İNSANLAR SOKAKLARDA ”ÖZGÜRCE” TÜKÜRDÜKÇE HERKESİN AKLINA İLK SEN GELECEKSİN.

Ana Sayfa » SICAK ANALİZ » İNSANLAR SOKAKLARDA ”ÖZGÜRCE” TÜKÜRDÜKÇE HERKESİN AKLINA İLK SEN GELECEKSİN.

13.05.2018 - 12:26

İNSANLAR SOKAKLARDA ”ÖZGÜRCE” TÜKÜRDÜKÇE HERKESİN AKLINA İLK SEN GELECEKSİN.

 

“Bu coğrafyada bir-iki tane daha Tayyip Erdoğan çıksaymış, daha kuvvetli bir coğrafya olurmuş.’’ diyebilirsin. Bu tamamen senin duruşunla, siyasi tercihinle, olaylara bakışınla ilgili bir yaklaşımdır.

’’Dünyadaki adaletsizlikle, hukuksuzlukla bir tek Cumhurbaşkanımız savaşıyor.’’ dediğinde de böyle düşündüğün için suçlanamazsın. Böyle konuştuğunda ‘’ama’’ diye başlayan cümleleri duyma ihtimalin yüksek olsa da, bir kenara koyalım onları şimdi. Herkes istediğini düşünmekte özgür olmalı. Eyleme dönüşmemiş düşünceleri savundukları, yazıp çizdikleri için insanlar yıllarca cezaevlerinde yatmamalı, suçlanmamalı, vatan haini ilan edilmemeli.

’’Sonuna kadar Erdoğancıyım. Hatta büyük harflerle yaz, feriştahıyım.’’ diye göğsünü gererek, yüksek tondan yaptığın açıklamalardan dolayı baban, kardeşin seninle görüşmeyi reddetse de ve sen onları  hayatından silsen de, sonuçta bu özelindir, kişisel yaşamınla ilgili bir durumdur. Kimse kimsenin özel hayatına burnunu sokmamalı, karışmamalı, yaptığı seçimlerden dolayı suçlamamalı, yargılamamalı, çarmıha germemeli, ötekileştirmemeli.

Buraya kadar ‘’Tamam.’’

Ama bundan sonrası var ki, orada dur bakalım.

Yere tükürmenin, böylesine vahşileşmenin, ilkelleşmenin ne özgürlükle, ne insanlıkla ilişkisinin olamayacağını birileri sana anlatmalı.

‘’Yurt dışına gidin; orada yapamadığınız her şeyi burada yapabiliyorsunuz. Orada yere tüküremezseniz, burada tükürüyorsunuz, kırmızı da geçemezsiniz, burada geçiyorsunuz. Burada iktidar, yasal bir düzenleme yaptığında ayağa kalkıyoruz. Biz fazla özgür bir ülkeyiz.”

Yere tükürmenin özgürlükle ilişkisinin bulunmadığını, uygarlıktan azıcık nasibini almış herkesin bildiği üzere, oraya buraya tükürmenin ayıptan öte, ilkellikle, yontulmamışlıkla, vahşilikle eşdeğerde olduğunu hâlâ öğrenemedin mi? Yere tükürmenin özgürlüğün bir işareti olduğunu ilkokula giden çocuklara anlatmayı düşünsen meselâ; sana ne yanıt vereceklerini hayal bile edemezsin.

Yine kırmızıda geçmenin özgürlük anlamına geldiğini söylemişsin ya; bunun kuralsızlığın, yasa tanımazlığı en kuvvetli belirtisi olduğunu, benzer davranış biçimlerinin ülkenin en tepe noktasından aşağılara doğru sıradanlaşması, yaygınlaşması halinde orada yaşanamayacağını, ki zaten şu anda içinde bulunduğumuz durumun tam da buna benzediğini suratına haykırsalar, gerçekten şaşırır mısın?

Bütün bunlara dayanarak ‘’Biz fazla özgür bir ülkeyiz.’’ sözünle adını adeta tarihe kazıdın.

İnsanlar sokaklarda oraya buraya, hatta birbirlerine ‘’özgürce’’tükürdükçe herkesin aklına ilk sen geleceksin.

Müziğinle, türkülerinle değil özgürlük anlayışınla hiç unutulmayacaksın, hep anımsanacaksın.

 

Kaynak:

1-http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/magazin/ben-durustum-durust-olmayan-eski-dostlarim-40834532

2-https://odatv.com/orada-yere-tukuremezsiniz-burada-tukuruyorsunuz-12051822.html

Ziyaretçi Yorumları

Şakir Öztoprak15 Mayıs 2018

Merhaba dost yürek Ferhan Şaylıman, “Yetmez ama Evet” zihniyetinin farklı versiyonudur Yavuz Bingöl. Yavuz Bingöl nezdinde “Kar ve Çıkar Dürtüleri”nin GÜCÜNÜ görmek ile beraber, insanoğlunun bu GÜÇ karşısında ne kadar zavallaşacağına hep birlikte tanık oluyoruz. Üzüldüğüm tek şey ; Yavuz Bingöl’ü bu savruluşa götüren “Yaşam Şartları”nı analiz edip fark edilemeyiştir, yakın markajdaki insanlar tarafından. Zaten bu fark edilemeyişler değil midir bizi “Sol Tarikatlar Mezarlığı Cenneti”ne mahkum ettiren? Ve yüreğimde bir uktedir, yüreğime taş gibi oturmuştur ve halen devam etmektedir : 10 yılı aşkın mahkumiyetten sonra döndüğümde memleketime, bir gün yolda rasladım gençliğimin lümpen dava arkadaşıma ve harçlık istedi, yüreğimden vuruldum ; cezaevinden çıkmışım, elde yok avuçta yoktu, bir şey veremedim, bir kaç gün beklemesini söyledim. Velakin bir gün sonra aç bi aç Çarşamba Köprüsünden kendini bırakmış Yeşilırmak’ın mavi sularına… Yandım kavruldum duyduğumda, neden fark edemedim, yaratmaz mı idim o harçlıkları, ölümün içinden çekip çıkarmaz mı idim, diye çok kızdım kendime. Yalnızlığa itilişin hazin öyküsüdür bu. Yavuz Bingöl gibileri düşününce hep bu gerçeğim gelir aklıma. Vurmak kolay, ama bu süreç içerisinde yer alanlar acaba Yavuz Bingöl’deki bu değişime dönüşüme engel olabileklerinin farkındalar mı?

Paylaşımın için teşekkürler dostum sevgiyle kal görüşmek üzere ❤

İlgili Terimler :