FERHAN ŞAYLIMAN SON ROMANI RUHU TERBİYESİZ ADAM’IN SÖYLEŞİ VE İMZA ETKİNLİĞİ İÇİN 24 AĞUSTOS’TA BODRUM’DA

Ana Sayfa » HAYATIN İÇİNDEN » FERHAN ŞAYLIMAN SON ROMANI RUHU TERBİYESİZ ADAM’IN SÖYLEŞİ VE İMZA ETKİNLİĞİ İÇİN 24 AĞUSTOS’TA BODRUM’DA

22.08.2019 - 12:37

FERHAN ŞAYLIMAN SON ROMANI RUHU TERBİYESİZ ADAM’IN SÖYLEŞİ VE İMZA ETKİNLİĞİ İÇİN 24 AĞUSTOS’TA BODRUM’DA

 

Roman kahramanlarının düşünce dünyasında nasıl doğduğu, nasıl kişilik kazandığı sorusu belki de edebiyatın en temel tartışma konularından biri. Yazarın karakter yaratma aşamasına geçmeden önce onu hayalinde besleme, büyütme, olgunlaştırma süreci galiba konunun özünü oluşturuyor. Aslında bu süreç romancının dünyaya nereden baktığı ve hangi noktada durduğu olgusuyla da yakından ilişkili. Hayata bakılan pencerenin oradan izlenenlere, sözcüklere, imgelere, bunları birbirine bağlayan kurgunun bütününe anlam, renk ve biçim kazandırdığına ilişkin gerçek, Ferhan Şaylıman’ın beşinci romanı Ruhu Terbiyesiz Adam’da bir kez daha varlığını hissettiriyor.

Şaylıman’ın bu son romanında toplumsal fay hatlarımızda derin kırılmalarla savrulduğumuz bir aşamada altüst oluşumuzun yansımalarından kaçmadığını, aksine yaşanan acılara, kaygılara açık yüreklilikle dokunmayı hedeflediğini görüyoruz.

Sıradan hayatların temelleri geçmişte atılmış ilişki biçimleriyle, değer yargılarıyla, tercihlerle, kabullenişlerle bugünlerin hazırlanmasına öncülük ettiklerini anlatan bir kitap Ruhu Terbiyesiz Adam.

Şaylıman romanını 12 Eylül’le Gezi olayları arasındaki bir zaman dilimine oturtarak kurgulamış. Çok farklı noktalara dayanan bu iki toplumsal sarsıntının bazen sinir uçlarına kadar inilen kitapta, okuyucu adsız bir kahramanın dünyasında yolculuğa çıkarılmış. Kahramanımız alışılmış, kanıksanmış, kabul edilmiş, içselleştirilmiş ne varsa elinin tersiyle iten ve kendini daha kitabın ilk sayfalarında ‘’Kısa dönemler hariç hep işsizdim, düzensizdim, tektim ve terbiyesizdim.’’ diye tanımlayan birisi. Burada terbiyesiz kavramına alışılmışın dışında anlamlar yüklendiğini gözlüyoruz.

‘’Ruhu terbiye edilmiş adamlarla, terbiyesizler arasındaki fark, yaşam kadardır. İlki çizgili pijama, pofuduk terlik, televizyon ve mercimek çorbasını simgeler; diğeri her an her şeyin olabileceği bir belirsizlikler dünyasıdır. Arada kalıp ürkek tavşanı oynayanlar olsa da asıl mücadele terbiyelilerle terbiyesizlerin seçimleri arasında geçer.’’

Kahramanımızın romanda yalnızca düşünceleriyle değil, yaşam biçimiyle de aradaki farkı derinleştirme eğilimi, okuyucuyu hayata ilişkin gözlemlerini yeniden düşünmesini öneren sorularla dolu bir dünyaya yöneltiyor. Buket adındaki radyo programcısıyla TRT’nin tek kanal üzerinden yayın yaptığı günlerde başlayan arkadaşlıkları, onda derin izler bırakıyor. İnsanın kendini çoğaltacak, dünyayı gerçekten anlamasını sağlayacak şeyleri sunulanın ötesinde, çizilen sınırların dışında arama çabasını, onların ilişkisinde bütün çıplaklığı ile gözlüyoruz. Çünkü acılara dayanmanın, dayatılana pabuç bırakmamanın en kestirme yoludur hayatı çoğaltma çabası. Askeri diktatörlüğün ülkeyi kasıp kavurduğu dönemlerde karşısındakine güvenmenin ne demek olduğu anlatılırken, okuyucudan kendi deneyimleriyle, geçmişiyle yüzleşmesi de isteniyor.

Aslında Ruhu Terbiyesiz’in hayatında Buket’in dışında, üniversite yıllarından kalma bir sevgilisi vardır. Araya giren uzun yıllar ona duyduğu tutkuyu köreltmeye yetmez. Selda, albay olan babası Şevket Bey’in biçimlendirdiği kişiliği ile Buket’in tam tersi bir dünyanın insanıdır.

‘’Hayatlarımızda kara delikler oluşturan boşlukları işle, parayla, rütbeli ilişkilerle doldurma hırsı ne hüzünlü bir çabadır. Biz o boşlukları doldurmak için uğraştıkça yeni delikler açılır içimizde. Her delik daha çok iş, para, rütbe ve hırs demektir.’’

Bu düşünce onu çok sevmesine karşın önce ayrılıkla noktalanan ve araya giren uzun yılların ardından trajediye dönüşen ilişkilerinin özeti gibidir. Çünkü kahramanımız başından bu yana kendini hep şöyle ifade eder: ‘’Bana gelince kolaydım, açıktım, basittim, hesapsızdım, karmaşık değildim. Gizli hiçbir yanım yoktu. Hayatın bütün dayatmaları çıkarıldığında geriye kalandım. Ayrıksıydım. Seçmesini, elemesini beceren her gözün ucundan kıyısından takılabileceği bir adamdım.’’

Belki de romanda öne çıkan en temel nokta da bu: Ayrıksı duruş.

Sürüden ayrılanı kurt kapar uyarısının içinde gizli özne olarak duran ayrıksılık kavramı, bedel ödemeyi de gerektiren bir şeydir. Ruhu Terbiyesiz ile Buket’in, tanımların arasına sıkışmadan yaşama çabalarının nasıl bir parçalanmayla noktalandığını gördüğümüzde daha iyi anlarız bunu. Sıralı sekili ilişkiler dünyasında, sırasız ve sekisiz durma ısrarı kitapta hep ağırlığını hissettirir.

Bütün bu hesaplaşmaların, savrulmaların altını çizdikten sonra aslında romandaki genel anlatımın içine serpiştirilmiş farklı bir yol haritasından söz etmek de mümkün. Şaylıman tam bir hayat panayırı sunuyor okuyucuya. 12 Eylül’ün karanlık günlerinde işinden atılan radyo programcısı Buket’ten, İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler’in gözdesi, Berlin Filarmoni’nin tanrısal şefi Wilhelm Furtwangler’e; pavyon sanatçısı Sıla’dan, Herbert von Karajan’a; Sen Öldün Hasan ve Beygir Erhan’dan, İstvan Szabo’ya uzanan bir rengarenk ilişkiler yumağı kitabı adeta sarıp sarmalıyor. Peki kahramanımız bu yumağın hangi noktasında? O kurduğu hayallerle göz önünde olan ve altta görünmeyen her şeye rengini veren kişi aslında:

‘’Herkesin öküzü var; işte, evde, hayatın değişik alanlarında. Onlara öylesine gönülden bağlıyız ki kader deyip üstümüze binmelerine izin veriyoruz. Geçmişte kurduğum bir hayaldi bu: Örneğin bir sabah uyandığımızda bakmışız kimse işe gitmemiş. Tapu daireleri, bankalar, belediye binaları, bakanlıklar, noterler, döviz büroları, terminaller, havaalanları, alışveriş merkezleri, fabrikalar, atölyeler, pasajlar, pavyonlar, askeri birlikler bomboş. Silahın askeri, uçağın pilotu, otobüsün şoförü, makinenin işçisi, mağazanın tezgâhtarı, kaşeli evrakların memuru, belediyenin çöpçüsü, adliyenin mübaşiri, hapishanenin gardiyanı, karakolun polisi olmazsa ne olur? Hayat durur.’’

2016’da 15 Temmuz darbe girişiminin toplumda yarattığı sarsıntının en sıcak günlerinde ilk baskısını Siyah Beyaz Yayınları’ndan yapan Ruhu Terbiyesiz Adam, 2018’in Eylül’ünde gözden geçirilmiş haliyle Gece Kitaplığı Yayınları tarafından yeniden basıldı.

Ferhan Şaylıman bu son romanının söyleşi ve imza etkinliği için 24 Temmuz Cumartesi günü saat 17.00’de Bodrum’da okurlarıyla buluşacak.

Adres: Güneş Kitap Kafe- Çarşı Mah. Eski Adliye Sok. No-10 Bodrum

 

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :