ERGUN AYDOĞAN YAZDI- TBMM’YE DARBE VE SEÇİME DOĞRU KESKİNLEŞEN HESAPLAR

Ana Sayfa » GÜNCEL » ERGUN AYDOĞAN YAZDI- TBMM’YE DARBE VE SEÇİME DOĞRU KESKİNLEŞEN HESAPLAR

08.06.2020 - 12:10

Ergun Aydoğan

Ergun Aydoğan

yazarın tüm yazıları
ERGUN AYDOĞAN YAZDI- TBMM’YE DARBE VE SEÇİME DOĞRU KESKİNLEŞEN HESAPLAR

 

 

90’lı yıllarda polis zoruyla şimdi yargı kararlarıyla milletin vekili sıfatını taşıyan milletin temsilcisi, yani ‘Millet’, yaka paça ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ yazan Meclis’ten ansızın götürülüyor.

Teamül yok… Meclise saygı yok… Milletin temsilcisinin hükmü yok…

Öyle ki AKP Milletvekili Ramazan Can Meclis kürsüsünden aşkla, şevkle ‘’Biz genel başkanımızdan (partili cumhurbaşkanı Erdoğan) talimat alırız, bundan da şeref, onur duyarız’’ dedikten sonra..Saray’dan, atanmış Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yazılı emrinden iktidar grubunun bile önceden bilgisinin olmadığı yazılı emri Meclis’e geliyor, Saray’dan bağımsız olması gereken milletin vekilleri bunu emir telakki ediyor. 2 yıldır bekleyen dosyalar biranda gündeme alınarak CHP’li Enis Berberoğlu ve HDP’li Hülya Güven ile Musa Farisoğulları’nın milletvekillikleri iktidarın oylarıyla düşürülüyor.

Milletvekilleri teslim olacaklarını açıklamalarına rağmen gece yarısı tutuklanıp cezaevine gönderiliyor. Enis Berberoğlu kovid uygulamasından yararlanarak kalan cezasının bir bölümünü Temmuz sonuna kadar evinde çektikten sonra cezaevine yeniden girecek.

Peki bu yaşananlar sürpriz mi derseniz hiçte sürpriz değil.

Erdoğan’ın 15 Mayısta ‘’siyaseti temizleyeceğiz…’’

Devlet Bahçeli’nin ‘’Milletvekili dokunulmazlığıyla ilgili beklentiler karşılanmalıdır’’ açıklamalarının etkisi olmadığı, 2 yıldır bekleyen dosyaların biranda Meclis gündemine alınmasında ‘büyük’ bir planın parçası olmadığı düşünülemez.

Bunun sadece temmuz ayında yapılacak TBMM Başkanlığı seçimleri öncesi Cumhur ittifakı ortağı MHP’nin taleplerini karşılamak için yapıldığı düşünülmemeli.

Göreceli olarak koronayla mücadelede başarılı algısı yaratılmak istense de ekonomideki olumsuzlukların etkisiyle Cumhur ittifakı her geçen gün sıkışıyor. Seçimlere daha 3 yıl olmasına rağmen seçimlerin bu kadar çok konuşulması normal değil. Erdoğan ve Bahçeli her ne kadar seçimler zamanında yapılacak dese de 3 yıl beklemeye tahammülleri yok. Yapılan tüm araştırmalar oyların hızla düştüğünü gösteriyor. AKP kendi içinden çıkan partiler güçlenmeden, olası ekonomik kriz daha çok derinleşmeden ve yaşanacak oy kaybının önüne geçmek için hemen, acil, baskın bir seçim planlıyor.

Öyle olmasa 20 yıldır akıllara gelmeyen Siyasi Partiler Kanunu niye akıllarına gelsin. Aceleleri olmasa partiler arası milletvekillerinin geçişinin önünü niye kapatmak istesinler. Zamanında yapılacak olsa zaten o partiler o zamana kadar seçime girme koşullarını yerine getirirler. Demek ki aceleleri, korkuları var.

Onun içinde bekledikleri siyasi konjonktür 2 yıldır bekleyen dosyaları akıllarına getirdi.

Bir başka hesap HDP ile birlikte CHP’li Enis Berberoğlu’nun milletvekilliğini düşürerek CHP’yi HDP’nin yanına iyice yanaştırıp, Millet ittifakı bloğundan özellikle İYİ Parti ile aralarını açarak, CHP’ye terör üzerinden yüklenmek.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Erdoğan yeni bir OHAL düzeni kurmak, sokakları terörize etmek, bizi sokağa dökmek istiyor’ açıklamaları boşuna değil. Ancak Erdoğan’ın böyle bir planı var diye iktidarın her yaptığı her hukuksuzluğa, yasadışılığa sessiz kalmak, ‘majestelerinin’ muhalefeti gibi davranmak ne kadar doğrudur o da ayrı bir konu.
İktidarın seçim kozu her zaman olduğu gibi kendisi dışında kalan herkesi terörist olarak ilan etmek, düşmanlaştırmak ve şeytanlaştırmak…

Bir başka seçim kozu da bugüne kadar olduğu gibi ‘Din’. Ve şimdiki yeni ‘koz’ Ayasofya’nın ibadete açılması, önümüzdeki süreçte en çok duyacağımız konu bu olacak gibi gözüküyor.

DOKUNULMAZLILAR
Meclis’in itibarsızlaştırılması yeni ucube CBHS sistemi ile birlikte, milletvekili dokunulmazlıkları ‘Anayasaya aykırı olduğu halde kaldırılmasına destek vereceğiz’ diyen CHP’nin bu yaşananlarda sorumluluğu yok denilemez.
Bu konuda yaşadıklarımızla ilgili bir iki cümle söylemezsek olmaz. Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması, kürsü dokunulmazlığıyla sınırlandırılması siyasetin uzun süredir güncel konusu. Bizlerde seçildiğimizde dokunulmazlığın kaldırılmasını istiyoruz diye taahhütler imzaladık. CHP’de, AKP’de topluma iktidara geldiklerinde dokunulmazlıkları kaldıracaklarına dair topluma söz verdiler. Gün geldi Erdoğan dedi ki ‘’Ben bugünkü yargıya güvenmiyorum o nedenle bugün için kaldırılmasına karşıyım’’ ve sonra yine dedi ki ‘’sadece milletvekillerinin mi dokunulmazlıkları var bütün dokunulmazlıklar kaldırılsın’’ beyanlarında bulundu. Ha diğer dokunulmazlıklar ne oldu diyorsanız aynen duruyor.

Zamanında bizzat Kemal Kılıçdaroğlu’na dedik ki:  ‘’CHP başından beri dokunulmazlıkların kaldırılmasını savunduğunda siz nasıl ki yargıya güvenmediğiniz için karşı çıktıysanız biz de bugün sizin oluşturduğunuz yargıya güvenmediğimiz için karşıyız’’

Ama olmadı, anayasaya karşı olduğu halde dokunulmazlıkların kaldırılmasına destek veriyoruz diye hodri meydan çekenler, şimdi sıranın kendilerine gelme bekleyişi-korkusu içinde; bizi sokağa dökmek istiyorlar endişesiyle siyasete yön vermeye çalışıyorlar.

Anayasayı istedikleri siyasi hedefe gitmek için araçsallaştıran siyasi anlayışın temsilcilerinin makamına ‘Anayasa’ kitapçığı bırakma naif eylemleriyle sonuç alma devri çoktan geçti!

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :