ERGUN AYDOĞAN YAZDI- TEK PARTİ, TEK İTTİFAK

Ana Sayfa » GÜNCEL » ERGUN AYDOĞAN YAZDI- TEK PARTİ, TEK İTTİFAK

22.02.2019 - 12:11

Ergun Aydoğan

Ergun Aydoğan

yazarın tüm yazıları
ERGUN AYDOĞAN YAZDI- TEK PARTİ, TEK İTTİFAK
TEK PARTİ-TEK İTTİFAK
Bu tek parti, çok eleştirilen 1950 öncesinin ‘Tek Parti’si ‘CHP’ değil, 2018 model ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisitemi’nin ‘Tek Parti’si.
Uygulanan sistemde o dönemin sistemi değil, bugünün sistem-sizliği!
1923-1950 arasında Almanya-İtalya-İspanya-Portekiz… gibi dünyanın bütün ülkelerinde diktatörlükler değil her birinde ‘ileri demokrasi’ vardı; bir tek bizde ‘Tek Parti Diktatörlüğü’ vardı!
Oysa bugün öyle mi? Dünyanın bütün ülkelerinde diktatörlükler-tek adam yönetimleri uygulanırken bizim ülkemizde; ilerinin de ilerisi, çoğunlukçu değil, çoğulcu, çok sesli, katılımcı ‘örnek’ demokrasi var!
İroni yaptığımızı mı düşündünüz; yönetenler öyle diyo!!!
Efendim bugünlerde çok dillendirilmese de; CHP’nin tek parti dönemini geçmişte çok dinledik. 100 yıl sonra geldiğimiz nokta o dönemin tek partisine ‘rahmet’ okutacak boyutta…
Seçim arifesinde etrafınıza şöyle bir bakın AKP’den başka parti, Erdoğan’dan başka genel başkan sanki yok. Her yerde ‘o’ ve partisi.
Ankara başta bütün illerde; cadde, sokak, meydan, billboardlar kamuya ait ne kadar yer varsa her yerde Erdoğan ve adayları, sanki seçimlerde başka aday yok.
Yazılı basının yüzde 98’i her gün ortak manşetle… görsel basının bütün kanallarında yazar akademisyenler hep birlikte ‘iktidar güzellemeleri’ muhalefet karalamaları…
Partili cumhurbaşkanı, bütün devlet gücü ve otoritesi ile her an, her yerde. Kamuyla doğrudan veya dolaylı, STK’ların, iş dünyası temsilcileri-üyelerinin açıktan veya dolaylı iktidarın karşısına geçme şansları hiç yok.
Partili cumhurbaşkanı her an, her yerde partisi adına devletin ‘baskın’ otoritesiyle partisinin adaylarını göklere çıkarıyor; muhalefet partilerini ve adaylarını eleştirmenin ötesinde yerin dibine batırıyor. Tarafsız, herkesin cumhurbaşkanı olması gerekirken partili kimliğiyle diğer partilileri aşağılayarak herkesin cumhurbaşkanı olduğu iddiasını sürdürüyor.
Koalisyonlara son verilecek diye getirilen sistem-sizlik, ittifakları zorunlu hale getirdi. İktidar sözcüleri artık iki partili-akslı sisteme gidiyoruz; küçük partiler yok olacak diyor.
 
ZEHİRLİ DİL, İLLET-ZİLLET İTTİFAKI
Partili cumhurbaşkanı partisinin başarısını önceleyen bir anlayışla kendi ittifakının karşısında oluşturulan ittifaka ‘illet ve zillet ittifakı’ demekte bir sakınca görmüyor. Her gün, her an kendi ittifakları dışında kalan ittifaktaki partilere ve onun seçmen tabanına hakaret etmekte ve ötekileştirmede bir mahsur görmüyor.
Yine, daha önce birlikte yürümekte sakınca görmediği HDP ve onun tabanını ötekileştiren hakaret diliyle ‘terörist’ ilan etmeyi uygun buluyor. Terörle bağı olanlarla ilgili yasal işlem yapmak yerine milyonlarca oy alan parti ve seçmenler yok sayılıyor. Ama aynı zamanda o seçmen kitlesinin oylarına talip olunuyor. O oylara talip olan diğer partileri de terörle işbirliği yapmakla suçluyor.
Öyle ki; iktidar cephesinin dışında kalan nüfusun yüzde ellisi ülkesinin ‘bekasını’ düşünmüyor, ülkesine düşman, vatan haini, terörist! Ya iktidar cephesinin yanındasınız ya da şer odaklarının yanındasınız! İktidar cephesi dışında kalan partiler ve ona oy verecek seçmenler ülkesini sevmiyor! ülkesinin geleceğini düşünmüyor! ülkesine karşı!
Bakın dinleyin her gün Erdoğan ve Bahçeli’nin kendi seçmen tabanları dışında kalan kitleyi ötekileştirdiği, hakaret ettiğini görüyorsunuz…
Bu zehirli siyaset dilinden sadece iktidar cephesi dışında kalanlar değil aynı zamanda iktidar cephesinin seçmenleri ve uzun yıllar AKP saflarında önemli makamlarda sorumluluk üstlenmiş siyasetçilerle karşılaştığımız her ortamda rahatsızlıklarını dile getirerek; siyaset dilinin normalleşmesini, bu düzeyde ağır ifadelerin ülkeye yarar getirmeyeceğini, normalleşme isteğini dile getiriyorlar.
Seçimlerden sonra balkon konuşmalarında ‘kapsayıcı’ nutuklar atmanın… ülkenin yaşadığı ciddi sıkıntılar karşısında ‘ama hepimiz aynı gemideyiz’ demenin bir anlamı olabilir mi?
Ve de, bir partinin kaderiyle ülkenin kaderini eşitlemenin; AKP giderse ülke ‘beka’ sorunu yaşar demenin talihsizliği-açmazıyla karşı karşıyayız.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :