ERGUN AYDOĞAN YAZDI- 10 KASIM’DAN GERİYE KALANLAR

Ana Sayfa » GÜNCEL » ERGUN AYDOĞAN YAZDI- 10 KASIM’DAN GERİYE KALANLAR

20.11.2019 - 8:15

Ergun Aydoğan

Ergun Aydoğan

yazarın tüm yazıları
ERGUN AYDOĞAN YAZDI- 10 KASIM’DAN GERİYE KALANLAR

 

10 KASIM’DAN GERİYE KALANLAR VE…
Türkiye’nin kurtarıcısı ve kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin 81’nci yıldönümünde bugüne kadar olduğundan daha yüksek hassasiyetle anıldı, yâd edildi.

Her önemli günde olduğu gibi bu önemli günde de ülkenin cumhurbaşkanı yine yeni olmayan bir tartışma başlattı.

Tartışma konusuna gelmeden önce Türkiye hızla bazı hasletleri ve değerlerinden uzaklaşmasına bakalım.

Türkiye’de bugüne kadar belli değerlerde uzlaşıl(a)masa bile belli konularda bazı hassasiyetler vardı.

Neydi Onlar? Camiye, kışlaya ve Anıtkabir’de siyaset olmazdı.

Camiler artık iktidar partisinin siyaset alanı haline geldi, camilerde iktidar partisi lehine propaganda yapılması gelenekselleşti, yadırganmaz oldu. Camilere parti bayrakları asılmaya başlandı. Şimdi bütün camilerde gençlik kolları kurulma hazırlıklarının yapıldığı iddia ediliyor.

Kışla derseniz o da siyasallaştı; rütbe ve terfiler askeri hiyerarşiye göre değil, siyasi iktidarın tercihlerine göre yapılır hale geldi.

Ve sıra Anıtkabir’e geldi. Bugüne kadar Anıtkabir kapısından içeriye adım atıldığı andan itibaren yüksek sesle konuşulmayacağı, herhangi bir partiye ait bayrak, flamanın taşınmayacağı gibi herhangi bir parti veya parti başkanı lehine veya aleyhine tezahüratın yapılmayacağı bilinirdi, yapılmazdı. En küçük bir aykırı davranışta görevliler tarafından uyarılır, gereği yapılırdı.

29 Ekim Cumhuriyet Bayram törenlerinde başlayan partili cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik tezahürat 10 Kasım’da da aynen devam etti. Ve bu tezahüratçılar ‘ATANIN MOZOLESİNE’ gitmediler. Erdoğan’a tezahürat görevini yaptıktan sonra, Erdoğan’la birlikte Anıtkabir alanından topluca ayrıldılar. Demek ki bu tezahüratçı güruh özel olarak getirilmiş.

Partili cumhurbaşkanı ile birlikte artık cami, kışla, Anıtkabir her yer siyasi alan haline geldi!
HARF DEVRİMİ İLE BİR GÜNDE CAHİL Mİ KALDIK?

Cumhuriyet karşıtları, Osmanlı savunucularının sürekli tekrar ettiği ‘bir gecede cahil kaldık’ iddiasını partili cumhurbaşkanı Erdoğan’da Atatürk’ün ölüm yıldönümünde anma töreninde Kemal Karpat’ı referans vererek Osmanlı’da okuryazar oranının yüzde 66 olduğunu, okuryazarların cephelerde kaybedilmesi ve ‘Harf devrimi’ ile bir gecede ‘cahil’ kalındığını iddia ederek, bugüne kadar bu savı öne sürenlerle aynı cephede yer aldı.

Gerçekten Osmanlı’da okuryazar oranı yüzde 66 mıdır? Hiçbir tarihi belgede-kaynakta bu oranı görmek mümkün değil.

Kemal Karpat’a atfedilen kitap ‘Osmanlı Nüfusu 1830-1914’ olduğu, söz konusu kitapta böyle bir veri ifade etmediği. Kemal Karpat kitabında okuma yazma bilenlerin oranlarını vermemiş, Karpat’ın bölgelerdeki okuma yazma bilmeyen kişi verilerinden hareketle okuma yazma bilen kişi sayısı çıkartılmış. Kitapta Diyarbekir bölgesinde okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 10 olarak belirtildiği buradan hareketle Dayarbekir eyaletinde okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 90 yazılmış; bu mümkün olabilir mi?

Karpat’ın kitabında Osmanlı Devleti’nde 1894 yılındaki Müslüman ve gayrimüslüm nüfusu 27 milyon208 bin 683.
Harf Devrimi’nden önce yapılan 28 Ekim 1927 tarihli nüfus sayımına göre farklı veriler var. Harf Devrimi’nde önce Arap harfleri ile okuma yazma oranı erkeklerde yüzde 12.99 kadınlarda ise yüzde 3.67, toplamda okuryazar oranı yüzde 8.61 olarak görülebilir. Raporda 7 yaş üstü dikkate alındığında bu oranların erkeklerde yüzde 17.42 kadınlarda ise yüzde 4.63, Van 1.92, Hakkari 1.85, toplamda ise yüzde 10.58 olarak belirtilmektedir. 1927 tarihli raporda vilayetlere göre erkek ve kadınlarda okuma yazma oranları en yüksek oran İstanbul’da yüzde 45.48, İzmir 21.22, Ankara 12.94, Balıkesir 10.50, Diyarbekir 4.61.

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti nüfusu 13 milyon kişi.

Ünlü Osmanlı tarihçisi Donald Quataert’in ‘Osmanlı İmparatorluğu 1700-1922’ isimli kitabında kamu ve özel girişimlerin katkısıyla 19. yüzyıl boyunca artış gösterdiği belirtilerek özel ve devlet okullarının sayısındaki artışa dikkat çekilerek, Osmanlı’da yaşayan Müslümanlardaki okuryazarlık oranı yüzde 2-3 arasında değiştiği ve 19. yüzyılın sonun a doğru oran yüzde 15’e kadar çıkmış (sf.129).

Bazı Avrupa devletlerinin 1820-1870 yılları arasında okuma yazma oranları 1820 yılında yüzde 6, 1870 yılında oranın yüzde 9 olduğu görülmektedir.

UNESCO tarafından yayınlanan ‘Okuryazar Toplum Yaratmak’ isimli kitapçıkta 1. Dünya Savaşı öncesinde Türkiye’de okuryazar oranının yüzde 20 ila yüzde 30 (sf.190) görülebilir.

Sonuç mu? Farklı kaynaklar Osmanlı Devleti’nde okuryazarlık oranı ile farklı verilere ulaşmakla birlikte, kesin sayılara ulaşmak mümkün gözükmemektedir.

Taha Akyol’un 12 Kasım’da Karar gazetesinde yazdığı yazıda Kemal Karpat ve değişik kaynakları referans alarak Harf devriminden önce yapılan 1927 sayımında tespit edilen okuryazarlık oranı yüzde 10’dur; en sağlıklı rakamda budur, diye yazmış.

Ve fakat ne partili cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi Osmanlı’da okuma yazma oranı yüzde 66’dır, ne de cumhuriyet karşıtlarının ağızlarına pelesenk ettiği Harf Devrimi ile bir günde cahil kalındı. Okuryazar oranının en yüksek olduğu il İstanbul onda bile 45.48 yarıdan az.
(Ali Osman Arabacı’nın derlediği bilgilerden yararlanılmıştır)

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :