GÜLDAL OKUDUCU YAZDI- YOLU KİM KESECEK?

Ana Sayfa » GÜNCEL » GÜLDAL OKUDUCU YAZDI- YOLU KİM KESECEK?

09.11.2020 - 8:58

Güldal Okuducu

Güldal Okuducu

yazarın tüm yazıları
GÜLDAL OKUDUCU YAZDI- YOLU KİM KESECEK?

 

 

Tembel miyiz biz?

Hem de düş tembeli…

Çok yenildiğimiz, çok hayal kırıklığı yaşadığımız, çok tarumar edildiğimiz, çok öldüğümüz için çok mu yorgunuz ya da çok mu korkuluyuz?

Bu yüzden mi elsiz ayaklığımız?

Bu yüzden mi yurdumuzu ganimetmiş gibi gören yıkıcı ve hayâsız bir gücün önünde sürüklenişimiz, neredeyse tutsak düşüşümüz?

 

Beklemek… Bir kurtarıcı beklemek yüzünden olabilir mi, sahip olduklarımıza el konulurken sabrı bile öfkelendiren bu sabrımız.

 

Belki de tümü yüzünden ve diğerleri yüzünden unuttuk ne muazzam bir güç olduğumuzu ve ne muazzam yetenekler taşıdığımızı. Şairin dediği gibi; bir şafak vakti karanlığın kenarından ağır ellerimizi toprağa basıp doğrulduğumuz zaman yenidünyalar kurabileceğimizi…

 

Kaldırıp başımızı olmakta olanlara ve olabileceklere bakmanın zamanı aslında.

 

Mesela; uzaklarda bir yerde Güney Amerika’ da beş on gün önce bir şeyler oldu. 18 Ekim 2020’de sandık başına giden Bolivya halkı, iktidarı, faşist bir darbe ile uzaklaştırılan Başkan Morales’in partisi MAS’a verdi. Bolivya, 1825’ten bugüne kadar 180’e yakın darbe, ondan fazla anayasa ve 80 devlet başkanı görmüştü.

Şili “neoliberalizmin ilk laboratuvarı”  bir yıldır ayaktaydı. 25 Ekim 2020’de gerçekleşen referandumda, halk, Anayasanın değiştirilmesini onayladı. Stadyumda binlerce tutukluyla gitarı eşliğinde “Venceremos’’u söyleyen Jara’ya, Pinochet’in faşistleri 44 kurşun sıktığında, dipçikle kafasını parçalayıp diğer tutuklulara ibret olsun diye ellerini kesip tribünlerin önüne astığında tarih,16 Eylül 1973’tü. O Pinochet rejiminin 1980’de yürürlüğe soktuğu anayasa, tarihteki çöplüğüne yollandı.

Toplumsal ve sosyal gelişmeler açısından da Şili’yi örnekleyebiliriz; bir üniversite çalışanına cinsel tacizle suçlanan Valdivia Üniversitesi profesörünün ceza almayıp olayın hasıraltı edilmesiyle öğrenci hareketi olarak başlayan gösteriler, kadın hakları için seferberlik durumuna gelmişti. 2018’de “Öldürülüyoruz, taciz ediliyoruz ama kimse bir şey yapmıyor” sloganları yankılanıyordu Şili sokaklarında, öğrencilerin başladığı eylem kitleselleşmişti.

Bizde ne oluyor?

Alnımızdan terimizi çalan, insan yakan intikamcı söylemiyle öfke ve düşmanlığı kurumsallaştıran, bu yolla kolektif bilinci yok eden bir adam durmadan konuşuyor. Sapkın ve zalim bir ideoloji bağımsızlığımıza-bütünlüğümüze-insanlığımıza-geleceğimizetopyekûn saldırıyor, yetmiyor öldürüyor.

Ekim 2020’de 21 kadın öldürüldü ülkemizde.

Tutunabilecek bir dalı bile olmayan…

Öylesine çaresiz ve kimsesiz 21 kadın…

 

12’sinin ölüm nedeni saptanamadı, 9’u boşanmak istediği, barışmayı, ilişkiyi ya da evlenmeyi reddettiği için;6’sı birlikte olduğu erkek, 5’i evli olduğu erkek, 5’i tanıdığı, 1’i eskiden evli olduğu erkek, 1’i eskiden birlikte olduğu erkek ve 1’i de kardeşi tarafından; 12’si evinde, 2’si arabada, 2’si işyerinde, 2’si sokak ortasında, 1’i ıssız bir yerde, 1’i de kuaförde öldürüldü.*.

Bir sayıya indirgenmiş bu hayatlar ekim ayında soldu. Biz farkına bile varmadan, umursanmadan birgölge bir karaltı bile olamadan yitip gittiler…

Eğer kadınların çocuklarını merak ediyorsak, orda da durum şöyle;

Prof. Dr. Oğuz Polat diyor ki; “Adliyelerdeki 4 tecavüz davasından biri çocuklarla ilgili. Ülkemizde neredeyse her gün 50 çocuk cinsel istismara uğruyor. 2006’dan bugüne geçen 13 yılda çocukta cinsel istismar suçlarında 10 kattan daha fazla artış olması çok dikkat çekici. 2006 yılında çocuklara yönelik cinsel istismar suçunda 2 bin 337 karar verilirken 2017 yılında bu sayının 21 bin 518’e yükseldiğini görüyoruz.”

Gözlerimiz kulaklarımız, kalbimiz ve aklımız yeterince tanıklık etti. Bu işbirlikçi iyi halden tahliye sistemi bizi katlediyor. Alaşağı edilmesi gereken bir düzen bu. Anaların oğullarını, kızlarını ve yurtlarını koruyabilmesinin yolu bir araya gelmekten dayanışmaktan geçiyor.

Bunu yapacağız. Bir araya geleceğiz. İnsanlığımızı, şerefimizi çaldırmayacağız.

Yurdumuzda gözyaşları kıpkırmızı akarken yeni düşler kurmayı, düşleri hayra yormayı ve yeni bir düzen kurmak için kalkışmayı öğreneceğiz. Bildiklerimizi hatırlayacağız. Bilmediklerimizi birbirimize öğreteceğiz. Yüksek sesle; Hey! Dur bakalım! diyeceğiz.

Yavuz Alogan’un, ” Sıkıştıramadığın saldırganın kendiliğinden insafa gelmesini bekleyemezsin. Yolu kesilmedikçe mesafe alacaktır” sözleri önemli.

Bu yolu kim kesecek? Soru bu.

Yüzyıllar boyunca “hayat hakları” için mücadele edip, işgal kapıya dayandığında “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek bir kurtuluş ve kuruluş destanı yazan, dünyanın tüm egemenlerine birden diz çöktüren kadınların ışığı yolu kesecek, onların torunları da o ışıkta yürüyecek.

Cevap da bu.

 

Güldal Okuducu

*Veriler: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Ekim 2020 Raporu

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :