ERSİN ERTÜRK YAZDI- SULTANLIKTAN BAŞKALANLIĞA, 100. YILINDA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Ana Sayfa » İÇ ve DIŞ SİYASET » ERSİN ERTÜRK YAZDI- SULTANLIKTAN BAŞKALANLIĞA, 100. YILINDA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

23.04.2020 - 7:35

ERSİN ERTÜRK YAZDI- SULTANLIKTAN BAŞKALANLIĞA, 100. YILINDA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

 

 

16 Nisan halk oylaması ve 24 Haziran 2018 seçimleriyle, parlamenter hukuk sistemini yok edilerek tek adam yönetimine dönüştürülen ülke; şirket mantığı ile yönetilmeye başlamış ve keyfi yönetim biçimiyle adeta tiranlaşmıştır.

Bu nedenle etkisiz kılınan TBMM kuruluşunun 100.yılında,  ilkokuldan üniversite sıralarına kadar coşkuyla kutladığımız 23 Nisan, ilk defa bugün meydanlarda kutlanamıyor. Bırakın halkı, kendini var eden kurumun başkanı bile mecliste kutlamalardan kaçıyor.

Milli Görüş geleneğinin oldum olası huyudur. Atatürk ve Cumhuriyet ile ilgili tüm kutlamalara katılmamak için bin bir türlü gerekçe sunarlar.  Bu günse Covid-19 imdatlarına yetişti. Bu nedenle de Kurucu Meclisin 100. yılını sadece kapandığımız evlerimizin penceresinden kutlamakla yetineceğiz.

Peki, yüz yıldır yapılan kutlamalar, sadece sembolik bir anma mıdır? Kesinlikle hayır.

Nasrettin Hoca’ya sormuşlar ‘’Hocam eşeğe niye ters biniyorsun’’ diye. Oda, ‘’nereden geldiğimi göreyim ki, nereye gideceğimi daha iyi görebileyim’’ demiş ya, işte onun için:

Coşkulu kutlamalar, bize bu ülkenin hangi koşullarda, ne bedeller ödenerek kurulduğunu anımsatmakla kalmıyor, gelecek kuşaklara da Atatürk’ün çağdaş ve uygar Türkiye hedefi için yol haritası da çiziyordu.

Osmanlı ‘’Hasta Adam’’ ilan edildikten yüzyıl sonra, 1. Dünya Savaşı sonucu, Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla yok oluş fermanını imzaladı.  Emperyalistlerce Boğazlar işgal edildi, ordusu dağıtıldı, ülkenin dört bir tarafı işgal edilerek parçalanmasına karar verildi. İşte, Kurucu Meclisin hikâyesi de böyle yazılmaya başladı.

Mondros Ateşkes Antlaşması padişah ve Sadrazam İzzet Paşa tarafından, ‘’İngilizlerin hoşgörüsüne nail olacağız’’ diye karşılanırken, başta Mustafa Kemal olmak üzere bazı yurtsever komutanlar bundan hiçte hoşnut değildi.

İşte, Boğazların işgali sırasında Mustafa Kemal’in ‘’geldikleri gibi giderler’’ sözü de ülkenin her köşesinde örgütlenen Mudafa-i Hukuk Cemiyetlerine bağımsızlık mesajının habercisi gibiydi.

1914 seçimlerinde Meclis-i Mebusan’a sadece İttihak ve Terakki partisi girebilmişti. Tüm işgalleri eleştiren ve tepki veren milletvekillerini mecliste susturabilmesinin tek yolu ise padişahın Meclisi-i Mebusanı kapatması olacaktı.

Tek Adam yönetimi olan sultanlık rejimin geldiği son nokta buydu. Saltanat uğruna savaştan yorulmuş, yoksullaşmış, tükenmiş, yok olmak üzere bir halk.  Ordusu dağıtılmış, Meclis’i yok edilmiş, padişahı zevahiri kurtarma derdinde olan bir ülke. Öte yandan emperyalistlere ve onların destekçilerine karşı, ‘’Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’’ kurarak her il, ilçede ve hatta köylere kadar örgütlenen Türk Halkı.

İşte böyle bir ortamda Samsun’a çıkan Mustafa Kemal tüm oyunları bozacak, ‘’Vatanın ve Milletin istiklali tehlikededir’’ diye Amasya Genelgesi’yle, Erzurum ve Sivas kongrelerine çağrılan örgütleri,  Anadolu ve Rumeli Mudafa-i Hukuk Cemiyeti olarak tek çatı altında toplayacak, Misak-i Milli’yi şekillendirerek,  Kurtuluş Savaşının tohumunu atacaktı.

Mustafa Kemal, 19 Mart 1920’de yayınladığı bildiriyle ‘’olağanüstü yetkilerle donatılmış bir meclisin 23 Nisan’da Ankara’da toplanacağını’’ duyurarak Kurucu Meclisin müjdesini veriyordu.

Kurucu meclisin temel ilkesi,  ‘’Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üstünde bir kuvvet yoktur’’ olmuştur.

İşte bu nedenle, 23 Nisan sadece TBMM’nin kuruluş tarihi değil aynı zamanda saltanatında son bulduğu ve Kurtuluş Savaşı’nı yöneterek bağımsız bir ülke ‘’Türkiye Cumhuriyeti’nin de doğuş tarihi olmuştur.

Atatürk, ‘’Hakimiyet ve saltanat kuvvetle, kudretle, zorla alınır. Türk Milleti de hâkimiyet ve saltanatı bil fiil isyan ederek kendi eline almıştır’’ derken; yüzüncü yıla gelindiğinde bu gün ne yazıktır ki etkisiz bir meclis haline gelerek Tek Adam saltanatına teslim edilmiştir.

Peki, şimdi Atatürk’ün dediği gibi bu gün, TBMM’nin üstünde bir kuvvet var mıdır? Evet vardır. O da her istediğini yapabilen AKP zihniyetidir.

İşte bu nedenledir ki, zor günler yaşamaktayız. Peki, bu durumda neler yapılmalı?

Bugün biz yinede,  Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği, Ulusal Egemenlik Bayramını ve TBMM’nin kuruluşunun 100. Yılını evlerimizin penceresinden kutlarken, İkinci Yüz Yılın gelecek kuşaklara ‘’ Tam Bağımsız’’ bir Türkiye getirmesini dilerim.

Ersin ERTÜRK – Eskişehir – 23 Nisan 2020

 

 

 

Ziyaretçi Yorumları

Sezai Baki23 Nisan 2020

Dünyada eşi ve benzeri olmayan ilk ve tek bayram olma özelliklerini siz çok güzel izah etmişsiniz. Bana düşen geçmişte 7′ den 70’e emeği geçen ” 15’lilerden, Seyit Onbaşı’ya” kadar canlarıyla bedel ödeyerek bu güzel ülkeyi kuran tüm kahramanların manevi huzurları karşısında bir kez daha saygı ve minnet duygularımla eğiliyor ruhları şad olsun diyorum. Milletin anasına küfredenden, 14 yaşındaki bir çocuğun boğazını sıkandan değil lider, olsa olsa yıkık harabe, virane yerlere baykuş olur.

İlgili Terimler :