ERGÜN AYDOĞAN YAZDI- EKONOMİK KRİZİN ANKETLERE YANSIMASI

Ana Sayfa » GÜNCEL » ERGÜN AYDOĞAN YAZDI- EKONOMİK KRİZİN ANKETLERE YANSIMASI

23.11.2018 - 13:25

Ergun Aydoğan

Ergun Aydoğan

yazarın tüm yazıları
ERGÜN AYDOĞAN YAZDI- EKONOMİK KRİZİN ANKETLERE YANSIMASI
Ekonomik krizin anketlere yansıması
Metropol Ekim ayı anketini yayınladı. AKP-MHP ittifakının bozulduğunun ilanından önce yapılan saha çalışması AKP için pekte iç açıcı değil. AKP’nin 24 Haziran seçimlerine göre oy oranında bir miktar düşüş yaşamış. CHP’nin ise azda olsa yükseldiği gözleniyor. %15 civarında potansiyel seçmen kararsız, protesto edecek veya oy vermeyecek.
Ankete katılanlar içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güven düşerken, kriz algısı yükseliyor, enflasyon esas şikayet konusu.
Bugün seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz sorusuna AKP yüzde 34,1, CHP 21,3, MHP 10,3, HDP 8,3, İYİ Parti 7,7, kararsızım diyen 4,9, protesto edeceğini söyleyen 5,6, cevap vermek istemeyen 5,6.
Ekim ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görev yapış tarzını onaylayanların oranı 2 puan azalarak yüzde 39,8. Yüzde 46,2 oranında seçmen ise Erdoğan’ın görev yapış tarzını onaylamamaktadır. Erdoğan en çok yüzde 82 ile AKP ve yüzde 49 ile MHP tabanından görev onayı almış. Bu konuda görüş bildirmek istemeyenlerin oranı yüzde 14.
Peki iktidarın ısrarla kriz yok dediği ekonomik krizine verilen cevap ise, iktidar sözcülerinin aksine yüzde 80,4 ekonomik kriz olduğu görüşünü bildiriyor. İktidarın görüşüne paralel kriz yok diyen ise yüzde 19,6. Tabi bunlar krizden etkilenmeyen, iktidar olanaklarından yararlanan azınlık  dar bir grup mu yoksa partili refleksle krizi en derinden yaşasa bile kriz olduğunu söylemekten imtina edenler midir.
Son dönemde, ekonomiye yönelik en büyük şikayetiniz nedir sorusuna ise, enflasyon artışı diyenlerin oranı yüzde 46,2, dövizin yükselmesi diyen 17,3, işsizlik diyenlerin oranı 11,6, fiyat artışlarını stokçuluğa bağlayan iktidar gibi düşünenlerde yok değil onların oranı 8,8.
İktidar bir taraftan krizi yok sayarken diğer taraftan krize karşı tedbirler almaya çalışıyor. Görkemli toplantılarla başlatılan enflasyonla topyekün mücadele Ekim enflasyonuna pekte yansımamış.
Enflasyonla topyekün mücadele kapsamında gönüllülük esasına göre yüzde 10 indirim kampanyasına tüketicinin inancı yok. Tüketicinin inancı fiyatlarda zaten yüzde 50’lere varan artışlar oldu, bu yüksek artışlardan sonra yapılan yüzde 10’luk bir indirim tüketiciyi cezp etmiyor. Ayrıca tüketicinin gelirlerinde, alım gücünde ciddi oranda düşüşler var. Ve buda piyasada talep daralmasına yol açıyor. Devamında piyasada yaşanan durgunluk esnafın işini zora sokuyor, piyasada para dönmüyor.
İç piyasadaki daralma, belirsizlik, yüksek faiz, artan işsizlik enflasyon kadar yakıcı bir başka sorun olarak gözüküyor.
Peki Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın dediği gibi en kötüsü geride kaldı mı? Hiçte öyle geride kalmış gibi gözükmüyor. Baskıyla düşürülen talep TÜFE’de Kasım ayında kısmi bir düşüş yaşansa da sonraki aylarda yaşanacak yükselmeyle yüzde 20’lerde tutulabilir. Yeni Ekonomi Programının tahmini rakamı yüzde 20,8, Merkez Bankası’nın tahmini yüzde 23,5’in altı rakam tutturulabilir. Ya yılsonunda sona erecek indirimlerden sonra…
Ancak ÜFE’deki enflasyon TÜFE’nin 20 puan üzerinde, yüzde 40’lar tutturulabilirse kendilerini başarılı sayacaklar. Üreticiler zaten zorda, konkordato ve iflas haberleri her geçen artıyor. Yaşanan yüksek enflasyonun temel sebebi artan talep enflasyonu değil, kur ve kredi maliyetlerindeki artışa bağlı arz-maliyet enflasyonu. Bu gelişmelerin önümüzdeki süreçte bankacılık sektörüne yansıyacağı ve sonuçlarının daha ağır olacağı bütün otoriteler tarafından dile getiriliyor.
Enflasyonu tek haneye düşürmekle övünenler yüzde 20’lerin üzerinde çift haneli rakamları kabul etmemizi… borçlanın, borç yiğidin kamçısıdır, büyüyün diyenler; borçlarınızı ödeyin, borçlanmayın, küçülün diyor.
Ekonomik krizle gelenler, yarattıkları ekonomik krizin olmadığına ikna etmeye çalışıyorlar. İkna edebilirler mi, kolay değil. Bizim insanımız ucu kendisine dayandı mı gereğini yapar.
Bundan sonra yapılacak anketlerde ekonominin hayata dair yansımaları daha çok görülecek. Fiyat artışlarını stokçuluğa bağlayarak, zabıta tedbirlerle depo basarak ‘soğan, patates…’ fiyatlarını düşürerek enflasyonu aşağıya çekmek rasyonel uygulamalar değil.
Kriz derinleşiyor, iktidar kan kaybediyor, seçmen krizin ucu kendisine battıkça iktidardan umudunu kesiyor da; gideceği yeri bulamıyor, seçenek göremiyor, umutsuzluğu, çaresizliği, anketlere yansıyor.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :