İSTANBUL TABİP ODASINDAN ÇARPICI AÇIKLAMA:”TIBBIN ŞARLATANLARINA KANMAYIN, SAĞLIĞINIZDAN OLMAYIN.”

Ana Sayfa » GÜNCEL » İSTANBUL TABİP ODASINDAN ÇARPICI AÇIKLAMA:”TIBBIN ŞARLATANLARINA KANMAYIN, SAĞLIĞINIZDAN OLMAYIN.”

18.01.2019 - 11:01

İSTANBUL TABİP ODASINDAN ÇARPICI AÇIKLAMA:”TIBBIN ŞARLATANLARINA KANMAYIN, SAĞLIĞINIZDAN OLMAYIN.”

İstanbul Tabip Odası düzenlediği bir basın toplantısıyla yurttaşları uyardı.

İTO Başkanı Dr. Pınar Saip, TTB 2. Başkanı Dr. Ali Çerkezoğlu, İTO Genel Sekreteri Dr. Osman Öztürk ve İTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Güray Kılıç’ın katıldığı toplantıda ilk konuşmayı yapan Dr. Ali Çerkezoğlu şunları söyledi:

“İnsanların daha iyi, daha mutlu, daha sağlıklı yaşama, ömür süresini uzatma beklentisini anlaşılabilir buluyoruz. Ancak toplumdaki bu beklentileri kullanarak hurafeler üreten anlayışlarla, dinbazlıkla, modern tıbbı ticari bir şekilde manipüle etmeye varan şarlatanlıklarla da karşı karşıya kalıyoruz. Bu alanın denetlenmesini toplum sağlığı açısından olmazsa olmaz bir durum olarak görüyoruz. Sağlık ortamının, hekimlik uygulamalarının denetlenmesi her zaman önemliydi ancak bu dönemde çok daha fazla önem kazanmış durumda. Türk Tabipleri Birliği bu denetleme, sorgulama, tartışma zeminlerinden bir tanesi ve kendisine 6023 sayılı yasanın yüklediği sorumlulukla hekimler üzerinde bir denetim mekanizması kurmaya çalışıyor. İlgili yasa hekimlerin deontolojiye aykırı bir tutumları varsa bunları soruşturma ve bir suç, eksiklik, etik dışı bir durum varsa bunu cezalandırma sorumluluğu yüklüyor Onur Kurullarımıza ve Yüksek Onur Kurulumuza. Bu sadece İstanbul’a özgü bir durum değil kuşkusuz, ülkemizin bütün illerinde yaşanan somut bir sıkıntı. Ancak medyanın İstanbul’da daha yoğun olması, nüfusun artışı, sağlık sektörünün İstanbul’da yoğunlaşmış olması bu meselenin İstanbul’da daha görünür olmasına yol açıyor. TTB Merkez Konseyi üzerine düşen görevi yerine getirmeye çalışıyor ancak medyanın, toplumun duyarlı kesimlerinin bu konuda anlık algılardan, esen rüzgardan yola çıkarak popüler kişiler yaratmaya, bu kişilerin kendilerine alan açmalarına hizmet etmemelerini bekliyoruz. Yine Sağlık Bakanlığı ve yargı organlarının da bu konuda daha titiz davranmasını bekliyoruz.”

 

İstanbul Tabip Odası’nın kamuoyuyla paylaştığı uyarılar 10 başlık altında toplanıyor:

1- Her ne kadar modern tıbbı yerden yere vursalar da, bunu yaparken modern tıp eğitimi sonucu kazandıkları “doktor” unvanlarını ve akademik kariyerlerini kullanmaya özen gösterirler; özel muayenehanelerinde, kliniklerinde hasta bakmaya, ilaç yazmaya devam ederler.

2- Hemen her açıklamalarında bilimsel/tıbbi gerçekler/doğrularla bilim dışı yalanları/yanlışlarıbirlikte harmanlayarak sunar, böylece yalanları/yanlışlarını gerçeklerin/doğruların arasında gizlemeye çalışırlar.

3- İleri sürdükleri “ezber bozan”, “tabu yıkan”, “şoke eden” iddiaların hiçbir bilimsel ispatı yoktur. Kendilerine soracak olursanız iddialarını ispatlamaları için bilimsel dayanağa ihtiyaç yoktur, kendilerinin söylemiş olmaları yeterlidir.

4- Ortaya attıkları iddiaların çürütülmesinde kendileri açısından hiçbir sıkıntı duymazlar; hemen yeni konular, yeni iddialar bulurlar. Hemen hepsinin kendince “her derde deva” bir meyvesi, sebzesi, insan yaşamını en az 30 yıl uzatacak bir diyet/tedavi kürü vardır.

5- Yaşam düsturları “Bir gün herkes -15 dakikalığına- ünlü olacak!”, taktikleri “Reklamın iyisi, kötüsü olmaz!”dır. Bilimsel başarılarıyla değil, medyatik söylemleriyle kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışırlar.

6- Kendilerine uzatılan her mikrofona, yöneltilen her soruya, uzmanlık alanları olup olmadığına bakmaksızın mutlaka verilecek bir cevapları vardır. Bazıları daha da ileri gidip fırsatını yakalamışken derin sosyolojik tahlillerde bulunurlar.

7- Bugün zaten birçok doktorun ve tabip odalarının “aşırı teşhis”ten aşırı teknoloji ve ilaç kullanımına, tanı/tedavi süreçlerine tıbbi teknoloji/ilaç tekellerinin müdahalesinden kapitalist tıbba kadar bir dizi uygulamayı son derece radikal eleştiriler yönelttiğini bilmezden/görmezden gelirler; kendilerini biricik kahraman ilan ederler.

8- Zihin dünyaları “komplo teorileri”yle doludur; kanserin çaresi bulunmuştur ama ilaç firmaları gizliyordur, şekerin zararı kendileri ifşa edene kadar toplumdan saklanmıştır, aşıların içinde alüminyum vardır ve otizme yol açıyordur, vb., ve de bütün bu komploların farkına varan biricik akıl sadece kendilerinde mevcuttur.

9- Açıklamalarında soyut bir “tıbbi endüstri”, “sistem” eleştirisi varsa da hiçbir zaman mevcut sağlık politikalarını ve o politikaların sahibi siyasi iktidarı eleştirmezler, iktidar partisi AKP’nin adını dahi ağızlarına almazlar; sonunda da faturayı doktorlara keserler.

10- Her ne kadar bütün bu faaliyetlerini kendileri için hiçbir karşılık beklemeden, toplum için/toplum yararına, “uhrevi” amaçlarla yaptıklarını iddia etseler de çabalarının meyvelerini daha çok tanınırlık/bilinirlik/kabul görme, hasta sayısı/kitap satışlarında artış gibi “dünyevi” nimetler olarak toplamaktan kaçınmazlar.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :