NURAY BENSİMON YAZDI- 9. ULUSLARARASI SUÇ VE CEZA FİLM FESTİVALİ

Ana Sayfa » HAYATIN İÇİNDEN » NURAY BENSİMON YAZDI- 9. ULUSLARARASI SUÇ VE CEZA FİLM FESTİVALİ

28.11.2019 - 17:18

NURAY BENSİMON YAZDI- 9. ULUSLARARASI SUÇ VE CEZA FİLM FESTİVALİ

 

9. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali ödül töreni 27 Kasım Perşembe akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonunda yapıldı.
Festival dünyasındaki yerini giderek sağlamlaştıran bir yükselişle 9.yılına ulaşan festivalde, yerli ve yabancı, ünlü ve ünsüz ama hepsi sinema tutkunu ve adalet arayışını beyazperdedeki örneklerinde görmek üzere bir araya toplanmış birbirinden değerli konukları ile gerçekleştirilen törende ödüller kazananlarına sunuldu. 
Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Film Ödülü “Buoyancy-Batmadan” adlı filme verildi.
Yazının ödül töreni ile ilgili kısmına devam etmeden önce bu filmden söz etmek istiyorum biraz.
Gösterimlerde izleyememiştim ve törenin ardından kazanan filmin gösteriminde yakaladığıma nasıl memnun oldum anlatamam.
Avustralyalı yönetmen Rodd Rathjen nasıl da doğru bir haber taşıyıcı olmuş festivalimize, inanın görmeniz gerek bu filmi. Sinemasal anlamda gördüğüm en derli toplu efendi filmlerden biri idi. Derli-toplu-efendi tanımını kullanmam da şu yüzden; hani festival düşüncesi yapılmış olan filmlerde hep bir kasma vardır ya, oradan bir artistik dokunuş , burasından bir arka okuma kaygısı vs. ler gütmeden, hikayenin sonunu havada bırakmadan, – ki, festival filmcilerinin en sevdiği tarzdır bu,  sizi o gıcık hisle yarım bırakmak –  , mesajını doğrudan veren bir iş yapılmış bu film ile. “Buoyancy” bildiğim bir kelime değildi İngilizcede. Sözlüğe baktım sonra. ‘Buoy’ şamandıra-cankurtaran-su üzerinde tutmak olarak tanımlanmış. Kelimeden türeyen buoyancy ise ‘yüzebilme, yüzme kabiliyeti’ olarak çevriliyor. Film içerik ve hikayesi çok isabetli olarak tanımlanıyor bu kelime ile. Yönetmen Rathjen , Asya denizlerinde köle işçi olarak çalıştırılan korkunç bir dünyayı göstermiş bize. Filmin sonundaki altyazıda; -tam hatırlayamamakla birlikte- “Güney Asya karasularında halen 200 binden fazla çocuğun ağır kölelik şartlarında olduğunu, denizlerin üzerinde olan biten her suçun denize gömüldüğünü, deniz üzerinde ne kadar kimsesiz olunduğu” bilgisi geçiyordu. Festival kataloğumuzdaki film açıklaması ise şöyle; “14 yaşında Kamboçyalı bir çocuk, daha iyi bir hayat arayışıyla evini terk eder. Ancak Taylandlı bir borsacıya satılır ve bir balıkçı teknesine köle olarak alınır. Etrafındaki diğer köleler işkence görüp öldürülürken, özgürlük için tek umudunun onu esir alan kişiler kadar vahşi olmak olduğuna karar verir.”…  Fakat inanın bana bundan çok fazlasıydı bu film benim için. Umarım sizler de bir yerlerde bulur ve izlersiniz.
Ödüllerle ilgili haberlerin devamı ise şöyle;
Festival yönetmeliğine göre, yarışma bölümlerindeki kazanan filmlere tek bir kategoride ödül veriliyor olmasına rağmen bu yıl bir ilk gerçekleşti. Kıvanç Sezer’in yönetmeni olduğu “Küçük Şeyler” filminin oyuncusu Başak Özcan Jüri Özel Takdiri’ni aldı.

– Öğrenci Jürisi Ödülü kazananı İran’dan bir yapım. Niva Javidi’nin “Hapishane Müdürü  Filmi,

– Altın Terazi Kısa Film Proje Yarışması En İyi Senaryo Ödülü “Peripetia-Peripeteia”

filmi ile Merve Gezen’e,

– Kısa Film Jüri Özel ödülü “İtham-Accusation” ile Melih Bilici’ye,

– Kısa Film Seyirci Ödülü ise “Eksik-Lack” ile Volkan Budak’a verildi.

Salonlardaki gösterimlerin ardından yapılan oylama ile gerçekleşen bir diğer yarışma bölümü “Habertürk Seyirci Ödülü” nde kazanan film Güney Kore yapımı, Hong Seung-wan’ın yönetmeni olduğu “8 Numaralı Jüri Üyesi”…

İzleyici ödülü için, oy kullanmış festival konukları arasında yapılan çekilişle, 3 izleyici bir sonraki yıl gösterimleri için ücretsiz giriş hakkı kazandı.

Festival direktörü Profesör Doktor Bengi Semerci ödül töreninde yaptığı konuşmada; yoğun bir maratonun ardından çok yorgun olmakla beraber gelirken yolda rastladığı bir izleyicinin sıcak ilgisi ve takdiri ile artık hiç yorgunluk hissetmeyip tam tersine yeniden enerji yüklendiğini söyledi. Festivalin yapımında emeği olan herkese ve özellikle salonları dolduran izleyiciye teşekkür eden Bengi Semerci, “Adaleti sahipsiz, sinemaları seyircisiz bırakmayın” çağrısı yaptı.

 

Bendeniz de kendi adıma, sinemanın değerli ismi Zuhal Olcay’ın başkanı olduğu bu yılın Jüri’sini yürekten kutluyorum. Filmlerimizin herbiri  gerçekten titizlikle seçilmişti ve karar vermek hiç kolay değildi. Buna rağmen ödüllerin en doğru olan yapıma gittiği ile ilgili geniş bir gönül rahatlığıyla tamamlıyoruz bu yıl ki festivali de.

 

Festival 28 Kasım’daki son gösterimlerle bu yılki perdesini kapatıyor.

Suçun da cezanın da daha az olacağı, ADALETİ daha çok ve herkes için duyumsayacağımız bir dünya dileğiyle 10.Suç ve Ceza Uluslararası Film Festivali’nde görüşmek üzere, şimdilik hoşçakalın…

Nuray Bensimon- Gazeteci

Ziyaretçi Yorumları

Saadet Demirel28 Kasım 2019

“Adaleti sahipsiz, sinemaları seyircisiz bırakmayalım, ” diyerek ADALETE ve SİNEMAYA sahip çıkarsak özlenen günler yakındır. Emeklerinize sağlık

Hülya Oymak28 Kasım 2019

Sevgili Nuray kalemene sağlık.Festivali izleme imkanım olmamasına rağmen detaylı olarak kaleme alışın,bu konudaki eksiğimi giderdi diyebilirim.10.Suç ve Ceza festivalinde buluşmak dileği ile

Gulay Avci29 Kasım 2019

adaletin bizim icin ne denli onemli oldugunu, ina ihtiyacimiz oldugunda yoklugunu hissedince anliyoruz. Bu sebeple de adalet kavrami ne yazik ki gunumuzde gereken onemi ihmak edilmis ve sosyolojik olarak olmazsa olmazimiz oldugunu bu festival hatirlatti bana. Harika filmler. Harika organizasyon. Elinize saglik

İlgili Terimler :