ERGENEKON DAVASINDA TÜM SANIKLARIN BERAAT ETMESİNİN ARDINDAN İLK TEPKİ: ‘O GÜN DAVANIN SAVCISIYIM DİYENLER MASUMLARIN YAFTALANMASINDAN 1. DERECE SORUMLUDURLAR’

Ana Sayfa » GÜNCEL » ERGENEKON DAVASINDA TÜM SANIKLARIN BERAAT ETMESİNİN ARDINDAN İLK TEPKİ: ‘O GÜN DAVANIN SAVCISIYIM DİYENLER MASUMLARIN YAFTALANMASINDAN 1. DERECE SORUMLUDURLAR’

01.07.2019 - 16:59

ERGENEKON DAVASINDA TÜM SANIKLARIN BERAAT ETMESİNİN ARDINDAN İLK TEPKİ: ‘O GÜN DAVANIN SAVCISIYIM DİYENLER MASUMLARIN YAFTALANMASINDAN 1. DERECE SORUMLUDURLAR’

 

İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tutuklu sanık Alparslan Aslan, başka suçlardan tutuklu sanıklar Erhan Timuroğlu ve Bedirhan Şinal getirildi. Aralarında Erol Mütercimler, Oktay Yıldırım, Emin Şirin’in aralarında bulunduğu 30’u aşkın tutuksuz sanık ve çok sayıda avukat da duruşmada hazır bulundu.

Duruşmada önceki celse savunmasını hazırlaması için süre verilen tutuklu sanık Bedirhan Şinal’in avukatı, mazeret dilekçesi sundu. Mahkeme, avukatın savunma hakkını kötüye kullandığı gerekçesiyle mazeretini reddetti. Daha sonra sanık Bedirhan Şinal, savunmasını yaptı. Şinal, “Ergenekon kumpastır. Ben de bu kumpasta kullanılan figürdüm. Ergenekon’un kumpas olduğunu itiraf edince FETÖ’cü hakimler bana ceza verip yıllarca içeride tuttular. 20 yıl hapis verdiler. Cumhuriyet saldırısıyla alakam yok. Vicdani bir karar verilsin. Bu sefer de kurban edilmemeyi diliyorum” dedi. Şinal’in savunmasının ardından mahkeme başkanı tüm savunmaların tamamlandığını belirtti. Duruşmadaki sanıklar son sözlerini söyledi.

Sırasıyla söz alan tutuksuz sanıklar, savcılık mütalaasına uyularak beraat kararı verilmesini istedi. Tutuklu sanıklar da beraat talebinde bulundu.

KARAR AÇIKLANDI

Cumhuriyet’te yer alan habere göre mahkeme heyeti, karar verilmek üzere duruşmayı saat 14.00’e erteledi. Aranın ardından mahkeme kararını açıkladı. Alparslan Arslan’a ağırlaştırılmış müebbet, Osman Yıldırım, İsmail Sağır ve Erhan Timuroğlu’na müebbet hapis cezası verildi. “Ergenekon örgütünü kurma”, “yönetme” suçundan tüm sanıklar beraat etti.

 

Ergenekon dava sürecinde İlhan Selçuk’tan Türkan Saylan’a Ali Tatar’dan Kuddusi Okkır’a kadar birçok kişiye acı dolu günler yaşattı. 18 kişi dava sürerken yaşamını yitirdi. Doğan Yurdakul, kanser olan eşini ancak cenazesinde görebildi. Fatih Hilmioğlu, oğluna son kez cenaze töreninde sarıldı. Yarba Mustafa Sönmez, “kaçabilir” denilerek oğlunun cenazesine deniz yoluyla götürülmedi. Kara yolculuğu 7 saat sürünce evladına veda bile edemedi. Mezarlıkta “Hayatımda ilk kez yenildim” diye haykırdı.

Ergenekon süreci, 12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekondunun çatısında, 27 el bombası bulunmasıyla başladı. 1 Temmuz 2019’da mahkemenin verdiği kararla Ergenekon diye bir örgütün olmadığı karara bağlandı.

Ergenekon davası sürecinde gazetemiz İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk, Kuddusi Okkır, Türkan Saylan, Uçkun Geray, Ali Tatar, Erhan Göksel, Arif Doğan, Emcet Olcaytu, Fatih Derdiyok, Hüseyin Görüm, Mehmet Koral, Muzaffer Tekin, Münir Kemal Yavuz, Salih Kunter, Sami Hoştan, Ünal İnanç, Kaşif Kozinoğlu, Engin Aydın yaşamını yitirdi.

KUDDUSİ OKKIR

Kuddusi Okkır, Ergenekon soruşturmasının kayıplarından yalnızca biri. Teknopark Elektronik Bilişim ve Danışmanlık şirketinin sahibiyken 24 Haziran 2007’de, “Ergenekon’un kasası” olduğu öne sürülerek tutuklandı. 8 ay tutuklu kaldığı cezaevinde akciğer kanserine yakalandı. Tahliyesinden 5 gün sonra yaşamını yitirdi.

Okkır’ın sağlığı, cezaevindeki son iki ayında hızla kötüleşti. Okkır’a ilk önce major depresyon tanısı kondu. Son günlerinde soruları algılamakta ve kendini ifade etmekte güçlük yaşıyordu. Yatalak bir hasta gibiydi. Tam teşekküllü bir hastanede tedavi olmak istiyordu. Okkır, Bayrampaşa ve Haseki devlet hastaneleriyle, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi arasında defalarca dolaştırıldı. Trakya Üniversitesi Hastanesi’ne yatırıldığında kanserin son evresiydi. Öldüğünde hakkında iddianame bile yoktu. Sabriye Okkır, “Eşim kahrından öldü” diyerek, davalar açtı. Okkır’ı tutuklamaya sevk eden savcı ve tutuklama kararı veren yargıçlar hakkındaki şikâyete Adalet Bakanlığı soruşturma izni vermedi.

ALİ TATAR İNTİHAR ETTİ

Amirallere Suikast davası nedeniyle tutuklanan Deniz Yarbay Ali Tatar, suçlamayı gururuna yedirememişti. Tahliye olduktan iki gün sonra ikinci kez tutuklama kararı çıkınca veda mektubu bırakarak intihar etti. ‘Son Mektup’unda “Öncelikle başınızı öne eğdirecek hiçbir şey yapmadım. Başınızı dimdik tutun. Ama ben bu hukuksuzlukla yaşayamam. Belki benim ölümüm benim durumumda olanların aydınlığa çıkmalarına vesile olur… Şunu bilin ki, en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum” diye yazan Tatar’ın sözleri yaşanan sürecin adeta özetiydi.

DOĞUN YURDAKUL’UN EŞİ KANSERE YENİLDİ

Oda TV davasından tutuklanan gazeteci Doğan Yurdakul cezaevindeyken eşi Güngör Yurdakul kansere yakalandı. Yurdakul, son telefon konuşmalarında “Zor günlerinde yanında olamadım, bana kırgın mısın” diye sormuştu. Eşi de “Kırgın değilim. Beni hep iyi günlerimizdeki gibi hatırla” yanıtını vermişti. Doğan Yurdakul eşini son kez cenaze töreninde görebilmişti.

FATİH HİLMİOĞLU OĞLUNA ANCAK CENAZE TÖRENİNDE SARILDI

İnönü Üniversite Rektörü’yken tutuklanan Hilmioğlu, tutukluyken 3 ayrı kansere yakalanmasına karşın tahliye talebi aylarca kabul edilmedi. O içerde yaşam savaşı verirken, oğlunun ölüm haberiyle yıkıldı. Oğluna son kez cenaze töreninde sarılabildi.

‘HAYATIMDA İLK KEZ YENİLDİM’

Ergenekon duruşması sırasında Yarbay Mustafa Sönmez oğlunun ölüm haberini aldı. Oğlunun Bandırma’daki cenaze törenine “kaçabilir” denilerek deniz yoluyla götürülmedi. Kara yolculuğu 7 saat sürünce evladına veda bile edemedi. Mezarlıkta “Hayatımda ilk kez yenildim” diye acısını haykırdı.

TÜRKAN SAYLAN

Dava sürecinde ÇYDD’ye baskın düzenlenerek evraklara el konuldu. Kanser tedavisi gören Saylan o baskından bir ay sonra yaşamını yitirdi.

KAŞİF KOZİNOĞLU

2011’de tutuklanan MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu, davasına bir hafta kala cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.

MEHMET KORAL

2009 yılında tutuklanan Mehmet Koral, cezaevindeyken beyin kanserine yakalandı. Tahliye talebi “kaçma” şüphesi olduğu gerekçesiyle ancak 2.5 yıl sonra kabul edildi. Ancak hastalığı çok ilerlemişti. Yaşama tutunamadı.

 

Öte yandan yıllar sonra gelen karara CHP’li milletvekillerinden tepki geldi. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Ergenekon’un bu ülkenin aydınlarına yönelik bir kumpas olduğunu ilk günden söyledik. Yaptığımız uyarılara sessiz kalanlar, o gün “davanın savcısıyım”, “ülke bağırsaklarını temizliyor” diyenler, hayatların kararmasından, masumların haksızca yaftalanmasından 1. derece sorumludur.” ifadelerini kullandı. CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin ise Twitter’dan “Türlü yalanlarla, iftiralarla yola çıktılar. Varolmayan bir örgüte üye olmakla insanları suçladılar. Türkiye’nin yetişmiş aydın, düşünür, bilim insanı, subay ve yazarlarının özgürlüğünü ve ömrünü çaldılar. Bu ülkeye karşı suç işlediler. Tarihe böyle geçecekler” diye yazdı.

ERDOĞAN VE ARINÇ NE DEMİŞTİ?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan olduğu dönemde Ergenekon davası ile ilgili, “Ben bu davanın savcısıyım” demişti. Bülent Arınç ise Egenekon dalgalarının tüm hızıyla sürdüğü ve TSK’ye kumpaslar kurulduğu dönemde 4 Temmuz 2008’de Ülke TV’ye çıkarak bu operasyonları savunmuş ve “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyerek şunları söylemişti: “Türkiye iyi bir noktaya gidiyor. Bu sancılar bir taraftan doğum sancısıdır, bir taraftan bağırsaklarını temizlemesidir.” Pensilvanya’ya da gidip Gülen ile görüşen Arınç, Haziran 2012’de katıldığı Türkçe Olimpiyatları’nda yaptığı konuşmada ise FETÖ lideri için “O muhteşem insana, hüzünlü gurbetten Bursa’yı seyreden bu güzel insana, muhterem Fetullah Gülen Hoca Efendi’ye şükranlarımı sunuyorum” demişti.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :