MUSTAFA BALBAY YAZDI- YARIN CUMHURİYET’İ GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ

Ana Sayfa » GÜNCEL » MUSTAFA BALBAY YAZDI- YARIN CUMHURİYET’İ GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ

28.10.2018 - 8:50

MUSTAFA BALBAY YAZDI- YARIN CUMHURİYET’İ GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ

Yarın Cumhuriyet’in kuruluş yıldönümü.

2000’li yılların belki de en temel özelliği, Cumhuriyet’i bitirmek üzere iktidara gelenlerin bilinçli biçimde sürdürdükleri politikaların giderek azgınlaşması oldu. Bugün Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerinin bitirildiğini, devlet yapısının tamamen laiklik karşıtı bir zemine oturtulduğunu gördükçe bu aşamaya nasıl geldik sorusu yanıtlanmaya muhtaç görünüyor. Çağdaş bir yönetimden kopan, tek adam rejimine sürüklenen Türkiye’de hiçbir şey durup dururken olmadı. Yavaş yavaş, alıştıra alıştıra, sindirerek, korkutarak, toplumdaki örgütlü yapıyı dağıtarak bu güce ulaşanların Cumhuriyet’i bitirme projeleri ne yazık ki gerçekleşmiş görünüyor. Cumhuriyet ruhunu öldürmek amacıyla her yolu deneyenlerin yarınki törenleri yapmamak için İstanbul’da havalimanı açılışını gerekçe göstermeleri, 16 yıldır açıktan ya da gizlice sürdürülen politikaların yalnızca son örneğini teşkil ediyor.

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mustafa Balbay ilk kuruluş günlerinden bir ayrıntıyla girdiği yazısını bakın nasıl bir noktaya taşımış:

 

28 Ekim 2018 Pazar

Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’dan 15 Ekim 1927’ye dek yaşadıklarını, yaptıklarını bir bir anlattığı NUTUK’ta heyecan verici bölümlerin başında 1923 yılı ekim ayı gelir. 13 Ekim’de Ankara’nın başkent oluşu, 29 Ekim’de Cumhuriyetin ilanı… 
Kurtuluş Savaşı’ndan sonra başlayan kuruluş mücadelesinin en önemli dönemidir o günler. Meclis’te başkentin İstanbul olarak kalıp padişahlığın devam etmesine kadar uzanan eğilimler vardır. Mustafa Kemal bütün bunları otoriter güç kullanmak yerine Meclis’i işleterek aştı. NUTUK’ta 28 Ekim akşamını şöyle anlatır Mustafa Kemal: 
“Gece olmuştu. Çankaya’ya gitmek üzere Meclis’ten ayrılırken koridorda beni beklemekte olan Kemalettin Sami ve Halit paşalara rastladım. Ali Fuat Paşa Ankara’dan ayrılırken bunların Ankara’ya geldiklerini o günkü gazetede ‘bir uğurlama ve bir karşılama’ başlığı altında okumuştum. Daha kendileriyle görüşememiştim. Benimle görüşmek için geç vakte değin orada beklediklerini anlayınca, akşam yemeğine gelmelerini, Milli Savunma Bakanı Kazım Paşa’ya ve Fethi Bey’e de Çankaya’ya benimle birlikte gelmelerini söyledim. Çankaya’ya varınca, orada beni görmek üzere gelmiş olan Rize milletvekili Fuat, Afyonkarahisar milletvekili Ruşen Eşref beylere rastladım. Onları da yemeğe alıkoydum. 
Yemek yenirken; ‘Yarın cumhuriyet ilan edeceğiz’ dedim.”

***

95 yıl önce bugün, hazırlıkları yıllar önce yapılmış Cumhuriyetin yarın ilan edilmesi planlanıyordu. 
Adını Atatürk’ten alan elinizde tuttuğunuz gazete de aynı sürecin kilometre taşıdır. 
7 Mayıs 2019’da da Cumhuriyet Gazetesi 95 yaşına girecek. 
Gazetede üç gündür bir çağrı yer alıyor: 
Cumhuriyet imecesi. 
Bu, sıradan bir katılım çağrısı değildir. 
Bu, Cumhuriyetin yüzüncü yılına giderken toplanma yerine davettir. 
Bu, aynı kaygıları taşıyan tek tek insanların yan yana gelerek nasıl büyük bir güç olacağını gösterme zeminidir. 
Bu, gelecek için yeni bir başlangıçtır. 
Bu, “Cumhuriyet’in tek sahibi, okurudur” ilkesinin bir kez daha ilanıdır. 
Cumhuriyet Gazetesi’nin sırtı yere gelmez. Çünkü sırtını halka dayıyor. 
Cumhuriyet Gazetesi her şartta dimdik ayaktadır. Çünkü yüzünü hep aydınlığa çeviriyor. 
Bunları daha güçlü, daha donanımlı, çağın bütün gereklerine sahip olarak sürdürmesi için yeni bir hamle yapmak gerekiyor. 
Cumhuriyet bu hamleyi iktidar havuzundan değil, halkın çeşmesinden su alarak gerçekleştirebilir.

***

Yazının başında NUTUK’tan “Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz” bölümünü kısaca aktardık. Kurtuluş Savaşı ve sonrasında hep Mustafa Kemal’la birlikte olan Cumhuriyet Gazetesi’nin kurucusu Yunus Nadi “Türkiye’yi Sokakta Bulmadık” başlıklı anılarında o yılları bir başka gözle anlatır. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanına ilişkin anayasa değişikliğini Meclis kürsüsünden İzmir milletvekili Yunus Nadi okur. 
Yunus Nadi’nin anılarında, Ankara’ya ilk geldiği günlere ilişkin sayfalarda “Mustafa Kemal Paşa ile uzun ve tarihi bir hasbihal” başlıklı bölüm şöyle başlar: 
“Gece yarısına doğru Halide Edip Hanım ve arkadaşları gittiler. Deminden beri uyuklamakta olan Doktor Refik Bey odasına çekildi. Recep Bey acele çıkacak işler için biraz çalışmak ihtiyacında olduğundan bahsetti. Paşa ile yalnız kalmıştık…” 
Bölüm şöyle biter: 
“Paşa ile bu vadide muhtelif meseleleri mütalaa eden muhaveremiz gecenin üç buçuğuna kadar devam etti. Odalarımıza çekildiğimiz zaman Ankara’nın boşluğu gözümden silinmiş, bütün vatan nazarımda canlı insanlarla dolu bir gülistan olmuştu. İlk defa olarak vicdanen de pür huzur çok rahat bir uyku uyudum.” 
İşte Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyet Gazetesi bu kader ortaklığının, bu mücadele ruhunun ürünüdür. 
Bu ruhu geleceğe taşırken bir tuğla da siz koymak istemez misiniz? 
Gelecek kuşaklarla daha güçlü buluşmayı hedefleyen Cumhuriyet Gazetesi’nde “benim de payım var” demek istemez misiniz? 
Yarın Cumhuriyet’i geleceğe taşıyacağız; nefesimiz olmak istemez misiniz?

 

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :