ÖZDÜR MUMCU:”YALANLARIN GERÇEK DİYE YUTTURULMAYA ÇALIŞILDIĞI, GERÇEKLERİN İFTİRA DİYE KARARTILDIĞI VAKİTLER BUNLAR.”

Ana Sayfa » GÜNCEL » ÖZDÜR MUMCU:”YALANLARIN GERÇEK DİYE YUTTURULMAYA ÇALIŞILDIĞI, GERÇEKLERİN İFTİRA DİYE KARARTILDIĞI VAKİTLER BUNLAR.”

17.05.2018 - 7:57

ÖZDÜR MUMCU:”YALANLARIN GERÇEK DİYE YUTTURULMAYA ÇALIŞILDIĞI, GERÇEKLERİN İFTİRA DİYE KARARTILDIĞI VAKİTLER BUNLAR.”

Cumhuriyet Gazetesi’nden Özgür Mumcu’nun, Soma’da madenciye tekme atmasıyla hatırlanan Başbakanlık müşaviri Yusuf Yerkel ile Barış Atay ve Ahmet Hakan arasındaki tartışmadan yola çıkarak, rövanşizme düşmeden adil yargılanmanın hayata geçirilmesinin önemini işlediği yazısına şu sözlerle giriyor:

”301 madencinin hayatını kaybettiği Soma felaketinin dördüncü yıldönümünde Muharrem İnce’nin, madenci tekmelemesiyle hatırlanan başbakanlık müşaviri Yusuf Yerkel hakkındaki “tekme atandan hesap sormazsam namerdim” açıklamasının etkileri sürüyor. 
Dört senedir sessizliğini koruyan Yerkel, sosyal medya aracılığıyla “Böyle birolayda yer almamdan dolayı tekrar derin üzüntülerimi ifade ediyor, kamuoyundan özür diliyorum” mesajını yayımladı. 
Bunun üzerine İnce, “Özür dilemek yetmez, hesap verecek” dedi. Yerkel ise tekmelediği madenci Erdal Kocabıyık’ı arayarak özür dilediğini ve kendisiyle helalleştiğini ileri sürdü. Kocabıyık’ın yalanlaması gecikmedi. Özrü kabul etmediğini ve Yerkel’in telefonlarına dahi çıkmadığını ifade etti. 
Tekme hadisesinden sonra madenci Kocabıyık, “kamu malına zarar vermek”suçundan 10 ay ceza almıştı. Oysa görüntüler izlendiğinde zırhlı bir araca bir tekme savurduğu, ardından iki jandarma tarafından yere yığıldığı ve henüz yerdeyken arkalardan kopup gelen Yusuf Yerkel tarafından tekmelendiği görülüyor.”

Peki her şey böylesine açık biçimde ortadayken, yani Yerkel’in madenciyi tekmelediği videoda belirgin bir biçimde görülürken o tarihte ne olmuştu?

Özgür Mumcu yazısının devamında yalanlar ve gerçekler arasındaki bağı bakın nasıl kuruyor:

Hatırlayalım. O vakitler, parti sözcüsü Hüseyin Çelik olayda asıl Yerkel’in şiddet gördüğünü ve 7 gün rapor aldığını söylemişti. Yani Yerkel’e partisi adına sahip çıkmıştı. 
Görüntüler ortada. Zırhlı aracın o tekmeden zarar görme ihtimali yok. Yerkel, şiddete uğramamış. Aksine yerde yatan birini darp etmiş. Sosyal medya paylaşımlarında bir AKP militanı olduğu anlaşılan bir doktordan 7 gün rapor almayı başarmış. Belli ki sahte olan bu raporu Hüseyin Çelik savunmuş. Yetmez gibi Yerkel’in üzüntülü olduğunu ancak özür dilemediğini de açıklamış. 
Muharrem İnce’nin açıklamasından sonraki gelişmeler üzerine oyuncu BarışAtay, sosyal medyada “Hepiniz ağlayarak özür dileyeceksiniz. O gün geldiğinde; affedeni, acıyanı, yargılamaktan vazgeçeni de unutmayacağız! Yok öyle ‘torunlarla emeklilik, hepimiz kardeşiz, kavga istemiyoruz’ falan. Her şey yeni başlıyor. Bu ülkeye, insanına yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz” diye yazdı. 
Hem Yerkel’in samimiyetsiz özrüne hem de muhalefetin iktidara gelirse “rövanşizme” başvurmayacağını söylemesine tepki gösterdi.
Hürriyet gazetesinden Ahmet HakanMeral Akşener ve Muharrem İnce’den Barış Atay’a haddini bildirmesini talep eden bir yazı kaleme aldı. Atay, dün sabah saatlerinde gözaltına alındı. 
Bütün bu hikâye şunları gösteriyor. 
Video kaydının açıkça gösterdiği gerçeklere rağmen, şiddete uğradığını söyleyen ve rapor alan bir müşavir var. Bu müşavire destek çıkan bir bakan var. Yerde acımasızca tekmelendiği halde 10 ay hapse mahkûm edilen bir madenci var. 
İktidarın yargılamadan anladığı siyasi cezalandırma. O sebeple de ilerde yargılanma ihtimalinden bahsedilmesini bile bir tehdit olarak algılıyor. Sebebi basit çünkü kendisi de yargılamayı siyasi hasımlarını cezalandırmanın bir yolu olarak değerlendiriyor. Kendi başına da aynısının geleceğinden korkuyor. Yargılamanın aslında ne olduğunu dahi unutmuş durumda. 
Hukuk devleti çökerse, yargı iktidarın bir sopası haline gelirse sonucu bu olur. 
Yalanların gerçek diye yutturulmaya çalışıldığı, gerçeklerin iftira diye karartıldığı, hukukun ve yargılamanın bir siyasi silaha dönüştüğü vakitler bunlar. 
Tam da bu sebeple şayet iktidar el değiştirirse, hukuk devletinin yeniden kurulması ve adil yargılama ilkesinin baş tacı olması şart. Rövanşizme düşmeden adil yargılanmanın hayata geçirilmesi herkesi rahatlatır.”

Ziyaretçi Yorumları

İlgili Terimler :