18 Mayıs 2021 - Hoş geldiniz

PROF.DR. İBRAHİM ORTAŞ YAZDI- CEVİZ HIRSIZLIĞI YAPAN KARGADAN DOĞA YASASI DERSİ

Ana Sayfa » GÜNCEL » PROF.DR. İBRAHİM ORTAŞ YAZDI- CEVİZ HIRSIZLIĞI YAPAN KARGADAN DOĞA YASASI DERSİ

Eklenme : 18.04.2021 - 11:42

PROF.DR. İBRAHİM ORTAŞ YAZDI- CEVİZ HIRSIZLIĞI YAPAN KARGADAN DOĞA YASASI DERSİ

 

Kent Merkezindeki Marketin Önündeki Torbadan Ceviz Hırsızlığı Yapan Karganın Öğrettiği

Sosyal medyada bir marketin önünde satışa sunulan plastik torbalara paketlenmiş cevizler görüntüleniyor. Bir anda bir karga gelip gagasıyla torbayı yırtıyor ve bir ceviz alıp gidiyor. Bir süre sonra başka kargalar da geliyorlar, benzer şekilde birer ceviz alıp gidiyorlar.

Kargaların zekâsı hep ilgi çekmiştir. Çaldıkları cevizin içini çıkarmak için yüksekten bırakarak kırılmasını sağlıyor ve sonra da içi alıp besleniyorlar.

Paylaşımın yapıldığı ortamın altındaki ifade ilginç: “Ceviz Hırsızı Kargalar”. Evet, olay nereden baktığınıza bağlı. Market sahibine göre hırsız karga, cevizlerin plastik paketini yırttı, standart paketler bozuldu. Karga cevizleri çalmakla kalmadı, yeniden paketleme için de iş çıkardı. Bir başka pencereden bakınca karga da bir can ve onun da yaşama hakkı var. Yaşamak için de doğası gereği ihtiyacı kadarını yemek zorunda.

Doğanın bir gerçeği olarak, karganın beslenmek amacıyla, kimseye aldırmadan cevizleri alıp gitmesi kayıt altına alınmıştı. Binlerce insanın yaşadığı kent merkezinde, korkusuzca marketin önündeki ceviz torbasını yırtıp ihtiyacı olan cevizi kapan karga, oldu hırsız karga. Evet, kargaların açıktan, kent merkezinde bir bakkalın ürünlerini alıp götürmeleri haber oldu. Muhtemelen kargalar o coğrafyada uzun zamandır yaşıyordu. Kentlerin büyümesi sonucu, hayvanların yaşam ve beslenme alanları insanların yaşam alanları arasında sıkıştı kaldı.

Bir pencereden bakılırsa, doğadaki canlılar beslenmek için kimseden izin almadan ihtiyaçları kadar gıdayı, belli ve zorlu mücadelelerle, temin etmektedirler. Diğer pencereye göre ise, karga başkasının ürününü aldığı için hırsız olarak nitelendiriliyor.

Ancak bu canlılar bizlerden farklı olarak sadece ihtiyaçları kadar alıyorlar. Bu hırsızlıkta derin bir öğretici bilgi okuyor ve görüyorum. İhtiyacı ve taşıyabileceği kadar ceviz alan karganın öğretisini çok önemsedim. Bu çerçevede karınlarını doyurmak için yaptıkları makul görülmek zorunda. Hayvanlar gıdalarını kendileri üretemedikleri ve hazırlayamadıkları için doğanın sunduğu olanakları en iyi şekilde değerlendirmek zorundadırlar. Ayrıca hayvanlar gıdaları hazmetme özellikleri nedeniyle de beslenmelerinde çok seçicidirler. Ne yiyebileceklerini çok iyi seçip öğrenebiliyorlar.

Ayrıca hayvanların çoğu ihtiyacı kadar gıda topluyor. Bazı canlılar özellikle karıncalar, arılar ve toprak altında yaşayan canlılar kışlık gıda biriktiriyorlar. Ancak bu canlılar ürettikleri ve tükettikleri ile doğaya dolaylı olarak katkıda bulunmaktadırlar. Belgesellerde çoğu zaman üzülerek izlediğimiz, etobur kedigillerin bir geyik, keçi veya başka bir hayvanı avlamasına dayanamıyoruz. Sürüye dalan büyük kediler sürüdeki en zayıf veya hasta olanı yakalayıp yiyorlar, ta ki bir sonra karınları acıkıncaya kadar. Ancak işin doğası öyle. Doğa kendi halinde iken canlılar azalmıyor, denge korunuyor.

 

Doğayı-Ekolojiyi Mutlaka Erken Dönemde Öğretmemiz Gerekiyor

Doğanın işleyişi eğitim yolu ile insanımıza kazandırılamadığı için, biz insanlar yaşamı çoğu zaman “ben merkezli” gözü ile değerlendiriyoruz, veya çıkarımıza yenik düşüyoruz. Doğayı ve ekolojiyi tam anlamadığımız için yanlış analizler yapıyoruz.  Sebep-sonuç ilişkisi içinde yanlış analiz istenmedik sonuçları doğuruyor.  Bu sarmalda, birçok konu ve nedenden dolayı da ciddi sorunlar yaşadığımızı düşünüyorum. Eğitimde çok erken dönemlerde ekolojik kavramlar öğrencilere fark ettirilip benimsetilseydi, sanırım daha paylaşımcı ve bencilikten kurtulmuş, empati yapıyor olurduk. Bugün ben merkezli yaşayan geniş bir  insan topluluğu var dünyamızda. Çoğunlukla da doğadan uzak, beton duvarlar arasında, gürültü ile atmosfere gaz salan araçlar ve işe yetişmeye çalışan insanların  koşuşturmasından başka bir şey görmeyen bu insan topluluğu, başka canlıların canı olduğunu ve onların da gıda ihtiyacı olacağını nasıl fark edebilir? Geçimini sağlamak için iş bulmak amacı ile kırsaldan koparak kentlere yerleşenlerin gözü, yeni kapalı kent yaşamında, artık başka bir şeyi görmüyor. Eğitimin amacı olan farkındalık yaratmayı amacından çıkarıp çok para kazanmak, başkasını yönetecek konuma gelmek için, sınava dayalı bir yarışın içine soktuk öğrencilerimizi. Geçenlerde vefat eden Doğan Cüceloğlu hocamız, ”analığına ilişkin önemli bir “yaşamı anlama öğretisini” sıkça anlatıyordu : Doğan Bey çocukluğunda bir serçeyi öldürmek ister. Analığı “yavrum onun da bir canı var, onun da bir annesi babası var der.” Doğan bey çok sonraları bu farkındalığı kavradığını belirtir.

Evet her canlının yaşama hakkı vardır ve kutsaldır.

Yeryüzü tek başına hiç kimseye değil, yaşayan her canlıya aittir.

Karganın, kuşun, börtü böceğin, virüsün sınırı ve pasaportu yoktur.

Biz insanlar gibi bir yerden bir yere gitmek için izne tabi değildirler.

Pandemiden dolayı evden dışarı çıkmamıza bile müsaade edilmiyor, fakat biz çoğu zaman kendimizi doğanın efendisi sanıyoruz.

O zaman soru şu: Hırsızlıkla suçlanan karga mı özgür, yoksa biz mi?

 

Doğada Canlılar Nesillerini Devam Ettirmek İçin Meyve-Tohum-Yumurta Üretir, Biz Ceviz Yiyelim Diye Ceviz Ağacı Ceviz Vermiyor !

Doğayı biraz daha derinden gözlediğimizde, kendi içinde bütünlüklü bir işleyişi ve dengesi olduğu anlaşılmaktadır. Aslında doğada kendiliğinden yetişen bir ceviz ağacı neslini devam ettirmek için meyve üretiyor. Ancak kendini o ceviz ağacının ve toprağın sahibi gören bir çiftçi-üretici ağacın cevizini malı olarak toplayıp pazarda satışa sundu. Ceviz ağacı ve hatta karga açısından, çiftçi  vatandaş  farkına varmadan, yerinde hareket edemeyen ağacın meyvesine el koymuş, hatta izin almadan hırsızlık yapmış gibi oldu. Aslında o ceviz ağacı insanlar ceviz yesin diye meyve üretmedi, ancak biz el koyduk ve para kazanmak için pazara taşıdık. Karga da karnını doyurmak için geldi, o meyveleri toplayan insanın cevizlerine sahip çıktı. Gerçekte olan doğada olması gerekendir. Karga cevizi sadece yemekle kalmıyor, aynı zamanda ceviz ağacının daha geniş alanlara yayılmasına da destek oluyor. Kargaların bu hizmet karşılığı tükettikleri ceviz miktarının asla zarar verecek boyutta ulaşmayacağını biliyoruz. Burada sadece ortam değişmiştir, aslında olan, doğadaki ile aynıdır. Cevizi gören kargalar doğalarına uygun bir davranışı tekrarlamışlardır ki, bu da bilenler için hiç de şaşırtıcı olmamıştır.

 

Doğa Öğretisi Kendimizi Anlamamızı Sağladı

İnsanlık tarihi başında beri kendi doğal sosyolojinin ilkelerini “insan-doğa” ve “insan-insan ilişkisi” eksenine indirgemiştir. İnsan doğa ilişkisinde “algı-sezgi” ve “akıl-bilim önceliğinde” kurgulamasını sürdürerek ve/de geliştirerek doğayı ve yaslarını önemli ölçüde kavradı. Doğa anlaşıldıkça, doğa-insan ilişkisi daha çok anlaşılır oldu. Newton “Doğa okunacak en büyük kitaptır” diyordu. Albert Einstein da Newton’a “Doğa onun için, harflerini çaba göstermeden, kolayca okuyabildiği açık bir kitaptı” demişti.  Ne kadar önemli, doğayı okumak ve onu anlamak. Bir tarafta varlığını sürdürmek için gıda arayışındaki karganın ihtiyacı kadar cevizi alması, diğer tarafta doğanın kurallarını zorlayarak tüm cevizleri toplayıp satan insanoğlu. Aslında doğayı anlamanın kendimizi anlamakla eşanlamlı olduğu da bir gerçektir. İnsanlığın bugün yaşadığı sorunların özü, kişisel çıkarlarını doğanın ve kamunun çıkarlarının önüne almasından başka bir şey değildir.

Sonuç olarak ekosistem gözü ile hırsız kim?

Ceviz ağacındaki meyvelerin tümüne el koyup pazara sunan insan mı?

Yoksa marketin önünde satışa sunulan cevizden yiyeceği kadarını alan karga mı?

 

NOT: Prof. Dr. Alaettin Taysun hocanın paylaştığı bir videodan esinlenilerek yazı kaleme alındı. Prof. Dr. Cengiz Darıcı hocam makaleyi okuyarak katkı koydular. Hocalarıma teşekkür ederim.

 

Benzer Haberler

Facebook'ta Biz

Çanakkale Rent a Car Banka Kredisi diş rehberi Bozcaada Otelleri Bozcaada Otelleri Bozcaada Pansiyonları