ERSİN ERTÜRK YAZDI- YENİDEN CHP

Ana Sayfa » GÜNCEL » ERSİN ERTÜRK YAZDI- YENİDEN CHP

04.08.2018 - 15:42

Ersin Ertürk

Ersin Ertürk

yazarın tüm yazıları
ERSİN ERTÜRK YAZDI- YENİDEN CHP

16 Nisan 2017 Halkoylaması ve 24 Haziran 2018 seçimleri; parlamenter hukuk sistemini yok ederek tek adam yönetimine dönüştürmüştür.

Tek adam ülkeyi özel şirket mantığı ile yönetmeye başlamış ve keyfi yönetim biçimi ile de adeta ile Tiranlaşmıştır. (hukuk ve anayasal kurallardan bağımsız bir yönetim biçimi sergileyen lider)

Bu gün gelinen süreçte; CHP hiç bu kadar kötü yönetilmemişti. Bu yapısı ile CHP’nin sorumluluk taşıyacak kadrolarının olmadığı ve doğru yönetilemediği bir gerçektir. Bundandır ki sonuçlardan; CHP Genel Başkan ve yönetimlerinin sorumluğu büyüktür.  Ancak değişim için Kurultay çağrısı yapanların zamanlama ve yöntemleri ile ilgili sorun yaşanmaktadır.

Bu nedenle görsel ve yazılı medya önünde yapılan tartışmalar ile CHP yıpranmıştır. Bu sürecin doğru yönetilememesiyle kaybeden CHP olmuştur.

  1. CHP BU GÜNE NASIL GELDİ?

 

CHP tarihini Cumhuriyet tarihinden ayrı olarak değerlendiremeyiz. Buna göre baktığımızda Türkiye tarihini 4 dönemde değerlendirmemiz gereklidir. Dolayısı ile CHP tarihi de Türkiye siyasi iklimlerinden etkilendiğinden dört dönem değerlendirmemizde yarar vardır.

Yüz yıldır gerçekleşemeyen BOP projesi ve 18 Ocak 1918 sürecinden 24 Haziran 2018 sürecine geliş:

 

 

 

  1. Devrimci Devlet Dönemi ve CHP:

 

Topraklarını kaybetmeye başlamış, Osmanlı’yı 18 Ocak 1918 Paris kongresinde beşli emperyalist güç parçalamaya karar vermişti.

Yaşamı sürekli savaşlar içinde geçen Anadolu insanı da yöneticilerine karşı tüm güvenlerini yitirmiş durumdaydı.

‘’Umutsuz olaylar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim’’ diyen M. Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkması ile emperyalist güçler hedeflerine ulaşamamış ve sonuç olarak da bağımsız, özgür bir Türkiye ile karşı karşıya kalmışlardı.

Atatürk ve dava arkadaşları yeniden kurdukları Türkiye’de CHP’yi de kurucu anlayış içinde şekillendirmişleridir.

Bu durumu da Atatürk ‘’Benim iki eserim vardır. 1.si Cumhuriyeti, 2. de CHP’sidir diyerek CHP’yi  devrimci kadrolara emanet etmiştir.

O dönemde devlet partisi konumunda olan CHP bu anlayış içinde yakın zamana kadar bağımsız Türkiye mücadelesini sürdüre gelmiştir. Ancak bu güne bakıldığında ülkenin kuruluş sürecinden çok farklı bir durumda olmadığı görünmektedir. O gün silahlı güçle ülkeyi bölmeye çalışan emperyalistler şimdi ülkeyi ekonomi ve teknoloji ile içten çökerme çabasına girmişlerdir.

2.Karşı Devrimci Devlet Dönemi ve CHP:

Devrimci devleti kuran CHP kadroları 2. Dünya savaşı sürecinde gelişen politikalar ve soğuk savaşın da etkisi ile ABD’nin çevreleme politikası, Sovyetlerin Akdeniz’e inme planları arasında kalarak Truman doktrini, Marshall yardımı ve Köy Enstitüleri’nin kapanması ile karşı devrimcilere zemin hazırlamıştır.

Atatürk’ün ölümünden sonra CHP’deki kırılmaların başladığı ilk dönem olan bu dönemi de karşı devrimci dönemin başlangıcı olarak tanımlamak yanlış olmaz sanırım.

Tek parti dönem sonrası Demokrat Parti ve Adalet Parti dönmelerinde karşı devrimin tohumları atılmış ve bu iklim içerisinde cemaatler yeşertilmeye ve siyaset içinde yer almaya başlamışlardır.

Karşı Devrimci süreç içinde 60 Anayasasının getirdiği özgürlük ortamında 60’lı ve 70’li yıllar devrimci hareketlerin ve CHP’nin yükseliş süreci olmuştur.

İşçi Partisinin Meclis’teki etkin muhalefetinin de etkisi ile CHP kendisini solda tanımlama gereği duyan İsmet İnönü ile Ortanın Solu ve Bülent Ecevit ile Demokratik Sol ideoloji; emekten yana, özgürlüklerden yana tavrı ile sol güçlerin de desteğini alarak oy oranlarını % 41’lere kadar yükseltmiştir.

Ancak, CHP’nin bu yükselişi özellikle ABD emperyalizmini rahatsız etmesi nedeni ile terör bahanesi ile’’bizim çocuklara’’ 12 Eylül 1980 darbesini yaptırması sonucunda Sol Sosyal Demokrat güçlerin budanarak uzun bir süre siyaset yapıcın konumundan uzaklaştırmıştır.

80 sonrası dönemde özellikle Turgut Özal’lı  ANAP’ta, tarikatlar siyasetin içinde olmanın ötesine geçerek sağ partilerde siyaset yapıcı konuma gelmişlerdir.

Sol ideolojilerin yeniden toparlanma sürecini yaşadığı bu dönemde karşı devrimciler güçlenerek devlet kurumları içerisinde kök salmışlardır. Bu süreç 1991’deki Sovyetlerin yıkılışına kadar devam etmiştir.

3.Belirsiz Dönem ve CHP:

Adını açıktan koyamadığımız ancak hepimizin bildiği dönem Sovyetlerin dağılması ve Varşova Paktı’nın da ortadan kalkması ile ABD emperyal politikalarını uygulayan NATO’nun da ne yapacağını bilemez hale gelerek hem dünyada hem de Türkiye’de belirsiz dönemin başlamasına neden olmuştur.

1991- 2001 arası belirsiz dönem de ise CHP yeniden açılış ve köklerine dönüş süreci yaşarken, ülke siyasetinde etkin rol alamamıştır.

Buna karşın karşı devrimci güçler 1990’lı yıllarda özellikle Milli Eğitim, Silahlı Kuvvetler ve Polis Teşkilatlarını ele geçirerek ülke politikalarına yön vermeye başlamışlardır.

  1. 2000’li yıllar ekonomik işgal içindeki ülke ve CHP’nin dönüştürülmesi:

Bu dönemi etkileyen en önemli olay ise internet teknolojisinin ışık hızı ile ilerlemesidir. İnternet ve sosyal medya dünyanın küçük bir köy haline dönüşmesine neden olmuştur.

İşte bu belirsiz dönemde İslamcı güçler hem dünyada hem de Türkiye’de farklı bir yapıya bürünerek yükselişe geçmişlerdir.

Bu aşamada karşı devrimci kadrolar özellikle hukuk olmak üzere devletteki tüm kadrolarda etkin görevler alırken partiler de dizayn edilmeye başlanmış ANAP, DYP, DSP gibi partiler siyaset sahnesinden silinirken Refah Partisi parçalanarak AKP’nin yaratılması ve iktidara gelmesini sağlanmıştır. 2001’de başta MUSİAD ve medya patronlarının da desteğini alarak AB’ye girme umutları içinde AKP’ye destek verenlerden TÜSİAD 2001 yılında : ‘’Tayip Erdoğan gömlek değiştirdim diyorsa inanmak gerekir. AKP denenmeli.’, ‘’AB”ye girmenin yolu AKP ile gerçekleşebilir.‘’Tek parti iktidarı ekonomik ve siyasi istikrarı getirecektir’’ derken

2018 yılında  ‘’Batıda iç çatışmanın çözümü olan laiklik ülkemizde iç çatışmanın nedeni olmaktadır. Laiklik vazgeçilmezimiz.’’, ‘’Enflasyon artıyor, üretim geriliyor, işsizlik yüksek; özellikle gençler ve güneydoğuda daha da yüksek.’’, ‘’Ekonomi yönetiminin aldığı kararlar bu gün için pansuman olsa da yarın için yeterli değil. Şirketler zor durumda yarının ne olacağı belli değil.’’, ‘’Liberal ekonomik düzenin eşitlik getirmediği görüldü. Çoğulcu, özgürlükçü ve demokratik sistemler açık ara önde’’ diyerek, AKP ve ülkenin iflasını ilan etmiştir.

Ancak tüm bu gerçeklere karşın, artık korku imparatorluğu nedeni ile tehdit ve baskı altında sindirildiklerinden birer birer işlerini tasfiye etmek zorunda kalmışlardır.

Ayrıca bu beyanları ile İslamcılar devleti dönüştürülürken para kaygısı ile seslerini çıkarmayanlar devletin dönüştürmesine seyirci kaldıklarını itiraf etmişlerdir.

Peki devlet dönüştürülürken diğer taraftan CHP ne yapmıştır?

12 Eylül döneminde kapatılarak sol ve Atatürkçü kadroların yok edilmesi ile CHP köklerinden kopmuştur. Tüm bu oluşumlarda bu günkü CHP’nin işgaline kadar uzanmıştır.

AKP NASIL 16 YIL İKTİDARDA KALDI?

  • İktidar olduğunda Halkı kendi siyasal düşüncesinin temeline yerleştirmiştir ve sosyal devlet anlayışının dışında yardım temelli politikalar izlemiştir.
  • Derviş politikalarını devam ettirerek ekonomik istikrarın sağlamıştır.
  • Dini siyasete alet ederek yol almıştır.

Aydınlanma öncülerinden SPİNOZA (1632-1677) bu durumu şöyle açıklar:

“Kalabalığı yönetmek için hurafelerden daha etkili bir şey yoktur. Bu yüzden halk tabakası, din maskesi altında, büyük bir kolaylıkla bazen krallara tanrılar gibi tapınmayı, bazen de insan türünün baş belasıymışçasına onlardan nefret etmeye itilir.’’

Bu yöntem Türklerde son derece başarılı olmuştur.

  • Geleneksel liderler genellikle dini referanslara ve toplumun duygularına hitap ederek gerekirse yalanlar üreterek gerçekleri saptırarak iktidarını sürdürebilirler. AKP bu özellikleri ile toplumda algı yaratarak yönetmiştir.

 

  • Korku imparatorlukları yaratarak baskı unsuru haline gelmiştir.

Siyasete demokratik katılım konusunda halkın geleneksel çekimserliği artarak sürmektedir. Bu nedenle, Türkiye’de insanlar toplu bir dilekçeye imza atmaktan bile ciddi boyutlarda çekinmektedir. AKP korku imparatorlukları yaratarak yönetmiştir. Ergenekon vb. davalar gibi

(“Kesinlikle toplu dilekçe imzalamam” diyenlerin oranı 1990’da % 46, iken 2011’de % 61’dir.)

  • Kendi zenginlerini yaratmak için devlet ihalelerini yandaş müteahitlere aktarmıştır.

Bu örnekleri sayfalarca çoğaltabiliriz.

Buna karşın CHP’nin en büyük yanlışı ise AKP’nin yanlış algılarının peşine düşerek siyaset yapmasıdır.

 

PEKİ, CHP NASIL İŞGAL EDİLDİ?

 

ERSİN ERTÜRK’ün yazısının tamamını aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.

 

YENİDEN CHP – ERSİN ERTÜRK

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :