İÇİ BOŞALTILMIŞ KAVRAMLAR HAVADA UÇUŞUYOR. ERDOĞAN: ”İNSAN HAKLARINI KULLANDIRMAYAN TOPLUMLAR MEDENİ OLAMAZ.”

Ana Sayfa » GÜNCEL » İÇİ BOŞALTILMIŞ KAVRAMLAR HAVADA UÇUŞUYOR. ERDOĞAN: ”İNSAN HAKLARINI KULLANDIRMAYAN TOPLUMLAR MEDENİ OLAMAZ.”

10.12.2018 - 16:48

İÇİ BOŞALTILMIŞ KAVRAMLAR HAVADA UÇUŞUYOR. ERDOĞAN: ”İNSAN HAKLARINI KULLANDIRMAYAN TOPLUMLAR MEDENİ OLAMAZ.”

Kavramlar kuşkusuz karşılıklı iletişimin ana unsurları. Dünyayı, olayları, ilişkileri onlar olmadan anlamak neredeyse imkansız bir şey.

Ama bu dönemde özellikle kimi kavramların içlerinin adeta boşaltıldığı bir süreçten geçtik. Bunu daha iyi anlamak için yakın geçmişten bir örnek vererek konuyu açmakta fayda var. Amerika Saddam’ı devirerek bölgeyi kan gölüne çevirirken ısrarla Irak’a demokrasi ve insan hakları götürdüğünü ileri sürüyordu. Sonuçta 3 milyondan fazla masum insan o topraklarda katledildi. Amerika’nın derdi kuşkusuz insan hakları falan değildi. Büyük Ortadoğu Projesi’nin ilk adımı olan Irak’ta Saddam’ın devrilmesi domino taşı etkisi yaratacaktı. Petrol bölgelerini bütünüyle ele geçirme planı, daha sonra Arap Baharı adı altında farklı ülkelerde farklı oyunlarla sürdürüldü.

Geriye yanıtlanması gereken bir yığın soru kaldı.

Örneğin demokrasi ve insan hakları denilen kavramlar, Amerika’nın Irak’ta katlettiği masum sivillerle beraber nasıl bir bağlantı içerisinde algılanabilirdi?

Sonradan Türkiye’de bunları çağrıştıran öyle gelişmeler yaşandı ki, kimi kavramlar gerçek içeriklerinden soyutlandılar, koptular.

Şimdi bugün Erdoğan’ın Dünya İnsan Hakları Günü’nde  “İnsanlara haklarını kullandırmayan toplumlar medeni olamaz” tarzında yaptığı açıklama acaba ne ifade ediyor?

Demokrasinin ortadan kaldırıldığı, tek adam rejimine geçildiği, Meclis’in bütün yetkilerinin budandığı bir dönemde bu açıklama gerçekten ayakları yere basan, anlaşılır bir şey mi? Sözlerle uygulamalar, sözlerle yaşananlar arasındaki uçurum ikide bir insan haklarından söz ederek kapatılabilir mi?

Bu soruların ardından şimdi Erdoğan’ın açıklamalarına daha yakından bakalım.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan kısımlar şu şekilde:

-10 Aralık 1948’de oylanan İnsan hakları evrensel beyannamesinin kabulünün 70. Yıldönümü. İnsanlara haklarını kullandırmayan toplumlar medeni olamaz. Cinsiyeti, rengi, ırkı, dili ne olursa olsun herkesi kardeş olarak kabul eden inancımızın insan hakları çerçevesi de buna göre şekillenmiştir. Peygamber efendimizin veda hutbesi, medeniyetimizin en önemli insan hakları bildirgesidir.  Bugün dünyada insan hakları diye en çok bağıranların insan hakları konusunda en kötü sicile sahip olması tesadüf değildir.

‘SAMİMİ DEĞİLLER’

-Gezi eylemlerinde insan hakları savunuculuğuna soyunanlar, Paris’te yaşananlar konusunda kör sağır ve dilsiz hale dönüştüler. Ama gezi eylemleri için dünyayı ayağa kaldırdınız. Hadi şimdi de aynı şekilde anlatın. Yayınlamadılar. Dürüst değiller samimi değiller.

KİMSE TÜRKİYE’YE DEMOKRASİ DERSİ VEREMEZ’

Ülkemizde hiç kimsenin kökeninden, kıyafetinden, düşüncesinden ve insani tercihlerinden dolayı horlanmadığı bir yaklaşımı hakim kıldık. Cebinde ay yıldızlı kimlik taşıyan herkesin bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı olarak muamele görmesini sağladık. Büyük direnişle karşılaştık. Sabır ve kararlılıkla aştık. Kurulan tuzakları bozarak yolumuza devam ettik. Darbecilerin saldırılarına maruz kaldık. Buldukları her fırsatta Türkiye’nin demokrasine özgürlüklerine laf edenler bugün kendi imtihanlarıyla baş başalar. Artık kimse Türkiye’ye demokrasi dersi vermeye kalkamaz.

‘DEMOKRASİ ZOR GÜNLERDE TEST EDİLİR’

Sadece darbe girişimi karşısında gösterilen duruş ile şehirlerimizde misafir ettiğimiz milyonlarca sığınmacıya gösterdiğimiz kardeşlik, bizi insan hakları ve demokrasi konusunda ibra etmeye yeter. Bundan sonra demokrasi ve insan hakları denilince sorun aranacak yer asla Türkiye değildir Demokrasi iyi günlerde değil, zor günlerde test edilir. Türkiye çok zor zamanlarda test edilip başarıyla kendini kanıtlamıştır. Biz başından beri neysek bugünde oyuz.

Avrupa için söylenebilecek şudur, medeniyet makyajı aktı, altındaki yüz ortaya çıktı. Önümüzdeki seçimlerde milletimize sözümüz aynı. Belediyeler de en güzel hizmeti vermenin gayreti içindeyiz. Kibir ve büyüklenme bataklığına düşen, erişilemeyen kişi durumuna gelen, gözü şahsi çıkarından başka hiçbir şey göremeyen kimsenin AK Parti çatısı altında yeri yoktur. AK Parti milletin partisidir. Milletin partisini milletten uzaklaştırmaya kalkan karşısında şahsımı bulur. İsimler gelir geçer baki kalan sadece davalardır, hizmetlerdir.”

Şimdi Erdoğan’ın bu açıklamalarının ardından dün Yurtseverlik.Com’da paylaştığımız bir habere yeniden bakalım:

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından bugüne kadarki ihlalleri raporlaştırdı.  ‘AKP İktidarının Hak İhlalleri Karnesi’ isimli rapora göre 2002- 2018 yılları arasında 47 bin 910 kişinin yaşam hakkı ihlal edildi. Bu sayıya sokağa çıkma yasaklarının yaşadığı dönem ile 2013 Gezi eylemlerine ilişkin veriler dahil değil. Gezi olaylarında yaşamlarını yitirenlerin sayısısı 36. Rapordaki verilere göre  16 yıllık dönemde en az 14 bin 960 kadın katledildi.

Savaştan beter bir tablo bu.

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :