GANİ AŞIK- BİR İMAMIN ANILARI : VARDIM Kİ YURDUNDAN AYAĞ GÖÇÜRMÜŞ, YAVRU GİTMİŞ ISSIZ KALMIŞ OTAĞI

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » GANİ AŞIK- BİR İMAMIN ANILARI : VARDIM Kİ YURDUNDAN AYAĞ GÖÇÜRMÜŞ, YAVRU GİTMİŞ ISSIZ KALMIŞ OTAĞI

02.05.2020 - 20:37

GANİ AŞIK- BİR İMAMIN ANILARI : VARDIM Kİ YURDUNDAN AYAĞ GÖÇÜRMÜŞ, YAVRU GİTMİŞ ISSIZ KALMIŞ OTAĞI

 

1956 yılı Haziran ayında Talas’a bağlı Kamber köyüne imam olarak geldiğimde hemen her ortamda sıkça konuşulup tartışılan bir konu vardı. “ Hatın’ın öldürülmesi olayı…. Bir kavga sırasında dövüşün ortasında kalan Hatun ( köylü, Hatın diyordu),  kasten veya kaza ile,  karnına bıçak saplanması sonucu bir süre hastanede tedavi görmesine karşın kurtarılamayarak hayatını kaybetmiş, olayla ilgili olarak da 3-4 kişi tutuklanmış. Köylü olayın oluş biçimi ile ilgili değişik yorumlar yapar, tahminlerde bulunurdu. Köy halkından “ Cin Kadir “ lakaplı birisi, Kayseri Ağır Ceza Mahkemesine tanık olarak çağrılır. Duruşma gün ve saatinde mahkemede hazır bulunan şahıstan, kimlik tespitinden sonra Hakim, olayla ilgili ne biliyor ise anlatmasını isteyince, tanık Cin Kadir söze şöyle başlar: “ Hakim Bey, peygamber koltuğunda oturuyorsun, o koltukta doğru karar vermen gerekir, sakın hatalı kararlar verme..”. Hakim bağırır: Suss, olay hakkında ne biliyorsan onu söyle !.. Tanık Cin Kadir başlar konuşmaya:

–         Efendim, olay günü tarladan harmana sap getirmiştim.

Hakim,

–         Ne getirmiş?

Avukat

 –  Ekin getirmiş efendim..

    Hakim

–         Devam et!

Cin Kadir,

–         Kağnıyı çöğdürdüm.

Hakim,

–         Kağnıyı ne yapmış?

Avukat

–         Kağnıya, ekini harmana indirecek pozisyon vermiş.

Hakim,

–         Sonra?

Cin Kadir

–         Kağnının gölgesine uzanmıştım, bağrım geçmiş.

–         Hakim,

–         Bağrına ne olmuş?

Avukat

–         Uyuya kalmış efendim.

Hakim,

–         Eee sonra?

Cin Kadir

–         O sırada eğsiklim gelmiş.

Hakim

–         Kim gelmiş?

Avukat

–         Karısı gelmiş, efendim.

 Hakim

–         Sonra ne oldu?

Cin Kadir

–         Eğsiklim dedi ki “ kalk herif kalk, Hatın’ı öldürdüler”.

Hakim

–         Bildiğinin hepsi bu mu?

Cin Kadir

–         Hepsi bu efendim.

 Hakim

–         Çık, defol…

Kamber’de “Sallanbaş Mustafa” lakaplı, yaşı 60 dolaylarında, İsmet Paşa hayranı birisi vardı, çok ilginç bir kişilikti. Bir odada radyodan İsmet Paşa’nın konuştuğunu duyarsa, odadaki herkesi ayağa kaldırırdı, “İsmet Paşa’yı oturarak dinlemek, günahtır” derdi. Bir yerel gazeteciden dinlemiştim: CHP Kayseri İl kongresi yapılıyor, gelen telgraflar arasında paşanın da telgrafı okunup, alkışlanıyor. Mustafa Amca ayağa kalkıp, başkanlığa sözlü bir öneride bulunarak, paşanın telgrafının tekrar okunmasını ve ayakta dinlenilmesini istiyor. Buna kim ne diyebilir. Telgraf tekrar okunuyor, herkes ayakta, ama ne var ki, geçirdiği bir trafik kazası sonucu beli alçıda olan bir kişi, ayakta çok acı çekiyor ve öneri sahibine “ bre dalkavuk, bunu nerden akıl ettin “  diye başlayıp, giderek dozu artan sözcüklerle saydırıyor.

Köydeki DP’lileri hiç sevmez, bunu da saklamaya gerek görmezdi. DP’li Merdan isminde birisi, yanına kardeşi Hakkı’yı da alarak, hasta olduğunu öğrendiği Mustafa Amca’ya geçmiş olsuna gider. Merdan kardeşler çok yoksul bir aileden geliyor olmalarına karşın, çalışıp çabalayarak bir miktar para pul sahibi oluyorlar, kılık kıyafetlerini bile – köydeki deyimle – asortik giyiniyorlar, bu da köyde “sonradan görmüşlük” olarak değerlendiriliyor ve dedikodu konusu oluyor:

–         Hoş geldiniz gençler, nasılsınız?

–         Çok iyiyiz Mustafa Amca, babamızın ocağını tüttürüyoruz..

–         Babanızın ocağı bir indi, neyi tüttürüyorsunuz oğlum, bana hava atmaya mı geldiniz.

Ziyaretçiler, kös kös evi terk ederler.

Turhan Feyzioğlu, CHP’de önce Ecevit, sonra da İnönü ile verdiği mücadeleyi kaybederek, GP’yi kurduktan sonra, partiye taban yapabilmek ve onu ayakta tutabilmek için çok yoğun çabalar harcadı ve tavizler verdi. ( rahmetli, vefatından 1 ay önce evinde kendisini ziyaretimde, küçük partileri ayakta tutabilmenin güçlüklerinden uzun uzun bahsetmiş ve yakınmıştı). 1969 genel seçimlerinde Feyzioğlu Kamber’e gelir. CHP’liler kendisine mesafelidir, köy meydanına çok az seçmen toplanır.

Feyzioğlu, köyde “ Ticani “ diye itham edilen, şeyh geçinen Zühtü’yü çok sıcak biçimde kucaklar. CHP’liler,  bu tablodan yine de üzgünler ve “gözü kör olsun siyasetin, Turhan Feyzioğlu gibi  Atatürkçü bir devlet adamına, Zühtü’nün sakalını öptürür” derler..

Kamber köyü ile ilgili anılarımı noktalarken bu köyün şimdiki durumu hakkında birkaç söz etmek isterim: Aktif siyaset yaptığım 1977 / 2010 yılları arasında (40 yıldan fazla bir süre) Kamber’e sıkça uğradım. Kayseri – Malatya yolu üzerindedir, doğu ilçelerimize ( Pınarbaşı – Sarız ) bu güzergâhtan gidilir, demem o ki, ziyareti kolay. Bazen, önce köyün hemen girişinde adeta içinde olan mezarlığa uğrarım, ne kadar da tanıdığım var; doğup büyüdüğüm köyümdekinden ( Bünyan / Burhaniye ) daha çok…

Görev yaptığım 1956 / 57 yılları üzerinden 65 yıl geçti. O yılların gençlerinden bile hayatta kalan çok az. Pek çok Anadolu köyü gibi, Kamber de boşalmış. İmamlık yaptığım yılların hayat dolu, canlı ve hareketli Kamberi ile bugünün Kamberini karşılaştırırsam, hatırıma Zihni’nin Bayburt için söylediği ağıt gelir:

“Vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş, yavru gitmiş ıssız kalmış otağı,

 Camlar şikest olmuş, meyler dökülmüş, sakiler meclisten çekmiş ayağı.”

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :