KEMAL KILIÇDAROĞLU OLMADI, OLMAZ, OLMAYACAK- ERGÜN AYDOĞAN

Ana Sayfa » İÇ ve DIŞ SİYASET » KEMAL KILIÇDAROĞLU OLMADI, OLMAZ, OLMAYACAK- ERGÜN AYDOĞAN

02.08.2018 - 21:14

Ergun Aydoğan

Ergun Aydoğan

yazarın tüm yazıları
KEMAL KILIÇDAROĞLU OLMADI, OLMAZ, OLMAYACAK- ERGÜN AYDOĞAN
                             Kemal Kılıçdaroğlu Olmadı, Olmaz, Olmayacak…
Nerdeyse 10 yıl olacak, 2009 yerel seçimler sonrasıydı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığından sonra Grup Başkanvekili olarak Edremit’e gelmiştiniz. Türkiye’nin her yerinden çağrılar alıyordunuz… Açık etmeseniz de, kafanızda genel başkanlık hesapları olduğu belliydi (İsveç’teki Silk Road Enstitüsü raporları ve Wikileks belgelerinde adınız Deniz Baykal’ın yerine geçiyordu).
Foça’ya birlikte kısa sayılmayacak yolculuk yaptık. Özel olmadığı için açıklamamı ‘siyasi nezaketsizlik’ saymazsınız umarım! Gidiş dönüş siyaset konuştuk. Daha çok parti meselelerini… mevcut yönetimi eleştiriyordunuz. Ağırlıklı olarak Genel Sekreter Önder Sav’ı; korku imparatorluğu yarattığını, partinin büyümesinin önünde engel oluşturduğunu, uzun yıllar görev yapmanın etrafındaki değişiklikleri görmesine mani olduğunu buna da ‘işletme körlüğü’ dendiğini, söylüyordunuz.
Uzun sürmedi. Medya desteği vardı. Örgüt altyapısı oluşturuldu. Malum kaset komplosundan sonra göreve geldiniz. Medyanın yarattığı olağanüstü destekle; Karaoğlan, Gandi… yelkenleriniz olumlu havayla dolduruldu. Her şey tamamdı. FETÖ’nün yargıyı ele geçirmek için hazırlanan Anayasa değişiklik referandumu kucağınızda, hayır kampanyası, az bir farkla referandum kabul edildi; Birinci kayıp.
2011 seçimlerinde, 2010 referandumunda yetmez ama evet diyenler tarafınızdan parlamentoya taşındı; Birinci güvensizlik.
CHP, misyonunu tamamlamıştır kapatılsın, dernek olsun, vakıf olarak varlığını sürdürsün diyenlerin hepsini partiye aldınız, milletvekili, yönetici yaptınız.
Zaten parti örgütlerini tembel, parti üst yönetimini, meclis grubunu yetersiz görüyordunuz.
Önce PM, MYK’yı değiştirdiniz. 2011 seçimlerinde tek başınıza Meclis grubunun yüzde 80’nini değiştirdiniz.
Siz ve etrafınızda ‘yedi’ dönem görev yapanlar parti ve ülke adına kendilerini ‘feda!’ ederken, görev talebiyle adaylık iddiası taşıyan her kim varsa; koltuk sevdalısıydı… siyaset ‘yedi’ dönem görev alanlar için meslek değildi, başkaları için meslek sayıldı.
Sonra mı…
Sayısız kez PM ve MYK değişiklikleri… her seçimde Meclis grubunun yüzde 70-80’nini değiştirdiniz. Partinin temel politikalarını değiştirdiniz, partinin tarihi geçmişini yok saydınız, zaman zaman AKP’den önce CHP’yi eleştirdiniz.
Bir seçim… iki seçim… üç seçim… dört seçim… beş seçim… altı seçim… yedi seçim… sekiz seçim… tam dokuz seçim olmadı.
Her seçim sonrası kadroları yenilediniz. Sürekli sorumlular başkasıydı. Örgüt çalışmıyor ‘bir tek’ siz çalıyordunuz; öyle çok çalışıyordunuz ki, daha ne yapabilirdiniz!
İktidar vaat ettiniz… oyları artırmayı taahhüt ettiniz, oyları artıramazsam bırakırım dediniz. Zaten sizin her an bırakabilecekmiş tavrınız beğenildi, koltuk sevdalısı değil, beklenen sonuç elde edilemezse bırakır imajınız sevildi.
Ama olmadı. Bir değil, tam dokuz seçim kaybedildi. Bırakın seçim kazanmayı, oyları artırmayı, oyları düşürdünüz ama biz kaybetmedik, AKP kaybetti dediniz. Bu sizin dışınızda, pek anlaşılmadı! AKP kaybetti ise; ülkeyi AKP niye yönetiyor…
Yakında yerel seçimler var. Ne yapılacak, nasıl bir güven tesis edilecek de dokuz seçimde güven duymayan seçmen, onuncu seçimde güven duyacak. Başta Ankara, İstanbul, Balıkesir… gibi büyükşehir belediyeleri nasıl kazanılacak.
Kurultay toplanmasına karşısınız. Seçim sonuçlarını örgütlerle değerlendirmek yerine kendi arkadaşlarınıza soracaksınız… bugüne kadar yaptığınız sayısız kadro yenilemesini bir kez daha yapacak, yeni isimlerle yola devam edeceksiniz.
Muhtemelen yine hedef kitleniz karşı mahalle olacak. Kendi mahallenizin ‘tıpış tıpış’ oy vereceğinden şüpheniz olmadığı için ‘karşı mahalleye’ beğendirme çabaları bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edecek.
Olur mu?
Şimdiye kadar olmadı, bundan sonra olmaz! Her zaman ‘taklit aslını yaşatır’ kuralını unutmamak gerekir.
Peki, partinin yöneticileri ne yapılırsa yapılsın alınabilecek maksimal oy oranı yüzde 30 derse, koyduğu hedefin üzerine nasıl çıkacak? Yüzde 70 seçmen; bunların hedefi zaten belli, yüzde 30’un üzerine çıkacaklarına kendileri bile inanmıyor, iktidar olmayacak yapının içinde benim ne işim var demez mi?
Şimdiye kadar olmadı. Bundan sonra, onuncu seçimde ne yapılacak, ne söylenecekte seçmenin güveni kazanılacak…
CHP iç sorunlarla kendi kavgasını verirken, Türkiye kavgasını göz ardı ediyor.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :