KEMAL ANADOL- PANAROMA

Ana Sayfa » İÇ ve DIŞ SİYASET » KEMAL ANADOL- PANAROMA

21.05.2018 - 21:07

KEMAL ANADOL- PANAROMA

 

2023’e, Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü kuruluş yıldönümüne sadece beş yıl kaldı. Birinci Dünya Savaşı’nın üzerinden de tam yüz yıl geçti…

Gördüklerimiz ve yaşadıklarımız, ileri sürülen komplo teorilerini doğruluyor! Savaş sonrası ABD Başkanı Wilson’un ortaya attığı prensipler, İngiliz ve Fransızların petrol kaynaklarına göre çizdirdikleri “Sykes-Picot” sınırları! “Böl ve yönet” anlayışıyla çizilen bu sınırları önce saklayan gizli, sonra kapsayan açık anlaşmalar…

Yıllar sonra dünya jandarması ABD’nin güncelleştirdiği Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) bu işte! 20. Yüzyıl sonlarında ortaya çıkan ekonomik ve siyasal “küreselleşme” sosuna bulanarak piyasaya sürülen teorilerin özü, ülkeleri, ulus devletleri, sınırları parçalamak, etnik ve mezhepsel ayrılıkları kaşımaktır! İşin ilginç yanı, kalın çizgileriyle, emek/sermaye, ezen/ezilen, kapitalist/proleterya çelişkisine dayanan sol düşünce de kendini bu parçalanmadan kurtaramamıştır. Zaman zaman, görüntüde “insan hakları” gibi kutsal gerekçelere dayanan ama yukarıdaki çelişkiler yerine etnik, dinsel ve mezhepsel ayrımları öne çıkaran, kendine “liberal sol” etiketi yapıştıran “turuncu sol”, bazen açık, bazen saklayarak Büyük Orta Doğu projesinin önemli aygıtı olmuştur, olmaktadır!

Türkiye, ister Ön Asya, isterse Orta Doğu deyin bu coğrafyanın en önemli ülkesi ve devletidir. Bu nedenle BOP’un önce sahneye konulduğu ve ısrarla tamamlanmak istendiği bir alandır. R.T. Erdoğan’ın “Bu projenin eş başkanı” olduğunu söylemesi rastlantı değildir. Ülkemizde yakın dönemde yapılan medya/yargı/ordu/muhalefet operasyonları, bu projenin yaşama geçirilmesi için gerçekleştirilmişlerdir. Bu operasyonlardan sonra saha temizlenmiş (!), “Yetmez Ama Evet”, “Yes Be Annem”, “Biji Başkan Obama” çığlıkları yükselmeye başlamıştır. Bu çığlıklar yeni düzenin işaret fişekleridir! Bugün yaşadığımız ve tanık olduğumuz olaylar bu oyunun parçalarıdır. Günlük ayrıntılara, gelişmelere, aday listelerine bakarken gerçek tehlikeyi gözden kaçırabiliriz. Somut örnek RTE’ye karşı Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanlığına aday çıkarma girişimiydi. Bu iki isim herhalde makama değil projeye hizmet için yarışa gireceklerdi!

Bekir Bozdağ’ın “Makas Değişimi” sözleri sorunun özü ve şifresidir. Anımsayınız, ABD ve AB’den gelen siyasiler ve uzmanlar (!), yıllarca kulaklara TC’nin kuruluş ilke ve değerlerine aykırı öneriler fısıldadılar. “Devlet dairelerindeki Atatürk resimlerini indirin”, “Laikliğe takılıp kalmayın” dediler. Fethullah Gülen gibi figürleri ortaya saldılar. BOP gereği devletin içine, güvenlik örgütüne, yargıya ve orduya yerleştirdiler. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül TC Elçiliklerine “Gülen Cemaati Okul ve temsilcilerinin devlet protokolüne dahil edilmesi” için genelge gönderdi. Çağdaş, laik bir Cumhuriyeti din devletine dönüştürmek için büyük çaba harcandı. Oysa tersi kanıtlanmayan gerçek ortada: Bir ülke laik ama demokratik olmayabilir. Fakat laik olmayan bir ülkenin demokratik olması düşünülemez! Dünyada böyle bir ülke yok!

“Makas Değişikliği” Büyük Orta Doğu parolasının işaretidir. Hedef Türkiye’yi çağdaş uygarlık düzeyini amaçlayan ülke olmaktan çıkarıp bir Vahabi topluluğuna dönüştürmek ve BOP’un buyruklarına bağlamak! Nesi var nesi yoksa satarak! Fabrikalarını elden çıkararak, sanayi, tarım ve hayvancılığı bitirerek, üretimi durdurarak! Halkın yaşamını küresel sermayenin kurallarına indeksleyerek! Eğitimi kalitesiz ve çağdışı bir ezberciliğe dönüştürerek…

Bugün yargıda ve orduda türbanlı avukat, yargıç ve subaylarımız var! Hani türban sadece üniversiteli kızlarımızın öğrenim özgürlüğü içindi? Bugün eşi türbanlı olmayan kaç yüksek bürokrat var?

Adına sıkılmadan “yerli ve milli” koydukları bu makas değişimine halkımız ve seçmenimiz izin vermemelidir. “Yeter artık Tamam” diyerek Atatürk’ün gösterdiği yoldan ayrılmamalıdır.

Önümüzdeki seçimlerin önemi ve özeti budur.

 

KEMAL ANADOL

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :