ERKEN SEÇİME DOĞRU TÜRKİYE

Ana Sayfa » GÜNCEL » ERKEN SEÇİME DOĞRU TÜRKİYE

18.04.2018 - 8:06

ERKEN SEÇİME DOĞRU TÜRKİYE

 

 

Dün Bahçeli’nin yaptığı erken seçim çağrısının ardından dikkatler ekonomik göstergeler ekseninde, seçmenin hangi koşullar altında sandığa gideceği sorusuna kilitlendi.

Artık açığa çıkmıştır ki MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 26 Ağustos’u adres göstererek verdiği seçim tarihi gökten zembille inmemiştir. AKP cephesindeki zorlamaya dayalı şaşkınlık ifadelerinin, Cumhurbaşkanı’yla saat 13.30 yapılacak görüşmeyi bekleyin açıklamalarının tümü senaryodan ibarettir. MHP ve AKP tabanında önlenemez biçimde devam eden erimenin 2019 tarihini bekleyemeyecek kadar hızlandığı ve bunun sonucunda bir erken seçim kararının alındığı apaçık ortaya çıkmıştır.

Peki ülke böyle bir sürece doğru kayarken ekonomik ve buna bağlı olarak biçimlenen toplumsal göstergeler hangi aşamada?

Cumhuriyet Gazetesi’nden Çiğdem Toker’in konuya bu açıdan bakan yazısı, ülkenin ezilen, mağdur kesimlerinin karşı karşıya bulundukları sorunları irdeleyen bir yaklaşım eşliğinde erken seçim analizine yönelmiş:

”Bahçeli’nin “Ne amaçlıyorsak Türkiye lehinedir” dediği dakikalarda, dört yıldır ataması yapılmayınca intihar eden 25 yaşındaki Merve Çavdar defnedilmeye hazırlanılıyordu.
Bahçeli bu çağrıyı, “resmen” 109 bin öğretmen açığı bulunan Türkiye’de, öğretmene maaş ve kadro için ayrılmayan ödeneğin, 21/b ihaleleri üzerinden partili müteahhitlere akıtıldığı bir bütçe ortamında yaptı.”

Toker’in toplumsal yara haline gelen atanamayan öğretmenlerle ilgili vurgusu, doğal olarak dikkatleri ülkenin diğer sorunlu kesimlerine çeviriyor. Neredeyse yüzde 20’lere varan işsizlik oranının seçim sandığına yansıması nasıl olacak? Sosyal yardımlarla ayakta duran kitlelerin tercihleri bu defa değişecek mi? Başta tek tek satılan şeker fabrikalarının mağdur ettiği pancar üreticileri olmak üzere tarımda çökme noktasına gelen kesimler erken seçimde nasıl bir karar verecekler? İşsizler, emekliler, memurlar seçimin kaderini belirleyebilecekler mi?

Çiğdem Toker’in yazısı bunların fotoğrafını çekmeye çalışıyor:

”Bahçeli bu çağrıyı, değerli lira, tek haneli enflasyon, makul bir işsizlik oranı, makul bir bütçe açığı, katlanılabilir bir faiz ortamında yapmadı.
Bahçeli bu çağrıyı, Hazine garantili büyük altyapı projelerini, yaygın konut projelerini üstlenen şirketlerin ödeme güçlüğü içine düştüğünün, sayılarının giderek arttığının herkesin bildiği bir sır haline geldiği günlerde yaptı.

Bahçeli’nin “Ne amaçlıyorsak Türkiye lehinedir” dediği dakikalarda, dört yıldır ataması yapılmayınca intihar eden 25 yaşındaki Merve Çavdar defnedilmeye hazırlanılıyordu.

Bahçeli bu çağrıyı, “resmen” 109 bin öğretmen açığı bulunan Türkiye’de, öğretmene maaş ve kadro için ayrılmayan ödeneğin, 21/b ihaleleri üzerinden partili müteahhitlere akıtıldığı bir bütçe ortamında yaptı.

Bahçeli, “Türkiye düşmanlarına gereken dersi vermesi için en makul yolunseçim olduğunu” söylediğinde, Cumhuriyetin şeker fabrikaları satılıyor, herkesin ormanlarının şirketlere satışının önü açılıyordu.

Bahçeli bu çağrıyı devletin bekası için yaptığını söylerken Ergene’ye zehirli atıklarını boşaltan sanayi şirketlerinin bekasına halel gelmesin diye saklanan gerçekleri -Cumhuriyet’te- okuyorduk.

Bahçeli’nin ilk erken seçim çağrısı yaptığı dönemde, krizden çıkış için uygulanan ağır restorasyon programı sonucu, ekonomik göstergeler piyasalar açısından toparlanma yoluna giriyordu. AKP, Bahçeli çağrısıyla yapılan 2002 erken seçiminde, tüm önlemleri alınmış, toparlanma yoluna girmiş bir ekonominin üzerine geldi. Bahçeli’nin 16 yıl sonra dünkü erken seçim çağrısı ise kamu kaynaklarının talan edildiği, AKP’nin, rayına girmiş biçimde devraldığı ekonomik göstergelerin bozulduğu bir konjonktüre rastlıyor.”

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :