HİKAYEDEN HABERLER: ÖLÜMSÜZ DİKTATÖR

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » HİKAYEDEN HABERLER: ÖLÜMSÜZ DİKTATÖR

23.08.2018 - 9:21

Ferhan Şaylıman

Ferhan Şaylıman

yazarın tüm yazıları
HİKAYEDEN HABERLER: ÖLÜMSÜZ DİKTATÖR

ÖLÜMSÜZ DİKTATÖR

 

Yapay zekâ benzeri işlerle uğraşmadığımız zamanlarda geçti çocukluğum.

Gerçi ben doğmadan on beş yıl önce, başta Avrupa olmak üzere neredeyse dünyanın tümünü kana bulayan, yapay zekâdan daha tehlikeli bir katilin işlediği kitlesel cinayetlerin ülke olarak kıyısından geçtiğimizi sonradan tüm çıplaklığı ile öğrensem de, nedense hep temiz bir hayata gözlerimi açtığım konusundaki safça düşüncemi uzun süre korudum.

Çünkü her çocuk gibi dünyanın yalnızca oyunlardan, arkadaşlardan, rüyalardan oluştuğunu sanıyordum.

Çünkü belki de şu ‘’Yeni Türkü’’ grubunun meşhur ‘’Telli telli turnam’’ şarkısındaki ‘’Biz büyüdük ve kirlendi dünya.’’ sözlerinde anlatıldığı üzere, gerçekten dünya bizler büyüdükten sonra kirlenmiş olacak ki, çocukluk günlerim aklımda hep tertemiz kaldı.

Sonradan Hitler’in yaptıklarını okurken, gaz odalarını, toplama kamplarını belgesellerde izlerken, aslında kendi içinde de işlediği suçları, günahları olan bir ülkede doğup büyüdüğümü kavradığımda bile, çocukluğumla ilgili düşüncelerim pek değişmedi.

Teknolojiden, sanayileşmeden epey uzakta büyüdük biz.

Buzdolabımız yoktu. Hem babamın memur bütçesini zorladığından, hem de yeterince üretilmeyip lüks sınıfına girdiğinden uzun süre onsuz yaşadık. Mahallede ilk buzdolabını alan komşumuzdan, sıcak yaz günlerinde annemin rica ederek istediği buz parçacıklarına dokunmak müthişti. Televizyonu yine bir komşumuzun evinde ilk gördüğümde, ekranda oynaşan o siyah beyaz görüntülerin bendeki çağrışımlarını tanımlamam olanaksız.

Tabii sanayileşmenin en kötü yansımalarından olan plastiğin bütün çirkinliği, bütün yapaylığıyla hayatımıza girmesinden sonra, bunu gelişmişlik işareti olarak algılamamız da doğrusu hüzün vericiydi.

Komşumuzun saf kocasının, içindekini ısıtmak üzere plastik kabı ocağa koyunca yakıp eritmesini ve sokağı saran ağır yanık kokusunu günlerce konuşmuşlardı mahallenin kadınları. Annemin salonun orasındaki sehpaya, içi rengârenk plastik çiçeklerle dolu kristal vazoyu kondurması da yine aynı sürece denk düşüyordu.

Çiçekler açar ve solar.

Eğer onları vazoya koymuşsanız bir süre sonra kuruyup ölürler.

Annemin, evi köşe bucak temizlediği günlerde, yapraklarında birikmiş tozları silip parlattığı salondaki plastik çiçeklerimiz hiç ölmeyecekmişçesine duruyorlardı orada.

Ki ölmediler de; başka bir eve taşınırken parçalanıp yırtıldıkları için atıldılar.

Yapaylığın, eğretiliğin hayatlarımıza usul usul sokulduğu günlerin simgesiydi onlar.

Şimdi çocukluğumla bugün arasında köprü kurmama yol açan, Tesla ve Space X gibi dev teknoloji şirketlerinin sahibi Elon Musk’un, yapay zekânın ölümsüz diktatöre dönüşebileceği uyarısında bulunduğu habere geldi sıra.

Yapay zekânın insanoğlunu ezip geçerek gezegenimize hakim olacağına, onunla girişilecek bir güç mücadelesinde kazanma şansımızın yüzde 10’u geçmeyeceğine, otoriter rejimler tarafından kullanılacak böyle bir varlığın dünya için tehdit oluşturacağına dikkat çeken Elon Musk; bu yeteneğe sahip robotların insandan bağımsız biçimde devreye girerek ölümcül silahlara dönüşeceğini, olası savaşların çok daha büyük yıkımlara yol açacağını vurgulayarak, bunların geliştirilmesinin ve kullanılmasının yasaklanması amacıyla, 26 ülkeden 116 uzmanla beraber hazırlanmış bir mektubun BM’e gönderildiği bilgisini de veriyordu o haberde.

Bir ucunda plastik çiçeklerin, diğer ucunda yapay zekâya sahip ölümsüz diktatörlerin olduğu bir hayattan geçtim, geçiyorum.

Hangisi daha masum diye soracak olursanız kuşkusuz plastik çiçeklerden yani çocukluğumdan yana kullanırım terciğimi.

Sonra da biz büyüdük ve kirlendi dünya şarkısı eşliğinde bugünlere nasıl geldiğimizi, yapay zekâya sahip robotları aratmayacak ölümsüzlük iddiasındaki diktatörlerimize nasıl arka çıktığımızı anlatan hikayemi coşkuyla tamamlayıp, birer kopyasını o plastik çiçeklerin yanına bırakıveririm.

Hikayede adı geçen karakterlerin hepsini tanıyorsunuz: Yani diktatörlerimizi ve yaratıcılarını.

Elon Musk bir tehditten söz ediyor ya, bence günümüz toplumlarından çoğu tehlikenin gerçekleşmiş halini fazlasıyla yaşadılar, yaşıyorlar.

Anlayacağınız, yapay zekâya sahip robotların ölümcül amaçlar için geliştirilmesini, bunların denetimden çıkarak dünyayı cehenneme çevirmelerini korkuyla beklemeye gerek kalmadı.

Korku zaten çoktan ete kemiğe büründü.

Hadi hep beraber gömdüğümüz yerlerden çıkaralım başlarımızı.

Popomuz havada Elon Mask’ın anlattıklarını dinlemek yerine, kendi hayatlarımıza çevirelim yüzümüzü.

Ölümsüz diktatörün ille de bir robot olması gerekmiyor. İlk bakışta robot gibi davranışlar sergileseler de, içimizden çıkmış, az ya da çok hayatlarımıza dokunmuş, altüst etmiş, ağlatmış, acı çektirmiş, ardından utanmadan, arsızca başımızı okşamış kimler yok ki o hikayede?

Doğru, kimi haberler hikâyedendir ama gerçeği kazık çakarcasına alnımızın ortasına vururlar.

Ölümsüz diktatör tanımı Elon Mask’ın kâbusu, gerçekleşmesini hiç dilemediği korkulu rüyasıydı.

Bunlardan yola çıkarak yazdığım ve plastik çiçeklerin yanına bıraktığım hikayede anlattıklarım size tanıdık geldi mi? Bizi kuşatan dünyadan bu tanımlara sığan hangi isimler dolanıyor aklınızda?

Benim ölümsüz diktatörüm: Soğuk bakışlım, yüreği buz tutanım, metalik sesli robotum, dokununca canımı acıtanım; eğer bir gün devrelerin karışır da ölürsen, seni plastik çiçeklerimin dibine gömeceğim.

 

kaynak https://www.gercekgundem.com/bilim-teknoloji/8983/elon-musk-yapay-zeka-icin-olumsuz-diktator-uyarisi-yapti

 

http://ferhansayliman.com/olumsuz-diktator/

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :