim ve değişimin, yani Devrimciliğin asıl taşıyıcısı olan gençlere, dünyaya örnek olacak bir biçimde sahip çıkmıştı.

Nasıl ve hangi çerçevede sorularına yanıt bulmak için şimdi her zaman olduğu gibi söz sırası Enis Tütüncü’de.

 

 

ATATÜRK VE CUMHURİYETİN KURULUŞ FELSEFESİ – 6

 

Atatürk’ün, Cumhuriyet Devrimine ve Kuruluş Felsefesine ışık tutan kimi görüşlerinin, genç kuşaklara yeterince aktarılamadığını görmekte ve bunun üzüntüsünü gerçek yurtseverler olarak, sanıyorum ki, hep birlikte yaşamaktayız.

Söz konusu eksikliğin giderilmesi için, hepimize önemli sorumlulukların düştüğüne inanmaktayım. Bu bağlamda şahsen ben, üzerime düşeni, karınca kararınca, yapma kararlılığındayım. Bu amaçla şimdilik, Cumhuriyetin Kuruluş Felsefesinin alt yapısını oluşturan Atatürk’ün kimi söylemlerini,“Altı Ok İlkeleri” üzerine kurguladığım 6 bölümlük bir araştırma dizisi şeklinde, Türkiye’nin gündemine yeniden getiriyorum. Her bir bölümün başlangıcında, bana ait kısa ve güncellenmiş bir yorum dışındaki metinlerin tümü, Atatürk’ün orijinal söylemelerinden oluşmaktadır. Söz konusu söylemleri, olabildiğince, tarihsel bir sıralama içinde sunmaktayım.

Neden derseniz ki, umutsuz insan yaşayamıyor ki… Benim umudum ise, 20’nci yüzyılın biricik dahisi olan Atatürk’ün düşüncelerine, Milletçe yeniden sahip çıkılmasında yatıyor.

Bu arada, Cumhuriyet Devriminin ve Kuruluş Felsefesinin, “Altı Ok İlkeleri” yanında, “Tamamlayıcı Yedi İlkeyi” de kapsadığını belirtmek gerekir.

Altı Ok, bilindiği üzere; (1) Cumhuriyetçilik, (2) Milliyetçilik, (3) Halkçılık, (4) Devletçilik, (5) Laiklik ve (6) Devrimcilik İlkeleridir.

Yedi tamamlayıcı İlkeye gelince bunlar; (1) İnsan ve Sevgi, (2) Akılcılık ve Bilimsellik, (3) Bağımsızlık ve Anti-Emperyalizm, (4) Milli Egemenlik, (5) Milletin Birliği ve Ülkenin Bütünlüğü, (6) Yurtta Barış ve Dünyada Barış, (7) Çağdaşlaşma’dır.

  1. DEVRİMCİLİK

Atatürk’e göre “Devrimcilik”, çağdaş medeniyete ulaşmayı hedefleyen köklü değişim çabalarının devam ettirilmesidir,  daha iyi bir gelecek için sürekli atılımlardır.

Atatürk, söz konusu atılımların ancak gençlerle yapılabileceğine inanır. Gençleri, devrimin ideolojisini ve düşüncelerini kavrayıp, sonraki nesillere taşıyacak olan toplum kesimi olarak görür.Süreklilik içinde değişimin ve gelişimin itici gücü olarak kabuleder.Gençleri, “Devrimciliğin”özün/esası, sayar.

Bu itibarla,“Devrimcilik İlkesi’nin” güncelleştirilmiş yorumu kanımızca,“Gençliğin Öncülüğünde Sürekli Değişim ve Gelişim” olmalıdır.

Bize göre “Devrimcilik”, dört temel öğeye dayanır:

Birinci öge, “Gençlerin Özgürlüğü ve Bütünlüğü”dür.

Gençlerin özgürlüğü, çağdaş medeniyete ulaşma mücadelesinde eskimiş ekonomik, toplumsal ve kültürel yapıları yenilemenin ana kaynağıdır. Öte yandan gençlerin, kurgulama/tasarım etkinliği ile yaratıcılık melekesinin (ediminin) geliştirilmesinin de ön koşuludur.

Gençlik; çalışanıyla, çalışmayanıyla, öğrencisiyle, öğrenci olmayanıyla, engellisiyle, korunmaya muhtaç olanıyla bir bütündür. Bu nedenle gençliğin tümü; eğitimde fırsat eşitliğine, ekonomik ve toplumsal yaşamda ise yarışma özgürlüğüne sahip kılınmalıdır.

İkinci öge, “Hukuk Devleti Kurallarına Bağlılık”tır.

Devrimcilik, demokratik hukuk devleti kurallarına bağlı kalarak halkla birlikte, halktan güç ve yetki alarak sürdürülmelidir.

Üçüncü öge, “Değişimin ve Gelişimin Evren’in En Temel Yasası” olduğu gerçeğidir.

Değişim ve gelişim, yalnızca canlılar dünyasının ve toplumsal yaşamın değil, tüm doğanın ve evrenin en temel yasasıdır. Yaşam, kesintisiz olarak değişim ve gelişim sürecinde devam eder. Asıl gerçek, ya da değişmeyen bir tek gerçek, değişim ve gelişimin bizatihi kendisidir.

Bu itibarla, herhangi bir düşünce sisteminin kesin ve katı kurallarına bağlı kalınmamalı, yaşayan düşünce akımlarının hepsinden, seçmeci (eklektik) bir anlayışla yararlanılmalıdır.

Türkiye’de sorunların çözülmesine yönelik çabalar, daima Türkiye’nin ve dünyanın değişen koşuları çerçevesinde yürütülmelidir. Dünyada değişimin ve gelişimin sunduğu olanaklardan en geniş ölçüde yararlanılmalıdır.

Zaman içinde ortaya çıkan yeni sorunların çözümü için, toplum kendini sürekli sorgulamalı, değişim ve gelişimin gerekli kıldığı politikaları geliştirmelidir.

Dördüncü öge, “Bilim ve Bilimsel Düşüncenin Üstünlüğü”dür.

Bilim, bilimsel düşünce ve bilimsel yöntem, zaman ve mekân gözetmeksizin, özgürleştirilmiş akılların kolayca birleşmesini ve kaynaşmasını sağlar.

Bilim ve bilimsel düşüncenin temeli, araştırma ve geliştirmedir (Ar-Ge). Araştırma ve geliştirme, süreklilik isteyen ve sonsuza dek sürdürülmesi gereken en temel bilimsel etkinliktir. Bu nedenle Ar-Ge etkinlikleri en geniş ölçüde desteklenmelidir.

Türkiye’de 16 yıldır aralıksız sürdürülen AKP iktidarı, en büyük tahribatı, gerici eğitim uygulamalarıyla, ne yazık ki, gençlik üzerinde yapmıştır. “Dindar ve kindar nesiller yetiştireceğiz” söylemi, yaşanan tahribatın vehameti hakkında yeteri ipuçlarını vermektedir. Söz konusu kindar nesiller, kime karşı kinlendirileceklerdir? Kindar olarak yetiştirilmiş gençlerin, düşünce, tavır ve davranışları insanlık, çağdaşlık ve ülke yararlarıyla nasıl bağdaştırılacaktır?Türkiye yurttaşlarının büyük çoğunluğu esasen dindar değil midir?Dindarlığı hangi terazide ve nasıl tartıyorsunuz? Dindarlık, kindarlık, yobazlık ve çıkarcılık bir araya getirilince, ”İŞİD”anlayışı ortaya çıkmaz mı?

İnancımız odur ki, bu toprağın insanı, dindarlık ile kindarlığı vicdanında bir arada asla yaşatamaz. Çünkü bizim inanç dünyamızın mayası, “önce insan ve sevgi”diyen Anadolu felsefesi teknesinde karılmıştır. Bununla birlikte, ülkemizde büyük bir coğrafi bölgesi sulama kooperatifleri birliğinin genç başkanı öncülüğünde, “dolar düşürme duasına çıkılması”, ciddiyetle sorgulanması gereken bir durumdur.

Laik eğitim anlayışından ve çağdaşlıktan hızla uzaklaştırılan Milli Eğitim Sisteminde yetiştirilen gençlerimizin, uluslararası yarışmalardaki başarı dereceleri de, çok aşağılara düşmüştür.Milli eğitimin hemen tüm kademelerinde yaşanan kalite/nitelik gerilemeleri, kalkınma ve gelişmenin önündeki en büyük darboğaz durumundadır. Hali hazırda, yüzde 20’lerde gezinen gençlerin, özellikle de artan diplomalıların işsizlik oranlarının, çok daha yukarılara yükselmesi sürpriz sayılmamalıdır.

Sonuç itibariyle, gençlerimizin yetiştirilmesindeki kilit öğenin, Çağdaş Laik Milli Eğitim sistemi olduğu gerçeğinin kesinlikle kabul edilmesi gerekir.

Atatürk’ün dediği gibi:

“Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve kültürün olumlu fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler, uygulama alanına konduğu zaman, Türk milleti yükselecektir. (Ankara 1930, Afetinan)”

Atatürk’ün devrimcilik anlayışının değerinin, daha iyi anlaşılabilmesi açısından, Devrimcilik, Gençlik, Süreklilik İçince Değişim ve Gelişim konularındaki kimi söylemlerini ele almak gerekiyor.

Atatürk belirtilen konularda, kronolojik olarak, şunları söylemiş:

6.1. Bir gün gelecek, ben, hayal sandığınız bütün bu inkılapları başaracağım. Mensup olduğum millet bana inanacaktır. Düşüncelerim hiçbir demagoji ürünü değildir. Bu millet, gerçeği görünce, arkasından tereddütsüz yürür, dava uğruna ölmesini bilir… Saltanat, yıkılmalıdır… Din ve devlet, birbirinden ayrılmalı, doğu medeniyetinden benliğimizi sıyırarak Batı medeniyetine aktarmalıyız. Kadın ve erkek arasındaki farklar silinerek yeni bir sosyal düzen kurmalıyız… Batı medeniyetine girebilmemize engel olan yazıyı atarak, latin kökünden bir alfabe seçmeli; kılık, kıyafetimize kadar, her şeyimizle Batılılara uymalıyız. Emin olunuz ki, bunların hepsi, bir gün olacaktır. (Selanik 1907, Kaskatı Arif Necip)

6.2. …Türkiye ya yeni fikirle donanmış, namuslu bir yönetim olacak veyahut olmayacaktır. Halk ile çok temasım vardır. O temiz topluluk, bilemezsiniz, ne kadar yenilik taraftarıdır. Çalışmalarımızda hiçbir zaman engeller, bu yoğun tabakadan gelmeyecektir. Halk refah içinde, bağımsız, zengin olmak istiyor; komşularının refahını gördüğü halde, fakir olmak çok zordur… Yenileşme yolunda duracak değiliz. Dünya müthiş bir akımla ilerliyor. Biz, bu uyumun dışında kalabilir miyiz? (Ankara 2 Aralık 1923, Vakit)

6.3. Sayın gençler; Hayat mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta yalnız iki şey vardır: Kazanmak, yenilmek! Size, Türk gençliğine bıraktığımız vicdani emanet, yalnız ve daima kazanmaktır. Ve eminim daima kazanacaksınız. Milletin yükselme sebepleri ve şartları için yapılacak şeylerde, atılacak adımlarda kesinlikle tereddüt etmeyin. Milleti o yükselme noktasına götürmek için dikilecek engellere hep birlikte engel olacağız. Bunun için beyinlerinize, kültürlerinize, bilgilerinize, gerekirse bileklerinize, pazılarınıza, bacaklarınıza başvuracak, fakat sonuçta mutlaka ve mutlaka o amaca varacağız. Bu millet, sizin gibi evlatlarıyla layık olduğu gelişme derecesini bulacaktır.” (Tarsus 18 Mart 1923, Yeni Gün 25 Mart 1923)

6.4. …Medeniyet yolunda başarı, yeniliğe bağlıdır. Sosyal hayatta, ekonomik hayatta, ilim ve fen alanında başarılı olmak için tek gelişme ve ilerleme yolu budur. Hayat ve geçime egemen olan hükümlerin zamanla değişmesi, gelişmesi ve yenilenmesi zorunludur. (Dumlupınar 30 Ağustos 1924)

6.5. İnkılabımız, Türkiye’nin yüzyıllar için mutluluğunu üstüne almıştır. Bize düşen, onu anlayarak ve takdir ederek çalışmaktır.  (Bursa 11 Eylül 1924)

6.6. Artık duramayız. Mutlaka ileri gideceğiz. Geriye ise hiç gidemeyiz. Çünkü ileri gitmek zorundayız. Millet açıkça bilmelidir. Medeniyet öyle kuvvetli bir ateştir ki, ona ilgisiz kalanları mutlaka yakar ve yok eder. (Kastamonu 24 Ağustos 1925)

6.7. Efendiler; yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını, tamamen çağdaş ve bütün anlamı ve görüşleri ile medeni bir sosyal toplum durumuna getirmektir. İnkılaplarımızın asıl ilkesi budur… Bu gerçeği kabul edemeyen zihniyetleri darmadağın etmek zorunludur. Şimdiye kadar milletin beynini paslandıran, uyuşturan bu zihniyette bulunanlar olmuştur. Her halde zihniyetlerde var olan boş inançlar tamamen çıkarılacaktır. Onlar çıkarılmadıkça, beyine gerçeğin ışıklarını sokmak imkansızdır. (Kastamonu 30 Ağustos 1925)

6.8. Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en gerçek yol, medeniyet yoludur. Medeniyetin emir ve gereklerini yapmak, insan olmak için yeterlidir. (Kastamonu 30 Ağustos 1925) “

6.9. Türk inkılabı nedir? Bu inkılap, kelimenin ilk bakışta işaret ettiği ihtilal anlamından başka, ondan daha geniş bir değişimi ifade etmektedir… Milletin, varlığını devam ettirmesi için, fertleri arasında düşündüğü ortak bağ, yüzyıllardan beri gelen şekil ve niteliğini değiştirmiş, yani millet, dini ve mezhebi bağlantı yerine, Türk milliyeti bağıyla fertlerini bir araya toplamıştır… Millet, milletler arası genel mücadele alanında hayat sebebi ve kuvvet sebebi olacak ilim ve vasıtanın, ancak çağdaş medeniyette bulunabileceğini, bir değişmez gerçek olarak ilke kabul etmiştir… Kısaca efendiler millet; saydığım değişimler ve inkılapların doğal ve zorunlu gereği olarak, kamu yönetiminin ve bütün kanunların ancak dünyaya ait ihtiyaçlardan doğmuş ve ihtiyacın değişmesi ve gelişmesiyle devamlı olarak değişmesi ve gelişmesi esas olan, dünyaya ait bir yönetim anlayışını, hayatın şartı saymıştır. (Ankara, 5 Kasım 1925, Hakimiyeti Milliye: 6 Kasım 1925)

6.10.Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve kültürün olumlu fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler, uygulama alanına konduğu zaman, Türk milleti yükselecektir. (Ankara 1930, Afetinan)

6.11. İnkılap; güneş kadar parlak, güneş kadar sıcak ve güneş kadar bizden uzaktır. Yönümü daima o güneşe bakarak belirler ve öylece ilerlerim, ilerlerim, parlaklığı ve sıcaklığı ilerlememe müsaade edinceye kadar ilerlerim. Tekrar ilerlemek için dururum, tekrar o güneşe bakarak yön alırım. (1932, Emre Ahmet Cevat)

6.12. İnkılaplar bir insanın ömrüne sığmaz. Bazen milletin ömrü bile buna yetişmez. Türk milleti gibi tarihi tarihle başlayan bir milletin, inkılapçılık niteliği sonsuzdur. Ben ancak kendi ömrüme sığanları başaracağım. Benden sonra gelecekler, zamanlarının gerektirdiği devrimleri başaracaktır. Ve böyle sürüp gidecektir. (Egeli Münür Hayri)

6.13. Benim anladığım gençlik, bu inkılabın fikirlerini ve ideolojilerini benimseyip gelecek nesillere götürecek kimselerdir. (Ankara, 3 Nisan 1932, Palazoğlu Ahmet Bekir)

6.14 …Gençler, benim gelecekteki amaçlarımı gerçekleştirmeyi üstüne alan gençler!… Gerçekten… bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnunum ve mutluyum. Buna gerçekten sevinmekteyim. (Ankara, 26/27 Mart 1937)

 

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :