ERGUN AYDOĞAN YAZDI- 17 YILIN ARDINDAN 16 HAZİRAN PAZAR GÜNÜ ÜLKEMİZE DEMOKRASİ Mİ GELECEK?

Ana Sayfa » GÜNCEL » ERGUN AYDOĞAN YAZDI- 17 YILIN ARDINDAN 16 HAZİRAN PAZAR GÜNÜ ÜLKEMİZE DEMOKRASİ Mİ GELECEK?

14.06.2019 - 14:57

Ergun Aydoğan

Ergun Aydoğan

yazarın tüm yazıları
ERGUN AYDOĞAN YAZDI- 17 YILIN ARDINDAN 16 HAZİRAN PAZAR GÜNÜ ÜLKEMİZE DEMOKRASİ Mİ GELECEK?

Pazar günü Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım birlikte çıkacakları TV programı, seçimin önüne geçti.

Dile kolay, tam 17 yıl sonra İstanbul’u yönetmeye talip iki aday, halkın önünde bir araya gelip konuşacaklar, tartışacaklar. Sadece İstanbul seçmeni değil tüm Türkiye o gece ekran başında nefeslerini tutacak. Karar veren kararını gözden geçirecek, karar veremeyen, kararsızlar kararını verecek. Kararını veren çoktan verdi, kararını değiştirecek olanlar seçimin iptaline anlam veremeyenler ve 31 Mart’ta sandığa gitmeyenler.

Adayların yapacağı en küçük hata-yanlış sonuca doğrudan etki edecek…

Ne oldu da, 17 yıl sonra AKP ekranlara çıkmaya karar verdi…

Öncelikle ekran çağrısı 31 Mart seçimleri öncesinde Ekrem İmamoğlu’ndan geldi. Ekrem İmamoğlu, ne olur; İstanbul’u yönetmeye talip adaylar bir araya gelse, İstanbul’un sorunlarını konuşsa, halk izlese kararını verse… gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi…

31 Mart’a kadar ekranlardan, özellikle karşılıklı tartışmalardan, küçümseyen, yok sayan bir tavırla; dengim değil, üzerimden kimseye prim yaptırmam gibi gerekçelerle uzak duruldu.

31 Mart’ta Ekrem İmamoğlu beklemedikleri çıkışı yaparak İstanbul seçimlerini kazanınca, altlarındaki zeminin kaydığını, kendi tabirleri ile İstanbul’u kaybettiklerinde Türkiye’yi kaybedeceklerini gördüler. CHP’lilerle ekranlara çıkmayan AKP yetkililer 31 Mart’tan sonra tartışacak CHP’li arayışına girdiler.

31 Mart’tan önce ekranda karşılıklı tartışma, Ekrem İmamoğlu için avantaj olabilirdi ama 31 Mart seçimlerini kazanıp, haksız, hukuksuz, mesnetsiz iptalden sonra oluşan siyasal iklimde ekran Ekrem İmamoğlu için değil, Binali Yıldırım için avantaj. Onun içindir ki Binali Yıldırım 31 Mart öncesi kabul etmediği ekran tartışmasını 23 Haziran öncesi kabul etti.

Hemen de memleketimize demokrasi baharı geldi zannedip sevinmeyelim! Gelen demokrasi baharı falan değil, gidiyor olan ve gideceği görülen İstanbul seçimlerini geri alabilmek!

Yapılan bütün anketlerde Ekrem İmamoğlu rakibinin 2 ila 6 puan önünde gözüküyor. 39 ilçede gece gündüz miting yapmaya karar veren partili cumhurbaşkanı Erdoğan, yapacağı mitinglerin seçimi kaybettireceğini anlayınca miting yapmaktan vazgeçti.

Tabi bir başka gerekçe, 31 Mart’ta Ekrem, Erdoğan oylamasında, Ekrem kazandı. Şimdi tekrar kendini oylatarak ikinci kez kaybeden olmak istemiyor. O nedenle Binali Yıldırım öne çıkarılıyor, kazanırsa Erdoğan-Binali kazanmış olacak, kaybederse Binali Yıldırım kaybetmiş olacak. Anketler geride gösterdiği için ‘ekran’ son kurtuluş arayışından başka bir şey değil.

Demokrasi duygularının depreşmesi falan hikaye…

Fena mı olur, fena olmaz. Belki askıya alınan 17 yıllık ekran tartışmaları yeniden başlar, demokrasi kültürüne katkı sağlar diye iyi niyetli düşünenler olabilir ama hiç mümkün değil. Neden mümkün değil.

Çünkü bugünkü iktidarın böyle bir demokrasi tercihi yok. Bugünkü iktidar, iktidara gelinceye kadar kendisini demokrasi mağduru ilan edip, muktedirler karşısında hak kaybı yaşadığını iddia edip, yüksek demokrasi hedefleri ile yola çıktı. İktidara gelip, güç kazandıktan, her alanı kontrol eder hale geldikten sonra kendi anlayışına göre demokrasi tarifi oluşturdu; halk beni seçmişse, benim her şeyi yapma hakkım doğar…

Ha bir de ‘mitili’ İstanbul’a atacak küçük ortak Devlet Bahçeli vardı, o da ortalıkta gözükmenin yararlı olmayacağını, Kürt seçmeni ürküteceği anlaşılınca ona sen ‘mitili’ atma demişler; o da ‘mitil’ sırtında İstanbul surlarında bekleyiş halinde…

17 yıl sonra olacak olan ekran buluşması her anlamda önemli ama kutuplaşma, güvensizlik öyle bir hal almış ki; ya bir tuzak kurulursa… ya bir beklenmedik olay olursa…

Onun içinde serbest bir tartışmadan çok kuralları belirlenmiş, sorular sınırlı (tarafları zorlamayacak yumuşak sorular), olacaklar önceden planlanmaya çalışılan; aman kimse zarar görmesin anlayışıyla yapılacak bir program. Toplumun kafasındaki soruların aydınlığa kavuşmasından çok, sanki zorunluluk haline gelen yayını yapıp kurtulalım gibi!

Bu da ülkenin duygusal, siyasal bölünmesinin geldiği noktayı anlatan vahim bir tablo!

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :