GAZETECİLERLE BULUŞAN AKŞENER, A’DAN Z’YE MERAK EDİLEN NE VARSA ANLATTI

Ana Sayfa » GÜNCEL » GAZETECİLERLE BULUŞAN AKŞENER, A’DAN Z’YE MERAK EDİLEN NE VARSA ANLATTI

29.01.2019 - 18:42

GAZETECİLERLE BULUŞAN AKŞENER, A’DAN Z’YE MERAK EDİLEN NE VARSA ANLATTI

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener: İkametim olan Üsküdar’da ve Büyükşehir’de CHP’nin adaylarına oy vereceğim. Evimizde beş oy var, beşi de aynı durumda. Milletvekili olsam Kocaeli’ne giderdim. Kandıra bize kalmıştı, ilçeyi Kandıra’da kullanırdım, büyükşehre de bize oy kullanırdım ama öyle bir durum yok.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin yöneticileri ve bazı milletvekilleriyle birlikte gazetecilerle kahvaltıda bir araya gelerek onların sorularını yanıtladı. CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer’in 12 Eylül döneminde Ülkücü camianın Alparslan Türkeş başta olmak üzere önemli isimleri hakkında iddianame hazırlayan askeri savcı babası Nurettin Soyer nedeniyle İYİ Parti içindeki Ülkücü kesim tarafından tepki gördüğü iddialarını da yanıtlayan Akşener sözü 12 Eylül’de yargılanan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Müsavat Dervişoğlu’na bıraktı. Dervişoğlu, Alparslan Türkeş’in , “Ne evladının suçu babaya, ne de babanın suçu evladı yüklenir” sözünü hatırlattı.

24 Haziran Seçimleri öncesinde yaptırdıkları anketlerin sonucunu doğru okuyamadıklarını belirten Meral Akşener, bu nedenle kendisinin de aldığı yüzde 7.3 oranındaki oy nedeniyle travma yaşadığını, sonucun aslında 7 aylık bir partinin başarısı olduğunu görmekte zorlandıklarını anlattı. Akşener, bu seçimde çıtayı çok yükseğe koymadıklarını ifade etti, İYİ Parti’nin elinde bulunan 9 belediye ve iki belde üzerindeki her kazanımı başarı sayacaklarını söyledi. Akşener, ‘İstanbul Büyükşehir’de ve ikamet yeri olan Üsküdar’da CHP’nin adaylarına oy vereceğim’ dedi.

Ankara’nın eski büyükşehir belediye başkanı Melih Gökçek’in, CHP’nin adayı Mansur Yavaş’ın Makedonya kökenli olduğunu söylemesiyle başlattığı tartışmanın da sorulduğu Akşener, “bu tartışmayı çok çirkin buluyorum” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, gazetecilerin gündemdeki konularla ilgili sorulara şu yanıtları verdi:

‘YEREL SEÇİME ALLAH ALLAH SESLERİYLE GİTMENİN MANASINI ANLAMIŞ DEĞİLİM’

Cumhur İttifakı’na verilen oylarla ilgili bizim bir sorunumuz yok. İnsanlar tercihlerini yerine getirirler, son derece saygılı bir dil kullanıyoruz. Ancak bu partilere oy veren seçmenlerin cehennemlik olduğu ile ilgili sözlerle karşı karşıya kaldık. Biz yerel seçimlere gidiyoruz. Muhtar seçeceğiz, belediye meclis üyesi seçeceğiz. Dolayısıyla seçim sonrasında da 4 yıla yakın bir süre bir daha seçim olmayacak. Allah Allah sesleriyle bu seçime gitmenin ne manaya geldiğini anlayabilmiş değilim. Örneğin Mersin’de CHP de İYİ Parti de ayrı ayrı yarışıyor, Cumhur İttifakı da ayrı yarışıyor. HDP adayıyla birlikte 4’lü yarış olacak. Burada seçmen kimi takdir ediyorsa elbette onu seçecek. Bunun sonucunda Burhanettin Kocaman diyelim seçildi, zaten belediye başkanıydı. Bir kavga gürültü kutuplaşma gerekçesinin olması mümkün değil.

SOYER’İN SAVCI BABASIYLA İLGİLİ TEPKİLERE: BABADAN OĞLU SUÇ GEÇMEZ 

Genel olarak CHP ile yaptığınız uzlaşı içinize siniyor mu? CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Tunç Soyer’e tabanınızdan tepki gelmesi İzmir’de dengeleri etkiler mi? Tunç Soyer’in ailesiyle ilgili tepkileri ve HDP ile ilgili açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

DYP ile SHP hükümet kurmuştu. SHP içinde HADEP’in milletvekilleri vardı. PKK mücadelesi en sert biçimde, bugün faili meçhulden tutun da pek çok isnada sebep olacak şekilde sert bir PKK mücadelesi o günün hükümeti tarafından yapıldı. Ondan sonra da bir tek PKK ile mücadelede hendek mücadelesinde yapıldı, bu iktidar zamanında. Onun arasında zaten beli kırıldığı için diğer hükümetler döneminde bu tür sert bir mücadelenin altında imzası olanı hatırlamıyorum.

Babalar ve oğulları meselesine gelirsek, biz bunun Bahçeli-Ecevit koalisyonu döneminde geride bırakıldığını düşünüyoruz. Babadan oğula suç geçmez. Ben hapis yatmadım ama Nurettin Soyer (Tunç Soyer’in babası) bir vaka. Bu konuda görüşlerini işkenceye maruz kalan Müsavat Dervişoğlu’na bırakıyorum.

MÜSAVAT DERVİŞOĞLU: BİZİM İÇİN ÖNEMLİ OLAN İŞ BİRLİĞİNİN RUHUNA HALEL GELMEMESİ

Müsavat Dervişoğlu: Ne zaman bir televizyonun karşısına çıksam Tunç Soyer üzerinden benim karşıt duruşumdan bahsediliyor. Bunun da kişisel sebeplere bağlanmış olması yüreğimi incitiyor. Biz ilkeler üzerinden CHP ile bir işbirliği müzakeresi yürüttük. Bu kapsam içinde de 23 büyükşehir üzerinde seçim ittifakı gerçekleştirmeye gayret sarf ettik. Bizim için önemli olan bu işbirliğinin ruhuna halel gelmemesi.

‘ALPARSLAN TÜRKEŞ, BABANIN İŞLEDİĞİ SUÇTAN EVLADIN MESUL TUTULAMAYACAĞINI VURGULAMIŞTIR’

Müsavat Dervişoğlu: İzmir meselesi gündeme geldiğinde benim Tunç Soyer’in İzmir Seferihisar Belediye Başkanı olduğu dönemde de kimin oğlu olduğu tarafımdan malum bir husustu. 2009’dan beri kendisini tanırım ve kimin oğlu olduğu konusunda herhangi bir eleştiri kendisine tarafımdan yöneltilmiş değil.

Ben 12 Eylül’ün mağdur edilmiş yargılanmış bireylerinden biriyim. Türkiye’de tek değilim. Ülkücüsü, devrimcisi, Milli Görüşçüsü o dönemde keskin mağduriyetler yaşadı. Onlardan biri de benim. Siyasi hayatım boyunca da bundan beslenmeye çalışmadım. O günleri yaşadım, bir bölümünde sanık bir bölümünde müdahildim. Alparslan Türkeş o mahkemelerin iddianamesi okunduktan sonra yaptığı savunmasında suçların şahsiliği prensibinde bulunmuştur. Evladın işlediği suçtan babanın, babanın işlediği suçtan da evladın mesul tutulamayacağına defalarca vurgu yapmıştır. Askerlikten gelmiş olmasına rağmen hukukçulardan beklenen bu hassasiyetin Türkeş tarafından ifade edilmesi de dönemin şartlarında takdire şayan bir durumdur.

‘GEÇMİŞİN YARALARINI KAŞIMAK NİYETİNDE DEĞİLİM’

Müsavat Dervişoğlu: Nuretin Soyer faktörü ayrı bir şeydir. Geçmişin yaralarını kaşımak niyetinde değilim. Benim derdim CHP ile hayata geçirdiğimiz işbirliğinin ruhuna zarar verilmemesidir. Ben Tunç Soyer’in aile geçmişi üzerinden bir yol haritası takip edilmesine tebessümle yaklaşabilirim ama 12 Eylül’ün ağır şartlarını taşıyanların benim baktığım pencere dışından başka bir yerden bakarak farklı bir sonuç çıkarması olasıdır.

‘ŞAHSİ KANAATİM, SOYER’İN İZMİR’DEN ADAY OLMASINDA HİÇBİR SORUN YOKTUR’

Müsavat Dervişoğlu: O yüzden müzakereler sırasında CHP yetkililerine, karşımızda her şeyi istismar eden bir iktidarın bulunduğunu ve Soyer’in bu geçmişinin istifade edilmek üzere karşımıza çıkarılacağını ve buradan bir istismar bataklığı oluşturulabileceğini ifade ettik. Benim şahsi kanaatime göre kendisinin İzmir’de CHP adayı olmasının hiçbir sorunu yoktur. Ama bilinmesi lazım ki bu bir sorun yaratabilir. İktidar ve ortağının oluşturduğu istismar bataklığı. Yerel ve görsel medya unsurundan yararlanma kabiliyetinin yanı sıra sosyal medyadan da yararlanıyor. Adaylığı ilan edildiğinden bu yana da daha önce yapılmış program hayata geçiriliyor.

CHP ile işbirliğimizde biz özdeşleşmedik, yaptığımız işbirliği her iki partinin birbirine aday dayatmasını da beraberinde getirmiyor. Siyasi partiler belirlenen il ve ilçelerde aday gösteriyor ama birbirinin tabanına sıcak gelecek adayların gösterilmesi hususu da karşılıklı ifade edildi.

‘SOYER’İN, İKTİDAR TARAFINDAN İSTİSMAR BATAKLIĞI OLUŞTURMAK İÇİN KULLANILACAĞINI SÖYLEDİK’

Müsavat Dervişoğlu: 12 Eylül ve kişiler üzerinden değerlendirmelere kapalıyım. Ama Tunç Soyer isminin iktidar tarafından bir istismar bataklığı oluşturacağını daha önce söylediğimizi ve hassasiyetlerimizi ifade ettiğimizi belirtiyorum. Benim sert bir karşı duruş, diretmenin tarafı olmadığımı dikkatlerinize sunuyorum.

İzmir’de partilileriniz Soyer’e oy versin mi?

Meral Akşener: Elbette. İşbirliği yapılmış her yerde bizim adaylarımız CHP seçmeni, CHP adaylarına da bizim seçmenimiz oy vermeye yönlendirilecek.

‘HDP’NİN AK PARTİ İLE VE MUHALEFETLE OLAN İLİŞKİ BİÇİMİ ARASINDA DAĞLAR KADAR FARK VAR’

Mansur Yavaş İYİ Parti’den aday olmadı, ‘İYİ Parti’den kazanamam’ dedi. Yavaş’ın bu güvenmemezliğinin sebebi nedir? HDP ile ittifak nasıl olacak?

Bu çok ayıp. HDP ile ittifak dediniz. Orhan Miroğlu yeni açıklama yaptı. Bugün öğrendim ki Pervin Buldan, Naci Bostancı’yı ziyaret etti. HDP 3 yerde aday çıkarmıyor: İzmir, Adana ve İstanbul… İzmir’de HDP aday çıkarsa ne olur, çıkarmasa ne olur! İstanbul’a gelince… Bağcılar’dan örnek vereyim: Bağcılar’da genel seçimlerde genellikle HDP yüzde 20’ye varan oy alır, AKP de yüzde 50 oranında oy alır. Yerel seçimlere gelindiğinde Bağcılar’da AKP yüzde 57 oy alırken HDP’nin oyu 7 puan düştü. Çok ilginç. Ben ısrarla bir şey söylüyorum HDP’nin AK Parti ile olan ilişki biçimiyle muhalefetle olan ilişki biçimi arasında dağlar kadar fark var. Birbirlerine alışıklar, birbirlerinin huyuna suyuna alışıklar.

‘HDP İLE HAŞIR NEŞİRLİK İKTİDAR VE ORTAĞI İLE DAHA YAKIN OLUYOR’

Orhan Miroğlu, son olarak İstanbul, İzmir, Adana’da HDP’nin oyuna talip olduklarını açıkladı. 24 Haziran seçimlerinde şahsımla ilgili bizzat HDP’nin üst düzey yöneticileri tarafından çok ağır suçlamalar yapıldı. Bütün bunları ortaya koyduğumuz zaman HDP ile haşır neşirlik iktidar ve ortağı ile daha yakın oluyor. Bu seçimlerde göreceğiz, kim kimi destekliyormuş. Olmayan şeyleri anlatmaktan yorulduk. Artık bunları kulağımızın arkasına atmaya karar verdik.

‘MANSUR YAVAŞ’IN KAZANACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM’

Mansur Bey’in endişeleri vardı. Biz 5 milyon oy almış bir partiyiz. CHP daha yüksek oy aldı. O nedenle CHP’yi seçmiş olabilir. 2014’de de CHP’den aday olup şaibeli biçimde kaybettiği için orayı tercih etmiş olabilir ama Mansur Yavaş CHP ve İYİ Parti’nin ortak adayı. Kazanacağını düşünüyorum.

AKŞENER’DEN AKİT GAZETESİ’NE TEPKİ: YAPMAYIN, GÜNAHTIR! 

Biz zannettik ki, sizin temsil ettiğiniz alanla 28 Şubat’ta kurduğumuz gönül köprüsü devam ediyor. Meğer etmiyormuş. Öyle bir kurnazlık varmış ki, kullan at! 28 Şubat’ta Albayraklar’ın evi arandığında, beni arıyorlardı. Ben Albayraklar ile hiç tanışmadım. Ama o gönül köprülerini yıkıyorsunuz siz. Eskiden hükümetlere ayar veren gazeteciler vardı şimdi hükümetlerin ayar verdiği gazeteciler oluştu. Bir uçtan bir uca niye gidiyoruz onu da anlayamıyorum. Sadece gazetecilik yapılamaz mı? Tayyip için ölebilirsiniz. Bu gönül köprülerini yıkmayın. Bir gün herkes birbirine lazım olur. Siyaset böyledir. Seçimlerde bir dil tutturulur gider. Bu kutuplaşmanın siyasi sonuçları var ama aşağı indiğiniz zaman o gönül köprülerini yıktınız. Bir siyasetçinin ölmüş anasına sövülmez, yaptınız. Bir siyasetçinin torununa gayrimeşru denmez, yaptınız. Yapmayın, günahtır.

‘İZMİR İL BAŞKANLIĞI AÇIKLAMAYI BANA SORMADAN YAPTI. OKUDUM, NEZAKETLİ BİR AÇIKLAMA’

Partinizin İzmir İl Başkanlığı dün bir açıklama yaptı, Tunç Soyer başının çaresine baksın diye bir anlam çıkıyor bu açıklamadan. Açıklama, bilginiz dahilinde mi yapıldı? Tunç Soyer, babası Nurettin Soyer ile aynı çizgide mi duruyor bilginiz var mı?

Ben Tunç Soyer ile hiç tanışmadım, konuşmadım, kendisi hakkında bir bilgim yok. İl Başkanlığı açıklamayı bana sormadan yaptı. Biz hür bir partiyiz. İl Başkanımız  son derece aklı başındadır. Metni çok dikkatli okudum. İstismar bataklığı oluşturulacağı için Sayın Soyer’in bu manada bataklığın kurutulması için üstüne düşeni yapması gerektiğine dair bir beyanat. Oy vermeyeceğiz, desteklemeyeceğiz sonucunun çıkmayacağı bir açıklama. Son derece nezaketli bir açıklama.

‘AKKAL’IN DİLİ İKTİDARIN DİLİ. MADEM ŞÜPHELENMİŞ O ZAMAN MİLLETVEKİLLİĞİNDEN DE İSTİFA ETMELİ’

Manisa Milletvekiliniz Tamer Akkal partiden istifa etti. HDP’nin büyükşehirlerde aday çıkarmayarak Millet İttifakına destek olacağını söyledi. Bu ifadelere ilişkin yorumunuz nedir?

İki arkadaşımız istifa etti seçimden sonra. İstifalardan sonra tek bir incitici cümlem olmadı. İstifa tek taraflı bir karardır ve saygı duyulması gereken bir karardır ama Sayın Akkal’ın baştan aşağı çelişkilerle dolu açıklaması var. Şüphesi varmış, HDP’nin üç şehirde aday çıkarmayacağız açıklaması ile şüpheleri gerçekleşmiş. Peki bu şüpheler varsa 24 Haziran’da Manisa birinci sıradan seçilirken bu şüpheler bu arkadaşımıza niye engel olmadı? Niye ‘ben olmuyorum’ deyip istifa etmedi. Sayın Akkal, hem benim hem de arkadaşlarımızı çok yakından tanır. Bir tane PKK’lıya taş atmamış adamlar beni PKK ile yan yana gelmekle suçluyor, inanamıyorum! PKK ile mücadele nedeniyle hiçbir isnatla karşılaşmamış konfor alanına sahip arkadaşlardan bahsediyorum. Akkal’ın dili iktidar partilerinin dilidir. Sanıyorum kendisine bu metin imzalatılmış. İmzalatanlara ve imzalayanlara sormak gerekiyor, başından beri şüphelenmiş arkadaş ama milletvekili olarak seçildi! Madem şüphelenmiş o zaman Milletvekilliğinden de istifa etmeli. Manisa’da henüz aday ilan etmedik. “AKP eski milletvekili Selçuk Özdağ bizden aday olur mu” diye Sayın Akkal’ın teklifiydi. Görüşmeleri de o sürdürdü. Gerçekten ne için istifa etti bunlar zamanla ortaya çıkacaktır.

‘İDDİA EDİYORUM, CUMHUR İTTİFAKI ANKARA VE İSTANBUL’U KAYBECEK!’

Üç büyük il kaybedilirse bir sistem tartışması başlar diyor Bahçeli. Siz yerel seçimi sistemle ilişkili görüyor musunuz?

Biz öyle görmüyoruz. Referandumda parlamenter demokrasiyi savunduk. 24 Haziran’da biz kazandığımız takdirde parlamenter demokrasiye dönüş için bir yol haritası çizeceğimizi söyledik ama bugün an itibariyle bu bir yerel seçimdir. İddia ediyorum Ankara ve İstanbul’u Cumhur ittifakı kaybedecek.

‘İKTİDARI MUTFAK YIKACAK’

İstanbul ve Ankara’da belediye başkanları değişecek. Bu iktidarı mutfak yıkacak. Ateş almış gidiyor. Ankara, İstanbul, İzmir. Bu üç ili, Millet İttifakının aldığını düşünün. Benim tanıdığım Erdoğan, ‘milletimizin verdiği ültimatomu anladım’ diyecek, kongresini yapacak, Bakanlar Kurulu’nu jet hızıyla değiştirecek. Aldım diyecek dersimi, gidiyorum diyecek.

Milletin elinde ders verme, uyarma imkanı var. Bunun gerçekleşeceğini düşünüyorum ama kutuplaştırmadan oy alma alışkanlıkları kalmadığı için böyle bir sistem söz konusu. Türk milletinin irfanı bunları aşacak diye düşünüyorum. Araştırmalarda en fazla öne çıkan hayat pahalılığı, talepleri de huzur. Bu dilden bıktılar. ‘Camimizi ahır yaptılar’, ‘HDP ile ittifak yaptılar’, insan utanır ya!

‘BİZİM ADAYLARIMIZ YÜKSEK POLİTİKA YAPMAYACAK’

Tunç Soyer üzerinden gidiyorlar şimdi. Cevat Yurdakul (1979 yılında Adana Emniyet Müdürü iken Ülkücüler tarafından arabası kurşunlanarak öldürüldü)’un yeğenini MHP’den milletvekili yaptılar. Çok da sevdiğim bir kardeşimdi. Bizim içimizde pek çok yara var ama o yaraların giderilmesi için Sayın Bahçeli ile Ecevit’in koalisyonunu ben Türkiye’ye nefes aldıracak bir adım olarak gördüm. Türkiye’nin 1980 öncesindeki zıtlaşmasının önüne geçeceğini, ruhen barışmasını sağlayacak bir yapı olarak gördüğüm için desteklemiş bir siyasetçiyim. DYP ve RP arasındaki iktidar arayışını samimiyetle destekleyenlerdenim. Bu kutuplaşmanın Türkiye’ye faydası yok, vatandaş yoruldu. Dolayısıyla bizim adaylarımız şehirlere ne lazım, hangi projeler üretiyorlar bunu söyleyecekler. Bizim adaylarımız yüksek politika yapmayacaklar, kazanacaklarsa kazanacaklar, kazanamazlarsa rakiplerini tebrik edecekler.

‘SHP İTTİFAKI DÖNEMİNDE EN SERT PKK MÜCADELESİ YAPILDI’

İki seçime de ittifaklarla girdiniz ve giriyorsunuz. İttifaklarda en zorlandığınız noktalar hangileri, çıkardığınız dersler ne oldu? CHP ile ortak kampanyalar olacak mı?

DYP ile SHP iktidarının kuruluşunda ben yoktum ama ilerleyişinde vardım, gözlemlerim var. Çok farklı iki yapının yan yana gelişinden doğru sonuçlar üretildiğini gördüm. Demokrat Parti çizgisinden gelen DYP ile CHP geleneğinden gelen SHP’nin birlikteliğinin gözlemcisi oldum. Keskin rakipler, aynı koridordan oy hedefi olmayanlar, ülke için hayırlı işler yapabiliyor. Kürt raporunu hazırlayan SHP’li iktidar döneminde en sert PKK mücadelesi yapıldı. Refah-Yol Hükümetinin de arka planındaki kısmındaydım, orada da farklı siyasi yapıların yan yana gelişinin hangi iyi sonuçlar doğurduğunu gördüm. ANA-YOL koalisyonunda ise tersini gördüm.

‘CHP, KILIÇDAROĞLU AÇISINDAN DA KOLAY YÖNETİLEBİLİR BİR PARTİ DEĞİL’

Bu bilgiler ışığında CHP gibi köklü ve zorlu bir parti. Sayın Kılıçdaroğlu açısından da kolay yönetilebilir bir parti değil. Ciddi ağırlığı olan kişilerin bulunduğu bir siyasi parti. Belli dengeler var. Biz ise yeni bir partiyiz ve birinci önceliğimiz kalıcı olmak. Hem teşkilattaki arkadaşlarımız açısından hem de CHP’nin bildiğiniz anlayışı açısından zorluklar yaşandı. O yüzden müzakereler uzun sürdü.

‘SONUÇLAR YÜZDE YÜZ İÇİME SİNDİ DİYEMEM’

Çıkan sonuçlar yüzde yüz içime sindi diyemem. Kılıçdaroğlu da yüzde yüz diyemez. Mesele burada karşılıklı iyi niyetli adımlar atmaktır. Çıkan sonucun seçmenler açısından bir sinerji yarattığını düşünüyorum. Özellikle ortak adayların bulundukları alanlarda ilgi odağı olduğunu görüyorum. Her iki partinin seçmeni de zorluklarımızı biliyor. Kusurları da görmezden geleceklerini diliyorum.

İttifak nereye kadar devam edecek? Terörle mücadele başka HDP başka. Bu algının yaratılmasından rahatsızsınız ancak bu ülkede bir Kürt seçmen var. HDP seçmeninin oylarına talip değil misiniz?

Biz Türkiye’nin tüm seçmeninin oylarına talibiz ama siyasi iletişimde “çerçevelemek” diye bir kavram mevcuttur. Kendileri her haltı yapıp karşısındakini çerçevelemeye çalışan bir tarz var, benim itirazım bunadır. HDP ile yan yana getirilmek ayrı hikâye ama bir de PKK’lı oluyorsunuz. Bu arada HDP yöneticilerinin de şahsıma aldıkları bir tutum oldu. Herkes çerçeveyi benim üzerimden götürdü. Demek ki AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi iktidarı Kürtlerin oylarını istemiyormuş. Ama Orhan Miroğlu’na bakarsak, Pervin Hanım’la Naci Bostancı’nın görüşmelerine bakarsak Türkiye’de bir illüzyon gidiyor.

‘MESELA IĞDIR’DA, AHLAT’TA ADAY ÇIKARMAYACAĞIZ’

Mesela Diyarbakır’da ben 8 bin küsur oy aldım, şahsi oy. Parti oyumuz 23 bin küsur. Iğdır’da biz 5 bin küsur oy aldık. Parti de ben de. Iğdır’da onlar da 23 bin biri 23 bin küsur oy aldı. Iğdır’da hem AK Parti hem MHP ayrı aday çıkarttı. Madem Iğdır’da HDP ile yarışacak bu sistem, biz aday çıkarmayacağız Iğdır’da ama MHP adayını destekleyin diyemiyoruz korkudan çünkü Sayın Bahçeli reddeder. Ahlat’ta 745 oyumuz var. Ahlat’ta da çıkarmayacağız çünkü o 745 oy çok önemli. Stratejik olarak baktığımız alanları söylüyorum ama buna karşılık kendileri yapıp edip sonra bizim üzerimize bırakıyorlar. 8 bin küsur oy Diyarbakır’da bunun içinde devlette görev alanların oyu yok, sıradan insanların verdiği oy şahsıma ve benim için çok kıymetli. Bu iletişimi sürdürmeye de devam edeceğiz.

‘İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR’DE VE ÜSKÜDAR’DA CHP’NİN ADAYLARINA OY VERECEĞİM’

Ankara’da ortak aday çıkarılmayan yerlerden özellikle Etimesgut ön plana çıkıyor. Eskişehir’de de Odunpazarı ilçesinde sizin oradan aday göstermeniz söz konusu. Bu bir taktik hamle mi yoksa bir anlaşmazlık mı oldu?

Ben iki arkadaşımı müzakere süreciyle ilgili olarak tam yetkilendirdim, Kılıçdaroğlu da diğer iki arkadaşı yetkilendirdi; dolayısıyla biz karışmadık, çok problemli alanlarda devreye girdik. Ben Üsküdar’da ikamet ediyorum. 24.5 CHP’nin oyu var, 9.9 da bizim oyumuz var. Üsküdar’da referandum döneminde Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP teşkilatları şahittir, çok çalıştım. “Hayır” oyunda etkim olduğunu düşünüyorum. Bunlar oluyor, yapacak bir şey yok. Denizli Büyükşehir bizde. Pamukkale ve Merkezefendi ise AK Parti’de. Bunu birer birer paylaşma şansımız olabilirdi ama CHP’nin teşkilatları ayağa kalktılar. Büyükşehirde de oy vereceğiz, ilçede de illa bir CHP görüntüsü olsun diye. Bazen hisler, sağduyuyu, matematiği ortadan kaldırıyor. İkili girme talebi CHP’nin Denizli il ve ilçe teşkilatlarından geldi. Buna karşılık ben milletvekili olmadığım için istediğim yerde oy kullanamıyorum. Yani ikametim olan Üsküdar’da ve Büyükşehir’de CHP’nin adaylarına oy vereceğim. Evimizde beş oy var, beşi de aynı durumda. Milletvekili olsam Kocaeli’ne giderdim. Kandıra bize kalmıştı, ilçeyi Kandıra’da kullanırdım, büyükşehre de bize oy kullanırdım ama öyle bir durum yok.

‘DENİZLİ’DE CHP TEŞKİLATI, ESKİŞEHİR’DE DE BİZİM TEŞKİLATIMIZ DİRENDİ’

Teşkilat denilen organizasyonda bazen dirençler oluyor ve o dirençler bazen aşılamıyor. Eskişehir’de örneğin bizim teşkilatımız ve milletvekilimiz bazı şeylere direndi. Orada bir incitme söz konusu oldu. Dediğim gibi hissi davranmak biraz önde olabilir. Onlar da tolere edilmeye çalışılıyor.

‘HER İKİ İTTİFAK AÇISINDAN DA STRATEJİK OY KULLANILACAĞINA İNANIYORUM’

Türkiye’de seçmenin kafa karışıklığı nasıl giderilecek? Seçmenin sandığa gittiğinde büyükşehirde başka partiye ilçede başka partiye oy verecek hali kaldı mı?

Ben Türk seçmeninin ferasetine, irfanına güveniyorum. 1946 Seçiminde hep anlatılır Arslanköy… Açık oy, gizli tasnif olduğu bir yerde, kadınlar şalvarlarıyla oturmuştur sandığın üstüne ve orada saydırmışlardır. O günün şartlarında bunu yapabilecek bir gücü var seçmenimizin. Ben her iki ittifak açısından da son derece burada stratejik oy kullanılacağına inanıyorum. Bizim yapacağımız şey şu, İYİ Parti olarak ağırlıklı olarak kampanyamızda, mesela Mersin’de ayrı ayrı giriyoruz Burhanettin Bey (Burhanettin Kocamaz) ne anlatıyorsa diğer adaylarımız da o şehirlerde onu anlatacaklar. İsmail Ok milletvekilimiz, geçmişte Balıkesir belediye başkanlığı yapmış biri, herkes ve anketler de İsmail Bey’in alabileceğini söylüyor. Diline bakıyorum.. CHP’nin ilçelerini ziyaret ediyor, birlikte kampanya yapıyorlar.

‘KUTUPLAŞTIRMAYAN, PROJE KONUŞAN BİR DİL’

Ben iki kere belediye başkan adaylığından geliyorum. Takım kaptanısınızdır, ayaklarınız yanar, ayaklarınız. Orada çözümleri adaylar bulur. Altta da başka ittifaklar olur. Üstte yapılan ittifakın aşağıya yansıması vardır. Biz şunu söylüyoruz, kutuplaştırmayan, insanları birbirinin karşısına dikmeyen, proje konuşan, o şehrin sorunlarını ve onların çözümlerini konuşan, birbirini suçlamayan bir dille gideceğiz. Seçmende de bunun karşılığı olacağını düşünüyor ve inanıyorum.

‘HİLE, SANDIK BAŞINDA OLUR. YAZILIMLA İLGİLİ İDDİALAR PSİKOLOJİK HAREKÂT’

Bu seçimde, seçim güvenliğiyle ilgili kafanızda soru işaretleri var mı?

Hileler sandık başında olur. Esas mesele sandıktır. Diyelim ki İYİ Parti’nin sandık görevlisi kumanya yetişmedi diye kızar giderse, sigara içmek için dışarı çıkarsa, imzalı tutanağı almazsa o zaman hile olur. Bu yazılım üzerinden yıllardır yapılan şey yalan. Buradan beş verilip de oradan yüz çıkacak bir yazılım yeryüzünde yok. Bu bir kısım seçmenin sandığa gitmemesi için ortaya konulan bir ayrı propaganda, psikolojik harekât. Sandığın başından, oyların kullanılmasına, oyların sayılmasından, ıslak imzalı tutanağın alınmasına, ilçe ve il seçim kurullarında toplanan oyların doğru dürüst bilgisayara girilmesine kadar bir prosedür ve bunun yapılması lazım. Mesela referandumda bu konuda başarılı olundu çünkü siviller yardım etti. Partili olmadıkları için de bunu bir görev bildiler ve saat 23.00’e kadar da bunun başında durdular. Kaçak göçek işleri o nedenle daha az oldu.

Bir de küçük ilçelerde, küçük yerlerde kaymakam, polis müdürü, jandarma komutanı muhtarlar üzerinden bir çalışma yaparlar. Devlet gücüdür. Bir de iktidar partileri ki, bugün çok daha sert yapılıyor bu, hizmet getirmeyle ilgili tehdit ederler. Bunlar etkili olur. Güneydoğu’da ise bir dönem PKK’nın etkili olduğu sandıkta oy verme işlemi vardı. Bazı dönemlerde devlet dediğimiz saydığımız insanlar üzerinden oy kullandırılan bir alan var ama büyükşehirlerde bugüne kadar çok büyük hilelere ben rastlamadım. Burada uyanık olunması gereken, sandığın başında durulabilmesidir.

‘24 HAZİRAN’DA SİSTEMİMİZ ÇÖKMEDİ’

Bizim sistemimiz 24 Haziran’da çökmedi. Herkes söylüyor, o çöktü, bu çöktü diye. Gelen bilgiler, son derece anında tutanakları vs girildi. Fakat partim 9.96 aldı, ben de 7.3 aldım. Yani İYİ Parti’nin ne kadar oyu çalınmış olabilir. Benim kanaatim şu, siyasi manevraları bildiğim için sanıyorum referandumda toptan bir hayır için önlem alındı(mühürsüz oyların kabulüyle) seçimin iptali için. Sonra o hayır çıkmayınca mühürsüz oylar bu noktaya gitti. Sayın Özdağ ve bizimle birlikte olan milletvekilleri o gün gittiler oraya ve büyük bir mücadele verdiler ama sonuç alınamadı. Seçmen sandığa giderse siyasi partiler sandığı korursa sonuçları müthiş değiştirecek şekilde, dediğim yerler hariç, problem çıkmaz.

‘BUNLARIN HEPSİ ŞİRK! BİZİM İSLAM ULEMALARIMIZ NE YAPIYOR BİLMİYORUM’

Beka meselesinin yanında bir de İsmet Yılmaz’ın öbür dünyayla ilgili mesajları var. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz? (Partisinin belediye başkanına oy isteyen AK Partili İsmet Yılmaz, “İnanıyorum ki Hilmi Bey’e vereceğiniz destek, yarın ruz-ı mahşerde yine sizin berat belgelerinizden biri olacaktır” demişti)

Artık ipin ucu kaçtı. Bu büyük bir endişenin varlığını gösterir. Ben dini eğitim almış bir insanım. Bizim gençliğimizde dini terbiye denirdi adına. İlk söylenen şey şuydu, şirke varmayın! Bunların hepsi şirk! Bizim İslam ulemalarımız ne yapıyor, onu da bilmiyorum. Bu şöyle başladı, dokunmak ibadettir, Peygamber Efendimiz kibirlendi, haşa, biz kibirlenmedik. Allah’ın sıfatları… Ben bunlarla ilgili haşa diye bir söz duymadım bugüne kadar. Bu aldı başını gitti. Sayın Yılmaz(İsmet Yılmaz) iyi tahsilli, aklı başında bir arkadaştır, en çok ona şaşırdım ben. Tövbe Yarabbim! Ne diyeyim ki!

‘YEREL SEÇİMLERİN BEKAYLA İLİŞKİSİNİ ANLAYABİLMİŞ DEĞİLİM’

Beka ile ilgili… Yerel seçimlerin Türkiye’nin bekasıyla ilgili ne ilgisi olduğunu anlayabilmiş değilim. Sayın Erdoğan’ın da bekasıyla ilgili bir problemi yok. Sayın Bahçeli’nin de koltuğuyla ilgili problemi yok, hepimizi attığı için. Bu bekaya nasıl geldik? Koltuklar tehlikede değil, peki bu bekaya nasıl geldik, anlayabilene aşk olsun! Evet Türkiye beka sorunu yaşamayan bir ülke değil ama yerel seçimlerin bekayla ilişkisini anlayabilmiş değilim. Rahat olsunlar ya! İkisinin de koltuklar tehlikede değil. Koltukların bekası sağlam, orada bir sorun yok. Onun için germeden, insanları zor duruma düşürmeden, insanları başkalarının karşısında rezil etmeden bir dilin konuşturulması gerekiyor. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum, biz bunu başaracağız, İYİ Parti olarak aldığımız karar budur.

‘MANİSA, DENİZLİ, BALIKESİR, MERSİN’İN ALINMASI HAYALİM VE HEDEFİM’

Partinizin 31 Mart’tan sandıktan çıkacak sonuçta başarı kriteri nedir? Belki İYİ Parti açısından bir beka sorunu oluşturabilir çıkacak sonuç.

Alma ihtimalimizin yüksek olduğu üç büyükşehir bizde: Manisa, Denizli ve Balıkesir. Mersin’i ayrı sayıyorum. Mersin’de ayrı ayrı giriyoruz. Mersin’de Sayın Burhanettin Kocamaz ipi göğüsleyecek gibi görünüyor ve hem kendisi için hem de partimiz için çok büyük bir prestij. Özel önem verdiğimiz bir büyükşehrimiz. Bunların alınması hayalim ve hedefim.

‘9 BELEDİYEMİZ, 2 BELDEMİZ VAR. BUNUN ÜZERİNE NE KOYARSAK BİZİM İÇİN BAŞARI KRİTERİ OLACAK’

İller üzerinde bazı çalışmalar yapıldı. Örneğin, Düzce yüksek oranda alınabilir görünüyor. Kırıkkale, Isparta, Niğde, Afyon öyle görünüyor. Elazığ var. Uşak aynı Mersin gibi bizim için prestij söz konusu olacak.Bizim toplamda 9 belediyemiz, 2 de beldemiz var. Bunun üzerine ne koyuyorsak bizim için başarı kriteri olacaktır.

‘ANKETLER NEDENİYLE ÇITAMIZI YÜKSEĞE KOYMUŞTUK. BEN DE 7.3 OY ALMANIN TRAVMASINI YAŞADIM’

Çoğunuz beni tanırsınız. Klasik bir siyasi dil kullanamıyorum. Neyse sizinle şeffaf biçimde paylaştım bugüne kadar. Biz partimizi kurduğumuz zaman kimse bizi kandırmadı, anketler yaptırdık. En çok paraya anketlere harcadık ve en düşüğü 13, en yükseği 18 şeklinde sonuçlar çıktı. Dolayısıyla çıtamızı buraya koyduk. Fakat sonra farklı gelişmeler yaşandı. Seçmenin oy verebilirim demesiyle oy vereceğim demesini bir araya toplamanın yanlış olduğunu gördük ve sonuç itibariyle beklentimiz çok yüksek olduğu için çıkan sonuç ağzımızda kekremsi bir tat bıraktı. Halbuki şunu göremedik, 7 ay önce pek çok zorlukla kurulmuşsunuz, para yardımı almıyorsunuz, milletvekiliniz yok ve harala gürele bir seçime girmişsiniz. Pek çok şey bir araya geldi ve bize anket olarak sunulan, yalan söylediler demiyorum, çok heyecan oldu o dönemde, sonuçta onun gerçekleşmemesi burada 7 ayda sağlanan başarıyı sahiplenmemizin önüne geçti, dürüst olarak söylüyorum. Ben de 7.3 almanın bir travmasını yaşadım. Sonuç itibariyle kongreye gittik ve yeniden yola devam ediyoruz parti olarak. Çıtayı çok yükseğe koymuyoruz. Tekrar yedi ayda bir seçim… Hakikaten insanlar yoruldu. Onun için 9 belediye artı 2 beldenin dışında alınan her şey bir başarı kriteridir.

GÖKÇEK’E: KÖKEN TARTIŞMALARI ÇİRKİN VE TERBİYESİZCE

Ankara adayları arasında yaşanan Ankaralılık tartışmasını ve Melih Gökçek’in de araya girmesiyle başlayan köken tartışmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Ben Sayın Gökçek’in iri yarı konuşup, asla bir şeyi ispatlayamadığını bilen biriyim kendisinin iftiralarıyla karşılaşmış bir şahıs olarak. Çok yanlış buluyorum. Ben Kocaeli doğumluyum. Çok göç almış bir şehirdir. Kocaelilik ruhunu öne koysanız yaşatamazsınız. Deprem olduğunda Türkiye’nin her yanına cenaze gitti. Orada bir başka hemşericilik sistemi mevcuttur. Ama Ankara’da büyükşehir olmasına rağmen çevre illerden çok göç almasına rağmen Mehmet Özhaseki’nin Kayseri’de 5 dönem belediye başkanlığı yapıp buraya gelmesinin nedeni bu tartışma.

‘AİLESİ MAKEDONYA’DAN GELSE NE OLUR, GELMESE NE OLUR!’

Mübadele zamanında Yunanistan’ın Dramasından Türkiye’ye geri gönderilmiş bir ailenin çocuğuyum. Son dönemde Balkanlar’dan Türkiye’ye göçmüş insanlar hakkında belli yerlerde uzunca bir zamandır -ilk önce bunu FETÖ’nün yakın bir akademisyeni olan Mücahit Bilici başlatmıştı- “Rum tohumu’na kadar giden bir söylem var. Sayın Lütfi Türkkan benim dedemin mübadele sırasında ne bıraktığını çıkarttırdı. Bin 242 dönüm toprak bırakmış, 25 bin 600 altın liralık mal bırakmış. İzmit’e gelmişler, İzmit’in Gündoğdu Köyü’nün kıraç topraklarından mal verilmiş. Yani Rum mallarının üzerine oturulmuş diye bir şey yok. Yerli Türkmen gruplarının bunlara olan öfkesiyle yaktığı bir köye yerleşmişler, herkes evini camisini kendisi yapmış. Bunu annemden babamdan duymadım. Göçmenlerden bunu duyamazsınız. Şimdi devamlı olarak buraya ateş edilmesini yanlış, çirkin ve terbiyesizce buluyorum. Makedonya’dan ailesi gelse ne olur, gelmese ne olur!

‘SAYIN GÖKÇEK’İN TAVRINI KENDİSİYLE İLGİLİ YADIRGAMADIM AMA KİMSEYE FAYDASI YOK’

Benim annem, tarafı Karaman’dan gönderilmiş Avşar. Babamın ailesi Diyarbakır’dan gönderilmiş Türkmen. Ama devlete, Atatürk’e kızmamış, şartların gerektiğini görüp uymuş. Üniversite mezunu profesör bir babanın ortaokul mezunu oğlunun kızıyım; lise mezunu bir annenin ilkokul üçe kadar okuyan kızının kızıyım ben. Bunları hiç konuşmadık. Bunlar Türk. Kucağında bir bebek, sırtında bir çocuk, elinde bir çocuk, yürüyorlar, kar yağıyor, çamur içinde. Kollar yoruluyor ve birinden birini bırakmak zorunda kalıyor anne diğer ikisini kurtarmak için. Bunları yazmadık, konuşmadık. Bu düşmanlığın arkasında ne var? Biz ne yaptık, geldik ürettik, cümbür cemaat çalıştık. Şehirli anneannem tütün tarlasında tütün kırdı, tütün kuruttu. Bu değişiklik yaşandı ve tek bir şikâyet edilmedi. Daha ne istenir! 1989’da Bulgaristan’dan gelenler, aile boyu çalışırlar.

Sayın Gökçek’in tavrını kendisi ile ilgili yadırgamadım ama kimseye faydasının olmadığını düşünüyorum. Çok çirkin ve terbiyesizce bulduğumu ifade etmek istiyorum. Öyle olsa ne olur, olmasa ne olur. İnsanlar Türkiye’yi tercih etmişse, Çanakkale’de pek çok gayrimüslim şehidimiz var. Böyle bir şey olabilir mi?

‘ERHAN USTA’YA SAMSUN ADAYIMIZ OLMASINI VE PARTİMİZE GEÇMESİNİ TEKLİF ETTİK’ 

MHP’den ihraç edilen Erhan Usta’ya Samsun Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı teklif ettiniz mi? Seçim döneminde Kılıçdaroğlu ile ortak miting yapacak mısınız?

Evet Sayın Usta’ya ihraç gerçekleştikten sonra davette bulundum, yemek yedik. Kendisine arzu ederse Samsun Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı arzu ederse milletvekili olarak davet ettim. Kendisi ailesi ile görüşeceğini söyledi. Daha sonra Sayın Cihan Paçacı’yı arayarak belediye başkan adaylığı teklifini kabul etmediğini söyledi. Milletvekili olarak da partimize katılmak için de biraz zamana ihtiyacı olduğunu söyledi.

‘KILIÇDAROĞLU, DENİZLİ VE BALIKESİR’İ BİRLİKTE ZİYARET ETMEMİZİ TEKLİF ETTİ’

Kılıçdaroğlu bana Denizli ve Balıkesir’de birlikte bir ziyaret yapmayı teklif etti ben de olumlu yaklaştım. Ortak miting olur mu olmaz mı onu bilmiyorum. 24 Haziran’da çok miting yaptım. Bir sürü masraf, insanlar toplanıyor taraftarlarınız ve biz bize yapılan bir işlem. Belediyeler dışında aşağıda da ittifaklar oluyor, aileler arasında. Siz genel başkan olarak gidip üst perdeden konuşunca ittifaklara zarar veriyor.

‘BELEDİYE BAŞKANLARI TALEP ETMEDİKÇE MİTİNG YAPMAYI DÜŞÜNMÜYORUM’

Ben belediye başkanları talep etmediği sürece miting yapmayı düşünmüyorum. Mesela Mersin’e gideceğim, bir hafta kalacağım, ilçe ilçe esnaf esnaf gezeceğim. Ama mesela bir başka şehirdeki arkadaş illa miting yapmak gerekir derse bunu gerçekleştireceğim ama Genel Merkez olarak miting yapın demeyeceğiz. Kampanyanın yöntemleri henüz belli değil ama benim kişisel fikrim bu şekilde.

‘KOCAELİ’NDE ÇOK İYİ BİR ADAYIMIZ VAR. ALACAĞINA İNANIYOR’

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığına İYİ Parti aday gösterecek. Kocaeli’den beklentiniz nedir?

Ailemin tüm fertleri, ablam ve ben hariç Kocaeli’de yaşıyor, oranın vergi mükellefi. Kocaeli 13-0 AKP tarafından. Zorlu bir yer. Çok iyi bir adayımız var. Alacağına inanıyor. İnşallah başarabilir. Her türlü desteği kendisine vereceğiz. Tüm iddialı adaylarımıza destek vereceğiz. Gerçekleri göz önüne alıyoruz. Alabiliriz de alamayabiliriz de. Konya gibi Kayseri gibi şehirler var, AKP’nin yüzde 70’lerde seçim aldığı yerler. Kocaeli de böyle. Gazete Duvar

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :