GÜLDAL OKUDUCU YAZDI- “ATATÜRK’ÜN KRİZ YÖNETİMİ TEKÂLİFİ MİLLİYE”

Ana Sayfa » GÜNCEL » GÜLDAL OKUDUCU YAZDI- “ATATÜRK’ÜN KRİZ YÖNETİMİ TEKÂLİFİ MİLLİYE”

04.04.2020 - 12:03

Güldal Okuducu

Güldal Okuducu

yazarın tüm yazıları
GÜLDAL OKUDUCU YAZDI- “ATATÜRK’ÜN KRİZ YÖNETİMİ TEKÂLİFİ MİLLİYE”

 

 

 

Günümüzün karmaşık ilişkileri karşısında saptırmalara kapılmamak, sağlam yorum yapmak ve doğru tutum takınmak için tarihin yol göstericiliğine ihtiyacımız var. En karanlık zamanlarda bir aydınlık, bir çıkış yolu aradığımızda başvuracağımız kaynaktır köklerimiz. Köklerimiz, emperyalizmle göğüs göğüse vuruşarak kurduğumuz, evrensel değerler üzerinde yükselttiğimiz Cumhuriyetimiz kuruluş ilkeleri ve felsefesidir.

 

Cumhuriyeti yıkmaya azmedenlerin bile zaman zaman yaşadıkları zorlukları, ona sığınarak aşmayı denediklerini görmekteyiz. Tarihini yağmalayan, çarpıtan ve yeniden kurgulayarak yeni rejimine dayanak oluşturmaya çabalayanların, başları sıkıştığında ATA’ya başvurarak ve tarihi yeniden tahrif ederek günü kurtarmaya çalışmalarına tanıklık etmekteyiz.

 

Müslüman toplum, laiklik ve demokrasi altın üçgenini yok etmeyi hedefleyen işbirlikçi ve gerici bir ideoloji, darda kaldığında ATA’yı kullanamaz. Cumhurbaşkanının, Sakarya Savaşından önce çıkarılan Tekâlifi Milliye emirleri ile pandemi nedeniyle başlatılmış olan bir bağış-haraç kampanyasını özdeşleştirmeye çalışması ya cehalettir- tarih bilmezliktir ya da…

 

Tekâlifi Milliye Emirleri bir kampanya değildir. Yunan ileri kolları Polatlı’ya dayanmış, top sesleri Ankara’dan işitilirken, “yoktan var olmak” anlamındaki, “topyekûn savaş” aşamasında halkın varını yoğunu vermesidir. Halktan borç almaktır. Daha kurulmamış bir devletin temsilcilerine duyulan güvendir. O ağır koşullarda bile, katılım, denetim, şeffaflık, hesap verebilirliğin koşulları oluşturulmuştur. Çeteleşmiş ve mafyalaşmış bir düzenin temsilcileri bunun ne demek olduğunu asla anlayamaz.

 

Tekâlifi Milliye Emirlerinden Cumhurbaşkanına söz edenler belli ki şu noktayı atlamışlar: Tekâlif-i Milliye Emirleriyle alınan yardımlar tutanaklara geçirilmiş, bedelleri izleyen yıllarda halka geri ödenmiştir. 1923-1929 yılları arasında büyük bir kısmı nakden, geri kalan önemsiz bir kısmı da hazine tahvilleri ile yapılan ödemelerin toplamı 6.003.663 Türk lirasını bulmuştur.

 

Tekâlifi Milliye Emirleri her ilde kurulacak olan Tekâlifi Milliye Kurulları aracılığıyla uygulanmıştır. Yardımlar halk tarafından toplanmış ve güvenilir ellere tutanaklarla teslim edilmiştir. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde kurulmuş olan Tekâlifi Milliye Kurulları, halkın verdiği giyecekler ile el konulan malların ve taşıtların miktarlarını Ankara’ya bildirmiş, Başkomutanlık Karargâhı da cephedeki birliklerin gereksinimlerine göre, toplananların nerelere gönderileceğini kurullara iletmiştir.

 

Kaymakam, yörenin en büyük askeri amiri, mal müdürü gibi kamu görevlileri Tekâlif-i Milliye Kurulunun üyesi olmuş, diğer 10 üye ise tümüyle halk tarafından seçilmiştir. “Bu yönü ile komisyonlar, halk yararına alınan emirleri halka uygulayan, gerektiğinde zora başvuran halk temsilcilerinden oluşan bir halk örgütü görünümü vermektedir. Bu örgüt devlete has bürokrasiden tamamen uzak, kırtasiyeciliği asgariye indirmiş bir çalışma tarzı ile en kısa zamanda olumlu sonuçları alabilecek bir çalışma düzeni sürdürmüştür.”

 

Aslında bu çalışma düzeni, seçim-katılım-dayanışma-tartışma-oylama- en ağır savaş koşullarında gerçekleştirilen tüm örgütlenmelerde; yerel –genel kongreler, genel kurullar ve TBMM’inde işlemiştir.  Laik devlet düzenine sahip olan bir ulus devlet kurduğu için hedef olan Atatürk’e ve temsil ettiklerine yönelik düşmanlıklarını çok sesli bir koro eşliğinde sürdürenlerin, bunun anlamaları anlasalar bile tercih etmeleri olanaksızdır.

Savaş koşullarında bile yasama yetkisini elinde tutan, yetkisini üç ay için Başkomutana devrederken bile sayısız tartışma yapan Meclisin, bugün yasama yetkisinin elinden alınmış olmasını izlemek ne kadar hüzün verici…

 

Tekalifi Milliye Emirlerini zorunlu kılan tarihsel durakta biraz soluklanalım mı?  

 

Birinci ve 2. İnönü savaşları kazanılmıştır. Bu yenilgi karşısında, Yunanlılar tüm kaynaklarını kullanıma sokmuş ve seferberlik ilan etmiştir. Türkiye ise mali güçlükler yüzünden seferberlik ilan edemediğinden ordunun silah, cephane, yiyecek, giyecek, taşıt aracı gibi ihtiyaçları karşılanamaz durumdadır. Yunan taarruzu 10 Temmuz 1921’de bu koşullarda başlamış, 21 Temmuzdaki Türk karşı taarruzu ise başarısızlıkla sonuçlanmıştır.  Cephenin beslendiği en önemli güzergâh olan Afyon, Kütahya ve Eskişehir’in Yunanlıların eline geçmesiyle orduda toplu firarlar başlamış, düşmana kaptırılan silah, cephane, araç ve gereçler nedeniyle ordu savaş gücünün önemli bir bölümü yitirmiştir.

 

Şevket Süreyya Aydemir Tek Adam ‘da durumu şöyle anlatır:

 

“Düşmanı vatanın hârim-i ismetinde boğmak için en az 100 bin silahlı askeri cepheye sürmek, yüzlerce topu, onların tükenmez mermilerini bulmak, en az 4000 makineli tüfeği ateşlemek ve bu tüfeklerin her birine iki dakika atış için bir sandık cephane yetiştirmek, nihayet süvariler için at, kılıç, atlar için yem, cephe gerilerine hastane, ilaç, orduya yiyecek, giyecek ve hepsinin üstünde de bu büyük orduya yeteri kadar subay ve çeşitli derecelerde kumandan bulmak lazımdı. Hâlbuki ordu İnönü muharebelerine girişirken bütün Anadolu’da ancak 5 General vardı.”

 

Hükümet merkezinin Kayseri’ye taşınması önerisi 24 Temmuzda TBMM’de tartışmalara neden olmuş ve reddedilmiştir.  Afyon, Kütahya ve Eskişehir’den gelen göçmenler doldurmuştur Ankara sokaklarını. Düşmanın soluğunu duyan Ankaralılar Kayseri ve Sivas’a doğru akmaktadır.

 

Büyük Millet Meclisi 5 Ağustos 1921’de, Mustafa Kemal’e başkomutanlık yetkisini veren yasayı bu koşullarda benimser. Meclisin tüm yetkileri üç ay süreyle başkomutanındır. Ankara’nın işgalini hedef alan Yunan saldırısını karşılayacak önlemleri hızla almaya başlayan Başkomutan, meclisin 8 Ağustos 1921 tarihli gizli oturumunda, hedefin “ölünceye kadar dövüşmek” olduğunu belirtir.

 

Meclisin yasa yapma yetkisini kullanan Başkomutan, 7-8 Ağustos 1921 tarihinde her biri kanun gücünde olan Tekâlifi Milliye Emirlerini yayımlar. Savaşın lojistik desteğini en üst düzeye çıkarmak amacıyla, çividen nala, kumaştan çoraba ne varsa, halkın tüm olanaklarını sunmasını ister. Tekâlifi Milliye Emirleri Anadolu’nun yoksulluğunun resmidir aslında. Tüm kaynakları sınırsız ve arkasını İngilizlere dayamış olan Yunan ordusunun karşısında, Anadolu’da ocağı tüten her ev, bu evlerdeki tüm kadınlar ve çocuklar, gecesi gündüzü olmadan kurtuluş için seferber olmuştur.

 

1 sayılı emirle, her kazada birer Tekâlifi Milliye Kurulu kurulur. Bu kurulların çalışmaları sonunda toplanan malzemenin, orduya dağıtım biçimi düzenlenir.

 

2 sayılı emirle, ülkede her aile birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp Tekalifi Milliye Kurulu’na teslim edecektir.

 

3 sayılı emirle, tüccarın ve halkın elinde bulunan çamaşırlık bez, Amerikan patiska, pamuk, yıkanmış ve yıkanmamış yün ve tiftik, erkek elbisesi dikmeye yarayan her cins kışlık ve yazlık kumaş, kalın bez, kösele, ince meşin, taban astarlığı, sarı ve siyah meşin, sahtiyan, dikilmiş ve dikilmemiş çarık, potin, demir kundura çivisi, tek çivi, kundura ve saraç ipliği, nallık demir, yapılmış nal, mıh, yem torbası, yular, belleme, kolon, kaşağı, gebre, semer ve urgan stoklarından yüzde kırkına parası sonradan ödenmek üzere el koyulur.

 

4 sayılı emirle, eldeki buğday, saman, un, arpa, fasulye, bulgur, nohut, mercimek, kasaplık hayvan, şeker, gaz, pirinç, sabun, yağ, tuz, zeytinyağı, çay ve mum stoklarından yüzde kırkına parası sonradan ödenmek üzere el koyulur.

 

5 sayılı emirle, ordu ihtiyacı için alınan taşıt araçları dışında, halkın elinde kalan taşıt araçlarıyla, yüz kilometrelik bir uzaklığa kadar, ayda bir kez olmak üzere parasız askeri nakliyat yapılması emredilir.

 

6 sayılı emirle, ordunun giyimi ve beslenmesi için sahipsiz mallara el koyulur.

 

7 sayılı emirle, halkın elinde bulunan, savaşta lüzumlu bütün silah ve cephanenin üç gün içinde teslim edilmesi emredilir.

 

8 sayılı emirle, benzin, vakum, gres, makine, don, saatçi ve taban yağları, vazelin, otomobil, kamyon lastiği, solüsyon, buji, soğuk tutkal, Fransız tutkalı, telefon makinesi, kablo, pil, çıplak tel, yalıtkan maddeler ve bunlar cinsinden malzemeyle asit sülfürik stoklarının yüzde kırkına, parası sonradan ödenmek üzere el koyulur.

 

9 sayılı emirle, demirci, marangoz, dökümcü, tesviyeci, saraç, arabacı esnafları ve imalâthaneleriyle, bu esnaf ve imalâthanelerin iş çıkarabilme güçleri ve kasatura, kılıç, mızrak ve eyer yapabilecek ustaların, adlarıyla beraber sayıları ve durumları saptanır.

 

10 sayılı emirle, halkın elinde bulunan dört tekerlekli yaylı araba, dört tekerlekli at ve öküz arabaları, kağnı arabaları, bütün takım ve hayvanlarıyla beraber ve binek ve topçeker hayvanları, katır ve yük hayvanları, deve ve eşek sayısının yüzde yirmisi ordu adına alınır.

 

7 Ağustos 1921 ve 26 Ağustos 1922 arasında, 10 Tekâlif-i Milliye Emrinden başka, toplam 48 Genel Emir neşredilmiştir. Bunlar büyük çoğunlukla ilk 10 Emrin içeriklerinin aydınlatılması için ayrıntılı bilgiler veren talimatlardır.

 

Erol Toy’un dediği gibi, özgürlüğün, bağımsızlığın tadını bir kez kendi düşüncesinde yudumlayan kişi- kişiler, bunu eyleme dönüştürdüğü an silahlaşmıştı. Bu silah, o ulusun üstünde emperyalist emellerini sürdürmek isteyenlerin tam alnına çevrilerek işleyecek, giderek çoğalıp güçlenecek mutlaka, ama mutlaka çevrildiği düzeni yıkıp, değiştirecekti.

 

Öyle de oldu ve yine olacak!

 

“Uzun ince yollarının” yolcularına duyurulur…

 

Güldal Okuducu

 

Kaynaklar:

Cengiz Şavkılı, Millî Mücadele’nin Mali Kaynaklarından Tekâlif-i Milliye Emirleri

Serpil Sürmeli, Milli Mücadelede Tekâlifi Milliye Emirleri

Hikmet Özdemir, Atatürk’ün Kriz Yönetimi Tekâlifi Milliye

Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, cilt 2.

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :