İŞTE ”YENİ TÜRKİYE”: HEYKELE GÖZALTI !

Ana Sayfa » SICAK ANALİZ » İŞTE ”YENİ TÜRKİYE”: HEYKELE GÖZALTI !

16.04.2018 - 13:58

İŞTE ”YENİ TÜRKİYE”: HEYKELE GÖZALTI !

Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı, KHK ile görevlerinden ihraç olduktan sonra işlerine iade edilmek için açlık grevine başlayan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın 22 Mayıs 2017 tarihinde gözaltına alınmalarının ardından polis tarafından bariyerlerle çevrildi.

Avukatları aracılığıyla bilgi edinme başvurusu yapan Halkevleri Eş Genel Başkanı Dilşat Aktaş, anıtın bariyerlerle çevrilmesinin ve anıtın yanında polis noktası oluşturulmasının nedenlerinin ve hukuki dayanaklarının bildirilmesini istedi. Aktaş’ın başvurusuna Ankara Valiliği yanıt verdi:

“Söz konusu heykel vatandaşlarımızın ortak kullanımında bulunmasına rağmen zamanla çeşitli uç ideolojik görüşe müzahir şahıslar tarafından sahiplenerek kendi görüşleri doğrultusunda hazırlanan afiş, bildiri vb. malzemeler yapıştırılmak suretiyle kendi amaçları doğrultusunda kullanılmaya başlanmış, üzerine asılan ve yapıştırılan malzemeler ile de çoğu zaman görüntü kirliliği oluşturacak şekilde heykelin doğal görüntüsüne zarar verilmiştir. Son olarak (24) saat esasına göre gündüz/gece olmak üzere ‘süresiz açlık grevi’ adı altında gerçekleştirilen kanuna aykırı eylemler esnasında ise kamuya ait olan heykel önüne konulan masa, sandalye, koltuk vb. yaşam malzemeleri ile yerleşke haline getirilerek işgal edilmek istenmiştir. Bunun üzerine bu kanuna aykırı eylemi gerçekleştirilen şahıslar men edilerek bir daha bu şekilde bir eyleme tevessül edilmemesi için heykel bariyerler ile koruma altına alınmıştır.

Alınan bu koruma tedbiri Anayasamızın Sanatın ve sanatçının korunması başlıklı 64.maddesinin ‘Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alın’ hükmüne aykırı olmadığı gibi aksine bu hüküm gereği sanat eserini koruyucu yöndedir. Belirtilen insan hakları heykel belirli bir görüşe müzahir bir zümreye ait değil toplumun tamamının hak sahibi olduğu kamusal bir simgedir.”

Valiliğin, Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Heykeli’nin abluka altına alınmasını, sanatın ve sanatçının korunmasına yönelik bir girişim olarak değerlendirmesi tartışmalara yol açtı.

Galiba dünyada başka bir örneği yok.

Heykelin suç unsuru gibi görünüp çevresinin kuşatılması, yetmedi yanına seyyar karakol kurulması valiliğin yaptığı açıklamayla anlaşılabilecek boyutları çoktan aştı.

”Yeni Türkiye”nin demokraside, insan haklarında, özgürlüklerde bir sıçrama olduğunu iddia edenlere verilecek en basit yanıt fotoğraftaki heykelin hali.

Ama görünen kuşatılmışlığın yalnızca Yüksel Caddesi’nde mi olduğu sorusu aslında konunun özünü oluşturuyor.

İnsan Hakları Heykeli’ni kıstıran bariyerler, aslında  2002’den bu yana adım adım genişleyerek ülkeyi yaşanmaz bir hale dönüştüren zihniyetin simgesi.

Belki de heykel fotoğrafının öncelikli anlamı da bu: Sokakta, okulda, kışlada, çarşıda, medyada ve hayatın akla gelebilecek tüm alanlarında kuşatmaların kırıldığı gün, Türkiye bağnazlığın, adaletsizliğin, hukuk tanımazlığın zincirlerinden kurtulacak .

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :