16 Ağustos 2022 - Hoş geldiniz

ORTAK AKIL POLİTİKA GELİŞTİRME DERNEĞİ- GENÇLİK ÇALIŞMASI: BERKE BÜLBÜL (UFUK ÜNİVERSİTESİ) – CUMHURİYET TARİHİNDE GENÇLİK

Ana Sayfa » EĞİTİM » ORTAK AKIL POLİTİKA GELİŞTİRME DERNEĞİ- GENÇLİK ÇALIŞMASI: BERKE BÜLBÜL (UFUK ÜNİVERSİTESİ) – CUMHURİYET TARİHİNDE GENÇLİK

Eklenme : 27.07.2022 - 16:43

ORTAK AKIL POLİTİKA GELİŞTİRME DERNEĞİ- GENÇLİK ÇALIŞMASI: BERKE BÜLBÜL (UFUK ÜNİVERSİTESİ) – CUMHURİYET TARİHİNDE GENÇLİK

 

Cumhuriyet tarihinde gençlik sabit bir kalıpla kalmayıp, farklı özelliklere, farklı görüşlere ve farklı tanımlara maruz kalmıştır. Türkiye gençliği, Atatürk döneminde Cumhuriyeti ileriye taşıyacak olan akıllı, zeki, siyasete aktif olarak katılması istenen bir gençlik imajına sahipti. Daha sonra 1960-1970’li yıllardaki hükümetlerin, gençlerin devlet yönetiminde söz sahibi olmak isteğine karşı çıkmış ve engellemeye çalışmıştır. Bu durum siyasetin içerisinde değil de siyaset mekanizmasının dışında bir gençleşmeye sebep olmuştur. Bu siyaset dışı gençleşme durumunun sonucunda; Devrimci, Milliyetçi, İslamcı ideolojileri benimseyen genç dinamik örgütleşmeler oluşmuştur. Bu durum; mevcut siyasi durumun dışında bir olay olması sebebiyle ve Türkiye’yi baştan oluşturabilecek enerjiye ve vizyona sahip olduğu gerekçesi ile 12 Eylül Darbesini yapacak olan Kenan Evren liderliğindeki Askeri yönetim tarafından bir tehdit veya bir tehlike olarak görülmüş olup, 12 Eylül Darbesi ile 1960-1970’li yıllarda oluşan bu genç örgütlenmeleri ortadan kaldırılmıştır. Temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması ve gençlik örgütlenmelerin önüne engel koyulması ile 1980 gençliği apolitik bir hale getirilmeye çalışılmıştır, nitekim bu da başarılmıştır. Darbe sonrası dönemde ise dünyada yükselen Neo-Liberal akımla beraber gençlere yeni sıfatlar yüklenmiştir. Yüklenen sıfatlarla beraber 1980 sonrası gençlik; Bireysel, Apolitik ve rahatına düşkün olarak tasvir edilmiştir. Gençlik ise bu tasvirler karşısında 90’larda özellikle müzik akımları altında oluşan “Metalci” gibi alt kimliklerle ortaya çıkmıştır. Nitekim Türkiye tarihinde oluşan bu alt kimliklere medya tarafından “Satanist” gibi yakıştırmalar yapılarak bir tehdit ve hedef unsuru olarak gösterilmiştir. 2000’li yıllara gelindiğinde ise globalleşen dünyanın etkisiyle gençlik; sanatı ve sosyal medyayı daha yaygın olarak kullanmaya başlamış, bireysel çıkarlar yerine belli değerler etrafında toplanıp örgütleşmeye başlamıştır. Bu değişen durumun en yüze vurduğu olay Gezi olayları olmuştur. Gezi olaylarında gençlik, yetişkin dünyaya; gençliğinde toplumun bir aktörü olduğunu hatırlatmıştır. Siyasiler Gezi olaylarından sonra gençleri dikkate almış ve kafalarındaki gençlik tanımını güncellemiş olsa da siyaset mekanizması yine gençliği kabul etmeyen bir yer olarak kalmıştır.

ÖNEMİ ARTAN GENÇLİK

Seçimlere bir yıl kala hem Cumhur İttifakı hem de Millet İttifakı seçimlerin kaderini değiştirebilecek bir faktörün önemini kavradılar. Bu faktör ise gençler idi. Ülkemizin nüfusunun dörtte birini oluşturan gençlerin hiç şüphesiz ki 2023 seçimlerini etkisinin büyük olacağı kesindir. Partiler bu yüzden gençleri yanına çekecek vaatlerde bulunup, seçilmeleri durumunda yapacakları projelerini söylemeye başladılar. Nitekim her parti aynı düzeyde ilgilenmemekte ve gençleri çekmek için aynı uğraşı vermemektedir. NDI’nin yaptığı “Gençlerin Politik Tercihleri” adlı araştırmasına göre; Gençleri siyasete dahil etme konusunda en başarılı partinin, yüzde 28,7 gibi bir oranla Cumhuriyet Halk Partisi olurken 2.sırada ise yüzde 23,0 gibi bir oranla Adalet ve Kalkınma Partisi olmuştur. Yine NDI’nın çalışmalarına baktığımızda sosyal medyayı en aktif kullanan partiler sorusuna yine aynı sıra olmak üzere cevap verilmiştir. (Yüzde 35,5 ile Cumhuriyet Halk Partisi, yüzde 28,3 ile Adalet ve Kalkınma Partisi) Bu durum rastlantı değildir; çünkü gençlerin büyük bir bölümü sosyal medya kullanmakta hatta gündemi sosyal medyadan öğrenmentedir. Eğer bir parti gençleri kendi yanına çekmek istiyorsa; sosyal medyayı etkili kullanması önemli bir etmen olacaktır. Nitekim Siyasilerde bunun farkına varmış olacak ki, bu konuda adım atmışlardır. Bu konuda en büyük adımı ise Cumhuriyet Halk Partisi başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU yapmıştır. Kendisi partisinin Youtube kanalı üzerinden seçildikten sonra gençlere yönelik politikalarından bahsetmiştir. Bu politikaları ise şu şekildedir,

-Gençlerin ilk alacakları XBOX, PlayStation gibi oyun konsolları ile telefonlarda ÖTV’nin 0 olması.

-İlk internet paketlerinde vergi alınmaması ve indirimli paketlerin olması

-KYK kredisinin 0 faizle işe başlandıktan sonra ödenmesi

-Üniversiteye gidecek gençler için 1000 TL’lik yardım

-Devlet tarafından yardım alan ailelerin çocuklarına devlet dairelerinde pozitif ayrımcılığın olacağını ve torpilin bitirilecek

Bunun yanı sıra Kemal KILIÇDAROĞLU gençler tarafından sevilen ve büyük bir popülerliğe sahip Twitch yayıncısı Jahrein adıyla bilinen Ahmet SONUÇ ile bir röportaj yapmıştır. Kemal KILIÇDAROĞLU yaptığı bu hareketle birlikte siyasilerin sosyal medya kullanımını artmış olduğunu görmekteyiz. Daha sonra Ümit ÖZDAĞ, Meral AKŞENER, gibi isimlerinde sosyal medyayı kullanarak gençlerle birebir sohbet ettiğini, gençler için ünlü veya sevilen kişilerle röportaj yaparak gençleri yanına çekmeye çalıştığını ve partilerinin vaatlerini söylediklerini görmekteyiz.

GENÇLERİN GÖZÜNDEN SİYASET

Peki; “Siyasilerin bu hareketlerine ve politikalarına gençler nasıl bakmaktadır?”   Gibi bir soru sorulacak olursa; gençlerin büyük bir kısmı bu hareketlerin samimiyetsiz, popülist, belli bir çizgi üzerinde durmayan her an başka bir boyuta geçebilen, bir dediği bir dediğini tutmayan, gerçekçi olmayan ve boşa çaba harcayan bir bakış açısı, cevaplarını verdiklerini duyacaksınız.  Peki “bunun sebebi nedir?” Bunun birçok sebebi vardır; bunların en başında 1960-1970’lerde oluşan gençleri siyaset mekanizmasında kabul etmeyen algıdır. Siyasi mekanizmanın içerisinde bulunamayan gençler bu durumun neticesinde siyasette olması gerektiğinden daha az temsil edilmiştir. Bir diğer sorun da siyasilerin gençler gibi düşünememesi veya düşünmek istememesidir. Türkiye’de siyasilerin yaş ortalaması 60’ın üzerindedir (yaş ortalaması 65’tir), siyasilerin birçoğunun BOOMER kuşağı (1946-1964) yani İkinci Dünya Savaşından sonra oluşan nüfus patlamasında doğan kişilerden olduklarını görmekteyiz. Siyasilerin bu özelliği kuşak çatışmasına sebep olmaktadır ki 2023 seçimlerinde oy verecek kesimlerden biri olan Z kuşağı içerisindeki bireylerle aralarında iki Kuşak olduğu gerçeğini de düşünecek olursak, bu çatışmanın yaşanması çok normal olacaktır. Kuşak çatışmasından dolayı BOOMER olan siyasilerin, gençlerin gözünden bakması zordur ancak imkânsız değildir. Lakin Türkiye siyaseti için konuşacak olursak siyasiler, genç gözüyle bakamamakta ya da bakmak istememektedirler. Yani siyasiler kendi gözünden bakarak hareket etmektedirler. Bir başka önemli etken ise 1980 darbesi sonrası oluşan durumdur. 1980 Darbesi sonrası gençlerde apolitik düşünce yapısı oluşmaya başlamıştır. Bununda en büyük sebebi askeri darbe ile gelen Kenan EVREN hükümetinin sağcı solcu ayırt etmeden yaptığı tutuklamalar ve tutuklulara uyguladığı muamelelerdir. 1980’lerde başlayan bu apolitik duruş Gezi olayları ile birlikte çatırdamaya başlasa da gençlerde bu durumun devam ettiğini söyleyebiliriz. Mesela büyüklerimizin “Aman siyasete bulaşma”, “Rengini veya fikrini ulu orta yerde belli etme”, “Olaylara karışma” gibi öğütlerini halen duymaktayız. Siyasiler ise bu durumu devam ettirmeye çalışmakta veya bu durumu engelleyememektedir. Gençleri sadece oy olarak görme eğilimleri görünmektedir. Bir önemli durum ise gençlerin mevcut siyasi mekanizma içerisinde yer edinebilmek için, kendi düşünce sistemine uygun davranarak değil de yaş ortalaması 65 olan siyasilerin dünyasına veya düşünce sistemine uygun davranarak yükselebileceğini düşünmesinden kaynaklanmaktadır. Gençlerin bu düşüncesi ise siyaset mekanizmasına dahil olma çabalarının boşa kürek çekme olarak görmelerine neden olmaktadır.

GENÇLERİN İSTEKLERİ

Peki; “Gençler mevcut iktidardan ne istiyor?” bunun cevabı anlamak için önce gençlerin sorunlarına bakmamız gerekmektedir.

Bu sorunların en büyükleri ekonomik sorunlar olmaktadır. Günümüz Türkiye’si için en büyük sorun olarak görünen ekonomi, gençler içinde en büyük sorundur. Bu sorunu biraz açarsak eğer şöyle bir manzarayla karşılaşmaktayız ;  en temel ihtiyaçları karşılamak için gerekli olan para miktarının yüksek olması, eğitimini tamamlamasına rağmen mesleğini yapamama, işsiz kalma korkusu veya gelecek kaygısı, elektrik, su, kira gibi faturaların pahalılığı, sosyalleşme sayılacak aktivitelerin pahalı olması, KYK kredisinin veya bursunun yeterli olmaması ve bunun üstüne daha sonra ödenecek olan bu paranın yüksek miktarda geri ödenmesi, özellikle iş bulamayan gençler için ayrı bir dert olmaktadır. Ekonomik sorunların yanında gençler için diğer en büyük sorunlar; İdeolojik sorunlar, eğitim sorunları ve altyapı sorunları olmaktadır. Bu sorunlara bakacak olursak eğer, ilk olarak Eğitim sorunundan başlamamız gerekir. Eğitim sorunu olarak Türkiye’de; eğitimin kalitesizleşmesi, üniversite sayısının gereksiz fazla olması, müfredatın ideolojik etmenlerden dolayı değişmesi (Evrim konusunun çıkarılması gibi) diploma belgesinin git gide önemini yitirmesi, atanamama durumu gibi etmenleri diyebiliriz. İdeolojik sorunları ise; iktidarın kendi ideolojisini normal yaşantıya aktarması sonucu ortaya çıkan sorunlar şeklinde açabiliriz. Buna örnek verecek olursak; sosyal medyada veya yaşantımızda devlet dairelerinin personel alımında KPSS puanı değil de ideolojik etmenlere göre alımların yapıldığını duymuşuz veya görmüşüzdür. Bunun gibi örneklerin yanında ucuz olmasından dolayı bazı aileler tarafından tercih edilen (özellikle gelir durumu düşük aileler) Süleymancı, Kadiri gibi Cemaatlerin yurtlarına gönderilen gençlere istekleri dışında Cemaat tarafından, Cemaatin öğretilerinin dayatılması veya zorla yaptırılması durumu vardır ki, Enes Kara’nın bu sebepten ötürü intihar etmesi bu sorunun en güncel örneğidir. Bir başka büyük ideolojik sorun ise mülteci meselesidir. Kaçak yollarla ülkemize gelen kaçak göçmenlerin, suç oranında büyük bir artışa sebep olması sadece gençler için değil Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları içinde bir sorundur. Altyapı sorunu ise, globalleşen dünyada özellikle internet gibi iletişim olanakları sağlayan altyapıların yetersiz veya çağın gerisinde olmasından kaynaklanan sorunlardır. Türkiye en pahalı ve en yavaş internet sağlayan ülkelerden biri olmasının yanı sıra, özellikle Covid-19 salgınından sonra eğitimdeki bilgisayar gibi teknolojik aletlerin rolünün artmasıyla beraber, Türkiye’nin eğitim sisteminde belli başlı değişikler olmuş ve bu değişikliklerle beraber altyapının yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durumu şöyle açıklayabilirim. Karantina  döneminde online eğitime geçiş yaşandı, bu sebeple Türkiye’nin her bir bölgesinde internet üzerinden eğitime geçildi. Fakat görüldü ki; özellikle doğu illerinde bırakın online eğitim için gerekli olan altyapının eksikliğini, telefonun dahi çekmediği bölgeler olduğu ortaya çıktı. Bu durumun yanı sıra Avrupa ile kıyaslandığında; Ankara veya İstanbul gibi Türkiye’nin gelişmiş şehirlerinin bile altyapısı çok geride kalmaktadır. Bu gibi örneklerle Altyapı sorununu anlatabiliriz.

Yukarıda belirtiğim sorunlar, gençler dışında birçok kesiminde ortak problemleridir. Bu durum bize gençlerin, bu toplumun bir parçası olduğunu, onları dışlamanın yersiz ve anlamsız olduğunu gösteren örneklerden biridir. Nitekim dünya bu durumu çoktan kavramış ve siyasi mekanizmalarını gençleştirmeye başlamış olacak ki, dünyanın gelişmiş ülkelerinde artık gençler ülkelerinin siyaset mekanizmasında rahat bir şekilde bulunmakta hatta Finlandiya’da olduğu gibi, Sanna MARİN gibi genç sayılan isimlerin hükümetin başına geçtiği bile görünmektedir.

GENÇLERİN 2023 SEÇİMİ SONRASI SEÇİLEN İKTİDARDAN BEKLENTİLERİ

2023 seçimlerinde nasıl bir sonuç çıkar bilinmez ama, gençlerin seçim sonrası iktidara gelen hükümetten beklentileri bellidir. Bunlar üç ana beklenti üzerine kuruludur. Bu ana beklentilerin ilki, insanların fikirlerini rahatça beyan edebildiği, temel hak ve özgürlüklere saygılı, temel hak ve özgürlüklerini koruyan, Anayasa tarafından belirtilen özgürlüklerin ve hakların olduğu ve bu hak ve özgürlüklerin korunduğu, gençlerin hiçbir zorluk yaşamadan Anayasanın belirtmiş olduğu  siyaset mekanizmasının içinde olabilen gruplara aynı kolaylıkla dahil olabildiği bir ortamın oluşmasıdır. İkinci ise hiç şüphesiz en önemlisi olan ekonomik sorunlar içerisinde bulunan istihdam ve işsizlik sorununun giderilmesidir. Yeni iş olanaklarının oluşturulması ve istihdam yaratılması üzerine kurulu olan bu beklentinin bu kadar önemli olmasının sebebi işsizlik oranının 2022 yılında yüzde 11,5 olarak TÜİK tarafından açıklanması (nitekim çoğu ekonomist ve uzmanlar bu rakamın doğru olmadığını yüzde 20’li bir civarda olduğunu söylemiş olsa da) %11,5’lik oran Cumhuriyet tarihinin en yüksek işsizlik oranı olma özelliğine sahiptir. Bu olguyu desteklemek adına şu bilgiyi verebilirim, NDI’ nin yaptığı araştırmada 2021 yılı içerisinde “Partilerin hangi politikaları o partilere oy vermenizi sağlar” sorusuna katılanların yüzde 39,1’i iş bulma ve istihdam cevaplarını vermiştir. Aynı araştırma içerisinde yer alan “Yerel seçim vaatlerinden en önem verdikleri 3 tanesi” sorusuna en çok verilen cevap yüzde 48,3 ile İstihdam yaratma ve iş bulma olmuştur. Bu durum bir tesadüf değildir. Tarih boyunca insanların derdinin geçim derdi olduğunu unutmamak gerekir.  Üçüncü olarak ise eğitimin, ideolojik etmenler yerine aklın ve bilimin ön planda olduğu laik bir hale gelmesi, üniversitelerin sayısının azaltılıp niteliklerinin artırılması, KYK kredilerinin yeterli bir miktarda verilmesi ve ödenecek miktarın faizinin azaltılması istenilmektedir. Nitekim aynı araştırmada, içerisinde “Partilerin hangi politikaları o partilere oy vermenizi sağlar” sorusuna verilen cevaplardan 2. sırada yüzde 35,6 ile Eğitim Hizmetleri bulunacaktır.

Gençliğin 2023 seçimi sonrası iktidara gelen hükümetten beklentisi yukarıda belirtiğim üç ana beklenti üzerine kuruludur. Bunu açıklamam gerekirse; eğer ki bu üç temel beklenti karşılanır ise dolaylı yoldan da diğer sorunların çözümlerine gidilmiş olur. Yani siz eğer ilk ana beklenti olarak belirtiğim temel hak ve özgürlüklerin olduğu bir durumu oluşturursanız torpili engellemiş olursunuz, böylece ikinci ve benim aralarında en önemli beklenti olarak gördüğüm istihdam ve iş olanaklarını oluşturma beklentisini karşılama adına büyük bir adım atmış olursunuz. Bir başka verebileceğim örnek ise şudur; eğer ki üçüncü ana beklenti olarak bahsettiğim eğitimi rasyonel ve akılcı bir hale getirirseniz, bu eğitim sisteminden yetişecek bireyler altyapı sorununu çözmekte adım atılabilir. Gençler bu durumun farkında mıdır bilemem fakat şunu söyleyebilirim ki, araştırmalar ve yapılan röportajlar sonucunda gençliğin beklentileri yukarıda belirtiğim üç ana temel beklenti üzerinde durmaktadır. Seçim sonrası oluşan iktidar eğer ki bu üç temel beklentiyi karşılarsa ve oluşan düzeni korumaya devam edip yolundan sapmaz ise gençlerin büyük bir desteğini alacağı aşikardır.

 

 KAYNAKÇA

NDI-Gençlerin Politik Tercihleri Araştırma Raporu (2021)

KONRAD ADENAUER STIFTUNG-Türkiye Gençlik Araştırması (2021)

TEAM (Toplumsal Etki Araştırmaları Merkezi-Gençlerin Siyaset Algıları, Siyasetten Beklentileri (2021)

 

kaynak: Ortak Akıl Politika Geliştirme Derneği

 

 

Benzer Haberler

Facebook'ta Biz

Çanakkale Rent a Car Banka Kredisi diş rehberi Bozcaada Otelleri Bozcaada Otelleri Bozcaada Pansiyonları