26 Ekim 2021 - Hoş geldiniz

EVRENSELDEN YÖRESELE BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

Ana Sayfa » GÜNCEL » EVRENSELDEN YÖRESELE BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

Eklenme : 24.09.2021 - 21:47

EVRENSELDEN YÖRESELE BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

Ressam Gülseren Südor Evrensel’de çıkan yazısında yaşamı, resmi ve şiiri ile sanatımıza damgasını vurmuş bir isim, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu farklı bir dille anlatmış.

İşte bir ressamın gözünden Eyüboğlu:

 

“Biz ölünce toprak kardeş
Doğru eşek cennetine
Acele etmeyişimiz bundan ötürü
En akıllılarımız buyurdular ki
Cennetin en alası yeryüzünde
Ama bizim en akıllılarımız
Yeryüzündeki eşek cennetinde”

Ressam Gülseren Südor Evrensel’de yaşamı, resmi ve şiiri ile sanatımıza damgasını vurmuş bir isim Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu farklı bir dille anlatmış.

İşte bir ressamın gözünden Eyüboğlu:

Ölümü böylesine alaya alan ve “Sevmek güzel meslek” diyecek kadar yaşamı, resmi, şiiri ve kadınları seven Bedri Rahmi Eyüboğlu; 21 Eylül 1975’de ardında binlerce resim, şiir, yazı bırakarak hayata veda etmiştir. Bedri Rahmi; sanatın evrensel unsurlarını yöresele taşıyan, Cumhuriyet kültürü içindeki yerine oturtan, kendi yapıtları yanında yetiştirdiği öğrencileri ile görsel sanat tarihimizdeki yerini çoktan almıştır.

Ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu ile birlikte çok genç yaşlarda Fransa’da aldığı eğitim sayesinde Batı kültürünü beyninde yoğurmuştur. Bu sayede üzerinden elliden fazla medeniyetin gelip geçtiği Anadolu’nun kültürel mirasını, Batı sanat anlayışını yöresel elemanlarla kaynaştırarak Türk resim sanatında yeni bir akıma öncülük etmiştir.

HEM RESSAM HEM ŞAİR

Bedri Rahmi kendini hem ressam hem şair diye tanıtırdı. “Benim hayatım ikiye bölünmüş. Bazıları beni yazar, şair diye tanıyor, bazıları ressam diye. Ressamlara sorsalar ‘Nasıl bir ressamdır.’ Onlar ressamlığını bilmiyoruz ama şairler iyi şiir yazdığını söylüyorlar. Şairlere soruyorlar onlar da aynı şekilde ‘Şiiri hakkında bir şey söylemeyiz ama ressamlar iyi ressam olduğunu söylerler’.” diyordu. Bence Bedri Bey tüm bu söylenenlerin bir senteziydi. Hepsiydi! Ne resim yapmadan ne de yazmadan durabiliyordu.

Mayıs 1957’de yazdığı bir yazıda; “Yirmi yıl günde en az on dört saat resme çalıştım. Gece sabaha kadar çalışmalar en verimli çalışmalar oldu. Çalıştım demeyi anlamam. Ancak günün yarısı dünya ise öteki yarısı sanat kesilir. Meslek hayatında bu tür çalışmalara katlanamayanlar amatörlükten öteye geçemez.” diyen Bedri Rahmi öğrencilerine eğer sanatçı olmak istiyorlar ise yapacakları işin gereğinin bu olduğunu hiç durmadan tekrarlardı.

Bu gün hâlâ halka sorsanız, “Sizce en tanınmış Türk ressamı kimdir?” diye; alacağınız yanıt büyük ihtimal Bedri Rahmi’dir. Şairler içinde de, “Karadut”,  şiirinden dolayı yine ilk akla gelen isimlerden biri olacaktır.

KALAMIŞ’TAKİ SANAT YUVASI

Ben Hocam Bedri Rahmi’yi 43’üncü ölüm yıl dönümünde saygı ve özlem ile anarken, aziz hatırası önünde eğiliyorum. Ancak bu acı günde onu anarken; kendisinin ancak on yedi yıl çok severek yaşayabildiği, eşi Ressam Eren Eyüboğlu’nun 1988’e, oğlu Mehmet Hamdi Eyüboğlu’nun ise 2009’a kadar yaşadığı; Kalamış’taki sanat yuvası olan evlerine reva görülenleri anlatmadan geçemeyeceğim.

Eyüboğlu çiftinin tek çocuğu olan Mehmet Eyüboğlu’nun 2009’da vefatından sonra torun Rahmi Eyüboğlu’ya kalan İstanbul’un en güzide semti olan Kalmış’taki bu sanat yuvasını; aile hiçbir zaman çok sayıda müteahhittin kapılarını aşındırmasına rağmen maddi çıkar ve rant uğruna kimselere vermemişlerdir. 1958 yılında zamanın tanınan Mimarı Turgut Cansever’in çizimleri ile hayat bulmuş iki kuşak Eyüboğluların eserleri ile donanmış, süslenmiş, giyinmiş ve kendisi de bir sanat eseri haline gelmiş olan ev, 2009 yılında Anıtlar Kurulu 5. Dairesi tarafından ikinci derece korunması gereken tarihi eserler durumuna getirilmiştir.

İşte ben sizlere bundan sonraki olanları ve olabilecekleri anlatmak istiyorum. Torun Rahmi Eyüboğlu, babasının vefatından sonra Türk resim tarihinin iki çok önemli sanatçısının yaşadığı mekanı, bugün antikacıların iştahını kabartacak denli değerli olan objeleri, dört bine yakın tabloyu, gecesini gündüzüne katarak korumaya çalışmaktadır. Ama 60 yıllık yaşamında yangın dahil birçok deprem atlatmış olan bina, 1999 yılında genel bir bakımdan geçmesine rağmen doğanın, zamanın etkilerine karşı korunamaz hale gelmeye başlamıştır.

AİLE MÜZE OLMASINI İSTİYOR

İçindeki eserleri, eşyaları korumak bir yana giderek kendini de koruyamaz hale gelirken tadilat, tamirat, ısıtma elektrik vs. masrafları çok büyük rakamlara varmıştır. Ailenin dostu Mimar Cengiz Bektaş’ın binayı restore edecek çizimine ise Anıtlar Kurulu onay vermemiştir.  “Pekiyi o halde ne yapılmalı?” sorusunu Rahmi Eyüboğlu’ya sorduğumda; onun tek isteğinin bu binanın, yazma atölyesinin ve bahçenin ivedilikle bir müze kompleksine dönüşmesini çok vakit kaybetmeden görmek olduğunu söyledi. Bu merkezin, dedesinin çok önemsediği halkının, kültürel, sanatsal olarak aydınlanması yolunda bir sanat merkezi halinde hizmet vermesini arzu ettiğini içtenlikle söylerken umudunu yitirmediğini de belirtti. Kadıköy halkının ve Kadıköy Belediyesinin bu konuda kendisine yardım ederek, ilçeye layık, işlevsel bir sanat merkezi haline gelebileceği inancını gönlünde hep saklı tuttuğunu dile getirdi.

Benzer Haberler

Facebook'ta Biz

Çanakkale Rent a Car Banka Kredisi diş rehberi Bozcaada Otelleri Bozcaada Otelleri Bozcaada Pansiyonları