KORONAYI ANLAMAK MI İSTİYORSUNUZ, İŞTE O YAZI..SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- KORONA’DAN EVVEL, KORONA’DAN SONRA

Ana Sayfa » GÜNCEL » KORONAYI ANLAMAK MI İSTİYORSUNUZ, İŞTE O YAZI..SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- KORONA’DAN EVVEL, KORONA’DAN SONRA

18.03.2020 - 20:37

Sönmez Çetinkaya

Sönmez Çetinkaya

yazarın tüm yazıları
KORONAYI ANLAMAK MI İSTİYORSUNUZ, İŞTE O YAZI..SÖNMEZ ÇETİNKAYA YAZDI- KORONA’DAN EVVEL, KORONA’DAN SONRA

 

Dünya, son üç haftadır, öncesinde akla hayale bile gelmeyen, hatta rüyalarda bile görülse; kabus içinde uyanılıp “ hayırdır inşallah“ dedirtecek yepyeni bir sürece mi girdi desem inandırıcı olur mu?

İster inanalım, ister inanmayalım. 3. Dünya Savaşı çıkmadı ama, başta gelişmiş olarak kabul edilen ülkeler olmak üzere dünyanın büyük bir bölümünde son üç hafta içinde, yaşam tarzları başta olmak üzere birçok şey değişmenin de ötesinde neredeyse “allak bullak oldu” denecek aşamaya ulaştı.

Yani gelecekte tarihi yazacak olanların, yaşamakta olduğumuz bu bugünleri değerlendirirken, sözlerine veya yazılarına bu yazının başlığındaki sözcüklerle başlayacaklarını düşünüyorum.

Böylesi bir önerme için, sadece yirmi gün gibi çok kısa süre içinde öyle şeylere tanık olundu ki; hangisinden başlamalı?

Üç hafta öncesine kadar uluslararası alanda tanık olduğumuz, kavga, tartışma, tehdit vb akla ne gelirse aniden gündemden düştü. Başta Suriye, Libya, Yemen’deki iç savaşlar olmak üzere, Avrupa kapılarına yığılan göç krizleri, hatta İklim Değişikliği tehditleri vb, dünyanın dört bir tarafındaki sosyo-ekonomik krizler ilgi alanından çıktı.

Dünyanın bütün büyük haber kanalları tek bir konuya, Korona’ya yoğunlaştı.

O zaman şunu sormayacak mıyız: Gün yirmi dört saat medyada okuyup izlediğimiz, tartıştığımız bu gündem maddeleri neyin nesiydi?

Konu, başta Gelişmiş Ülkeler, kısa adıyla G7 olarak anılan ülkeler yanında, bunların birkaçının üyesi olduğu BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi ülkesini, yani kendilerini adeta dünya düzeninin patronu kabul edenlerin halkları üzerinde görülmemiş paniğe neden
oldu.

Belki de büyük bir savaş koşullarında bile rastlanmayacak müthiş bir panik hali, bu ülkelerin burunlarından kıl aldırmayacak denli kibirli yöneticilerini adeta şaşkına çevirdi. Yani ancak elektron mikroskop altında görülebilecek nano boyuttaki bir doğa ürünü olan korona virüsü, yöneticilerin hemen hepsini, sözün tam karşılığı ile “ şaşkın ördek “ haline getirdi. “ Şaşkın ördek “ deyişinin abartma olmadığını anlatmak için , İngiltere’yi yönetenlerin şaşkınlığının gerçekten “ evlere şenlik “ düzeyde olduğunu hatırlamak sanırım yeterli olur.

Okuyucuların bazılarının dikkatini çekmiştir. İngiltere’nin çiçeği burnunda telaşlı ve heyecanlı yeni başbakanı Boris Johnson, ülkesinde okullar dahil hiçbir kurumu kapatmayacaklarını, hatta insanların doğal bağışıklık sağlamaları için korona virüsü ile bir an evvel tanışmalarının daha iyi olacağını, böylece bundan sonraki virüs ataklarına karşı dayanıklı hale gelecekleri gibi tuhaf sözleri dillendirmekten çekinmedi.

Ancak aradan birkaç gün geçmeden bu sözlerinden çark edip, diğer ülkelerdeki benzer önlemleri benimsemek zorunda kaldı. Boris’in bu tavrına “ şaşkın ördek “ denmez de, ne denir?

Benzer tavrın işin en başında, İtalya’yı yönetenler tarafından benimsendiğini de, kırk yıl önceki iş ortaklarımdan Sicilya’lı akademisyen- iş insanı dostum ile yaptığım birçok telefon görüşmesi sırasında öğrendim. Bunun sonunda olanlar malum. Binlerce İtalyan yurttaşı virüsü kaptı, binin üzerinde de insan yaşamını kaybetti. Sonunda kaç kişinin daha yaşamını kaybedeceği ise belli değil.

İtalya’daki bu acı deneyim, sonunda birçok Avrupa ülkesini benzer önlemleri almaya yönlendirdi. Almanya’daki süreci Berlin’de yaşayan çocuklarımdan günlük aldığım bilgilerle izliyorum. Kreşlerden başlayarak üniversiteler dahil bütün okullar tatil edildiği gibi, beyaz yakalı çalışanların çoğu evlerinden online çalışma düzenine sokulmuş durumda. Anne babalar, çocuklarının genellikle evlerde bir araya gelerek oyun oynama alışkanlıklarını engelleyip, onları açık alanlarda oynamaya yönlendiriyorlar.

Bütün bu görüntülere nesnel açıdan bakarak, henüz çok net olmamakla birlikte, virüsün orijini olduğu düşünülen Çin’in, bu virüsle mücadelede çok bilinçli bir kriz yönetimi uygulayarak başarılı olduğunu kabul etmek durumundayız.

Kanımca bu sürecin küresel çerçevede, politik, sosyo-ekonomik, psikolojik vb birçok parametre açısından çok önemli sonuçları olacak.

Bunların derinlikli irdelemesini uzmanlarına bırakarak, bendeniz bu olaya ilişkin önceki yazımda kısaca değindiğim bir
hususu biraz açmak isterim. Bu gereksinimi de, sitemizin GYY Ferhan Şaylıman’ın, sürecin başından beri yaptığı önemli video yayınlarında verdiği, uyarı niteliğindeki mesajları üzerine duydum.

Bu düşüncemi, 1971 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazanan Denis Gabor adındaki bir bilimcinin Nobel Ödül törenindeki konuşmasında yer verdiği “ Bizim şimdiki medeniyetimiz maddi açıdan olağanüstü bir teknolojiye yaslanıyor; ancak manevi açıdan pratik olarak yaslanacağı hiçbir şey yok.” sözleriyle açacağım.

Bu sözlerde geçen “ manevi “ sözcüğü, ola ki, “ din “ vb metafizik kurumlarla ilişkilendirilmesin.

Gabor’un bundan yarım asır önce sözünü ettiği manevi destek eksikliği sözü, küresel çapta yaşanan haksızlık ve acıların, bugün olduğu gibi, o günlerde de önüne geçilememesiydi. Eksikliğini vurguladığı destek, teknolojideki olağanüstü gelişmelere karşın, insanlığın hala “ küresel ahlak ve vicdan normları “ inşa etmekten bir hayli uzak olduğunu düşünmesiydi.

Gabor’un bu yaklaşımının bazılarınca bir bilimci naifliği olarak değerlendirilmesi, vahşi kapitalizmin insanlığı taşıdığı popüler paradigma çerçevesinde pek de yadırganmayabilir. Ancak hiç beklenmedik bir zamanda, beklenmedik bir şekilde insanlığı dehşete sürükleyen corona olayının neden olduğu süreç dikkate alındığında, Gabor’un bu düşüncesinin hiç de yabana atılamayacak kadar değerli olduğunu düşünüyorum.

Bana göre 21.yy’ın ilk çeyreğinin bitmekte olduğu şu günlerde, evrim sürecinde homo erektus’tan homo sapiens’e geçişin ilkel aşamalarındaki “ avcı “ tipolojisinden hiç de farklı olmayan bir kovboyun “ America First” diye avaz avaz bağırarak toplumunun
yarısının desteğini alabiliyor olmasının, Gabor’un düşündüğü küresel manevi desteğin oluşmasının önündeki en büyük engel olduğunu not etmek isterim.

Korona virüsüne karşı aşı geliştirilmesi sürecinde bile, bu adamın sergilemekten utanmadığı tavır, ( EQ) Duygusal Zeka açısından ne kadar geri olduğunu acı bir şekilde ortaya koyuyor.

Peki sonrasında ne mi yaptı?

Bir Alman firmasının üretme aşamasında olduğu söylenen aşının ABD’de üretilerek istisnai olarak Amerikalılara uygulanması için, firmaya inanılmaz miktarda para önerdiği ortaya çıktı. Neyse ki; Alman Hükümeti devreye girdi de; bu insanlık dışı talebi engelledi.

Açıkça söylemek gerekir ki, böyle bir adamın Afrika’nın kıyısında köşesindeki bir ülkede değil de, yer kürenin kaderine hükmeden bir konumda olması gerçekten dehşet verici.

Ancak ne yazık ki; bu yılın kasım ayında yapılacak seçimlerde aslında, hem Amerika hem de dünya barışı için bir fırsat olarak görülen Demokrat Parti’den Sosyalist görüş sahibi Bernie Sanders’ın oyundan düşmesiyle, bu adamın şansının yine yüksek olacağı
anlaşılıyor. Sanders’ın Demokrat Parti ön seçimlerinde aldığı sonucun da gelecek seçimlerde bir sosyalist adayın çıkıp, başarılı olabileceğini göstermesi açısından umut verici olduğunu belirtmek yerinde olur.

Korona’dan önceki duruma kısaca böylece değindikten sonra, küresel siyasi süreç için ne tür beklentiler içine girilebilir.

Evet, öyle sanıyorum ki bundan böyle hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; olmamalı!

Yani, eğer korona sürecinde yaşanmakta olanlardan ve önümüzdeki günlerde yaşanacaklardan ders alınmayacak olursa, yakın gelecekte iklim değişikliğinin yerkürede oluşturma olasılığı yüksek birçok doğal tehdide karşı, bugün olduğu gibi hazırlıksız yakalanacak durumda kalmayı düşünmek bile çok ürkütücü.

O halde çözüm nerede?

Zamanın Ruhu’nu yakalamakta!

Orijinali Almanca “ zeitgeist “ olan bu kelime ne anlama geliyor?

Anlamı şu: Belirli bir zaman kesitinde insanların duygu ve düşüncelerinin ani yöneliş içine girmesi!

Kanımca Korona Virüsü Olgusu küresel çapta böylesi bir paradigmal sıçramaya neden olabilir.

Ancak bu olgunun küresel bilinçte yer alıp yükselmesi için görev büyük ölçüde siyasetçilere düşüyor.

Tabi yazının yukarıdaki satırlarında yer verilen örneklere bakılacak olursa, günümüzde küresel çerçevede görevli yöneticileri üreten siyasetin bu görevi yerine getirmesi, Almanya vb birkaç ülke hariç, genelde pek mümkün görünmüyor. O zaman siyaset anlayışında ve tasarımında küresel bir dönüşüme gereksinim olduğunu teslim etmek gerekir.

Bu nasıl olabilir?

Bakın, ülke yönetimlerinde münevverlere ( yanlış anlaşılmasın sadece bir veya birkaç üniversite diploması almış okumuşlara değil) ve bilimcilere önemli görevler ve sorumluluklar düştüğünü baştan vurgulayan, 1987/99 yılları arasında UNESCO Genel Müdürlüğü yapmış düşünür Federico Mayor Zaragoza şöyle devam etmiş:

“ Bilgi sahibi olmak, beraberinde ahlaki bir yükümlülük taşır. Bilimciler laboratuvarlarının, bölümlerinin, fakültelerinin ve endüstrilerinin duvarlarını aşmak zorundalar. Bilimsel yaşamın basitçe “ yayın yap, ya da yok ol “ sloganına indirgenmesi hem küçük düşürücüdür, hem de hatalıdır. Özellikle tersine çevrilemeyecek sonuçların ortaya çıkmasının muhtemel olduğu durumlarda sessiz kalmayı seçen bir münevver (entelektüel) hem acemice, hem de gayri ahlaki bir tutum içerisindedir”.

Einstein’ın ; “ Dünya ya bir olacaktır; ya da yok olacaktır “ sözlerini hatırlatarak şu sözleri ekliyor Mayor:

“ 21.yy karar alma süreçlerinin tüm düzeylerde giderek bilimselleştirilmesine tanıklık edecektir, etmelidir. “

21.yy’ın ilk çeyreğinin bitmesine az kalan şu günlere kadar Federico Mayor’un bu önemli düşüncesinin gerçekleştiğine tanık olmak bir yana, mevcut karar alıcılara bakıldığında tam tersi bir durumun ortaya çıktığı düşünülebilir. Ancak böylesi derin bilgi ve deneyim ile oluşan kültüre sahibi olanların görüşlerinin genellikle isabetli olduğunun en ciddi tanığının tarih olduğu unutulmamalıdır.

Korona’dan küresel çapta alınacak dersle dönüşmesi beklenen “ Zamanın Ruhu”nun, yerküreyi böylesi akılcı ve yüksek vicdani bir sürece taşıyabilmesi için, birçok ülkede siyasete el koymuş çapsız poştikacılardan, demokratik yolla kurtulunması, bütün insanlık için en büyük umut olacaktır.

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :